Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / Allah cehennemi dolduracağına ahdetmiştir
imanilmihali.com
Cehennem azabı

Allah cehennemi dolduracağına ahdetmiştir

Allah cehennemi dolduracağına ahdetmiştir

İslam’ı anlamak ancak yaratılışı, yaratılış gayesini, sınavı ve iblisin ahdini anlayabilmekle mümkündür. Kur’an’ı anlayarak okumamaya yeminli biçare kafirlerin asla fark edemeyeceği bu felsefe sınavın en mühim noktasıdır ve uyuyan hain kalpler ancak ahirette gerçeği gözleriyle görünce hakikate uyanacaklardır.

Oysa bakın Yüce Allah cehennemi ayetinde konuştururken nasıl söyletiyor;

“O gün Cehenneme, “Doldun mu?” deriz. O da, “daha var mı?” der.” (Kaf 50/30)

Kimdir bu cehennemlikler ? Cevap; inkar edenlerdir. İnkar edenler kimdir; dini ve Allah’ı yalanlayanların tamamıdır.

“İnkâr edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!” (Al-i İmran 3/12)

İnkarcı başı, aldatan, şerrin kumandanı, ahiret karartıcı, şirk dini sahibi kimdir o halde? Cevap; kör şeytandır.

“Allah, şöyle dedi: “İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum: “Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım.” (Sad 38/84,85)

“Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.” (A’raf 7/18)

Hakikat; küfür ve şirke dalan her kul cehennemin yılmaz müdavimi ve misafiri olacaktır.

Cehennemin dolması insanların cehennem için yaratıldığından değil, ezeli bilen Allah’ın ahiret günlerine şahitliğindendir. Yani insanların azacağını, şeytana tapacağını, az sayıda mü’min hariç diğerlerinin kanacağını bilen Allah insanlara bunu bildirerek şimdiden hakkaniyet ilkesi gereği uyarmaktadır.

“Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.” (A’raf 7/179)

Herkes iman edemez, herkes temiz nefis sahibi olamaz, kimse günahsız değildir. Yüce Allah’ın merhamet ettikleri müstesna diye buyrularak ifade edilen kitle ise imanla, ibadetle, niyet ve amelle, dua, tevbe ve şükürle Rabbine yönelenlerdir. Yani şeytanı düşman bilen, dünya malının süs ve cazibesine kapılmayanlardır. Çünkü başını dünyaya daldıranlar dine ve ilahi nizama her zaman muhalefet edecek ve kötülük üretmekten çekinmeyeceklerdir.

“ Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.” (Hud 11/118,119)

“Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir.” (Secde 32/13)

Yukarıdaki ayetlerin açıkça ifade ettiği gibi de cehennem şeytana uyanlarla dolup taşacak, feryatlar göğe yükselecek ve cennetlerdekiler bu muazzam ateş ve çığlıkları duymayacak, o esnada gölgelerde ferahlıyor olacaktır.

Kul için bu şu demektir ki insanların ve hatta cinlerin çoğu cehenneme namzettir. Salih ve mü’min kullar ise azdır. O halde bunları arayıp bulmak lazım gelir.

Bu kullar ise öyle pis ve karanlıklarda değil, yalan ve riyada değil, şehvet ve kibirlerde değil, günah ve azgınlıklarda değil, zulüm ve şiddetlerde değil .. takva ve tevhidlerde, sevgi ve merhametlerde, güzel ve iyi yerlerde, Allah dostlarıyla birlikte yaşarlar.

Salih kimselerle birlikte olmak, Allah dostları tarafında yer almak en azından niyet bazında kulu beraat ettirecektir. Hayırlarda yarışmak, iyiliklere koşuşturmak halis ve kamil kullara hastır. Ama tüm kullar hiç olmazsa buna aracı olarak sevaba yönelmeli, şeytana uyma tehlikesinden kaçındıkları gibi, imanla ödüllendirilme nimetine de inşallah kavuşabilmelidir.

İşin başı günahkar olduğunu kabullenebilmekte, nefsi temize çıkarmamakta, etrafı ve sistemi suçlamamaktadır. Yapılan tüm hataların, tüm kanmaların sorumlusu önce kulun kendisidir. Önce bu anlaşılmalı ve kalpten desteklenmelidir ki temizlenme ve arınma başlayabilsin. Ve sistem kusursuzdur çünkü mimarı Yüce Allah’tır.

Yüce Allah sözlerini Kur’an’da tamamlamıştır. Haşa Kur’an’ın değişiklik eki gelmeyecektir. Cehennemliklerin çok olması hak ve adaletin terazisinde oynamaya sebep vermeyecektir. Herkes zerrece haksızlık yapılmadan akibeti neyse ona göre ödül veya cezaya muhatap edilecektir.

Ve kul hala cehennemin doldurulacağına inanmıyorsa, inanıyor kendisini yakıştıramıyorsa, nasılsa yırtarım diye düşünüyorsa, nasılsa birileri beni kurtarır diye şeytana aldanıyorsa, nasılsa herkes cehennemdeyken Yüce Allah bize acır diye düşünüyorsa .. yukarıdan itibaren yazımızı bir daha ve yavaş yavaş okumalıdır.

Yüce Allah ikazını en başta yapmış, iblisin ahdini defalarca tekrar ederek sınavın çetinliğini vurgulamış, rahmetini de azabını da kudretine bağlamış, ahirete yönelik gaybı haberler ile olacakları haber vermiş ve haksızlık yapmadığı gibi o çok sevdiği insana aslında torpil yapmıştır.

Ama; zalim, cahil ve nankör insan her defasında sapmış, azmış, haddi aşmış ve ahireti unutup inkara dalmıştır.

Haksızlık yok, adaletsizlik yok, adalet var, cennet ve cehennem vardır.

Daha ne kadar nefes alacağınız belli değilken hiç olmazsa yığdığınız günahları azaltmaya, yanlışlardan dönmeye, parayla sattığınız ruhunuzu, zulmettiğiniz için kararan kalbinizi temizlemeye gayret edin. Belki o zaman cehennem ateşlerinden uzaklaşırsınız.

Çünkü sadece kafirler Allah’tan ümit keser. Ümitsizlik yok, ümit var, çaresizlik yok çare var. Tüm ümit ve çare ise Yüce Allah ve kelamı Kur’an’dır.

Kulun kendisine sorucağı soru şudur; ben dinin ve imanın neresindeyim? Allah’a ve Kur’an’a verdiğim değer ne? Ne kadar samimi ve kararlıyım?

Bu soruların cevabı akibetiniz ve ahiretteki takva değerinizdir.

Rabbim imanlı kalplere ferahlık ve güzellikler versin.
Rabbim yanlış yoldakileri ıslah eylesin.
Rabbim bizleri çetin azabından muhafaza eylesin.
Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Müsterih olmak kimin hakkıdır

Müsterih olmak kimin hakkıdır

Müsterih olmak kimin hakkıdır Müsterih olmak; vicdanı rahat, huzurlu, esenlik ve kurtuluştan inşallah emin, güvende, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir