Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Allah ile aldatmak
imanilmihali.com
kafir

Allah ile aldatmak

Allah ile aldatmak

ALLAH İLE ALDATMAK

“O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın. (DİB)/ O yaman aldatıcı, sakın sizi Allah ile aldatmasın! (YNO)” ( Lokman 31/33)

“Sakın çok aldatıcı (şeytan), Allah hakkında sizi aldatmasın. (DİB) / O yaman aldatıcı, o çok gururlu, sizi sakın Allah ile aldatmasın. (YNO)” ( Fatır 35/5)

“O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı.” (DİB) / O yaman aldatıcı, sizi Allah ile aldattı.” (YNO)” (Hadid 57/14)

Allah ile aldatmak; Yüce Kur’an’da buyrulduğu şekilde bir Allah ayetidir ve gerçek mü’minler için tehditkar bir kelam ve şiddetli bir uyarıdır.

Aldatan şeytandır. Yani insan ve cin şeytanlarıdır ki işleri ve emelleri mü’minleri Allah yolundan hile ve kandırmaca ile çevirmek, bataklıklara sokmaktır. Yaptıkları şey; batılı hak olana egemen kılmaya çalışmak, gerçeği ve doğruyu saklamak, çirkin ve kötüyü güzel göstermek, kolay ama sahte olan dincilik ile gerçek, güzel ve zor olan dindarlığı aşılamaya çalışmaktır.

Aldatılan hedef kitle; masum ve dürüst olarak sadece Allah’a kulluk ve iman edenlerdir.

Bu aldatanlar kendilerine aldananları; şirke çeker, dinden çıkarır ve umutsuz çöllere sürüklerler. Çünkü imanı zayıf olan dindarları, İslam’ı bıraktırıp icat ettikleri dünyevi çıkarlara has “sahte dine” tabi kılarlar. Güzel göstererek, şehveti körükleyerek, açgözlülüğe iterek olmadı tehditle caydırırlar. Bu sayede sadece Allah’a kulluk etmek üzere söz vermiş kullar Allah ile beraber başka şeylere ve başka kişilere de kulluk ederler ki bu zaten baştan sona şirktir! Bir kere kanınca dönüş yoktur. Kananlar yoldan-dinden çıkar, kanmayanlar aforoz edilir. Kananlar aldatanların kölesi olur, kanmayanlar dinsiz!

Allah ile aldatılanların en büyük sorunu aldatıldıklarının farkında olmamalarıdır. Çünkü en çok inandıkları değer kendilerinin aleyhine kullanılır.

Türk halkı dinine olan derin saygısı, İslam’a duyduğu teslimiyet ve bilginlere, âlimlere ve geleneklerine sadakati yüzünden savunma ve eleştirme güçlerini ve hakkını kullanamaz. Daha da önemlisi Allah ile aldatanlara karşı “aklını” kullanmaz.

“Allah, aklını işletmeyenler üzerine pislik indirir.(YNO)” (Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir.(DİB))(Yunus 10/100)

Kur’an bu tuzağa düşmemek ve bu beladan kurtulmak için iki yol öneriyor; aklın işletilmesi ve aslen Allah katında bir üstünlük olan takvanın yani dindarlığın bu dünyada insanlar arasında üstünlük ölçüsü olmaktan çıkarılması.

“…Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır….(takvada en ileri olanınızdır.) (O’nun iradesine ters düşen şeylerden en çok sakınanınızdır.)” (Hucurat 49/13)

Aklın işletilmesi sayesindedir ki İslam kaynağının sadece Kur’an olduğu anlaşılacak, şeriat denen geniş kavrama dâhil edilen binlerce söz, kişi ve rivayetlerin dine zarar verdiği, şeriat isteriz diyenlerin İslam isteriz diyememelerindeki mana açığa çıkacaktır. Çünkü Kur’an İslam’ı emreder, şeriatı değil. İslam ayetlerle sabittir, şeriat rivayet ve hurafelerle. Bu yüzden Yüce Allah sonsuza kadar ve tüm insanlığa İslam’ı layık görmüş, seçmiş, razı olmuştur. Oysa şeriat isteyenler, velilerin, evliyaların, örflerin, hurafelerin karması olan bir sahte din veya olgu yaratıp onun peşinden toplumları sürüklemek isterler ki hedefte dünyevi çıkarlar ağırlıklıdır.

Allah ile aldatma Anadolu özelinde İslam’ın Araplaştırılması ile başlanmıştır. İslam’ın Türkmen yorumunda ve Anadolu İslamiyet’inde Allah ile aldatma yoktur.

Türk halkının durumu kendisine içirilen Arapça ve Arapçılık şuruplarıyla daha vahimdir. Bu vahamet kutsal olanın Allah kelamı Kur’an değil de Arap dili olduğu yalanına kadar varır ve ne yazık ki Kur’an kursları denen etkinliklerde Kur’an’ın hikmet ve güzellikleri değil Arap lisanının harfleri öğretilir.

Merhum Elmalılı Hamdi Yazır’ın dediği gibi ana dili Arap olmayanın Arapçayı öğrenmesi ve hele o dilde Kur’an’da hâsıl olan manayı tam olarak anlaması teknik olarak mümkün değildir. Kendisi bile tefsirinde bir imla işareti, bir vurgu nedeniyle yirmi bir ayrı âlimin farklı yorumunu dile getirmiş, doğrusunu Allah bilir diyerek konuyu sonuçlandıramadan kapatmıştır. Merhumun sırf Fatiha suresi tefsirine yaklaşık bir cilt ayırması bu mananın derinliği konusunda çok daha iyi fikir verecektir. Durum böyleyken insanları Kur’an’ı Arapça okumaya zorunlu kılmak Kur’an’ın ayet ve kıssalarının anlaşılmasına, öğüt ve yasakların rehber edinilmesine, aklın kullanılmasına ve ayetlerin derin derin düşünülmesine haksızlıktır ki Allah bunun tam tersini emretmektedir.

İşte bu Arapçaya gömülü din nedeniyledir ki Kur’an mahiyeti ve İslam nuru bir türlü anlaşılamamakta ve Müslüman ümmet ayağa kalkamamaktadır. Müslüman cemaat Allah’ın kelamını anlamak ve yerine getirmek yerine Arapça bir iki dua ezberlemeyi sevap ve cennet anahtarı saymaktadır. Allah’ın kelamı anlaşılmadığı içindir ki yaşanan bunca hırsızlık, riyakarlık, zulüm, ahlaksızlık ve hayâsızlık hatta namussuzluk tepkisiz kalmaktadır. Doğruluk ve adalet çiçekleri bu zulüm ve ihmalledir ki üzeri karlarla kaplı bozkırlara hapsedilmiştir.

Tercüme Kur’an’a çoğunlukla karşı çıkılmasında bir isabet vardır ama mealler Türk insanı gibi Arapça’ya yabancı uluslar için olmazsa olmazlardır ve her Müslümanın en az bir kere Kur’an’ı kendi dilinden mealle okuması farzdır. Aksi yani okunmaması Allah kelamına yapılacak en büyük haksızlıktır ki ahirette sorulduğumuzda ayetleri okumamış olmanın mazereti yoktur.

Türk halkı asırlardır Kur’an’dan uzak tutulmuş, onu okuyup anlamaktan yoksun bırakılmıştır. Türk halkının Kur’an’dan tek istediği ve beklediği o kitabın Arap harfleri ile telaffuzunu başarıp ‘sevap’ kazanmak olmuştur. Türk halkı, Allah ile aldatma tezgâhlarının ustalıkla işledikleri bu sevap oyunuyla avunurken yaşadığı dinin Kur’an’la ilgisi büyük ölçüde yok edilmiş, dinde Kur’an’ın yerini Arap – Emevi saltanat ideolojisinin kutsallaştırılmış sloganlarıyla İslam dışı örflerin uydurmaları almıştır.

Kur’an dindarlık belge ve ifadelerinin insanlar arasında bir değer ölçüsü olmasını yasaklamakta, dindarlığın (takvanın) sadece Allah katında bir değer ölçüsü olması gerektiğini bildirmektedir. Takvanın yani imanın kimde olduğunu sadece ve sadece Allah bilir. O halde en masum niyetlerle bile olsa dindarlığın insanlar arası değer belirleyici olarak öne çıkarılması, Kur’an’a göre bir insanlık suçudur, dine hakarettir ve Allah ile aldatmanın en şerir şeklidir.

Dindarlık insanlar arası bir ölçü olursa ardından dincilik ve hemen ardından bencillik, hırs ve şiddet gelir ki bugünkü durum tam olarak budur.

Sadece bu olgu bile Kur’an’ın laikliğin temel taleplerinden biri olduğunu göstermeye yeter. Çünkü aklın devrede olması ve işletilmesi için laiklik temel şarttır. Aksi halde duygu egemen kılınmak suretiyle din, aklın önünü kesme aracı olarak kullanılır, yani kitle Allah ile aldatılır.

Aklı kullanarak insanları aldatmak zordur çünkü ispat ister, Kur’an ile aldatmak ta zordur çünkü ayetler alenen ortadadır. Ama duygulara hitap edip, aklı işin içine sokmadan, Kur’an dışı binlerce rivayete göre insanları aldatmak kolaydır. Kur’an’dan dem vurmadan; “Şeyhimiz böyle buyurdu, yüzyıllardır içtihad bu şekildedir, âlimler böyle uygun görmüş, sünnet bunu buyuruyor” demek Kur’an’ı hiçe saymaktır ki telafisi mümkün değildir.

Bu durumu çok iyi bilen aldatma sektörleri sürekli din ve imanı kullanarak yaklaşır, Türk halkına ve onu daha ilk anda etkisiz-dilsiz hale getirerek istediği şekilde ve istediği oranda aldatıp sömürür. Sonuç olarak okullarda en başarılı olanlar sayısal bölümleri seçer, doktor, bilim adamı vs. olur ama memleketi hep sözeller yönetir. Bilim ve akıl yükselme derecesi olmaz da bu aldatanlara en yakın ve hatta tabi olanlar yükselir.

Bu insanlar o denli çıkarcı ve hırs sahibi olurlar ki Allah ve Peygamber dini bölmeyin dediği halde dini paramparça eder ve binlerce mezhep, tarikat ve cemaate bölerler. Yolun sonu sadece Allah’a çıktığı sürece tüm gayretler mubahtır ama dikenli yollara sapan aldatmacalar ne yazık ki karanlıklara çıkar ve dini değiştirip bambaşka bir şey yapar. Bu yeni dini has sayanlar ise maalesef imanını kaybeder.

Türk halkının en büyük zaafı dinini, uyanma ve sorgulama aracı olarak değil de uyuma ve susma aracı olarak kullanmasıdır.

Bugün insanlık dünya genelinde Allah ile aldatmanın en zorlu devresini yaşıyor. Küresel ve organize aldatma sektörlerinin faaliyette olduğu bu süreçte ‘dinsiz zulümlere tepki’ adı altında ‘din adına zulmediliyor.’ Kutsal patentli bu zulüm, materyalist darbelerle yara bere içinde kalmış kitlelerin yaraları üstüne ‘Allah’ diyerek tekme vurmaktadır.

Günümüzde; Allah ile aldatma sektörleşmiş, hatta saltanatlaşmış, riyakârlık derinleşmiş, hak duygusunun kaybı genelleşmiş ve haram lokma amaç haline getirilmiştir.

Özellikle riya aldatanların bir numaralı silahı ve maskesidir ki bu maske sayesinde zehirlerini masum kitlelere zorlamadan ama kandırarak akıtırlar. Çünkü temiz ve halis kullar onları kendilerinden sanır ve onların nasıl birer tehlikeli münafık olduğunu anlamazlar.

Bu yüzdendir ki dünyada savaşların, acıların yaşandığı yerler hep Müslüman ülkelerdir. İslam dünyasının durumu gerçekten çok kötüdür. Ve bunun en kötü yanı da durumun kötü olduğunun henüz bilincinde olmamamızdır.

Allah ile aldatmanın temel dayanağı; dine yalan söyletmektir. Bu gerçek dine söyletilemeyeceği için değiştirilmiş dine uygulanan en büyük taktiktir. Ve işin doğrusu bilinmezse insanlar ne yazık ki o söyleneni doğru kabul eder ve zayi olurlar.

“…Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.”(Ra’d 13/11) (YNO)

(Gerçek şu ki Allah, bir toplumun maruz kaldığı şeyleri, onlar, birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmez. Allah bir topluma bir perişanlık dileyince de artık onu geri çevirecek bir güç yoktur. Ve onlar için Allah’ın berisinden koruyucu bir dost da olamaz.(DİB))

Allah ile aldatanların gerçek tanrısı Yüce Allah değil, paradır, maldır, dünyalıktır. Allah ile aldatılan toplumlarda mutlu bir dünya için yeryüzünde Allah’ın iyileri kullanması engellenir, mutsuz bir dünya için kötülerin Allah’ı kullanması yürürlük kazanır.

Allah ile aldatılmayı önlemenin çareleri;

1.Dinin gerçeğini öğrenmek, sahte dini dinsizliklerin en kötüsü bilmek, bildirmek. Sahte dini yaşamaktansa dinsiz kalmanın yeğlenmesi gerektiğini önemle ve ısrarla anlatıp belletmek.

2. Dinin saltanat ve siyaset aracı yapılmasını durdurmak, yani laikliği esas almak.

3. Allah-insan arası bir değer ölçüsü olması gereken dindarlığı insanlar arası bir değer ölçüsü olmaktan çıkarmak.

Allah ile aldatma hiçbir ödün ve uzlaşmayla aşılamaz. O, deyim yerindeyse ölümsüz bir beladır. Çünkü ölümsüz bir aracı kullanmaktadır.

Allah ile aldatanlar, şeytan evliyası olanlar yani İdris suretinde iblislerdir. Onların marifetiyle dinde olmayan birçok haram, sevap, dokunulmaz alan, ibadet icat edilmiştir. Dindarlık, yapay kutsallara saygıyla eşitlenmiştir. Bu anlamda onların diliyle gerçek dindar olduğunuzda gerçek dinden çıkarsınız. Onların diliyle dindar olamazsanız da dinsiz diye damgalanırsınız.

Günah işlemek insanı ne dinsiz ne de Allah düşmanı yapar. Sadece günah işlemiş insan yapar. Ancak işlenen günah, Allah’ın yetkilerini kullanmak, dinde buyruk makamı gibi davranmak, dine hükümler eklemek, kısaca dinde teşrii yetki kullanmaktan kaynaklanıyorsa bunun adı sadece günah değil, Allah’a iftiradır ki zulüm ve şirkin en lanetli türüdür. (En’am, 6/93,144)

“Allah ile iskat” tabiri Mehmet Akif Ersoy’un bir dizesinden alınmıştır. Susturmak, suskun-konuşamaz hale getirmek anlamındadır. Bu Allah’ı paravan ve baskı aracı gibi kullanarak insanları susturup sindirmek şeklinde beliren ve faturası kutsala çıkarılan bir zulümdür. İslam, susmayı değil, konuşup düşünmeyi ve sonra eyleme geçmeyi emreder, ardından da eylemi ibadet sayar.

Zulmün kelime anlamı da karanlıktır. Kitleleri bilgisizliğin karanlıklarında tutmak en büyük zulümlerdendir. Allah ile iskat zulmünün doruk noktası bütün değerlerin tam tersine çevrilerek bayraklaşmasıdır. Hz. Ali tarafından bunun adı Emevi zulmünü tanıtmak için konmuştur; “Din elbisesini tersine giymek!” İnsanların Allah ile aldatılıp saptırılmasında bir numaralı araç sahte dindir.

Takva ve ittika; Allah’tan korkmak değil Allah’ın iradesine ters düşen şeylerden sakınmak, müttaki; Allah’tan korkan değil Allah’ın iradesine ters düşen şeylerden sakınan, ittekuni; benden korkun değil, benim irademe ters düşen şeylerden sakının şeklinde meal etmek doğrusudur. Dolayısıyla ayeti “…Allah’tan en çok korkanınız…” diye değil, “Allah katında en değerliniz takvada en ileri olanınız yani Allah’ın iradesine ters düşen şeylerden en çok sakınanınızdır şeklinde meal etmek gerekir. (Hucurat 49/13)

İslam’a iman korku değil basiret imanı olmalıdır. Allah ile aldatanlar eleştiri kabul etmezler. İslam dünyasında din sınıfı (ruhbaniyet) olmadığı için aforoz kurumunu Allah ile aldatanlar işletir. Allah ile aldatan dincilerin hak duyguları, ehliyete saygıları da yoktur. İnatlarını, menfaatlerini ve kinlerini tatmini başarı sayarlar.

Allah’a teslimiyet Allah katında Müslüman olmanız için yeterlidir ama Allah ile aldatan fesat dincileri için yeterli değildir. Bu zihniyetin başkalarına mümin-Müslüman onayı vermesi kendisine teslimiyet şartına bağlıdır.

Allah ile aldatanların amacıyla aracı aynıdır; siyasi rakiplerini din-iman dışı göstererek yıpratmak ve dinin kredilerini kullanarak iktidar erkini ele geçirmek. Bu zihniyetin lügatinde doyma, uzlaşma, acıma yoktur. Anlayış ta beklenmez.

Allah ile aldatan dinciler iftirayı acımasız ve amansız bir yoğunlukta sergilerler. Dini kendi hesaplarına uydurmak için Allah’a iftira ve rakipleri tasfiye için kullara iftira. Buna Allah adına bozgunculuk ta denir. Esasen öncelikle dini tahrif edip, istismar ve aldatmaya müsait hale getirmek için Allah’a iftira ederler. Allah’a iftira etmekse dine yalan söyleterek Allah’ı ve Peygamberi yalan söylemiş durumuna düşürmektir ki en büyük zulüm ve günah budur.

Allah ile aldatanların en büyük zaaflarından birisi şiddet tutkularıdır. Bu nedenledir ki Sivas katliamı yaşanmış, bu yüzdendir ki kedisi kaybolanlar avaz avaz bağırırken otelde onlarca aydın insan diri diri yakılırken kimselerden ses çıkmamıştır.

Allah ile aldatanların tehlikeli ve zararlı bir başka illeti de bağy’dır. Yani insanların birlik ve ahengini parçalayan özellikle maddi çıkar maksatlı her türlü zararlı etkiye yol açan davranış. Bu kendisini hırs yani doymazlık, zulüm, saldırı, sömürü, ezme ve bozgunculuk olarak gösterir.

Allah ile aldatmanın panzehri kendi içinde yani İslam’dadır. Bir an önce halis dini öğrenmek ve ona tabi olmak mü’minin kurtuluş reçetesidir. Gönül gözünün kapalı, kalplerin mühürlü olması durumu müstesna hala kurtulabilecekler için ışık Allah nurudur.

Dünyevi hırs, kasıt, hile ve çıkarlarla bezenmiş sahte dinden sıyrılıp Kur’an’a yönelmek yani İslam’a yapılan en büyük kötülükleri sadece gerçek İslam ile defetmek mümkündür.

Hz. Muhammed (s.a.v) güzel şahsiyetinde tebliğ edilmiş ayetleri değiştirmeden, akıl ve kalple yorumlamak, Allah’a aracısız olarak kulluk etmek, tövbe ve istiğfar ile üzerimize yapışan çamurlardan kurtulmak olasıdır.

Çare Mustafa kemal Atatürk’ün dini tertemiz ve halis olarak yaşatırken, laikliği yönetim ilkesi olarak belirlemesindeki gayeyi anlayabilmektir. Bu ilkeden uzaklaşıldığı içindir ki din zarar görmüş ve kirletilmeye çalışılmıştır.

Gerçek İslam’ın en büyük garantisi laikliktir. Laiklik öyle bazılarının dediği gibi dinsizlik değil dine saygının ta kendisidir.

Modern zamanlarda dine en çok zarar verenler nasıl dinciler olduysa, laikliğe en çok zarar verenlerde sahte Atatürkçülerdir.

Türk toplumunun iki vazgeçilmezi Allah’ın dini İslam ve Türk’lüktür. Bu ikisi hür, çağdaş, nezih ve refah yaşamanın olmazsa olmazıdır.

Tehdit ve baskı altında kalmadan, düşman süngüleri olmadan, zulmetmeden, zulme uğramadan, aldanmadan ve aldatmadan, Allah’ın kıyamete kadar bizim için seçtiği dini ayakta tutmaya çalışmak dinsizlik değil dinin ta kendisidir.

Bağımsızlık ve egemenlik uğrunda, İslam uğrunda, Allah yolunda kan, ter ve gözyaşı döken herkesten Allah razı olsun!

Derleme; Sayın Yaşar Nuri ÖZTÜRK’ün “Allah ile Aldatmak” adlı eserinden derlenmiştir.

Allah ile aldatmak

Bu yazıyı okudunuz mu?

şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk Dine yalan söyletmek, küfür ve şirk cephesinin en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir