imanilmihali.com

İman, esasları, çeşitleri, mahiyeti ve hükmü

Kelime-i Şehadet

Mülk ve Kudret Allahındır

İman, esasları, çeşitleri, mahiyeti ve hükmü anlaşılmadan kime, neden, nasıl iman etmek sorusunun cevabı bulunamaz ve inançsızlıkla iman birbirine karışarak kulu Allah yolundan saptırarak nefse ve şeytana tabi kılar. İman etmek o kadar önemlidir ki İslam’ın da, ibadet ve ahlakın da, salih amel ve ahlakın da nüvesi imandır ve iman etmeden kimse cennete gidemez. Bu nedenle imanı elde tutmak ve güçlendirmek, iman vermesi ve nefsimizi temizlemesi için Yüce Allah’a yalvarmak dünya ve ahiret kurtuluşu için olması gerekendir. İmansız bir yaşam bizi zengin, güçlü veya şöhretli bile yapsa cehenneme mahkum eder ve şeytan en kötü yol göstericidir. En kötüsü ise tövbeden kaçarak şirk içinde imansız olarak ölmektir.  

>> Son eklenen 10 yazı <<

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla !

Kime ve neden iman etmek sorusunun cevabı Kur’an’da, kainat ve bedendeki  ayetlerdedir. Cevap; her şeyi tek başına yaratan, dilediğini yapan, eşi benzeri – ortağı bulunmayan, her şeyi gören ve bilen “Yüce Allah”tır. O, sadece kendisine iman ve teslimiyeti emreden, sonsuz hikmet sahibidir. Din O’nun, din günü sadece O’nundur. Bütün hamd ve şükürler sadece O’na mahsustur. Allah’tan başka ilah yok, Allah’tan başka veli yoktur. Şefaat tümden ve sadece Allah’a aittir. Mülk, ilim ve kudret sadece O’nundur. En güzel isimler sadece O’nundur. 

İman ve iman etmek nedir?

Yüce Allah’a, kitaplarına, meleklerine, ahiretine, peygamberlerine, ve kadere etmek zorunda olduğumuz iman, görmediğimiz halde sırf Allah emrettiği için AMENTÜ duasında andığımız konulara şüphesiz inanmaktır. İkna olarak, samimiyetle, tanıyıp anlayarak, severek, yalansız-riyasız iman etmek boynumuzun borcudur. 

İman, Allah’ı bulabilmektir. Makbul imanın özü tevhid, imana sadakat takvadır. İmanı bilen sadece Allah’tır ve takva sadece Allah katında bir üstünlük derecesidir. İman, dilde değil kalpte yaşatılması gereken yavru bir kuştur ki beslenmez ve ihmal edilirse ya ölür ya yuvadan kaçar gider.

İmanın çeşitleri, taklidi, tafsili, icmali ve tahkiki imandır ki, tüm ibadet, niyet ve amellerin mesnedi, ilk adımı imandır. İmanın tezahürü, ibadet, salih amel, güzel ahlak ve şerre kilit olmakla belli olur. İmanın giriş kapısı sadece Allah diyebilmek, Allah’tan korkarım ve aciz bir günahkarım diyebilmektir. İmanın kısımları ise bizlere tahkiki ve tafsili olan hakiki imanı tarif eder. 

Kul, yaşam ve ahiret

Kul, mutlak irade sahibi Rab’bine fıtrata ve misaka uygun yanaşmaya vesile arayan, tevhid nuruyla yaşamın gayesine erebilenlerdir. Besmele her işin başı, Fatiha, Allah’a verdiğimiz sözdür. Kul, cüzi iradesiyle zıtlıklar arasından doğruyu seçerse ödüllendirilecek ama kötüyü seçerse cezalandırılacaktır. İnsan, iman üzere yaşamak mecburiyetinde olan, aklın, ruhun ve kalbin hakkını vermek zorunda olandır. İyilik önce Allah’a, sonra etrafımıza ve nihayet kendimize yaptığımızdır. İyiliğe mükafat misliyle, kötülüğe ancak kendisiyledir.

Yaşam, hak, adalet, ölçü ve denge üzerine kuruludur. Yaşam, imanların ölçüleceği süreç, sınav, Allah’ın sınırlarına gösterdiğimiz riayet, saygı, muhabbet ve sevginin ölçülmesidir. Kısmetler nasibimiz, alın yazısı kaderimizdir. Dünya hayatı süslü bir oyun ve eğlenceden ibarettir ve aşırı dünya sevgisi bütün kötülüklerin başıdır. Yaşamda en büyük gaye; Allah rızasına mazhar olabilmektir. Allah adına adaleti ayakta tutmaya yeminli Rahman’ın mü’min kulları ahirette gülecek olanlardır. Ümmetin imtihanı para, şirk ve dünya süsleridir. Zerrece haksızlık yapılmayacak o din gününde en önce sorulacak soru ise “iman”dır. Çünkü Allah hayatı ve ölümü, kimin daha iyi iş yapacağını görmek, iman edecekleri seçmek için yaratan ve hesap soracak olandır. 

Ahiret bazı yüzlerin güleceği, bazılarının ise elemden kararacağı din gününün adıdır. Hesap, zerrece haksızlık yapılmadan görülecektir. Günahkarlardan günahlarının sorulmayacağı o günde bahtiyar olacaklar imanlarından vazgeçmeyenler ve bu hal üzere ölenlerdir. Azaba ve ateşe mahkumlar ise imandan yoksun, şeytana, dünya malına ve nefsine tabi cahil ahmaklardır. Şeytan işi pisliklerden sıyrılarak nefsini terbiye edebilen Kur’an vicdanlı mü’minler bedbaht olmayacaktır. Nimetlerden sorulacağımız o günde herkes görecektir ki en büyük nimet nefes, iman ve Kur’an’dır.

Kur’an ve İslam

Kur’an Allah kelamı, Hz. Peygamber Yüce Allah’ın muazzez elçisidir. Hakikat ve hak Kur’an’dadır. Kur’an’ı anlayarak okumak her müslümana FARZ’dır. Dini Kur’an’dan öğrenen Peygamberimizin sünnetlerinin Kur’an’a uygun ve tahrif edilmemiş olanları başımızın tacıdır. Fıtratta, Melekler, Peygamberler ve tüm insanlar sadece Allah’a iman edeceğine yemin etmiş, başka ilah tanımayacağına and vermiştir. Sınav, bu ahde sadakat, şeytana aldanmamak meselesidir.

İlkeler dini ve Allah katındaki tek din İslam, ihsanın ve sınavın, ibadet şekillerinin adı, Hak’kın egemenliği, Allah’ın insanlığa son rahmetidir. İslam’ı; arı ve duru din olarak tutmak, şirk’e bulaştırmamak, bölmemek, Allah’ın ipi Kur’an’a sarılmak ve dindeki emevicilik, israiliyat, arabizm ve cehalet dönemi örfleri kaynaklı yaban otlarını temizlemek, şeytanlara aldanmamak, hurafe ve rivayetleri saf dışı bırakmak, aklı kullanıp manevi mikroplara yem olmamak, dinci yobazlara kanmamak her Müslümanın vefa borcudur.

İslam, samimiyet ve huşu ister. Maneviyattan uzaklaşan, beşerileşen, kişilere ve mişnalara mahkum edilen, tarikatleşen, hurafelere boğulan ve şekilciliğe bürünen İslam Allah’ın dini değildir. Kutsal olan arapça lisanı değil Kur’an’ın mesajıdır. Tüm insanlar kardeş, tüm varlıklar yaratılmıştır. En yüce kardeşlik iman kardeşliğidir. İmanın mahiyeti ve hükmü bu kardeşliği tesis ve egemen kılmak gayelidir.

İslam’ın şartları ; Kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, oruç tutmak ve hacca gitmektir ve İslam’a girmekle iman etmek aynı şey değildir. Mü’minler iman edenler, müslümanlar İslam’a girenlerdir. Her mü’min müslümandır ama her müslüman mü’min değildir. Dua ibadet, zekat köprü, tevbe her zaman açık rahmet kapısıdır. Şükür minnetimiz, dua yakarışımız, secde miracımız, sabır ve tevekkül müsibetlere dayanma gücümüzdür. Kul elemde sabır ve dua ile, sefada şükür ve infak ile ama her durumda İMAN ile yaşaması, iman üzere ölmesi lazım gelendir.

İmanı yitirmek

İmanı yitirmek, yaşanabilecek en büyük talihsizliktir. Yeryüzünün ahir zamandaki belası “imansızlık” ve “farkında bile olmadan şeytanın şirk dinine tabi olmak”tır ve açık veya gizli olarak Yüce Allah’a varlık ve yönetimde eş ve ortaklar atamak demek olan şirk affedilmeyecek tek günahtır ve en büyük zulümdür. Allah ile aldatan münafıklar, iblise tabi olan müşrikler ahirette en ağır cezaya çarptırılacak olanlardır ve Yüce Allah’ın dolduracağına ahdettiği cehennemde müşriklerle münafıkların yeri kafirlerden de aşağıdadır. Şeytan en büyük düşman ve en kötü yol gösterici, hakikati gözleriyle gördüğü halde inkar edip saptıran, insanları kendisi gibi isyankar yapmaya çalışan, vaadinden cayan, cahil, batılı hak’kın yerine koymaya çalışan, aldatan ve akibetleri karartandır. Vebal büyük, cennetler güzel, azap fenadır.

Kime ve neden iman etmek sorusunun cevabına çıkan tüm yolların üzerinde sadece Allah vardır. Allah dünyada herkesin herşeyi, ahirette herkesin Rahman’ı ama SADECE mü’minlerin Rahim’i ve melekler her zaman mü’minlerin dostu, kafir ve müşriklerin daima can düşmanıdır. Cennetlere sadece iman edenler girecektir. Cehennemler ise imandan yoksunların yurdudur ve onların sınavı ateş ve azapla Allah dileyene kadar devam edecektir.

Tevhid ve küfür mücadelesi

Dünya üzerinde iki çeşit insan vardır ki iman edenler Allah dostu, etmeyenler şeytanın yandaşlarıdır. Kur’an’da iki çeşit din vardır ki biri Rahman’ın dini İslam, diğeri şeytanın dini Şirk’tir. Her kul tevhid ve küfür mücadelesinde bu iki taraftan birisini seçmek ve ona göre yaşamak zorundadır. Mesele dünyanın değil, Müslümanların müslüman olabilmesidir. Mesele Kur’an ile yeniden yapılanabilmek, haksızlıklara sessiz kalmamak ve tevbeler ile imana dönebilmektir. Yüce Allah, kafirler istemese de nurunu tamamlayacaktır. Ayetlerin manasıyla oynayarak, hadisler uydurarak dine ve peygambere yalan söyletenler azapların en ağırına müstehak olanlardır.

Nafile çırpınışlar ve hakikat tecellisi

Elem ve yeis halinde teslimiyet, kalbe girememişse – haksızlığa haykıramıyorsa İMAN, nasuh değilse tevbe, huşu ve iman yoksa ibadet, vicdan ve merhamet yoksa ahlak, terbiye edilmemişse nefis, Allah rızasını aramak yoksa amel, paylaşmak, yardımlaşmak, sevmek ve affetmek yoksa servetlerle yaşamak, riya ve gösterişe bulandıysa İslam kula fayda sağlamaz.

Fayda Kur’an’da, kurtuluş ve esenlik iman’dadır. Bu sayfalardaki gayemiz imanı ve şirk belasını tanıtmak, kulları Hak yoluna davet etmektir. Niyetimiz güzel, kalbimiz temiz, gayretimiz masumanedir. Yolumuz ALLAH yolu, rehberimiz Kur’an ve PEYGAMBERİMİZ’dir. Hatamız ve günahımız varsa Yüce Rab’bim affetsin! Rab’bim bu sayfaları okuyandan da okutandan da razı olsun. Bilinsin ki ; Doğruyu ve imanı sadece Allah bilir. Akibet muttakilerindir ve sadece kafirler Allah’tan umut keser. 

“İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya; işte güven onların hakkıdır. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır.” (En’am 6/82)

Rabbim bizleri Kur’an ve Hz. Peygamber yolundan ayırmasın. Rabbim bizleri sadece ve samimiyetle Allah’a iman edip kul olabilenlerden eylesin. Amin!