Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İSLAM AHLAKI / Ahlak yozlaşması
imanilmihali.com
Ahlak yozlaşması

Ahlak yozlaşması

Ahlak yozlaşması

Ahlak, iman ve ibadetin bir hasılası olarak ortaya çıkan, güzellikler manzumesi ve hayırlı yaşam halidir. Ahlak varsa orada iman, ibadet ve salih amel ile güzel bir huy ve haya, ahlak yoksa orada bunların yokluğu veya en azından zayıflığı vardır.

Dinen bir insanı din dışı ilan etmek büyük günahtır. Hele imansızlıkla, kafirlikle, müşriklikle itham etmek vebali ağır olan ithamlardır. Bunların varlığı ve doğruluğunun bilgisi sadece Rabbimizdedir çünkü imanın kimde olup olmadığını bilen sadece O’dur. Ancak bu bizim toplum ahlakı ve islam ahlakı penceresinden yorum yapmamıza ve imanlıları olmasa bile haddi aşmayarak imansızları tasvir etmemize engel değildir.

Buradan hareketle ahlakın o toplum veya kişide yerleşip yerleşmediği hususu bize bir hayli bilgi verir. Kesin olmasa da iman edenlerin o kişi ile dost veya mesafeli olmasına da bir işarettir. Lakin sözün hemen başında hatırlatmakta fayda vardır ki bir adam öldürmüş, bir çocuk öldürmüş adamın bile imansızlığına hüküm vermek çok doğru değildir.

Çünkü Hızır (as) bahsi hatırlanacak olursa, O’nun bir gemiyi yaralaması, bir çocuğu öldürmesi ilham ve ilahi emirledir ve bu hikmete Musa (as) peygamber bile haiz değildir. O halde o çocuğu öldüren Hızır (as) bu durumda imansız mıdır? Hayır!

Ancak iman sahibi kulun yapabileceği ve yapmaması gerekenler bize bir ışık verir. Hele ki imanın kalplerde yerleşik olması veya olmaması bahsi, kendisini söz ve davranışlarda bir hayli belli eder ve kul(lar) gerçekten iman sahibi iseler bu hemen belli olur.

Bu ikisinin arası muhakkak sahte imandır ve bu sahte iman sahiplerinin Kur’an’daki adı da münafıklardır. ve münafıkların yeri cehennemde kafirlerden de aşağıdadır. Çünkü kafir nispeten açık sözlü, münafık ise kancık ve haindir. Münafık, mü’minlere kardeş gibi sokulup, yılan gibi sokan, yürekte patlayan bir hançer gibidir.

Yani toplumda esas olarak imanlı, münafık ve imansız olmak üzere üç çeşit insan vardır.

Toplumun çoğu bunların hangisinden ibaret ise toplumun gidişatı da ona göredir.

İnsanların kapısı açık uyuduğu, kimsenin evlerin mahremiyetine tecavüz etmediği, insan ve komşu haklarına saygılı, etrafına zarar vermeyen, kural ve kaidelere bağlı, günah işlese bile kimseye zararı dokunmayan kullardan teşkil v bir toplum da ahlak ve imandan söz edilebilir.

Mafya ve zorbaların kol gezdiği, hak ve hukuka riayet edilmeyen, gece sokağa çıkmaya korkulan, gözlerle ve uzuvlarla haram işlemeye meyilli bir toplumda ise ahlaksızlık ve imansızlık hakimdir.

O toplumda münafıkların sayısı da çok ise toplum imansızlardan çok daha fazla zarar etmiş, riya, gösteriş, yalan, rüşvet ve haksızlık ön plana çıkmış demektir ki bu imansız toplumdan çok daha kötüdür.

Şimdi tarafsız bir gözle İslam alemine ve ülkemize bakalım.

En başta konunun asla siyasi olmadığını tekrar etmekte fayda vardır. Burada yazılanlar kişi, kurum ve cemiyetlerle alakalı değil, doğrudan verdikleri tepkilere göre bir toplum hakkında çıkartılan sonuçlardan ibarettir.

Gece ilerleyen saatlerde sokağa yalnız başınıza çıkmayı deneyin, hele ara sokaklara girin. Trafikte bilerek ufak bir hata veya kaza yapın. Bir yazlığın bahçesine girip daldan bir tek elma kopartın. Birisine o saç sana yakışmamış deyin. Haksız birine haksız olduğunu yüzüne söyleyin. Hırsız aleyhine şahitlik yapmaya kalkın. Esnafa kaldırıma koyduğu malları oradan kaldırmasını söyleyin. Yola bira şişelerini fırlatan bir sarhoşa yaptığının yanlış olduğunu söyleyin. Bahçesindeki ağacı kesen adama kesmesinin yanlış olduğunu ifade edin. Dul bir kadın olduğunuzu herkesin bilmesini sağlayın ve sonra bir gece perdeleri tam kapatmayın. Vergi memuruna daha az vergi vermesini sağlarsa onu da göreceğinizi (!) fısıldayın. Yaşlı taklidi yapıp otobüse binin veya karşıdan karşıya geçmeye çalışın… Yere tükürün bakalım bir kul size müdahale edecek midir?

Bu örnekler masum birer sınav olarak toplumun ahlak katsayısı temininde etkilidir. Verilecek cevaplar yaklaşık olarak malumdur. Maalesef toplum ve İslam camiası olarak halimiz vahim haldedir.

Şimdilerde rastladığımız bu ahlaki yozlaşma toplumun alnına yapışık bir kader değildir elbet ve ezelden beri böyle sürüyor da değildir.

Vaktiyle hayır çeşmelerine insanların kese ile altın koyduğu ve ihtiyacı olanların o kesenin tamamını değil, ihtiyacı kadarını aldığı günler çok uzak değildir.

Ama şimdilerde; diğer dinlerin ve özellikle Yahudiliğin etkisiyle (ne demekse) ılımlı hale getirilmeye çalışılan İslam gayretleri, medeniyet adına estetik-pahalı-lüks merakı, kıyafetlerde aşırı dekoltelikler, eğitimde örf ve milli tarihleri unutturma gayretleri, yasaların adaleti temin edemeyişi, insanların paraya çok daha değer veren bir tabiata sahip olması, aile bağlarının zayıflaması, internek ve cep alışkanlığının ilişkileri kopma noktasına getirmesi, boşanmaların artması, kanundan korkmama ve dini terörle bağdaştırma gayretleri toplumu ahlaki bir yozlaşmaya ve çöküntüye sürüklemektedir.

İslam ümmeti Kur’an’dan uzaklaştığı için de bu gidişatı fark etmemekte, fark etse de mücadele edecek gücü kendisinde bulamamaktadır.

Gençlerin hali çok daha vahimdir. Geleceğimizi, ilahi emanet ve nimetleri ellerine bırakacağımız yeni neslin çok değil on sene sonra geleceği nokta gayet düşündürücüdür. Alkolün, sınırsız ve serbest seksin, kumar ve uyuşturucunun, mahreme saygısızlığın, paraya ve kişilere tapma alışkanlığının zirve yaptığı genç nesil adeta iblisin oyuncağı ve tutsağı durumundadır.

Görsel ve basılı yayının, ekranların, fikir ve kanaat önderlerinin, aydın kalemlerin sözüm ona batılılaşma adına sarf ettiği sözler ve ürettiği zorlama batılılaşma gerekleri gençler için duyulan umudu da azaltmaktadır.

Gençlik ve İslam toplumları çok yakın bir gelecekte; paraya doymuş, çok katlı gökdelenlerde oturan, modern (!), pahalı arabalara binen ama dinden ve güzelliklerden bihaber halde tarumar olacaktır.

Bu gidişatın çözümü namaz kılmak, hacca gitmek veya Arapça öğrenmekle asla sınırlı değildir. İbadet vecizeleri elbet şarttır ama öncelikle kalplerin sahip olması gereken şey imandır. İmanı veren Allah’tır ama Allah dileyene iman, dileyene imansızlık verir. Kul imanlı olmayı, nefsini terbiye etmeyi istediği takdirde Allah mutlaka yardım edecektir.

İbadet, salih amel gibi güzellikle bu imanın bir sonucu ve gereği olarak peşi sıra gelecek ve ahlak tazecik bir tomurcuk gibi yeniden yeşerecektir.

Toplumun önde gelen iman sahipleri işte gençlere bu telkinlerde bulunmalı, dini severek tanıtmalı, imanın Kur’an’ın ilk emri olduğunu öğretmelidir. Dini hobi veya sosyal faaliyet gibi gören, dini hobi olarak kabul eden bir nesil bu dini çok uzun süre yaşatamayacak ve empoze edilmek istenen zehirli mihraklara teslim olacaktır.

Siyaseten sağ veya sol görüşlü olsun tüm yöneticilerin asli görevi ülke ve toplum geleceğini Allah’ın razı olacağı vaziyette temin etmektir.

Dinsizlikle laikliğin eş anlamlı kullanılması, laiklikle dinsizliğin eş anlamlı kullanılmasına yol açar ki bir taraf diğerine düşman olur. Mezhepsel ayrılıklar zaten diğer din gönüllülerinin arayıpta bulamadığı birşeydir. Hristiyanlık dini nasıl mezheplere bölündüyse ve her biri diğerini nasıl dinden saymıyorsa tek vücut İslam’ı mezheplere bölmek isteyenlerin gayesi de Katolik, protestan, Ortodoks İslamı yaratma çabalarıdır.

Oysa Allah’ın dini tek, son, mükemmel ve tamdır.

İslam, Allah’ın ipi Kur’an’a sımsıkı sarılmayı emreder. İslam tüm mü’minleri kardeş ilan eder. İman ve ibadet varlıkların hepsini Yaratan’dan ötürü sevmeyi gerektirir.

O halde bu ahlaki çöküntünün sebebi mantıklı mıdır? Elbette hayır.

Bilgisizlik, korku, tanımama, inanmama üzerine kurulu bu dinden uzaklaşma gayretleri toplumun isteyerek veya istemeden yol açtığı bir felakettir. Kimisi Kur’an kurslarında çocukları kızılcık sopasıyla döverek, kimileri dini ahlaktan ibaret sanarak, kimi para ile kefarete dayalı bir dini savunarak dine ihanet eder.

Gerçek reçete ve kurtuluş yolu Kur’an’dır.

Anlaşılan dilde okunur ve manasına inilebilirse yerde yaşanan tüm kötülüklere karşı koymak, güzelliklerin önünü açmak ancak Kur’an ile mümkündür.

Vebal toplumun tamamınadır ki bu ahlaki yönden zayıf, dini akidesi düşük yeni nesiller hepimizin mahfına yol açacaktır.

Müslüman camia şapkayı öne alıp düşünmek, Allah dostlarını ve Allah düşmanlarını tanımak mecburiyetindedir.

Şeytan sokaklarda, gecelerde, ekranlarda kol gezmekte, geceleri sahiplenmekte, para ve kibri çok güzel kullanarak, kulları satın almakta ve kandırmaktadır.

Sınırsız özgürlük, sınırsız seks gibi kandırmacalar şeytanın zavallılara sunduğu tavşan havuçlarıdır. Yazık ki alkol ve her türlü şeytan işi pisliklerin tutsağı gençler bu havuca kanan çoğunluğu teşkil etmektedir.

Siyonizm ve eseri gizli örgütlerin gayretleri hep bu yöndedir ve başarıya ulaşmalarına da az kalmıştır.

Aile yapısının, örf ve geleneklerin, kadına ve aileye saygı ve sadakatin, tevazu ve sabrın, güzellik ve aza kanaat getirmenin, eşitlik ve kardeşliğin önündeki engellerin hepsinin mimarı Siyonizm mantıklı bu karanlık zihniyetlerdir.

Hiçbir ahlaksızlık milli ve İslami değildir.

Dolayısıyla milliyetine ve/veya dinine düşman olan gençlik bilmelidir ki kendisini kandıran yabancı mihraklar ve şeytan zihniyetli olanlardır. Ortadoğu bizler için bir örnektir. Onların bugün geldiği nokta şayet tedbir alınmaz ise çok yakın gelecekte bizlerce de yaşanacak noktadır.

Herkes hemen bir karar vermek zorundadır. Şu ankinden daha da mutlu ve huzurlu bir milli ve dini toplum veya şu an Ortadoğu’nun yaşadığı kan gölüne dönmüş kardeş kavgalı ortam.

Tabi ki arzu edilen; İslam’ın adına uygun huzur ve barış ortamının tesisi ve sadece Allah’a kılavuzlanmış inançlar manzumesidir.

O halde aydınlanmak ve Kur’an ile yeniden yapılanmak, sadece Allah’a yönelmek ve İslam’ı anlamak mecburiyeti vardır.

Bu yapılmaz ise bugünkü ahlaki deformasyon çok yakında özlenecek olandır. Çünkü o zaman ahlak, sözlüklerden bile çıkarılmış, toplum bir sabah Katolik veya protestan İslam ile uyanmış olacaktır.

Kardeşin kardeşi öldüreceği, dinin elli parçaya bölündüğü, para kardeşliğinin iman kardeşliğinin önüne geçtiği o günlerde bugünkü halimizi bile özler olacağız.

Görev yaşlı çocuk herkesin, aydın okumamış herkesin, kadın erkek herkesindir.

Allah’ını seven yeniden imana dönmeli ve imanın gereğini yapmalıdır.

Çünkü vebal sadece birilerine değil, herkese yapışacaktır. Ve İslam nimetine ve Kur’an nimetine yaptığımız ihanetin cezası da çok ama çok büyük olacaktır.

Yaşlılar ve aklı erenler ikna etmeye, gençler, sapmışlar ve cahiller ikna olmaya hazır ve razı olmalıdır ki bu karanlık günlerden selametle çıkılabilsin.

Sadece bir kez şöyle düşünün: bu gidişattan en çok mutlu olacak kimse, hain odur.

Çocuklara tacizin, kadınlara şiddetin, organ mafyalarının, kaçak yapılaşmanın, trafik terörünün, gelirlerdeki eşitsizliğin, kardeş kavgalarının, fakir ve zengin arası uçurumların, huzursuzluk ve terörün, meçhul cinayetlerin, ahlaksız tekliflerin, rüşvet ve şeytan işi pisliklerin fabrikasında üretildiği her kimse… işte imansız da odur.

İmansızın esiri olan, şeytana uyan, Allah’tan değil de kişilerden medet uman, kafirler için Kur’an’a sırt dönen, İslam’ı para ve şehvetler uğruna terk edense korkmakta haklıdır.

Fatiha suresinde de bahsedilen azmış ve sapmışlardan olmamayı Rabbim bizlere nasip etsin.
Rabbim bizlere Kur’an ile yeniden yapılanmayı nasip etsin.
Rabbim bizleri en büyük şefaatçi Kur’an’a yaptığımız haksızlık ve zulümlerden dolayı bağışlasın.
Amin!

Ahlak yozlaşması

Bu yazıyı okudunuz mu?

vicdan

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir Vicdan kalp sesidir. Dinleyene de dinlemek istemeyene de aynı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir