Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / Ahir zamanda genç olmak
imanilmihali.com
Ahir zamanda genç olmak

Ahir zamanda genç olmak

Ahir zamanda genç olmak

Genel kabule göre genç kesimin yaş aralığı yaklaşık 17 ile 35 arasıdır. Bunun öncesi çocukluk, ötesi orta yaş grubudur. Bu takriben dinen reşit olma yaşı ile başlayan ve aklı ile kalbi buluşturma yaşı olan kırk’a denk gelen aralıktır. Bu kesim ailenin ve toplumların itici ve üretken gücü, dinamik ve mantıklı iş gören, sağduyulu, emniyetten üretime, ekonomiden siyasete, spordan sanata kadar topluma liderlik eden, hem çalışan hem istihdam sağlayan yaş grubudur.

Aynı zamanda bu üretken grup, deli-kanlı, tez canlı, sabırsız, bazen aç gözlü, hırslı, para ile şımaran, bir kısmı şiddete meyilli, hatta nefsine kurban, kandırılmaya ve menfaati için kandırmaya müsait kesimdir.

Zaman ahir zaman olunca da konumuza müracat eder ve hallerini incelemeye başlarız. Karşımıza çıkan tablo ise çok iç açıcı değildir.

Toplumların manevi gücünü oluşturan iman ve İslam gençliğin çoğusunun kalbine girebilmiş değildir. Girdiği iddiasında olanlar ise yanlış bilgilerle avunmakta, kişileri rehber edinmekte, değişik cemiyetlerde cemaati ötekileştirmeye alet olmakta, kanmakta ve maalesef Kur’an’dan uzak yaşamaktadır.

Bu uzaklık ise şaffaflığı engellemekle kalmayıp merhametsizliğe, vurdumduymazlığa, en temel dini vecibelere riayetsizliğe, hatta hile ve dolana yol açmakta, kalbi bu meseleler için yormayan gençlik aklını boş ve anlamsız meşguliyetlerle yormaktadır.

En acımasız düşmanlara ve sinsi yılanlara karşı tedbirde öncülük etmesi gereken gençlik sessiz hatta duyarsız kalabilmekte, merhametsiz ve zalimce yapılan şiddet ve işkenceleri izlemekle yetinmekte, dizi ve ekranlardaki et pazarlıklarını izlemekle günlerini geçirmektedir.

Vatana, imana, İslama, geleneklere düşman olanlarca el birliğiyle geliştirilen seferler bile gençliğe bir şey anlatamamakta, bana dokunmayan yılan bin yaşasın misali başlar ve akıllar maaş ve modern cihazlarla meşgul olmaktadır.

Kadına, çocuğa, tabiata, hayvan dostlarımıza karşı işkenceye varan zulümlere bile sessiz kalan gençlik, dini akideden uzak adeta inkar ve isyan alemine demir atmış vaziyettedir.

Din içi ve dışı diğer din gruplarının da etkisiyle ılımlılaşan, diyanetin yetersiz fetvaları ile cehaleti artan, hurafelere boğulan ve okumak yerine dinlemeyi seçen gençlik, namus ve erdemine uzanan kirli elleri bile def etmekten aciz haldedir.

Yazık ki gençliğin tek ve temel düşüncesi geliri, maaşı, parası ve satın alma gücüdür.

Geleceği emanet edeceğimiz gençlerin bizzat kendilerince kullanılacak doğal alanların tahribine sessiz kalması, ekonomideki yanlışlar umurunda bile değilken, spora, yeni teknolojik oyunlara, kıyafete, lüks ve israfa ayırdığı emek, zaman ve para anlaşılır gibi değildir.

Büyüklerinden de örnek alarak, daha küçüklere de kötü örnek olarak yapageldikleri bu hatalar nedeniyle toplum her geçen gün yozlaşmakta, maneviyat maddeciliğe yenik düşmektedir.

Dünden ders almayan ve yarını şekillendirmeyi düşünmeden yaşayan gençlik en temel fazilet değerlerinden bile uzaklaşmakta, nefse kurban halde ahir zamana uzanmaktadır.

Ahir zamanda ateşten gömlek olacak imansızlık belası gençliği sarmış, yutmak üzeredir.

Yarınların geleceği bu gençler olmamalı, gençler yarınlara daha hazır ve inançlı olarak hazırlanmalı, nefislerin ve şeytanların oyun ve tuzaklarından acilen kurtulmalıdır ki ahir zaman öteleri müslüman toplum için umut verici olabilsin.

Tevhide giden yolda şirkten habersiz, inanç yolunda küfürden habersiz yürümekte olan gençlik, bilgiye değil güce, inanca değil paraya hürmet etmekle ziyandadır. Dahası kişi ve makamlara teba olması, ehliyetsiz ve liyakatsiz iken işlere talip olması gibi sayısız haksızlığa da bilmeden imza atan gençliğe ne anlatan vardır ve ne de gençlik anlama niyetindedir.

Toplumdaki ahlaki yozlaşmanın daha fazlasını ve akut seviyede yaşayan gençlik modern zaman aldatmacalarına, teknolojik tuzaklara fazlaca hassas, paraya fazlaca tutsaktır.

Haram ve helal ayrımına gerek duymayan, paraya ilah derecesinde tapan bu gençlikle İslam’ın daha yükseklere çıkması zordur.

Aileden başlaması, okulla artması, hayat ile zirve yapması gereken imani ve ibadeti meseleler maalesef kağıt üzerinde ve nüfus cüzdanlarında kalmakta, sempatizanlık, partizanlık ve taraftarlık adına en temel değerlere yapılan tacizlere sessiz kalınmaktadır.

Böyle olunca da toplumun bir kesimi hep ezik ve tutsak yaşamaya mahkum, karanlıklara mahkum edilirken, aydınlıkta bol para ile yaşamakta olanların da saltanatı tehlikeye düşmektedir. Çünkü bu toplumsal yaranın herkese sıçraması doğal olandır.

Ailelerin maneviyat alanında yapması gerekenlerden bihaber olması, bilenlerin sorumluluğu başkalarına havale etmesi, okullarda bu eğitimin sadece nota tahvil bir mesele olarak görülmesi, Kur’an kurslarının arapça kurslarına dönüştürülmesi nedeniyle İslam’ın özünden haberli olanların sayısı her geçen gün azalmaktadır.

Bu Peygamberimizin ihbarında olandır ama Yüce Allah buna asla razı değildir.

Kur’an yerine sayısız roman ve diziyi takip eden, ibadet yerine zehirli ve yanlış işlere zaman ayıran gençliğin kendisini eğitmesi ve nefsini terbiye etmesi de zordur.

Çözüm aslında basittir ama inanç, sabır, bilgi ve vicdan gerektirir. Bunlar ise bu zamanda tarlalarda yetişmeyen tahıllar grubundadır.

Aileler, akrabalar, öğretmenler ve tüm alimlerin gaye ve hedefi din adına önce Kur’an’ı öğretmektir ki Peygamberimiz bile dini Kur’an’dan öğrenmiştir. O’nun tüm izahı, tebliğ ve daveti hep Kur’an iledir ve O hep Kur’an ile öğüt vermiştir. Zorlamadan, ötekileştirmeden, tevbesine imkan tanıyarak ve umudunu kaybetmeden.

Yine O asla diliyle inandım diyene kafir muamelesi yapmamış, herkesin bir gün iman edeceğine olan inancını hiç kaybetmemiştir. O, mü’minleri Kur’an çemberinde iman kardeşliğine toplayıp muzaffer olmuş, Allah’ın yardımı bu sayede gerçekleşmiştir.

Ahir zamanı yaşadığımız şu anlarda ise en yakın olması gereken Kur’an maalesef hayatın dışına itilmiş haldedir ve her cemaat kendi dinini kendisi yaratmaktadır. Dini bölen, Allah’ın ipini lime lime ayıran bu şer gayretler nedeniyle iman kardeşliği yara almış, inancın yerini paraya tutsak gençliğin kadeh ve kahkahaları almıştır.

Kumar sokaklarda kol gezerken, ahlaksızlık ve adaletsizlik kanunlaşırken, arapçaya mahkum gençlik Fatiha’nın mealinden bile habersizken ve toplum İblisin ahdinden habersiz yaşarken gelecek çok daha kötü olacaktır.

Orta yaş gurubu imanı ve ibadeti, ahlak ve salih ameli buraya kadar yaşatabilmiştir. gençlik şimdi bu bayrağı alıp yukarılara taşımak zorundadır ama görünen odur ki bu bayrak daha aşağılara düşecek ve şeytanlar muharebeleri kazanmaya devam edecektir.

Allah’ın vaadi haktır ve O, kendisiyle Peygamberinin yani İslam’ın galip geleceğini müjdelemiştir ama bu tembelliğe mazeret değil, bilakis bu uğurda cihad etmeye teşviktir.

Bilimden sanata, spordan siyasete her alanda İslam’ı yüceltmek ve Allah’ın ahlakını topluma kazandırmak her yaştaki insanın asli görevidir. Gençlik bu görevde ön cephede olmalı, örnek ve lider olmalıdır.

Ancak bu sayededir ki Kur’ani iman sokakları doldurur ve kötülükler bir bir kaybolur.

Gençlik haplara, kumar ve şaraba, inançsızlıklara, maddecilik gibi inkarlara bulaşmadan maneviyatını yüceltmeli ve şirki tanıyarak şeytanlara savaş ilan etmelidir. Yoksa bu dünyada para da boldur, şehvetler de. Lakin bilinmelidir ki kafirler için bu cennetten başka cennet yoktur. Mü’minler içinse bu dünyada çekilen eziyetler bile ahiret yurdunda sevap ve mükafat olarak geri dönecektir.

Böyleyken her genç aklını başına almalı, kalbini dinlemeli ve doğruyu sadece Kur’an’da aramalıdır.

Yoksa israiliyat, siyonizm ve satanizim gibi ateistlikler, müşriklikler güçlenerek bela olmaya devam edecektir. Unutulmamalıdır ki şeytanın ahdine karşılık Yüce Allah insanlara koruyucu kalkanı da vermiştir ve o kalkan “iman”dır.

Allah’a iman eden, Peygamberi örnek alan ve Kur’an’a uyan kulun zaten şeytanlarla işi olmayacaktır ve o inşallah kurtulanlardan olacaktır.

Mesele taraf tutmak ama doğru tarafta olmaktır. İnsanların çoğu ise maalesef yanlış taraftadır. Gençlerde ise doğru tarafta olan yok gibidir.

Ahir zamanda genç olmak işte bu inanç ve azme sahip olmak, Allah’a yardım etmek, Allah düşmanlarına düşman olabilmektir. 

Yüce Rabbim bizleri muhafaza eylesin.

Gençlerimize akıl ve sağduyu versin.

Rabbim ahir zamanda imanlı kullarını muzaffer eylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti

Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti

Yanlış dini algılar – İmansızlık gafleti Konuya evvela algının ‘birey veya toplum üzerinde yaratılmak istenen ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir