Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / Ahirette en önemli sual nedir
imanilmihali.com
Ahirette en önemli sual nedir

Ahirette en önemli sual nedir

Ahirette nelerden sorulacaktır ?

“İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Hâlbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.” (Enbiya 21/1)

Ahirette en önemli sual nedir dediğimizde gayba dair meçhul haber vermekten ziyade, kastımız imanın değerine vurgu yapmaktır.

İnsan, kendi nefsinden ve yakın çemberden başlamak üzere etrafından ve mahiyetinden de sorumludur. Bu mesuliyet Allah’ın bütün emir ve yasaklarına riayeti kapsar. Kulun gücü nereye kadar yetiyorsa oraya dek uzanacak, hiçbir yere uzanamıyorsa da kendi nefsini terbiyeyle meşgul olacaktır. Elle, sözle düzeltme ve değiştirme imanına sahip olmayanlar şerre karşı durma ve korunma işini kalple yapacak, en azından kalben karşı duracak ve teslim olmayacaktır.

Kulun kıyametteki sorgusu da (Doğrusunu Allah bilir) önce kendisiyle ve sonra yakınından itibaren çevresiyle ve mahiyetiyle alakalı olacaktır.

Ahirette en önemli sual nedir o zaman?

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur;

“Kıyamet gününde, bir kul şu dört şeyden sorguya çekilmeden bir tarafa adım atamaz: Ömrünü nerede tükettiğini, gençliğini nerede eskittiğini, malını nereden kazanıp nerede harcadığını ve öğrendiği ilmiyle neler yaptığını…” (Krş. Tirmizi, Kıyamet, 1, IV, 612; Mecmau’z-zevaid, 10/346).

Hesap sorucu olarak nefsin yeteceği o günde elbet günahkarlardan günahları sorulmayacak, kulun ağzı dili konuşmayacaktır. Çünkü herşey zaten o ana kadar kayıt edilmiş, deftere yazılmış ve kulun önüne zaten çoktan konulmuştur. Burada mana edilen ise bunun nedeninin aranması ve nankörlükle cehaletin hesabının sorulmasıdır.

Hadiste, ecele kadar geçen sürenin yani ömrün ne şekilde tüketildiği ilk sıradadır. Bu ömrü fıtrata uygun, temiz ve düzgün tüketmek esas olduğu için de mükellefiyetine sadık olanlar bahtiyar, diğerleri rezil olacaktır. Heva ve şehvetlerle doldurulan bir önür ile tevazu ve minnet ile geçen bir ömür arasında elbet bir fark olacaktır.

Gençlik yani ömrün en verimli ve değerli çağı ama aynı zamanda nefsin en çok kabardığı, kuvvetin doruk yaptığı zamanlarda kulun nasıl davrandığı yani hüccet veya kudretten hangisine tabi olduğu, en verimli ve üretken zamanlarını neyle tükettiği de sorulacaktır.

Dünya malının, rızkın nerelerde harcandığı da sorulacak, muhtaçların hakkının onlara verilip verilmediği, servetlerin helal olup olmadığı muhakkak ortaya konacaktır.

İlim öğrenme ve öğretme ile ilgili de kul bildikleriyle etrafına ne kadar ışık saçabildi, bu bilgiyi iyi veya kötü hangi istikamette kullandı elbet sorulacaktır.

Keza nimetlerden herkes ve mutlaka sorulacaktır ki en büyük nimet Kur’an’dır.

“Sonra o gün, nimetlerdenmutlaka hesaba çekileceksiniz.” (Tekasur 102/8)

“Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.” (Zuhruf 43/44)

İman ile yaşam, ilim ve servet ilişkisi

Hadis ve ayetler ışığında ankaşılıyor ki tüm soruların ilki, esası, özü “İMAN”dır. Ömrün her demi, mükellefiyet yaşından başlamak üzere sorguya esastır. Bedenin ve ruhun işledikleri, kulun kalbinden ve aklından geçen niyetler, zanlar, servetiyle yapıp ettikleri, hayırlı ve hayırsız işleri hep hesaba çekilecektir.

Hesaba çekmede muhakak kıstas Kur’an, ilk emir imandır. Çünkü iman Peygamberlerin de ilk mesajıdır ve kutsal kitapların tamamı, tüm hitap edilenleri tek ve ortak Allah’a çağırır. Yaşamın en büyük kazanımı bu imandır. Diğer amel ve niyetler derece olarak daha kıymetsizdir. Çünkü şirkin afsızlığa mahkum olma nedeni de budur ki yüreğinde iman olmayanın güzel yaşaması, faydalı şeyler üretmesi, öğrenmesi ve öğretmesi, faydalı işlere imza atması, etrafını nurla aydınlatması mümkün değildir.

Günah işlemek kötü değil hatta gereklidir ki insanlar melek değildir. İbadetsizlik, salih amelsizlik, ahlaksızlık dahi, küfür dahi tedavi edilebilir ve kul Allah dilemesiyle doğruya dönebilir. Oysa iman şirkle yer değiştirirse, tevhidden uzaklaşılırsa hayat gayesini yitirir, yaratılışın tüm kanun ve kurallarına aykırı bir hal oluşur.

Çünkü iman olmaksızın tüm amel ve ibadetler, tüm söz ve davranışlar beyhudedir ve iman tüm güzel işleri neden ve kime yapmakta olduğumuzun cevabıdır. Şirk ise kime ve neden sorusunu bulandıran gafletin adıdır ve şirkin savaşı SADECE ALLAH kelimesiyledir.

İman, tüm kapıları açan, cennetlere vesile olan, hayırlara yol açan, kötülüklere set çeken inancın ve teslimiyetin adı, nimetlere şükrün ve tabi oluşun simgesi, fıtrata ve misaktaki yemine sadakattir.

İmanı veren Allah, imanı ve takvayı da en iyi bilendir. Bu yüzden söz ve davranışlar ne olursa olsun ahiret yurdunda hesaba çekilecek olanlar sadece ameller değil önce ve aslen niyetlerdir. Bu nedenle niyetsiz iyilik salih amel değil, kötü niyetli kötülük zulümdür.

Kur’an ise mü’minlere dost ve zalimlere düşmandır.

Ve cennetlere sadece iman edenler girecektir.

Sözün özü

“Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize! Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!” (Vakı’a 56/83-87)

Hayat ve ecel haktır. Hesap ve mizan haktır. Cennet ve cehennem haktır, yaşanacaktır.

Dünyaya geliş maksadımız zengin olmak, servetlerle şımarmak, lüks arabalarla, şarap kadehleriyle sefa sürmek için değil, lutfun karşılığını vermek, cennetlere varis olma hakkını iyi kullanmak, Yaratan’a şükretmek, kul olabilmek ve ibadet etmek içindir. Nefes, Kur’an, sağlık, servet, medet her biri birer nimettir ve insan hepsinden sorulacaktır.

Ahirette en önemli sual ne diye sayısız emsal sayılsa da bizce niyetler amellerden önce hesaba çekilecektir.

Ve önce, en önce, mutlaka, her halukarda sorulacak en mühim soru; İMAN’dır.

Ahirette en önemli sual nedir sorusunun cevabı da imandır.

Namaz dahil diğer tüm ibadet ve ameller imandan sonradır. Çünkü iman en önce kime ne neden namaz kılınacağının da adı ve Kur’an’a sadakatin delilidir.

Rabbim bizleri imandan ayırmasın. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Gayba dair merak edilenler

Gayba dair merak edilenler

Gayba dair merak edilenler Gayb, tek kelime ile bilinmeyen gelecek, dini manada ise gayb; bilgisi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir