Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahde vefa imandandır
imanilmihali.com
Ahde vefa imandandır

Ahde vefa imandandır

Ahde vefa imandandır

Ahid kelime anlamı olarak anlaşma, verilen söz, vefa sadık kalmak, borcunu ve sözünü inkar etmemek, kabullenmektir. Tamlama olarak ahde vefa ise sözüne ve anlaşmasına sadık kalmak demektir.

Yüce Allah, ahdine, sözüne en sadık olan, sözünü yerine getirendir.

“Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.” (Tevbe 9/111)

Ahidlerin en büyüğü ve iman sınavına temel teşkil edeni ise A’raf suresinde kısaca bahsedilen yeminleşmedir.

Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım. Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.” Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.” (A’raf 7/16-18)

“Biz, o Peygamber’e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik.” (Yasin 36/69,70)

Ve Allah sözünü yerine getiren kullarını sever.

“Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.” (Al-i İmran 3/76)

Kitap’ta İsmail’i de an. Şüphesiz o, sözünde duran bir kimse idi. Bir resûl, bir nebî idi.” (Meryem 19/54)

“Onlar (mü’minler), emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.” (Mearic 70/32)

Helak edilen kavimlerin ortak özelliği ise Rabbimize verdikleri sadakat ve iman konusunda verdikleri sözü unutmaları, inkar etmeleri ve dünya malına dalıp gitmeleridir.

“İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler. Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk.” (A’raf 7/101,102)

“Sözünde durma, verdiği sözlere bağlı kalma, özü ve sözü doğru olma anlamına gelen ahde vefâ, İslâm ahlâkının en önemli prensiplerinden biridir. Kur’ân’a göre ahde vefâ, îmân ederek Allâh ile ahidleşmiş ve böylece kendisini hür iradesiyle kendisini sadakat yükümlülüğü altına sokmuş olan müminin ahlâkî bir borcudur. İster insanlara, ister Allâh’a karşı verilmiş olsun her ahid ve söz, yükümlülük şartlarını taşıyan her insanı borçlu ve sorumlu kılar. Bu sorumluluğun yerine getirilmesine ahde vefâ veya ahde riâyet denilir (Bakara, 2/177; Mü’minûn, 23/8).” (DİB)

Özetle ahde vefa; ister insanlara ister Rabbimize karşı verilmiş söze, edilen yemine, yapılan anlaşmaya sadık kalmak, uymak, gereğini yerine getirmektir.

İnsanın Allah’a verdiği en yüce söz ise muhakkak Fatiha suresinde yapmış olduğumuz yemindir.

“Bismillâhirrahmânirrahîm. Hamd , Âlemlerin Rabbi , Rahmân , Rahîm , hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur. (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.” (Fatiha 1)

Bu sözün yüce ve geri dönülmez olmasının manası her rekatta tekrarlanmasındadır. Yazık ki Arapça Kur’an’a gömülmüş cehalet tohumları bu sözün idrakinde olmadıklarından her türlü pisliği icra eder, haramlardan sakınmazlar. Bu halleriyle de ahde vefanın kırıntısına sahip olmadan şeytana köpek olurlar.

Mü’min kullar ise dillerindeki Fatiha’yı yüreklerinde hissedenlerdir. Çünkü onlar haklarında gerçekleşecek azap veya müjdenin farkında olan, hakikati gören, Allah ve Peygamberine iman eden kullardır. Ahde vefa ise Fatiha ile verilen söze, fıtratta ettiğimiz yemine sadık olmak, iblisin yeminine karşılık Rabbimizin ettiği yeminden (A’raf 7/11-25) titremek ve Rabbimize layık kullar olmaya çalışmaktır.

“İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.” (Ahkaf 46/18)

Ahde vefa; İblise, şerre, boş ve yalan söze değil, Rabbimize, hakka, hakikate ve insanlara karşı olandır.

Rabbim kullarını sözünden döndürmesin.

Rabbim bizleri Fatiha’da verdiğimiz söze layık ve buna göre yaşayan kullarından eylesin.

Rabbim bizi sapmış ve gazaba uğramışlardan muhafaza ve müdafaa eylesin.

Rabbim tüm mü’minleri bağışlasın.

Amin!

Ahde vefa imandandır

Bu yazıyı okudunuz mu?

Fetva-i Azam (En büyük Fetva)

Fetva-i Azam (En büyük Fetva)

Fetva-i Azam (En büyük Fetva) Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla! Değerli Müslümanlar, Allah Bir’dir, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir