Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kadere iman / ALLAH’IN DİLEMESİ VE KADER
imanilmihali.com
Allah'ın dilemesi ve kader

ALLAH’IN DİLEMESİ VE KADER

ALLAH’IN DİLEMESİ VE KADER

Allah’ın dilemesi ve kader 

Kader bahsinde yorum yapmak ve iddialarda bulunmak bahsinin ne denli tehlikeli olduğunu önceki yazılarımızda belirtmiş ve Allah rızasının herşeyin üzerinde olduğunu vurgulamıştık. Gerçekten bu husus çok önemlidir. Kader bahsinde insanın tek başına irade kullanması nasıl yanlış bir özgürlük anlayışı ise Allah iradesinin aza indirgendiği bir anlayış ta o denli yanlıştır.
Teknik olarak Yüce rabbimizin ezeliyet vasfı ile sonu görür ve bilir olması haşa ona razı olması anlamına gelmez. İşlerin bu halde devamı halde yaşanacak olan akibete Allah’ın dilediği an müdahil olamayacağı düşüncesi bizi pasif bir ilah anlayışına götürür ki bu kesinlikle yanlıştır.
Yüce Allah akıbetimizi bilen ve görendir ama ona razı olup olmayacağını biz bilemeyiz. O bizim ve tüm insanlık için her an bir vesile yaratıp bizi doğru yola sevk edecek kadar rahmet ve kudret sahibi, bizleri şefaatiyle kucaklayacak kadar merhamet sahibidir.
O dilediğini yapan ve edendir. Bir şeyi isteyince diyeceği tel şey “Ol!” demektir.
O; kullarına lütfuyla kerem indiren, lütuf ve rahmetini dilediğine nasip eden, rızkı dilediğine veren, hikmet ve mülkünü dilediğine tahsis eden, dilediğine azap eden, dilediğini bağışlayan, Peygamberlik görevini dilediğine bahşeden, vahyi melekleri ile dilediğine indiren, dilediğine yardım ve merhamet eden, dilediğine işittiren, dilediğine kız dilediğine erkek evlat veren, dilediğini bağışlayıp dilediğine ceza verendir.
Bu kadar muazzam ilim ve kudret sahibi Rabbimizin, kadere razı olması yerine Kaderi yaratması ve akibeti dilediği gibi sonuçlandırmasından daha doğal ne olabilir.
Ezeliyeti ile olan ve olacakları bilen Allah gerek insan ve gerekse toplum bazında dilediği azap ve rahmeti gönderip yanlışı doğruya çevirmeye, unutulanı hatırlatmaya herzaman muktedirdir.
İnsanın bu ilahi iradeye layık bir kul vaziyetine geçmesi için sonsuz bir sevgi, saygı ve korku ile iman etmesi, imanını devamla yüceltmesi doğru olandır.
Mesele kulun fıtrata, hakikate, akibete ve kadere üstün gelmesi değil bu fıtrata uygun yaşayabilmesindedir.
Kul ufacık güçsüz iradesi ile hak etmediği yerlere gelmeye çalışmak yerine faydalı işlere yönelmeli, kedndi yaptığı iyi ve kötü işler için de Rabbinin vesileler yarattığını bilmeli, şükür ve tevbe ile iman kpısından içeri girmeye çalışmalıdır.
Kul acizane iradesi ile “ben” demek yerine “acizane kulunuz” diyebilmeli, ilahi irade karşısında böbürlenmek yerine boynu bükük şefaat dilenmelidir.
Kader insanın tercihleri ile az çok şekillenen bir yazgıysa kul niyet ve amelini salih tutmak zorundadır. Ötesi ve akıbetindeki değişiklikler zaten bilemeyeceği gayba aittir ve elinden geleni yapan kul Allah’a tevekkül ettiği takdirde en güzel karşılıkla inşallah muhatap olacaktır.
Özetle; Yüce Allah akibeti bilen ve kaderi yaratandır. Ama bizim haddimiz bu akibete ve kadere ait hususlarda yorum yapmak değil, akıbetimizi güzel yönde değiştirebilecek istek ve gayreti Rabbimize ispat etmeye çalışmaktır.
Çünkü O, herşeye muktedir, celal ve ikram sahibidir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinen kader ve kadercilik nedir

Dinen kader ve kadercilik nedir

Dinen kader ve kadercilik nedir Kader, ellerimizle işlediğimiz nakıştır. Yaşamın ve dinin önündeki en büyük ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir