Anasayfa / ALLAH (cc) / Allah iman edenlerin dostudur
imanilmihali.com
Allah iman edenlerin dostudur

Allah iman edenlerin dostudur

Allah iman edenlerin dostudur çünkü iman Allah’ı bilmenin, Allah’ı sevmenin, Allah’ın Tek’liğine inanmanın, sadece Allah’tan beklemenin ve Allah’ın rızasını kaybetmekten korkmanın adıdır.

Allah iman edenlerin dostudur

“Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.” (Bakara 2/257)

Ayetin işaretiyle anlaşılır ki insanın fani yaşamında yol gösterenleri, rehberleri, fikrine değer verdikleri, sığındıkları, haram ve helalleri soracakları, yollar arasında tercih yaparken danışacakları, aklın yetmediği yerde müracat edecekleri bir şeyler olacaktır. Çünkü sonsuz yaşam ve kainatta insanın her şeyi her zaman bilmesi imkansızdır.

Bu rehber ve yol gösterici, insana ne katabilirse, ne kadar gerçek ve doğruysa, nasıl bir etki yaratırsa kulun gidişatı da ona göre değişecektir. Bu etki iyi manada olursa kul sevinecek, kötü manada olursa üzülecektir.

O halde rehberi doğru seçmek farz olandır ki doğru seçenek sadece Allah’tır.

Sayısız alternatifi ve nüansı bulunan bu rehberlik sistemine hevesli pek çok insan ve varlık vardır ki tamamı yaratılmış olan bu varlıklar ilahlık görevine soyunmakla ve hatasızlık etiketini takınmakla en başta kendileri hata eder ve sonra kendilerini izleyenleri de felakete sürüklerler.

Nefis, şeytan, para ve makamlar bu sahte rehberlere birer örnektir ki Allah’ı rehber edinmenin adı tevhid, diğerlerine tabi olmanın adı şirktir.

Şirk ve küfür ise aynı şe değildir ve küfür affa tabi olabilecekken şirk üzere ölmek afsızlığın adıdır.

Allah dostluğunun şartı imandır

Ayet bize Yüce Allah’ın dostu olabilmenin ancak iman etmekle mümkün olduğunu anlatır. Bu yaşamda en büyük nimet olan “Allah rızası” yani “Allah’ın dostluğu” ise kazanılmak için uğrunda ölmeyi bile gerektiren en büyük manadır. İman bu kadar mühim, imanı yitirmek bu kadar fenadır.

Allah’ın dost olduğu insanlar iman edenler olduğuna göre o halde iman etmek, imanı kalpte yaşatmak ve ispat etmek gerekir ki aldanmamak, sapmamak, haddi aşmamak bu şartın devamıdır.

Saptıran ve aldatanların yani yanlış ve kötü yola kılavuzluk edenlerin ise gayesi kulları iman çizgisinden çıkarmak ve dolayısıyla Allah’ın dostluğunu kaybetmelerine sebep olmaktır. Bundan fena bir kötülük ve ihanet var mıdır?

Uğrunda ölünecek Allah rızası yerine sahte sevgi ve vaadlere kanmanın ve mahrumiyetlere mahkum olmanın izahı mümkün müdür?

Yanlış ve batıl yollara kılavuzluk edenlerin başında elbet şeytan ve nefis gelir ki diğerleri bu iki dev canavarın yavruları ve uzantılarıdır.

Allah’ın düşmanlığına sebep olacağı ayetle buyrulan bu yanlış rehberliklere tabi olanlar yani iman etmeyenlerin gideceği yer ise cehennem ateşleridir ve anlaşılan odur ki orada ilelebet kalacaklardır. Yani bir zaman sonra bile onlar için arınarak cennete geçmek diye bir şey olmayacaktır. Bu küfür ve şirk salatası bu denli çirkin ve kötüdür.

İman etmemek demek olan yanlış rehbere uymak hali kulun bu hayattaki en büyük yanlışıdır ki sonuçları bilinsin veya bilinmesin akibeti karartır ve bilmemek mazeret değildir. Çünkü Kur’an gözler önündedir ve okunmayı, anlaşılmayı beklemektedir.

Cennetlerine çağıran Yüce Allah’ın imanı yerine cehenneme çağıran şeytanların para ve makamını tercih etmekle kul akibetini de kendisi tayin eder ve afsızlığa mahkum olur. Öte yandan ailesine, toplumuna ve nihayet tüm insanlığa da, gelecek nesillere de devasa kötülüklere yol açar ki vebali öldükten sonra bile bitmez.

Aydınlık, Allah rızasına mazhar olabilmek, esenlik ve korunmuşluk, kurtuluş demektir. Karanlık ise cehalet, azap ve cehennem ateşi, afsızlık demektir. Bu ikisine götüren rehberleri iyi kıymetlendirmek, anlamak ve kanmamak lazım gelendir.

Tek Yaratan, Tek Malik Yüce Allah’tan başka ilah yok, başka yol gösterici yoktur. Hak olan tevhid ve imandır. Diğer tüm rehber ve inançlar, amel ve niyetler sahte ve yanlıştır ki bu gerçeğe rağmen kanmaya devam edenler nefse veya şeytana tabi olmakla kalmaz aynı zamanda aklın ve kalbin hakkını vermemekle de, Kur’an’a saygı göstermemekle de, Yüce Allah’ın öfkesine mazhar olmakla da hata eder, isyan ederler.

Bu isyanın cezasız kalmayacağı da muhakkaktır.

Doğru seçenek daima iman’dır

O halde iman etmek dışında bir seçenek yok, imansız halde yaşayarak cennetlere girebilme ihtimali yoktur. Bu bilindikten sonra hala imana düşman olmak ise aklın alacağı bir şey değildir ve bu hal sadece şeytanların halidir. Bu hal üzere yaşamak ve ölmek ise ağır azaplara mahkumiyet demektir ve onlara acınmayacaktır da.

İman edenler ise meleklerin dost olduğu, Yüce Allah’ın rahmetiyle cennetlerde gölgelenecek mü’min kullardır ki esenlik ve kurtuluş onların hakkıdır. Onlara orada sayısız müjdeler ve nimetler daha vardır.

İman etmeyenler içinse ahiret yurdunun karanlıklarında gelen davetin adı azaptır, acıdır, pişmanlık ve nimetsizliktir. Kalıcı ateşlere mahkum olmak demek olan şirk belası şeytanın kandırmasıyla ortaya çıkan ihanet dininin adıdır ve buna tabi olanlar aptallar değil hainlerdir. Kafir aptallardan farklı olarak hain müşrikler bu nedenle orada sürekli kalacak ve kurtuluşa asla eremeyecektir.

Sadece ahiret yurdu için değil bu dünya hayatında da yanlış rehbere tabi olanlar için huzur ve esenlik olmayacaktır. Para, makam, zevk ve şehvetler içinde yüzseler de iç huzurları asla tamam olmayacak, manevi tatmine asla eremeyecek ve sürekli pişmanlıkla yaşayacak bu insanlar için bu dünyada da saadet hayal olacaktır.

İman bu dünyanın da vazgeçilmezidir

İman edenlerin ise bu dünyası da umut ve sevgi dolu olacak, müsibetlerde tahammül ve sabırla, servetlerde şükür, secde ve dua ile ferehlayan, sığınılacak tek gölge olan Allah gölgesi altında huzur arayan mü’min kullar yokluk ve hastalık anında bile mutlu yaşayacak olanlardır.

Çünkü onlar müsibet ve nimetlerin sınav için verildiğini bilen, sınavı anlayabilen ve sınavı geçmeye gayret edenlerdir.

Allah’ı sevip Allah’tan korkmanın adı olan iman başkaca korkulara yer vermemenin adıdır ki şeytan insanları ölümle korkutmaya çok meraklıdır. Oysa korku ölmek değil, ahirette hesap vermektir. O yüzden mü’min ölmekten değil hesapsızlıktan korkar.

İblis kandırır ve sonra vaadinden cayar, kendisine tabi olanları yüzüstü bırakır. Yüce Allah ise dostlarını asla yalnız bırakmaz ve cennetlerine koyar.

O halde doğru yol, tek yol imandır ve Yüce Allah’a sığınmak ve O’nun dostluğunu kazanmaya çalışmaktır.

Hz. İbrahim (as) ehlibeytiyle birlikte Allah’ın dostudur ve bunun nedeni tevhid, iman, haniflik ruhudur yani en zalim hükümdarlara rağmen, ata kabullerine rağmen, putların egemen olduğu cehalet dönemine rağmen, ölüm tehdit ve tehlikelerine rağmen, merhmetsizlik çağına rağmen O ve ailesi tevhidi seçmiş ve buna göre yaşamıştır. Koşulsuz ve şartsız Allah’a teslimiyetin adı olan haniflik Kur’an’da onunla anılır olmuştur ve Allah’a teslim olan Hz. İbrahim’in dini de o yüzden Müslümanlık dinidir.

Kul Hz. İbrahim’i örnek alarak iman dilemeli, Kral Nemrut’un şeytanlıklarını anlayarak Allah’a sığınmalı, putlarla kandıran şeytana tabi olmamak için nefis, kişi, makam ve varlık putlarını bedeli ne olursa olsun artık kırıp dökmelidir. ÇÜNKÜ KUL TAPTIĞI PUTLARINI KIRMADIKÇA GERÇEK İMANA EREMEZ, Allah DOSTU OLAMAZ VE CENNETLERİ HAYAL BİLE EDEMEZ.

Rabbim kullarına iman ve güç versin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

vicdan

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir

Vicdan Allah’ın kalplere koyduğu adalet terazisidir Vicdan kalp sesidir. Dinleyene de dinlemek istemeyene de aynı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

6 + 4 =