Anasayfa / ALLAH (cc) / Allah ve tanrı kavramları
imanilmihali.com
Allah ve tanrı kavramları

Allah ve tanrı kavramları

Allah ve tanrı kavramları

Allah ve tanrı kavramları , inanç ve iman bahsinin önemli dönemeçlerinden birisidir ki hala zeus’u tanrı kabul eden bir aklın gerçek imana ermesi mümkün değildir. Keza danaya, ağaca, aya tapanlar bilmelidir ki tüm tanrı ve putların ardında sadece ŞEYTAN vardır.

Mitolojide pek çok tanrı vardır ve bunlar insan kılığında, insan ilişki ve etkenlerinin bir kısmıyla ilgilenen, hiyerarşik yapıda, zevk ve sefa içinde yaşayan, birbirlerine oranla güçleri değişebilen, insanlara kızgınlıkla veya sevgiyle farklı tepki veren, adaletten ziyade kurallara uymayı öne çıkaran, minnet duygusu isteyen ve bu gösterilmediğinde hiddetlenen, sinsi ve gizli işler yapan, savaşlar, kıtlıklar yaratan, insanlarla evlenen veya insanlardan çocuk yapan (!) tanrılardır.

Semavi dinlerden çok önceleri hayat bulan tanrı kavramı maalesef akıllarda hala yer bulmakta ve özellikle sinema sektörü ile bu yanlış inanç yaşatılmaya gayret edilmektedir.

Tanrı diye tanımlanan varlık veya güçlerin dini açıdan incelenmesi ise karşımıza muazzam bir şirk manzumesi çıkarır ki bunlar kısaca; hiyerarşik yapı, zayıf irade, insanlardan evlat veya eş edinme, yarattıktan sonra sadece izleme ve ara sıra müdahale etme, insanlarla güreşme, savaş ve belalarda hakkaniyetten ziyade istekleri öne çıkarma, tapınmayı isteme, helal ve haramları sıklıkla değiştirme, cinsiyeti öne çıkarma, kıskançlık ve iktidar savaşlarını körükleme gibi hallerdir.

Gerçek inanç ve imanla alakası olmayan bu haller maalesef özellikle gençlerin akıllarında gerçekmiş gibi yer bulabilmekte film sektörü sayesinde süper güce sahip erkek ve kadınlar, insanlarla ilişkiye giren tanrılar prim yapabilmektedir. Zeus gibi baş tanrılar ise daha da eski insanların inanışlarındaki diğer tüm baş tanrılar gibi tamamen şeytani inançlara yol açmakta ve tüm bu gerçek olmayan tanrıların arkasında maalesef iblis bulunmaktadır.

Putlara veya tanrılara taptığını sanan tüm insanlar aslında o sözde yüce varlığın ardındaki cinlere, şeytanlara, iblise taptığının farkında bile olmayarak bu inancı şekilleştirmeye çalışmakta ve bunu çoğu zaman mistik sembollerle yapmaktadır. İsrailoğullarının sığıra tapması, eski yunanın turistik maksat öne çıkacak şekilde zeus’u öne çıkarması hep bu maksat iledir.

Zavallı insan aklı

Bu sözde tanrılar insanların inanç boşluklarını dolduruyor görünse de aslında çok daha büyük bir felakete yol açmakta, şirk dinini yaratmaktadır ki bu bize çok daha büyük bir hakikati göstermektedir.

O da şudur;

İnsanlar o çok güvendikleri akılları ile (her şeyi bilen havasında ve eğer ortada dini bir semavi kitap yok ise) ilahi sistemi ancak böyle tasavvur edebilmekte ve bu tasavvur gerçeği asla yakalayamamaktadır. Bunu da gerçek semavi kitapların izahlarından biliyoruz ki ilahi katta bu saçmalıkların hiçbiri yoktur.

Eski dinlerin, iblisin ve kibirli zengin insanların tasavvuru şeklinde cereyan eden bu tanrı yaratma ihtiyacı aynı zamanda inanç ve imana ait ihtiyacı da ortaya koymaktadır ki insan kainatta işgal ettiği minicik yer ile devasa bir sistemin ancak bir noktası kadardır ve değiştirebilecekleri de ancak ALLAH’ın dilediği, gücü ve imkanı kadardır.

İblis ise akıllı ve sinsidir ki çağlar boyu insanları kandırmayı başarabilmiştir.

Allah ise en baştan sona kadar, en aşağıdan en üste kadar, herkesin ve her şeyin Yaratan’ı ve sahibidir. Eşi, benzeri, oğlu, kızı, ortağı bulunmayandır. İlahi sistemde sadece Allah ve O’nun yarattıkları vardır ki yaratılan hiçbir şey tanrı veya ilah olamaz.

Tüm tanrı ve putların ardında İBLİS vardır

İblisin kandırması, insanın uydurması ile ortaya çıkan tanrılar ise bu nedenle mistik aptalca hikayelerden öte gidemeyen saçmalıklardır.

Dine gönül verenler eski çağlardaki tanrı yaratma ideolojisinin bugün dahi devam ettiğini anlamak, iblisin sinsi oyunlarının farkına varmak zorundadır. Allah’a değil de sisteme veya kanuna güvenenlerden teşkil en medeni toplumların yarıdan çoğunun ateist olması bize insanoğlunun vardığı tehlikeli noktayı işaret etmektedir.

İblis kendisini veya başkaca insanları ilahlaştırmakta ustadır ve mahareti sadece bununla da sınırlı değildir. İblis, Yüce Allah’ın irade ve isteğiyle hayat bulan tüm oluş ve yaratışları da kendisine veya bu sahte tanrılara bağlayarak insanların aklını karıştırmada pek hünerlidir.

Tarih boyu put diye tapılan her şeyin ardında bu şeytani niyet ve tuzak vardır ki ahir zamanda bu tanrılar insan kılığındaki şeytanlardan, paradan, sırça saraylardan, makam ve kuvvetlerden, silah gücünden vs. teşkildir.

İblis ahdinden vazgeçmeyeceği için ahir zaman sonrasında bile sahte tanrılar, ibretlik putlar ve şeytani tuzaklar hep olacaktır.

Yüce Allah semavi kitaplarından önce insanların halini görmüş ve acımış olmalıdır ki bizlere yazılı ayetlerini bahşederek doğruyu göstermiş, haram ve helalleri azgınlık durumlarımıza göre zaman içinde değiştirerek dinini kemale erdirmiştir.

Kur’an nimeti

Kur’an bu ilahi yardımın sonu ve zirvesidir. Kur’an şeytanın hilesini ortaya çıkaran, insanın zalim ve cahil bir nankör olduğunu hatırlatan, aklı ve kalbi öven bir nur ve kurtuluş rehberidir.

Hurafe, rivayet, yalan ve saçmalıklara set çeken, şeytanı prangalayan, akıllara istikamet veren Kur’an sadece bir tek tanrı / ilah olduğunu ve O’nun da Allah olduğunu, başkaca ilah olmadığını vurgularken hiyerarşik yapıyı da tümden reddeder.

Şeytanı en büyük düşman gösteren Kur’an, putları, hiyerarşik tanrıları, sahte inanç ve ibadetleri yasaklarken şirki de bunlara tapmak, gönül vermek, hoşnutluklarını aramak, kurbanlar kesmek, kısaca “başkaca ilahlar yaratmak” olarak tarif eder. Şirkin bir din olduğunu anlatan Kur’an bu dini ortaya atanın iblis olduğunu da defalarca ifade eder.

Kul, hangi milletten, hangi cins ve yaşta olursa olsun sadece Allah’a ibadet ve kulluk etmekle mükelleftir. Bunun şakası yoktur ve ilahiyat adına insanın akılla bulabilecekleri sadece görünen alemle alakalıdır. Gayb yani berzah ötesine dair bilinebilecekler ise görünmediğinden akılla yakalanamaz lakin semavi kitaplar ve özellikle Kur’an bu anlamda bir nur ve rahmet kaynağıdır.

Mü’min; diğer tüm insanlardan farklı olarak bu hakikate gönülden bağlanan, şirkten kaçınan, Kur’an ile nefes alandır ki sadece Allah’a kullukla müjdelere ereceğini bilen mü’min, kalbinde başkaca arayış ve sevgilere de yer vermeyendir.

Nihayet tüm tanrı ve putların, nefsi fırtınaların, yasağı sevmelerin, günahtan korkmamaların ardında şeytani tuzaklar ve bizzat şeytanın olduğunu bilen mü’min, Kur’an’ı evinin duvarında değil kalbinde taşıyandır ki o Kur’an’ı anlayarak okumuş ve yaşatmaya ant içmiştir. Bu erdeme eremeyenler yani Kur’an’ı reddedenler, okumayanlar, anlamadan okuyanlar ise şirke ve şeytana tutsak, yok olmaya mahkum zavallılardır.

Yüce Allah; tüm sahte şeytan kırıntısı tanrıları da, o sahte tanrıları şeytanların güdümünde ilahlaştıranları da, o putları ibadete layık gösterenleri de, o sahte putlara ve ilahlara ardında şeytanlar olduğunun farkında bile olmadan tapan zavallıları da tek başına “Ol!” demesiyle yaratan ve her şeye muktedir olan, hesap soracak olandır.

Tanrı demek bu sahte tanrılar sürüsünden herhangi biri demektir. Yüce Allah demek ise sadece Allah’ı tek ilah bilmektir ki doğrusu budur. 

Rabbim bizleri kendisinden ve Kur’an’dan mahrum etmesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur'an

Kur’an üzerine yeminleşmek – Mübahale

Kur’an üzerine yeminleşmek – Mübahale “Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir