Kelime-i Şehadet

İman İlmihali.COM

AKAİD, İman ilmihali

 

İMAN;


" Kainatın ve bilinen bilinmeyen her şeyin Yaratıcısı ALLAHBir ve ibadete layık Tek ilah kabul etmek, Allah'ın ötesine berisine başkaca yedek ilah, şefaatçi, aracı yakıştırmamak, dünya hayatının bir sınav ve AHİRETİN hak olduğunu tasdik etmek, HESAP VE MİZANIN mutlak yaşanacağına şahit olmak, tüm Kutsal kitap ve Peygamberlerin Allah tarafından gönderildiğini tasdik ve ikrar etmek ancak makbul olarak KUR'AN'ı son kitap, HZ. MUHAMMED (SAV)'ı son peygamber kabul etmek, kader ve kazaya inanmak, hayır ve şerrin Allah'tan olduğunu bilmek, MELEKLERİN varlığına itimat etmek, Allah dostlarını dost, Allah düşmanlarını düşman edinmek, velhasıl her nefeste Yüce Rabbi; tek malik, tek veli, tek Mevla kabul etmek, kalpten inanmak ve HAMD ile anarak sadece Allah'a yönelmektir. "


İman esasları

İMAN ESASLARI;


AMENTÜ DUASI'nda da okuduğumuz gibi şu altı hususa kalben itikad etmek, dil ile söylemek, söz ve davranışlar ile bunu ispat etmektir;



Allah’a iman, tek ve muktedir Yaratan’ın Allah olduğunu bilmek, sadece hayatı ve ölümü bahşeden tek malikimiz Allah’a ibadet ve kulluk etmek, rızkı ve nimeti sadece Allah’tan beklemek, O’nun peygamberlerine, kitaplarına, dinine tüm kalbimizle ve muhabbetle dört elle sarılmak ve İmana sadakatle sahip çıkmaktır.


Kitaplara iman, Allah katından vahyedilen tüm kitaplara iman etmek, hepsinin Allah’tan olduğunu ancak insan eliyle tahrif edildiklerini bilmek, sadece Kur’an’ın ilk vahyedildiği şekilde muhafaza edildiğini kabul etmek, tahrif edilmemiş tek kaynak olan Kur’an’ı ve Kur’an’ın emrettiği İslam’ı diğer kitap ve dinlerden yeğ tutarak tevhide yönelmektir.


Peygamberlere iman, tüm peygamberlerin Allah tarafından seçilip tevhidi tebliğ ile görevlendirildiğini bilmek, ismini ve sayısını bilemediğimiz Peygamberlerin tamamına saygı ile yaklaşmak ancak Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (sav)’i son ve tüm insanlık için gönderilmiş rahmet peygamberi olarak kabul etmek, O’nun tebliğ ve izahlarını, sünnet ve ahlakını kabul etmek, Kur’an nurunu Allah’ın izniyle hayata yansıtan, Kur’an dışı iş ve söz üretmeyen muazzez Peygamberimizi gönülden sevmek ve izinden gitmektir.


Ahirete iman, ahiretin var ve yaşanacak, hesap ve mizanın hak, helalleşmenin, cennet ve cehennemin mutlak olduğunu bilmek, fani dünyadan sonraki baki hayatın bu dünya ,imtihanındaki iş ve sözlerimize göre şekilleneceğini bilmek, gayba, ilahi sisteme ve Allah dostlarına görmeden itikad etmektir.


Meleklere iman, nurdan yaratılmış ve görevlerini layıkıyla yapan sevgili meleklerin Allah’ın en büyük yardımcıları olduğunu bilmek, şekilleri, cinsleri, kanatları, soy ve sopları hakkında gereksiz yorumlar yapmamak, onların Allah’ın kızları olmadığını bilmek, en önemlisi meleklerin Mü’minlere dost, kafir ve müşriklere düşman olduğunu idrak etmektir.


Kaza ve kadere iman, fıtratta hakkımızda belirlenen ve Levh-i Mahfuz’da yazılı değişmez kaderin ve cüzi irademizle etkileyebileceğimiz mutlak olmayan kaderin varlığını idrak etmek, kaderimiz ne olursa olsun ezeli ve akibeti bilen Allah’ın niyet ve gayretlerimizi ödüllendireceğini ummak, cüzi irademizle yaptığımız sayısız tercihlerden ötürü sorumluluk taşıdığımızı kabullenmek, kazanın kaderin hayata geçmesi demek olduğunu anlamak, hayır ve şerrin sınavın parçaları olduğuna inanmaktır.


İman, iman edilecek şeylere detaylı veya detaysız olarak inanma durumuna göre icmali ve tafsili olarak ikiye ayrılır.


İCMALİ İMAN; inanılacak şeylere kısaca ve toptan inanmak demektir. İmanın en özlü ve en kısa şekli olan icmâlî iman, tevhid ve şehadet kelimelerinde özetlenmiştir. İmanın ilk derecesi ve İslâm'ın ilk temel direği budur.


TAFSİLİ İMAN; inanılacak şeylerin her birine, açık ve geniş şekilde, ayrıntılı olarak inanmaya denir.


Yine İman, iman edilecek şeylere yüzeysel ve detaylı iman etmek şeklinde ikiye ayrılır.


TAKLİDİ İMAN; delillere dayalı olmaksızın sadece çevrenin telkini ile meydana gelen ve âdeta kişinin İslâm toplumunda doğup büyümüş olmasının tabii sonucu olarak gözüken imana denilir. Ehl-i sünnet bilginlerinin çoğuna göre bu tür iman geçerli olmakla beraber, kişi imanı aklî ve dinî delillerle güçlendirmediğinden dolayı sorumludur.


TAHKİKİ İMAN ise; iman edilecek esaslara, bilerek, araştırıp ikna olarak, aklı ve kalbi ortak ederek inanmak ve gereğini yapmaya hazır olmaktır.


İman damlaları

İMANIN GÜZELİ; muhakkak tafsili yani ayrıntılı ve tahkiki yani kalp ve aklın birlikte iknası şeklinde gerçekleşen şeklidir. İmana sahip olmak kadar muhafaza edip, ecele kadar güçlendirip saklamak ta önemlidir ki bunun için imana salih amel katmak gerekir. Bu da, ibadet, infak, tevazu, merhamet, kötülükten sakınmak, zikir, tevekkül, tevbe, şükür, dua, iyilik gibi beşeri güzellikleri ve KUR'AN AHLAKINI benimsemek ile mümkündür.


MÜSLÜMAN VE MÜ'MİN arasındaki fark imanı dil ile söyleyip geçmek veya kalp ile yaşamak ve hayata yansıtmaktır. Bu nedenle Kelime-i Şehadet kelimesi İslam'ın şartı olarak Müslüman olmaya yeterken, imanı kalpte yaşamak ve Kur'an'ı hayata rehber edinmek kulu mü'min mertebesine yükseltir.Ve Rabbimizin başkaca bir lutuf ve rahmeti olmaz ise cennete girecek olanlar sadece mü'minlerdir.


İman esasları

İmanlı kalpler, şeytanın uzanamayacağı kalplerdir ve secde şeytanın araya giremeyeceği tek yerdir. NEFSİN VE ŞEYTANIN OYUNCAĞI olmak istemeyen sabırlı ve hayırlı kullar imana sarılmak, İBADET ve ahlak ile kendisini geliştirmek ve örnek Müslüman olmak zorundadır. Çünkü ahiret haktır, helalleşme haktır, ölüm de, CENNET VE CEHENNEM de haktır, yaşanacaktır.


NEFİS ve şeytana karşı koyabilen kamil insanlar; TEVHİD yolunda durmadan yürüyen, KUL HAKKI yemeyen, ZULMETMEYEN, büyüklenmeyen, israf ve haramdan kaçınan, Allah rızasından başkaca dileği olmayan, HELAL lokma peşinde koşan, ALLAH'IN SINIRLARINA riayet etmeye çalışanlardır.


Rabbim imanlı kullarını defteri sağdan verilenlerden eylesin. Amin!


Kur’an ile öğüt ver

MUKADDİME //


Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,


Amacımız; Allah'ın izniyle ve doğrusunu Allah bilir diyerek, kulları SADECE ALLAH'A İMAN ETMEYE davet etmek, mü'minlerin TEVHİD nuru ile aydınlanmasına, imanı tanıtmaya, türlü pislik ve kandırılmışlıklardan arındırmaya ve güçlendirmeye gayret etmek, şeytanın en büyük hilesine maruz milyonlarca Müslümana tevhidin en büyük düşmanı "ŞİRK DİNİNİ" tanıtmak, İMAN - İBADET - AHLAK bütünlemesi ile inanan kalplere sabır, merhamet, dürüstlük ve hayırlarda yarışmayı öğütlemektir. Niyetimiz güzel, kalbimiz temiz, gayretimiz masumanedir. Yolumuz ALLAH yolu, rehberimiz Kur'an ve PEYGAMBERİMİZ'dir. Hatamız ve günahımız varsa Yüce Rab'bim affetsin! Rab'bim bu sayfaları okuyandan da okutandan da razı olsun. AMİN!


DIŞ BAĞLANTILAR




Peygamberimizin hayatı ve İslama daveti

PEYGAMBERİMİZ BUYURUYOR Kİ; //


“Benim durumum, bir ateşin yanındaki kişinin durumuna benzer. Ateş yanıp etrafını aydınlattığı zaman, pervaneler ve diğer bazı böcekler kendilerini ateşe atmaya başlarlar. Adam yanmamaları için onları ateşten uzaklaştırmaya çalışır, fakat onlar buna rağmen kendilerini ateşe atarlar. Aynı şekilde ben de sizleri eteklerinizden tutup cehennem çukuruna düşmekten alıkoymaya çalışıyorum; 'Buraya gelin, ateşten uzaklaşın, buraya gelin, ateşten uzaklaşın' diye bağırıyorum. Ama ne var ki, sizler elimden kurtulup doğruca cehennem çukuruna koşmaya devam ediyorsunuz.”



İblisin ahdi

Şirk öğrenilmeden TEVHİD, küfür öğrenilmeden hidayet, cehenneme götüren yollar öğrenilmeden, cennete götüren yollar öğrenilemez. Cennete ulaşmayı arzulayan Yaratan’a sevdalı gönüller, cehennemden sakınma yollarına malik olmadan sırat-ı müstakim üzerinde kalamazlar! Çünkü İblis, insanı Allah yolundan çevirmeye ahdetmiştir ve Allah şeytanları iman etmeyenlere arkadaş kılandır.