Anasayfa / DAHA FAZLA / Güncel / Kıskançlık
imanilmihali.com
gıybet

Kıskançlık

Kıskançlık

De ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”(Felak 113/1-5)

HEPİMİZİ KEMİREN HASTALIK KISKANÇLIK

Eskiler buna haset demişler. Herhangi birinin makamını, mevkiini, onurunu, rahatını, esenliğini çekememek olarak da nitelendirilmiş. İnsanlığın en eski hastalığıdır haset. Şeytanı iblise çevirip cennetten çıkaran, Hz. Adem’i haset etmesidir. Kabil’i kardeş katili yapan hasettir. Nemrut’u ilahlık taslamaya götüren hasettir. Ebu Cehil’i Hz. Peygamber’e (s.a.v.) düşman kılan da aynı duygudur.

KISKANÇLIK ŞEYTANIN MİRASIDIR!

Yüce Kuran çok yerde hasedi kınar. Aslında kıskançlık hakkında ayetlerin inmesi bile onun ne kadar güçlü ve köklü bir kötü duygu olduğunu göstermeye yeter. Bir ayette “Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara elverişli kılınmıştır. (Nisa,128) buyurularak, insanın zafiyetine işaret edilir ve bu halin ıslahı istenir. Sonra kişi hasetçinin hasedine karşı uyarılır. “Ve haset edicinin haset ettiği andaki hasedinden sabahın Rabbine sığınırım.” (Felak, 1-5) denilir.

İnkârcılar, Peygamberliği bile haset ettiler (Bakara,90). Aslında ehli kitabın (Yahudi ve Hıristiyanların) da Hz. Peygamber’i (s.a.v.) hasetten ötürü reddettiği hatırlatılır. (Bakara, 109) Daha sonra işin bamteline dokunulur. Bütün hasetçilerin hasetlerinin temelindeki hastalığa işaret edilir. “Yoksa onlar Allah’ın kendi bereketinden insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar.” (Nisa, 54) Evet mesele budur. Yüce Allah’ın paylaşmasını kabul etmeme.

MÜSLÜMAN’IN KISKANÇLIKLA İMTİHANI

Hz. Peygamber (s.a.v.) bizim kıskançlık hastalığına tutulacağımızı biliyordu. Onun için de ikaz ediyordu. “Hasetten kaçının. O ateşin odunu tükettiği gibi bütün hayırları tüketir.” (Ebu Davud, edeb, 52) “Size eski ümmetlerin hastalığı bulaşacak. Bunlar haset ve nefrettir. Bunlar kökünden kazır. Bakın saçı kazır demiyorum, dini kökünden kazır” diyorum. Böyle buyuruyordu.

Yüce Rabbimiz tümümüzü haset edicinin hasedinden korusun. Biz hasetten kendimizi koruyamayız. Sadece Allah lütfeder ve korursa korur. Çünkü hasûd -hasetçi- leke atar, iftira atar, tezgâh kurar, çamur atar, düzen kurar, arkadan vurur, zafiyet anı bekler, takılanı tekmeler, düşene abanır, ölçüsüzdür. Abartılıdır. İmanını nefsine kurban etmiştir. Ondan insaf bekleyemezsin. Çünkü hasetçinin hasedi, Allah’adır.

O, Yüce Allah’ın taksimini kabul etmiyor, farkında olmadan örtülü şirke bulaşıyor. Böyle birine karşı ne yapabilirsiniz. “Allah’ım beni koru” demekten başka! Bir de; haset eden, haset ettiğinde hayırlı bir iş yaptığına inanıyorsa, yani inandığı bir şey için bunu yapıyorsa hakikaten Yüce Rabbin korumasına sığınmaktan başka çareniz yoktur.

NEDEN KISKANIRLAR?

Bir insanın bir insanı neden kıskandığını hiç düşündünüz mü?

Ya kişiye olan düşmanlıktan dolayı; ya kibirden dolayı.

Ya Allah’ın taksimini reddetmekten dolayı.

Ya liderlik sevdasından dolayı.

Ya yükseleni çekememe hastalığından dolayı.

Ya herkesi lekeli görme dileğinden dolayı.

Ya sevdiği bir kişiden daha yüksek birini, kabullenememekten dolayı.

Ya elindeki kazanımların kaybolacağı korkusundan dolayı.

Ya kalbinde şeytani hisler katmerleştiğinden dolayı.

Ya pozisyonunun kaybolacağı duygusundan dolayı.

Ya elindeki mal-mülk ve makamın başkasına gideceği korkusundan dolayı.

Ya tevekkül anlayışında zafiyet olduğundan dolayı.

Ya başkasının elindekine tamah etmekten dolayı.

Ya elindeki saltanatın evladına kalmayacağı endişesinden dolayı.

Ya da, kontrol altında tuttuğu insanların başka yere kayacağı korkusundan dolayı, kıskanır ve haset eder.

Kısacası, haset edenin kadere, Allah’ın taksimine, Allah’ın hükmüne ve Allah’ın iradesine itirazı vardır. Mesele bu kadar açıktır.

KISKANÇLIKTAN NASIL KORUNACAĞIZ?

Haset sadece aşağıdan yukarıya olmaz. Bazen de yukarıdan aşağı olur. Yukarı makamdaki, makamını korumak için alttakilerini, yani potansiyel rakiplerini de kıskanır. Kimse yerinden kımıldamasın ister. Makamının ebedi olmasını ister. Bunun için de her yolu dener. Diyelim ki mevkiniz, itibarınız, imkânlarınız var, belli bir makamdasınız. Hasetten yaka silkiyorsunuz. Her şeyi bırakır da dağdaki mağaraya çekilseniz bile hasetçi sizin peşinizi bırakmaz. Çünkü ondaki bu hal bir hastalıktır. Tedavi olmadan bu halden kurtulamaz.

Size bu mağarayı bile çok görür. Hatta şöyle der kendi kendine: “Ya bu adam günün birinde mağaradan çıkarsa halim ne olacak?” Evet bu kadar zavallıca bir hal. Hasetçinin bu hastalıktan kurtulmak için tövbe etmesi, tevekkül etmesi ve günün birinde her nimetin son bulacağını düşünmesi lazım. Dünyada kendinden daha küçük nimet sahibine bakmalıdır. Yukarıdakilere değil. Şöyle düşünmelidir: Başkasının elindeki nimet veya itibar kaybolduğunda bana da kalmaz belki de bana hiç gelmez. Rabbim tümümüzü her hasetçinin hasedinden, her şer sahibinin şerrinden korusun. Kötülük düşünenleri ıslah etsin veya kötü hesaplarını onlara çevirsin.(Nihat Hatipoğlu)

Kıskançlık

Allah’ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. (Nisa 4/32)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti

Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti

Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti Konuya evvela algının ‘birey veya toplum üzerinde yaratılmak istenen ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir