Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Allah adına hesap sormak
imanilmihali.com
Allah adına hesap sormak

Allah adına hesap sormak

Allah adına hesap sormak

Duvarda bir yazı gördüm araçla geçerken; “namazsızlardan mısınız?” Bu yazımıza temel teşkil eden bu söz çok ağırıma gitti ve yazmaya karar verdim ki toplumun geldiği nokta açısından bu çok ama çok vahim bir durumdur.

Belli birkaç kesimin güdüsüyle yazılmış olduğu belli bu yazının iman penceresinden tahlili tam bir cinayet ve cehennem senaryosu.

Dinde zorlama olmayacağını bildiren Allah ve Peygamberine rağmen, insanları değişik ümmetler halinde yarattığını bildiren Yüce Rabbimizin sayısız emrine rağmen bu yazının duvarlara kazınması dinciliğin daniskası olmaktan çok öte şeytanlığın ta kendisidir.

Allah, namaz kılmayanları lanetlemez ama namaza riya ve gösteriş katanlara, namaz kıldığı halde ahlaksızlıklardan kopamayanlara lanetler yağdırır. Hal böyleyken namaz kılmayanların mazeretini yok sayarak, iş ve güçlerinden zaman ayırmadıklarını umursamayarak, namazı cennete götüren kayık görenlerin evvela imanı ve sonra tavhidi öğrenmesi gerekir ki tüm peygamberlerin ilk emri iman ve tevhiddir .. namaz asla değildir.

Kaldı ki Kur’an’ın nuzülünden çok zaman sonra namazın şekli ve mahiyeti açıklanmış, farz kılınmıştır. Yine dahası namazın kazası her zaman vardır ve namaz tehdit durumlarında, yolculukta vs. ertelenebilir. Hal buyken Allah adına hesap sorma yetkisini kendisinde bulan imansızların şeytanlarla işbirliği içindeki küfürleri Kur’an’dan habersizliklerinin ispatıdır.

Namaz kılmak Allah emridir, farzdır. Lakin farzın cezası belli, namazın kazası bellidir. AYnı şeyler diğer ibadetler içinde geçerlidir. Yani oruç tutamayan, hacca gidemeyenler için de. Peki Yüce Allah kullarına ruhsat vermişken, bu ruhsatı yok sayan ve namazı siyasi-maddi çıkarlarına alet edenler tarikat mantıklarını İslam’ın üzerine çıkartarak şirk suçunu işlemez mi?

Durum bu kadar vahimdir.

İslam aleminin bir an önce Kur’an İslam’ına dönmesi bu nedenle çok ama çok önemlidir. Yoksa bu toplumdan cennetlere varacak insan parmakla gösterilecek kadar az olacaktır.

Çünkü dinde tebliğ ve davet var zorlama yoktur. Hesap sormak ise sadece Allah’a düşer.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar

Müşriklerin dinine göre kafir olanlar Müşrikler, şeytanın şirk dinine tabi, Yüce Allah’a varlık, yaratış ve ...

2 Yorum

  1. Bazı din alimleri, namaz, oruç ve haccın ahirettte sorgusu yok, dünyada cezası var deyor. Bu dogru mudur.

    • Yüce Allah’ın ahirette bizleri muhatap kılacağı sorgunun mahiyetini sadece Allah bilir. Bizlerin bildiği sadece Kur’an ile ve Peygamberimizin sünneti ile bildirilen kadardır. Kur’an ayetlerinin tamamının farz olduğu noktasından hareketle ibadetlerin ve amellerin, niyet ve fikirlerin, gizli ve açıkların, pis ve temizlerin, fıtrata ve tevhide ait herşeyin elbette bir karşılığı olacaktır çünkü bu dünya ve yaşam boşuna var edilmemiştir. Bunlar arasındaki orantı, katsayı, öncelik ve ağırlığı bilen ise sadece Yüce Allah’tır. O’nun rahmeti ve öte yandan celali sınırsızdır. Olıur ki kul Yüce Allah’ın rahmeti ile bir susuz kediye verdiği bir bardak süt ile cennete gider, olur ki kul ömrü boyu secdeden başını kaldırmaz da yetimlere ettiği eziyetten ötürü cehennemi boylar. Günah insanlara mahsustur ve ihmal, hata, noksanlıklar beşeriyetten kaynaklanır. Böyle düşünülürse herkes günahı için tevbe etmeli ve af dilemelidir. Allah umutsuzluğu yasak etmiştir ki ancak kafirler Allah’tan umut keser. Dünya bir sınavdır ve bu sınavın tek sorusu elbette namaz, oruç ve hac değildir. Binlerce sınav vardır ve doğru olan ayetlerin işaret ettiği sırat-ı mustakimde yani güzel ve mutlak olan ahlakta birleşmektir. Niyet ve amel mühimdir ve niyet amelden de üstündür. Ahiret sorgusuna dönersek de o gün (doğrusunu Allah bilir) soru cevaplı bir mahkeme asla olmayacaktır. Çünkü herşey her an kaydedilmekte ve çetere (tabir yerindeyse) her gece uykumuzda güncellenmektedir. Böyle olunca da kula sadece bir ibadet vesilesinden soru asla olmaz diye düşünürüz. Çünkü Allah kainat ve yaşama üstün kıldığı insandan iyiliği sadece kendisi için değil kendisi, çevresi, kainat ve elbette Yüce Allah için ister. İbadet sadece kulun kendisine iyiliktir ve asıl olan insani kabiliyet ve üstünlüklerin hakkını vermek ve insanca iman ile yaşamaktır. İman yok ise veya zayıfsa İslam (ibadetler) kulu kurtaramaz. Çünkü Allah sadece iman edenlerin dostudur. İbadetler olmalıdır ama o ibadetler kula birşeyler katmalı, örnek mü’min yapmalıdır. Yoksa aradan çıksın diye ibadet olmaz ve ibadet iman iledir ve imanı güçlendirendir. Son söz denilebilir ki; Allah zalim ve günahkarların cezasını vebal olarak dünyada, azap olarak da ahirette verir. Bu şu demektir ki; kötülük sahiplerinin bu dünyada veya tam tersi ahirette cezadan uzak kalacağı düşüncesi yanlıştır. Ama şu da var ki Allah zalimlere ve günahkarlara süre verendir ve bu o kul tevbe etmeye imkan bulsun, doğru yola dönsün yahut düzelmeyenler için azabı hak olsun ve daha da önemlisi o kötü kula uyacaklar belli olsun diyedir. Yani Allah en zalime dahi merhametlidir ama insan zalim, cahil ve nankördür. Allah daima doğrusunu bilir. Bize düşen tevbe ve şükür ile ama daima imanla O’na yönelmek ve affedilmeyi ummaktır. Fani dünya hayatına kanıp, mevki ve makamlar ile oyalanmak ise yapılacak en büyük hatadır. Kuşların, ağaçların, güneşin dahi ibadet ve tesbih ettiğini hatırlarsak ibadet tek başına asla kurtarıcı değildir, olamaz. Çünkü mesele ibadetse ağaçlar ve kuşlar dahi insandan çok daha güzel ve devamlı ibadet eder. Allah bizleri Kur’an’dan ayırmasın, imanımızı eksiltmesin. AMİN.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir