Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / Ahir zamanı yaşarken
imanilmihali.com
Ahir zamanı yaşarken

Ahir zamanı yaşarken

Ahir zamanı yaşarken

Ahir zamandan kastedilen dini mana yeryüzündeki yaşamın son zamanları, hayatın ve yeryüzü macerasının son devreleri, fasıllarıdır. Ahir zaman, kıyamet öncesi zaman, hicri bin yılından sonraki zaman olarak ta adlandırılır. En genel anlamı ile de Peygamber efendimizin (sav) teşriflerinden sonraki zamanlar manasınadır.

İslam’ın, tevhidin kıyamet öncesi son zamanlarında barış ve esenliğin egemen olması kaçınılmazdır çünkü Allah öyle dilemiştir lakin bu ferah dönemin hemen öncesinde azgınlıkların, savaşların, açlık ve yoklukların yaşanacağı da bir gerçektir. İnsanlık ahir zamanda dibe vuracak sonrasında İslam genel bir kabule ulaşmış vaziyette dünyaya egemen olacaktır.

Bu son ferahlama döneminden önceki zamanları tanımlayan ahir zaman şu an içinde bulunduğumuz zamandır ve tabir yerindeyse insanlığın şu andan itibaren ikindi namazı ile akşam namazı arası kadar ömrü vardır.

Ahir zaman, kıyamet ve gayba ait her şey Rabbimizin bilgisi ve hükmü dahilindedir. Lakin Peygamberimizin hadislerinden ve alametlerden yola çıkarak içinde bulunduğumuz anların ahir zamana ait olduğunu söyleyebiliriz.

Konu kıyametin kopma zamanının bilinmesi değil, kıyametin yaklaştığıdır.

Ahir zamanda karşılaşacağımızın bildirildiği hallere ait hadislerden bazıları aşağıya çıkarılmıştır. Bu hadisler dikkatli okunduğunda şu an ahir zamanda olduğumuza tüm vicdanlı kalpler zaten hak verecektir.

Âhir zamanda fitne ve belâ devâmlıdır. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)

Âhir zaman yaklaştıkça, îmânın olmadığını gösteren hâller ve işler, bid’atler (dinde olmayıp, ibâdet maksadıyla yapılan şeyler) çoğalır. İslâmiyet unutulur. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Bir zaman gelecek ki, ümmetimde (bana tâbi olanlarda, uyanlarda) müslümanlığın yalnız adı kalacak. Mü’min olanlar (inananlar) yalnız bir kaç İslâm âdetini yapacak. Îmânları kalmayacak. Kur’ân-ı kerîm yalnız okunacak, emirlerinden ve yasaklarından haberleri bile olmayacak. Düşünceleri yalnız yiyip içmek olacak. Alahü teâlâyı unutacaklar. Yalnız paraya tapınacaklar. Kadınlara köle olacaklar. Az kazanmak ile kanâat etmeyecekler. Çok kazanınca, doymayacaklar.” (Kurtubî, Mektûbât)

Âhir zaman ümmetleri dünyâ fânî bilmezler Gidenleri görürler de ondan ibret almazlar. (Ahmed Yesevî)

imanilmihali.com
Ahir zamanda bulunmanın, kıyametin yaklaşıyor olmasının üzülecek, telef olunacak bir yanı yoktur. Doğmak gibi ölüm de haktır ve her insanın eceli zaten kendi kıyametidir ve ecel geldiğinde onu Rabbimizden başka engelleyecek olan da yoktur.

Mesele; dini ve azabı hafife alanların toparlanması, imanı tazelenmeye muhtaçların kendi nefislerini terbiye etmeye gayret etmeleri, imansızların bir an önce tevbe etmeleridir. Mesele aynı zamanda; imanlı kalplerin fani dünyadan her zamankinden biraz daha ahiret yurduna yönelmeleridir.

Allah; insanlara sunduğu esenlik, huzur ve barış sınavını tamamlamak, iyi – kötü seçimini tamamlamak, kâfir ve mü’minleri son sınava tabi tutarak ahiret yurdundaki yerlerimizi belirlemeye çalışmaktadır.

Bu yüzden toparlanmak, eski kötü alışkanlıklardan kurtulmak, şeytani dostlardan uzaklaşmak, içine dalıp gittiğimiz dünyevi haz ve hırslardan ahiret yurdunun gereklerine yönelmek zamanıdır.

Ahir zamanın en büyük kıymeti ve manası, bu iyiliğe daha fazla yönelme, tevbe etme, iman tazeleme eğilimidir.

İmanlı kalpler çoktandır ahir zamanın geldiğinin ve vaktin daraldığından haberdardır. İmanı zayıf ve iman noksanı insanlar da bir an önce toparlanmak ve mucizeler görünmeden iman etmek, imanlarını kuvvetlendirmek zorundadır.

Dünya denen hayat – yeryüzü yani arz değil, dünyevi yaşam – süslü bir eğlenceden ibarettir. Bu yerdeki yaşamın tamamlanacak olması, kâinatın en değerli varlığı insanın, başka bir hayatta süreceği hayatın ilk adımı olması manasında da aslında güzeldir. Çünkü kıyamet sonrası yaşam kötülerin iyilere bulaşamayacağı, kötüler ateşlerde yanarken iyilerin gölgelerde serinleyeceği, kötülük ve zulmün karşılıksız kalmadığının bilineceği bir yaşam olacaktır.

O yaşam da hakikatler görünür hale gelecek, ayetler dile gelecek, Kur’an herkes için iyi veya kötü şahit olacak ve kendisini anlayarak okuyana şefaat edecektir.

Berzah âlemine geçecek olmamızın bir önemli kazanımı da eğer iyi bir kul isek kabirlerde çok uzun süre beklemeyecek ve bir an önce Rabbimize ulaşacak olmamızdır.

Ecelden ve kıyametten korkanlar haddi aşan, hak yiyen, zulmeden kafirlerdir. Mü’min emanet taşıdığı canı ölüm melekleri geldiğinde kendiliğinden veren, meleklerin de o canı incitmeden aldığı kullardır.

Doğal olarak ahir zamanın endişesini ve kıyametin korkusunu yaşayanlar, kıyametin kendileri üzerine kopacağını ve ahirette sonsuz elem ve azaba maruz kalacağını bilen iman yoksunlarıdır.

Rabbim, umarız kıyamet azabını mü’minlere yaşatmaz.
Rabbim, dileriz ahir zamanda kulların aklını başına almasını nasip eyler.
Rabbim, inşallah bizlere ve tüm mü’minlere şefaat edilmesine müsaade eder.
Rabbim, niyaz ederiz ki bizleri yaptığımız kötülük, gaflet, günah ve nankörlüklerden dolayı bağışlar.
Amin!

Ahir zamanı yaşarken

Bu yazıyı okudunuz mu?

Herkesin imtihanı farklıdır

Herkesin imtihanı farklıdır

Herkesin imtihanı farklıdır Dünya yaşamının rastgele, tesadüfi, fizik olayları neticesi ortaya çıktığı iddiasındaki küfür cephesi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir