Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İSLAM AHLAKI / Akl-ı Selim olmak
imanilmihali.com
Akl-ı Selim olmak

Akl-ı Selim olmak

Akl-ı Selim olmak

Akıl insana Allah’ı, imanı ve dini bulabilsin, sınavı anlayabilsin, fıtri misakı hatırlasın, hesaba çekileceğini anlasın, kainat, beden ve Kur’an’daki ayetleri idrak edebilsin, bahşedilen hayatı iyi ve doğru yaşasın diye verilmiştir.

Akıl, Kur’an’ın işletilmesi emrettiği değerli bir nimettir ki ayetin ifadesiyle Allah aklını işletmeyenler üzerine pislik atar. Bu pisliğin dünyaya ve ahiret yurduna dair olacağı da malumdur.

Akıl, zeka, hafıza, şuur, bilinç gibi hangi isimlerle anılırsa anılsın anlamayı, hatırlamayı ve doğruyu seçerek yönelmeyi hedef alır.

Selim olmak hali ise bu aklı doğru ve dürüst istikamete yönlendirebilmeyi, temiz, namuslu, helal ve şefkatli yollara kılavuzlamayı esas alır ki sağduyu dediğimiz bu idrak sahipleri için iman ve Kur’an, Hz. Peygamberimiz ve kalp birer fetva makamı, rehber ve yardımcıdır.

Dünya sınavı ve Ahiret hesabı kula akıl bahşedilmemişse yoktur yani düşünemeyen akıl hastaları vebalden uzaktır. Lakin diğer herkes bahşedilen aklın gereğini yapmakla mükelleftir ve nefsin terbiyesinden, kalbin yumuşatılmasına, doğruluğun öğütlenmesinden gıpta edilenlerin karaktere yansıtılmasına, pisliklerin terk edilip güzelliklerin huy edinilmesine kadar geniş bir yelpazede akıl uzuvlara ve amellere istikamet vermekte komutandır.

Dinin iki yarısı vahiy ve akıldır ki vahye dayalı imanı kalp misafir ederken sınava, hesaba, yaşama, beşeriyete dair hususlarda komutayı akıl alır ve kalp ile aklın bu muntazam işbirliği kulu kurtuluşa götüren yollara kılavuzlar.

İlim ve ışık, hakikat ve ayetler ancak akılla anlaşılır ve niyetler bu idrakten doğar. Akıl ayırt etme özelliği ve kabiliyeti ile sorumluluğun da altına imza atar ve akıl daima güzeli seçmek zorundadır. Doğru ve gerçek olan budur.

Aldanmak ve doğru yoldan uzaklaşmak, aklın kısa süreli kısa devre yapması, tutulması veya devre dışı kalması halidir. Bu kısa süreli hallerden sıyrılamayanlar içinse tehlike çok büyüktür çünkü bu durumda doğru ve güzel tabirleri yerini pis ve çirkinle değiştirir ki hayatın tüm gidişatı değişir. Şeytana kananlar, aldananlar, hakikat ve adaleti istikametinden saptıranların hali budur. Kısaca aklı kullanamayan veya akılsızlar kanar ve aldanır.

Selim akıl, doğruyu bulabilen, yanlışı fark edebilen, sınavın gereğini anlayarak tedbir alabilendir.

Selim olmayan akıl ise rüzgarlara göre yön değiştiren, sorgulamayan, tembel ve kalbin sesine kulak tıkayan nankörlerin aklıdır. Zalim ve cahil bu tür akıl sahipleri, kısa vadeli hesaplarla servet veya nüfuslara erişmek adına hile ve tuzaklar peşinde koşar, kötülük üretir ve değerleri alt üst eder. Açtıkları kötü çığır uzunca bir müddet devam eder ve sebep oldukları kötülük yaşadıkça ölseler de günahları artmaya devam eder.

Şeytanlar en çok aklını kullanamayanları, aklı hayra hizmete veremeyenleri kullanır, kendisine asker eder. Şeytanın kulu nereye götüreceği ise malumdur.

Akl-ı selim olanlar ise selim kalpleri ile birlikte aynı noktaya bakabilen, hayatın tatlı manevi hazlarına, akli ispatlar ekleyebilen, kalp ve aklı Allah yolunda buluşturabilenlerdir.

Bu nedenle iman ve Kur’an nasıl kalbi Allah aşkı ile dolduruyorsa, bu Allah aşkı da aklı Allah arayışı ve özlemi ile doldurur. Hayatın ve beşeriyetin gereklerini idrak eden akıl sahipleri, ilahi olan ve olmayanları ayırt edebilen, doğru ile yanlışı ayrı yere koyabilen, hakikati görebilenlerdir.

Nihayet selim akıl sahipleri, şeytana her nefeste düşman olmanın keramet ve gereğini anlayabilenlerdir. Yoksa azap fena, vebal büyüktür.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Laiklik İslam’ın teminatıdır

Laiklik İslam’ın teminatıdır

Laiklik İslam’ın teminatıdır Atatürk ilkelerinin belkemiği durumundaki laiklik kelime olarak ayrıştıran, karıştırmayan manasına olup siyasi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir