Anasayfa / ALLAH (cc) / Allah’ın iki lütfu; kalem ve demir
imanilmihali.com
Allah'ın orduları

Allah’ın iki lütfu; kalem ve demir

Allah’ın iki lütfu; kalem ve demir

KALEM VE DEMİR

Kalem ve demir Yüce Kur’an’da geçen iki önemli kavramdır. Yazmak, öğrenmek kalemle birlikte, bakır, zincir, halka demirle anılmıştır. İki maddeye yüzeysel olarak bakılınca pek önemli olmadıkları düşünülebilir ama inanan insan için bu ikisinin yazmak, öğrenmek ve demiri işlemekle birlikte düşünüldüğünde ne kadar büyük bir lütuf olduğu çok açık görülür. Kalemle ilgili ayetlere baktığımızda;

“O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir. (Alak 96/4,5)”

“Nûn. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin. (Kalem 68/1,2)”

“Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Lokman 31/27)”

“(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin. (Al-i imran 3/44)”

Kalemin üzerine yemin edilecek kadar büyük birşey olduğu, yazmayı öğretenin Yüce Allah olduğu, bu sayede bilme ve öğrenmenin gerçekleşebildiği, kalemim büyük tarihi vesikalara vesile olduğu görülecektir.

İnsanlık tarihi aslında dinler ve peygamberler tarihidir. Kıtlıklar, savaşlar, inançsızlıklara arsında yükselen din nuru her devirde peygamberlerin elinde goncalanmış ve vicdanlara yerleşip ortama düzen sağlamıştır. Ne yazık ki bu öğretiler yüzyıllar geçtikçe unutulduğundan -islam’ın en büyük mucizelerinden birisi unutulmadan zaman içinde güçlenmesidir- Yüce Allah yeni peygamberler göndermiş ve toplumun o an ki inkar durumuna göre yasakları artırmış veya azaltmıştır. Yoksa dini bir bütündür ve değişmez. Hepsi Yüce Allah’a iman etmeyi, ortak koşmamayı, hesap gününü emreder.

İslamiyet gelene kadar durum böyleyken Yüce Allah müslümanlığı son ve değişmez din olarak emretmiş, kıyamete kadar başkaca din, kitap ve peygamber göndermeyeceğini söylemiştir ki son Peygamberin gelmiş olması da kıyametin zaten başkaca bir alemetidir. Kalem keşfedilene kadar tarihi vesikalar az nüfusa ve o zaman ki teknolojiye bağlı olarak zayıf kalmış, yayılamamış ve yazılamadan, öğretilemeden söz ile tebliğ şeklinde kulaktan kulağa aktarılmıştır. Bu muteber olma durumunu etkilediği gibi, değişmezliğini, yeni nesillere uzanmasını da etkilemiş ve daha sık aralıkla belki de peygamberler gönderilmesini gerekli kılmıştır.

Kalem olmadan yazmak, okumak ve öğrenmek olamayacağından, Yüce Allah insanlığın geldiği bedeni, zihinsel ve bilimsel gelişime bağlı olarak iradesine bağlı olarak kalemin keşfedilmesini sağlamış ve böylece insanlık büyük bir kara cehaletten aydınlığa kapak atmıştır.

Bu arada icat ve keşif kelimelerinden de bahsetmek yerinde olacaktır. Yüce Allah tek yaratandır, herşeyi bilen, herşeye gücü yetendir. Kudret ve ilmin sahibi, mülkün, celalin ve ikramın sahibidir. Kaderde insanlık tarihinin bırakın gelişimini, yere düşen bir yaprağın bile zaman ve şekli bellidir. Bunun kaza edilmesi ile Yüce Allah’ın iradesi ve kudreti iledir.

Durum böyleyken bizlerin icat dediği şeyler aslında vardır, Allah katında bilinmekte ve zamanı gelince insanlığa sunulmak üzere hazır bekletilmektedir. Elektrik, telefon, yerçekimi, atom, kainat hep bu şekilde zamanı gelince insanlığın bilmesine müsade edilmiş şeylerdir. Vakti geldiğinde Yüce Allah dilediği kuluna ilhamını gönderir ve o şey artık bilinir olur. Bilinir olan bu şey ise icat edilmez, keşfedilir. Çünkü icat etmek kelime olarak yaratmak demektir ki Yüce Allah’tan başka yaratan yoktur.

Kalem ve demir de benzer şekilde insanlık menfaatine lutfedilmiş ve faydalı işlerde kullanılmak üzere hediye edilmiştir.

Demirle ilgili ayetlere baktığımızda;

“Şüphesiz biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık. (İnsan76/4)”

“Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. (Rad 13/5)”

“Dediler ki: “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?” De ki: “(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!” (İsra 17/49,50)”

“Zülkarneyn, “Rabbimin bana verdiği (imkân ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım” dedi. “Bana (yeterince) demir madeni getirin” dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, “körükleyin!” dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, “Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım” dedi. (Kehf 18/95,96)”

“Onlar için bir de demirden topuzlar vardır. (Hac 22/21)”

“Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik. (Sebe 34/10,11)”

“Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. (Sebe 34/33)”

“Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır. (Yasin 36/8)”

“O zaman onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu hâlde kaynar suda sürüklenecekler, sonra da ateşte yakılacaklardır. (Mümin 40/71,72)”

“Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). Allah da kendisine ve Resûllerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. (Hadid 57/25)”

Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demirin yaratıldığı, zırh yapmak ve işlemeyi kolaylaştırmak için yumuşatıldığı, ahiret hayatında da var olduğu görülmektedir. Demirin de kalem gibi medeniyete katkısı tartışılmaz bir gerçektir.

Kalem sayesinde anlamak, yazmak ve öğrenmekle alakalı hususların hayata geçirilmesi demek olan sanayi ve diğer bilim dalları demir sayesinde ilerlemiş, inanan insanların zırh yaparak kendisini koruması maksadından bugün en dayanıklı çelik levhaların yapımına gelinmiştir. Düşünüldüğünde sanat ve bilim adına yapılan herşeyin bu ikisi sayesinde gerçekleştiği anlaşılır olacaktır.

Bir şeyin kıymeti yokluğunda daha iyi anlaşılır. Zaman ve sağlık gibi kaybettiğimizde kıymetini daha iyi anladığımız diğer iki şey ise kalem ve demirdir. Bir an olmadıklarını ve Yüce Allah’ın keşfetmemize irade göstermediğini düşünürsek bugün ortada ne yüksek binalar, ne uçaklar, ne aşılar, ne kitaplar olurdu. Medeniyet medeniyet olmaz, insan bilgi birikini nesillere aktaramaz hatta dinini bile doğru yaşayamazdı.

Bu nedenle Kur’an’da bu ikisine hitaben ayetler yazılmış ve insanlığın şükretmesi istenmiştir. (Kalem ve hadid sureleri) Bu mukaddes armağanların doğru ellerde kullanılışı kadar yanlış ellerde kullanımı da malesef mümkün olduğundan faydalı gelişmelere paralel olarak ne yazık ki zararlı gelişmelere de imza atılmıştır. Ama bu lütfun yanlışlığı değil insanın nankörlüğünden kaynaklanmaktadır.

Sözgelimi atomun bulunuşu bilim ve tıp alanına muazzam katkı sağlarken bazı çevrelerce bu bir silaha çevrilmiş ve sonuçta onbinlerce insan hayatını kaybetmiştir. Ama bu keşfe müsade edilen maddenin yanlışlığını veya isabetsizliğini göstermez. Sonuçta dünya sınavı hem bireysel hem toplumsal olarak devam etmektedir. Yüce Allah insanın beyinsel ve bedeni gelişimini artırırken mevcut bilgilerin de artmasını, hazmedilebilir hale gelmesini dilemiş ve yenilikleri iradesi ile takvime bağlamıştır. Doğrusunu Allah bilir fakat hızlanan zamanda, gelişen teknolojide insanlığın hergün yeni birşeyler keşfetmesi bizlerce sona yaklaşıldığının başka bir göstergesidir.

Bu ilerlemeler savaş anlamında bir yok oluşla sonuçlanabileceği gibi yeni ufukların keşfedilmesi şeklinde de tezahür edecek ve kainatta hasıl olan muazzam denge iyi ve kötünün yan yana yürümesi şeklinde görülmeye devam edecektir. Keşfe müsade edilen şeylerin faydalı işlerde kullanıllması ve şükredilmesi Allah’ın arzuladığı birşeydir. Kötü işlerde kullanılması ise azanların azmasına Yüce Allah’ın müsade etmesidir. Ayetlerde ilimin bile Allah’ın dilediğine verildiği dikkate alınarak her zaman doğru yolda yürümek en güzelidir. Unutulmamalıdır ki bilgi de, hikmette, ihsanda bu lütuflar sayesinde gerçekleşmiş, Yüce Kur’an dahi kalem sayesinde kağıda geçirilmiş ve kıyamete kadar saklanabilecektir.

İnananların yapması gereken sağlam imana yaslanmak, nimet ve lütfa şükretmek ve Allah’ın bu lutfuna ister kalem, ister demir, ister elektrik olsun hak ettiği önemi vermek, faydalı işlerde kullanmaktır. Tüm nimetlerde geçerli olduğu gibi şükretmek yerine nankörlük etmek Allah’ın en arzulamadığı, rıza göstermeyeceği şeydir.

Hele bu lütufları zulmetmek maksadıyla kullananların herhalde Allah katında cezaları da büyük olacaktır.

 

Allah’ın iki lütfu; kalem ve demir

Bu yazıyı okudunuz mu?

Yalan ve iftira

Yalan ve iftira

Yalan ve iftira Yüce Allah’ın, mübarek kelamı Kur’an’da lanetlediği şeylerden birisi elbette “yalan ve iftira”dır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir