Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / Allah’a karşı gelmekten sakınmak
imanilmihali.com
Allah'a karşı gelmekten sakınmak

Allah’a karşı gelmekten sakınmak

Allah’a karşı gelmekten sakınmak

Yüce Allah sonsuz ilim ve kudreti ile hayatı ve eceli yaratandır. O, dünya yaşamını adil ve Hak olmak üzere insana imtihan olarak sunandır. O, kendisinden sakınanları en iyi bilendir. O, Peygamber ve kitapları ile çok sevdiği insana karşı rahmet ve merhamet yüklüdür. Ama O aynı zamanda azabı çetin olandır.

Yüce Allah affetmeyeceği belki de tek suç olarak kendisine ortak, eş, benzer koşulmasını yani şirk’i bildirmiştir ki bu gaflet imanı yok eden en büyük tehlikedir. Diğer bütün günahları affedebileceğini bildiren Allah sözüne en çok sadık olandır. Ve Allah saygıyı, minneti, ibadet, dua, tesbih, hamd ve şükrü hak edendir.

Kul, beşerdir, zalim, cahil ve nankördür.

Mü’min Allah’a karşı gelmekten sakınan, kafir Allah’ın koyduğu sınırları tanımayan, bu sınırları çiğneyen, haddi aşan ve azgınlık edendir.

Ve Allah sakınanlarla beraberdir.

“…Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.” (Bakara 2/194)
“…Allah’a karşı gelmekten sakının ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin.” (Bakara 2/203)
“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.” (Bakara 2/177)
“İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.” (Bakara 2/212)
“De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir.” (Al-i İmran 3/15)
“Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” (Enam 6/32)
“Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.” (A’raf 7/201)
“Ey iman edenler! Kâfirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.” (Tevbe 9/123)

Mü’min; Rabbine, Kur’an’a, peygamberine sonsuz sadakatle bağlı, sözden değil kalpten imanlı, halis Müslümandır.

Kul; Fatiha ile Allah’a verdiği sözün arkasında durmak zorunda olandır.

“Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab!)”

Allah’a karşı gelmek; sınır tanımamak, haddi aşmak, azgınlık yapmak, helal-haram ayırmamak, zulmetmek, hak yemek, günah işlemekte sakınca görmemektir.

Allah’a karşı gelmek; dini, imanı alaya almak, ayetleri değiştirip saklamaktır.

Allah’a karşı gelmek; mü’minleri rüşvet, şehvet, haksız kazanç sahtekârlıkları ile satın alıp Allah yolundan döndürme hainliğidir.

Allah’a karşı gelmek; rızkı, nimeti, medeti kullardan, varlıklardan ummak, Rabbimizi haşa devre dışı bırakmaktır.

Allah’a karşı gelmek; tertemiz imanları hile ve aldatmacalarla kirletmek, vesveselerle kulu nefsin oyuncağı yapmaktır.

Allah’a karşı gelmek; Allah’ın koyduğu sınırları bilmemek, reddetmek, aşmaktır.

Allah’a karşı gelmek; küfürdür, şirk’tir, affedilmeyecek tek günahtır!

İnsan haysiyet ve şerefi ile yaşamak, tevazu ve fedakârlıkla gücü nispetinde halis mü’min ve örnek ahlaklı kul olmak zorundadır.

İnsan iman, ibadet ve ahlakıyla sadece Rabbinin rızasını gözeterek secdeye varan, ahiret yurdu azığını bu dünyada hazırlarken her türlü çirkinlikten uzak durandır.

İman sadece söz ile değil tasdik ile kalpten gelendir. İman kalpte olanı hayata yansıtmaktır. İman Rabbimizi sevmek ve aynı zamanda O’ndan korkmaktır. İman samimi olandır.

Üç kuruş fani dünya çıkarı için imanını terk edip küfre geri dönenler cehennemde kafirlerden de, münafıklardan da daha aşağıdadır. Çünkü onlar nuru yakalamışken çıkar uğruna nefsine ve şeytana yenik düşen, Rablerinin rahmetini aldatan kafirlerin rüşvetleri ile boşa çıkaranlardır.

Dünya ahiretin tarlasıdır.

Tevbe kapıları henüz açıktır ve sadece kâfirler Allah’tan ümit keser.

Mucizeler görünmeden, tevbe kapıları kapanmadan, iman ve amel etme şansı hala varken…Rabbim kullarına imana, hidayete, Hak’ka, adalete, helale, İslam’a dönmeyi nasip etsin inşallah!

Mesele tüm dünyanın Müslüman olması değildir!

Mesele Müslümanların Müslüman olabilmesidir!

 

Allah’a karşı gelmekten sakınmak

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah’ın Vaadine itikad imtihanımızdır

Dünya çok yakında artan zulüm ve şeytanlıkları harap edercesine, Allah’ın vaatlerinin tek tek gerçekleşmesine şahitlik ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir