Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / Hadis köşesi / AHLÂK HAKKINDA SEÇME HADİSLER
imanilmihali.com
cennet

AHLÂK HAKKINDA SEÇME HADİSLER

AHLÂK HAKKINDA SEÇME HADİSLER

AHLÂK HAKKINDA SEÇME HADİSLER

Mâlik (r.a.)’den; Resûlullah (s.a.s.)’ın şöyle buyurduğunu duymuş:
“Ben, güzel huyları tamamlamak için gönderildim.”
(Mâlik, el-Muvatta, Hüsnü’l-Huluk, 8, II, 903)

Âifle (r.anhâ)’dan; Resûlullah (s.a.s.) şöyle söyleyerek, dua ederdi:
Allah’ım! Yaradılışımı güzel yaptığın gibi, ahlâkımı da güzelleştir.”
(Ahmed b. Hanbel, I, 403)

Ebu Ümâme (r.a.)’den; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Ben, haklı olduğu hâlde bile çekişmeyi bırakan kimse için cennetin avlusunda bir köşk, şaka da olsa, yalan söylemekten kaçınan kimse için cennetin ortasında bir köşk ve ahlâkı güzel olan kimse için de cennetin en yüksek yerinde bir köşk verileceğine kefilim.”
(Ebû Davûd, Edeb, 7, V, 150)

Mâlik’ten rivâyet edildiğine göre, Muaz b. Cebel (r.a.) şöyle demiştir:
Yemen’e vali olarak giderken ayağımı üzengiye koyduğum sırada, Resûlullah (s.a.s.)’ın bana son öğüdü: “Ey Muâz b. Cebel! insanlara karşı ahlâkını güzelleştir” olmuştur.
(Mâlik, Hüsnü’l-Huluk, 1-2, II, 902)

Abdullah b. Amr (r.anhümâ)’dan; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“En hayırlınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır.”
(Müslim, Fedail, 68, II/1810)
Buhârî de şu şekilde rivâyet etmiştir:
“En hayırlılarınızdan biri de ahlâkça en güzel olanınızdır.
(Buharî, Edeb, 38, VII, 81)

Nevvâs b. Sem’ân (r.a.)’dan; Resûlullah (s.a.s.)’a iyilik ve günâhtan sordum da Resûlullah:
“İyilik, güzel huydur. Günah, vicdanını rahatsız eden ve İnsanların duymasından hoşlanmadığın şeydir” buyurdu.
(Müslim, Birr, 45, III, 1980; Darimî, Rikak, 73, II, 628)

İbn-i Abbâs (r.anhümâ)’dan; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
Su, buzu erittiği gibi güzel ahlâk da günâhları eritir (yok eder); sirke bal› bozduğu gibi kötü ahlâk da ameli bozar.”
(Taberanî, el- Mu’cemu’l-Evsat, No: 854, I, 470)

Ali (r.a.)’den; Resûlullah (s.a.s.) Efendimiz:
“Cennette dışı içinden, içi dışından görülen (şeffaf) köşkler vardır.” buyurdu. Bunun üzerine bir bedevî:
“Yâ Resûlallah! Onlar kimler içindir?” diye sordu.
Peygamber Efendimiz:
“Yumuşak ve tatlı konuşan, yemek yediren, oruca devam eden, insanlar uykuda iken namaz kılanlar içindir” buyurdu.
(Tirmizî, Cennet, 3, IV/673)

Ebu Hüreyre (r.a.)’den; Resûlullah (s.a.s.) buyurdu ki:
“Benim katımda en sevimliniz, ahlâkça en güzel olan ve etrafındakilerle hoş geçineninizdir ki, onlar herkesi sever ve herkes de onları sever. Benim katımda en sevimsizleriniz koğuculuk yapan, dostların arasını açan ve temiz kimselerde kusur arayanlarınızdır.”
(Taberânî, Evsat, 7693, VIII/341, 342)

Âişe (r.anhâ)’dan; Resûlullah (s.a.s.) Efendimiz şöyle buyurdular:
“İmanca mü’minlerin en olgunu, ahlâkı en güzel olup, aile bireylerine karşı en yumuşak ve lütufkâr davranandır.”
(Tirmizî, iman, 6, V, 9; Darimî, Rikak, 74, II, 629)

İbn Abbas’tan; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır:
“Hayırlınız, ailesine hayırlı olanlarınızdır.”
(İbn Mâce, Nikah, 50, I, 636)

Abdullah b. Amr’dan; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdular:
“Hayırlınız, kadınları için hayırlı olanınızdır.”
(İbn Mâce, Nikah, 50, I, 636)

Ebû Hüreyre (r.a.)’den; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Kişinin keremi (cömertliği, ululuğu ve bütün iyilikleri) dinidir. Mürüvveti (mertlik ve insanlığı) aklı, hasebi (soyluluk ve asaleti) güzel ahlâkıdır.”
(Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ, X, 328, Beyrut, 1984)

Ebû Zerr (r.a.)’den; Resûlullah (s.a.s.), kendisine hitaben:
“Yâ Ebâ Zer, ne tedbir1 gibi akıl, ne haramdan kaçınmak gibi vera2, ve ne de güzel ahlâk gibi haseb3 olur.” buyurmuştur.
(İbn Hibban, bi Tertibi İbn Belban, Birr, 2, 361, II, 79, Beyrut, 1993)
1. Tedbir: Bir işin sonunu düşünerek başarısını sağlama çaresine başvurmak.
2. Vera’: Haramdan kaçınmakta din buyruklarına bağlılık demektir.
3. Haseb: Burada kişinin dîni, keremi ve ahlâkı demektir.

Ebû Hüreyre (r.a.)’den; Resûlullah (s.a.s.) şöyle duâ ederdi:
“Allah’ım, ayrılık ve bozgunculuktan, iki yüzlülük ve kötü ahlâktan sana sığınırım.”
(Nesâî, Sünen, istiaze, 21, VIII, 263-264)

Câbir b. Abdullah (r.a.)’dan; Resûlullah (s.a.s.), Cebrâil’den, Allâhu Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu haber vermiştir:
“Muhakkak şu (İslâm Dîni) benim râzı olduğum bir dindir.
Ona ancak cömertlik ve güzel ahlâk yaraşır. Sahibi bulunduğunuz müddetçe bu dîni, bu iki huy ile güzelleştirip şereflendirin (takviye edin).”
(Taberânî, Evsat, No: 8915, IX, 424, 425)

Âişe (r.anhâ)’dan; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Şerrinden dolayı insanların kendisinden sakındığı kimse, insanların en şerlilerindendir.”
(Mâlik, Hüsnü’l-Huluk, 4, II/903, 904)

Ebu’d-Derdâ (r.a.)’dan; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Kıyâmet gününde (ameller tartılırken) mü’minin mizânında güzel ahlâktan daha ağır (gelecek) bir şey yoktur. Şüphesiz ki Allah Teâlâ, kötü huylu, çirkin sözlü kimseleri sevmez.”
(Tirmizî, Birr, 62, IV, 362)

Câbir (r.a.)’den; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Benim katımda en sevimliniz ve kıyamet gününde meclisime en yakınınız, ahlâkı en güzel olanınızdır. Sizden en sevmediğim ve kıyamet gününde meclisimden en uzakta kalacak olanlar: Kibirli kibirli ağız eğerek gösteriş için lügat parçalayan ve çok konuşan kimselerdir.” Ashab: “Yâ Resûlullah, ( مُتَشَدِّقُونْ ve ثَرْثَارُونْ )’i bildik, ( مُتَفَيْهِقُونْ ) kimlerdir? diye sordular. “Kibirlenip böbürlenen kimselerdir” cevabını verdi.
(Tirmizî, Birr, 71, IV, 370, ‹bn Hanbel, IV, 193)

Ebû Zerr (r.a.)’den; Resûlullah (s.a.s.) bana şöyle buyurdu:
“Nerede olursanız olun, Allah’a karşı gelmekten sakının ve kötülüğün peşinden hemen iyiliği yetiştirin ki, onu silip yok etsin. Ayrıca insanlarla güzelce geçinin.”
(Tirmizî, Birr, 55, IV, 355; Darimî, Rikak, 74, I, 719)

İbn Abbas (r.a.)’tan; Peygamber Efendimiz, Eflecc Abdül-Kays’a:
“Sende Allahu Teâlâ’nın sevdiği iki (güzel) meziyet vardır: Onlar da hilm (yumuşak huyluluk) ve teenni
(düşünceli, temkinli hareket)dir” buyurmuşlardır.
(Tirmizî, Birr, 66, IV, 366, 367)
NOT: Abdü’l-Kays kabîlesi, Peygamber Efendimizi ziyarete geldiklerinde, vasıtalarından iner inmez hemen Peygamberimizin elini, eteğini öpmeğe koştular. Fakat bunların reisi olan Münzir-i Eflecc, üstünü başını temizleyip beyaz bir cübbe giydikten sonra huşû’ ve tevazu’ içinde Peygamberimizin huzuruna çıktığında, Peygamber Efendimiz bu hadîsi buyurmuşlardır.

Ebû Hüreyre (r.a.), Resûlullah (s.a.s.)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Mü’min ülfet eden (insanlarla iyi geçinen) kişidir. İnsanlarla iyi geçinmeyen ve kendisi ile geçinilmeyen kişide hayır yoktur.”
(Ahmed b. Hanbel, II, 4, 5, 335, 9436)

Abdullah b. Amr (r.a.)’dan; Resûlullah (s.a.s.)’ın şöyle buyurduğunu işittim:
“Müslüman, güzel ahlâkı sayesinde Allâh’ın emirlerini yerine getirip devamlı oruç tutanlar derecesine yükselir.”
(Taberanî, Evsat, No: 3150, IV, 102-103)

Ebû Hüreyre (r.a.)’den; Resûlullah (s.a.s.) buyurdu ki:
“Allâhu Teâlâ, İbrahim (a.s.)’a şöyle vahyetti:
– Halilim (Dostum)! Kâfirlere karşı olsa da ahlâkını güzelleştir ki, iyilerin girdiği yere giresin. Ahlâkını güzelleştiren kimseyi, Arşımın altında gölgelendirip cennet sularından içireceğimi ve onu civarıma yaklaştıracağımı vâdettim.”
(Taberanî, Evsat, No: 6502, VII, 261)

Ebû Zerr (r.a.)’den:
“Can ve gönülden iman eden, kalbini her türlü fenâlıktan temizleyen, dili doğruyu söyleyen, gönlünü hoş tutup hâline râzı olan, ahlâkını düzelten (güzel) sözleri dinleyip ibret nazarı ile bakan kurtulmuştur.”
(İbn Hanbel, V, 147)

Safvan b. Süleym’den; Resûlullah (s.a.s.) buyuruyorlar ki:
“Bedene kolay ve hafif gelen ibadeti size bildireyim mi? Susmak ve güzel ahlâk sahibi olmaktır.”
(İbn-i Ebi’d-Dünya, Kitabu’s-Samt, No: 27, 48, Beyrut, 1988)

Ebû Hüreyre (r.a.)’den; Resûlullah (s.a.s.)’a;
– İnsanların, cennete girmelerine en çok vesile olan şeylerden sorulunca, Resûlullah:
– Allah’tan korkmak ve güzel ahlâktır, buyurmuştur.
Ve insanların cehenneme girmelerine en çok sebeb olan şeyler sorulunca da, Resûlullah:
– Ağız ve tenâsül uzvudur (üreme organıdır), buyurmuştur.
(Tirmizî, Birr, 62, IV, 363)

Abdullah b. Amr (r.anhümâ)’dan; Resûlullah (s.a.s.)’ın şöyle buyurduğunu işittim:
“Benim katımda en sevimliniz ve kıyamet gününde meclisime en yakın olanınızı size haber vereyim mi?” Bunu iki veya üç defa tekrar buyurdular. Ashab:
“Evet, yâ Resûlullah”, dediler. Resûlullah:
“Ahlâkça en güzel olanınızdır” buyurdu.
(İbn Hanbel, II, 185)

Ali b. Hüseyin b. Ebî Tâlib (r.a.)’den; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Kişinin İslâmî güzelliklerinden biri de (mânâsız, faydasız) ve kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesidir.”
(Mâlik, Muvatta, Hüsnü’l-Huluk, 3, II, 903)

İbni Mes’ûd (r.a.); Resûlullah (s.a.s.)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Mü’min; insanları kötüleyen, lânetleyen, kötü söz ve çirkin davranış sergileyen kimse değildir.”
(Tirmizî, Birr, IV, 350, 48; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 405, 416)

Abdullâh b. Amr b. el-Âs (r.anhümâ)’dan:
Muâz b. Cebel (r.a.), (bir yere) yolculuk yapmak istediği bir sırada Resûlullah Efendimiz’e şöyle söyledi:
– Ey Allah’ın Resûlü! Bana öğüt ver. Resûlullah:
– Allah’a ibâdet et, O’na hiçbir şeyi şerik (ortak) koşma, buyurdu.
Muâz yine:
– Ey Allah’ın Resûlü! Bana öğüdünü arttır, dedi, Resûlullah:
– (Bir) Fenâlık yaptığında hemen iyilik yap, buyurdu.
Muâz (yine):
– Ey Allah’ın Resûlü! Bana –öğüdünü arttır, dedi. Resûlullah:
– Dosdoğru ol, ahlâkın güzelleşsin, buyurdular.
(İbn Hibban, Birr, 524, II, 283)

Üsâme b. Şerik (r.a.)’ten; Şerik dedi ki:
Resûlullah (s.a.s.)’ın huzurunda bulunuyorduk. Âdeta başımızın üstünde bir kuş var, onu kaçırmamak için hiç birimiz ses çıkarmıyordu. O sırada bâzı kimselerin gelerek Peygamber Efendimize:
– Allah katında en sevgili kullar kimlerdir? diye sordular.
Peygamber Efendimiz:
– Ahlâkı en güzel olanlardır, buyurdular.
(Taberanî, Evsat, No: 6376, VII, 196)

Umeyr b. Katâde (r.a.)’den; bir kişi Resûlullah (s.a.s.)’a:
– Ya Resûlallah, hangi namazın derecesi daha yüksektir? diye sordu.
Resûl-i Ekrem:
– Devamlı sûrette tam bir huşû (gönül huzuru) ile kılınan namazdır, buyurdu. Adam:
– Hangi sadakanın derecesi daha yüksektir? diye sordu.
Resûl-i Ekrem:
“Darlıkta, az şeyden yapılan infak (hayır yapmak)” buyurdu. Adam:
– Mü’minlerin imanca en olgunu hangisidir? diye sordu.
Resûl-i Ekrem:
“Ahlâkça en güzel olanıdır.” buyurdu.
(Taberanî, Evsat, No: 8119, IX, 57)

Câbir b. Semüre (r.anhümâ)’dan:
Resûlullah (s.a.s.), Semüre ve Ebû Ümâme’nin de bulunduğu bir mecliste idim. Resûlullah şöyle buyurdu:
“Hayâsızlığın, kendisini hayâsızlığa alıştırmaya zorlamanın İslâmiyette hiçbir yeri yoktur. Müslümanlık bakımından insanların en güzeli, ahlâkça en güzel olanıdır.”
(İbn Hanbel, V, 89)

Ebû Hüreyre (r.a.)’den, Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Gerçekten siz, mallarınızla insanları (memnun etmeğe) güç yetiremezsiniz. Ancak onları sizin güler yüz ve güzel huyunuz memnun edebilir.”
(Ebû Ya’lâ, el-Müsned, No: 6550, XI, 428, Dımeşk, 1992)

Âişe (r.anhâ)’dan; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Hiç bir (günah) yoktur ki tevbesi (dönüşü) olmasın. Ancak kötü ahlâk sahibi hariç. Zira o, bir günahtan tövbe eder, döner ondan daha kötüsünü işler.”
(Taberânî, el-Mu’cemü’s-Sa¤îr, I, 200)

Enes (r.a.) dedi ki; Resûlullah (s.a.s.), Ebû Zerr ile karşılaştı ve:
– Yâ Ebâ Zerr, sana, diğerlerine nisbeten yükte hafif, mizanda ağır gelen iki güzel üstünlüğü bildireyim mi? buyurdu.
Ebû Zerr:
– Evet Yâ Resûlullah, dedi. Peygamber Efendimiz:
– Güzel huylu olmaya dikkat et ve daima susmayı tercih eyle.
Beni yaşatma ve öldürme kudretine sahip olan Allâhu Teâlâ’ya yemin ederim ki, yaratılanlar (Allah katında) bunlar gibi (değerli) bir amel işlememişlerdir.
Hadisi, Ebü’ş-şeyh b. Hibban da zayıf bir isnâd ile Ebû Zer’den şu lafz ile zikretmiştir.
Resûlullah şöyle buyurmuştur:
– Yâ Ebâ Zerr, dilde kolay, mîzanda ağır gelen ve yükte hafif olan en faziletli bir ibadeti sana bildireyim mi? Ebû Zerr:
– Evet Ya Resûlallah, anam babam sana feda olsun, dedi.
Peygamber Efendimiz:
– Sükûtu tercih et ve güzel ahlâklı olmaya gayret eyle.
Sen bunlar gibi (başka bir ibâdet) yapamazsın, buyurmuştur.
Ebü’d-Derdâ’dan da şu şekilde rivâyet edilmiştir:
Resûlullah (s.a.s.) Ebü’d-Derdâ’ya hitâben flöyle buyurmuştur:
– Ey Ebü’d-Derdâ, sana, benzerleriyle Allâh’ın rızasını kazanamayacağın, zahmeti az, sevabı büyük iki şey öğreteyim mi? Devamlı sükût ve güzel ahlâktır, buyurdu.
(Ebû Ya’lâ, el-Müsned, No: 543, VI, 53)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah’tan korkmak, kuldan utanmak

Allah’tan korkmak, kuldan utanmak

Allah’tan korkmak, kuldan utanmak Yüce Allah kitabı Kur’an’da defaten sadece kendisinden korkulmasını emretmiş, dünya ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir