Anasayfa / ALLAH (cc) / Allah’ın rahmetinin gölgeleri
imanilmihali.com
Allah’ın rahmetinin gölgeleri

Allah’ın rahmetinin gölgeleri

Allah’ın rahmetinin gölgeleri

Herkes şunu sorar; neden dünyada bunca kötülük var?

Kimse şunu sormaz; hala nasıl olur da iyilik ve güzellik görülmeye devam eder?

Bardağın dolu ve boş tarafını görmekle alakalı bu husus aslında kaderin kıyamete yuvarlanışının ve yaratılışın sona yaklaşmasının cevabıdır.

Tüm insanlar korosu iblisin esaretinde kötülüğe ve haksızlığa yelken açmışken ‘bir rahmet fırtınası olmasa’ dünyada nasıl bir manzara olması gerektiğini kimseler tahayyül etmez. Kimseler Rabbimizin rahman ve Rahim sıfatları gereği bizleri esirgeyip koruması olmasa halimizin ne olacağını düşünmez ve hep kötü yandan bakar, kötülüğe kendisi sebep olmuşken.

Bir yandan teknoloji, bilim, medeniyet, modern zaman yutturmacaları ile sona doğru koşan, bir yandan iblisin dünyevi hayallerini benliğini satarak satın almaya çalışan insan Rabbine yaptığı haksızlıkları gözardı ederek şikayetçi olur.

Rabbimiz o denli yüce ve bağışlayıcıdır ki bizleri hala helak etmeyerek yüceliğini ve kudretini göstermektedir.

Son zamanlardaki şiddet ve kötülükteki tırmanışın en büyük sorumlusu insan nefsinin ve şeytanın güdümünde Yaratıcısına isyanını arttırırken öte yandan gidişattan hep birilerini sorumlu tutar, hiç nefsini suçlamaz.

Oysa Allah asla zulmetmez. Hayvanlar, bitkiler, dağlar, taşlar da zulmetmez. Zulmeden insandır. Dünyanın bugünkü feci hali de nankör ve cahil insandan başkası değildir.

Cenneti arzulayan tüm kalpler cennet benzeri yaşamı cehenneme fütursuzca çevirirken cenneti hayal edip oraya ulaşmak gayesindedir. Muhakkaktır ki insanlık bugün cennete bu haliyle girerse bir süre sonra orası da cehennem olacaktır.

Ana faktör, asıl kudret, tek sahibimiz olan Allah’tır.

Cennetlik ve cehennemliklerin seçimi sınavının sahnesi olan dünya arenasında insanlık Rabbinden uzaklaştığı, Kur’an’ı dışladığı sürece hem bu dünyada hem ahiret yurdunda muhakkak hüsrana uğrayacaktır.

Oysa tuzağı da, azabı da, rahmeti de yüce olan Allah’ın hesabı herşeyin üzerindedir.

O zalimler, hain ve nankörlerin muhakkak bilincindedir ve onlara süre verendir. Belli ki O bir süreliğine artan insan zulmü karşısında rahmetini de azaltan ve bizleri o çok sevdiğimiz şeytanla baş başa bırakandır.

Ahir zamandayız ve sona az kaldı. gaybın bilgisinin tek sahibi Rabbimiz bizleri sınavın belki de son on dakikasında azgınlığımız sınır tanımaz hale gelsin diye bizlerden rahmetini esirgemektedir.

Bir süre sonra rahmet kapıları sonuna kadar açılacak, o çok sevdiğimiz İblise ‘belirli süreye kadar verilen süre’ tamamlanacak ve kötülük yeryüzünden kalkacaktır. Lakin o an mucizelerin yaşandığı an olacağından o andan itibaren tevbe etmek, salih amel işlemek mümkün olmayacağından çok geç olacaktır.

Allah kafirler istemese de nurunu tamamlayacak olandır.

O halde asla kazanamayacak kötülüğe taraftar olmak, kötülük kalesine sığınmak, zalim ve adaletsiz komutanlar ardında savaşa girmek nedendir?

O halde iyiliği sıfırlayıp kötülük ve haksız kazançlar peşinde koşmanın, ah ettirmenin, çalmanın, dünyevi arzularla ahireti terk etmenin manası nedir?

O halde neden hala akan gözyaşlarına mendil uzatmak yerine kırbaç sallanmaktadır?

O halde neden tüm İslam alemi Kur’an’ı dışlamakta ve hesap vereceğini bile bile Kur’an’sız yaşamaktadır?

Zalim olan insan, kandırıcı olan kovulmuş şeytandır.

Kanan da, kandıran da ateşlerin yolcusudur.

Dünyanın bugünkü hali bu iki taraftar kitlesinin vebalidir ve azabı muhakkak yaşanacaktır.

Zulmeden Allah değildir. Bereketsizliğimizin, tatminsizliğimizin, had tanımaz halimizin, kalpsizliğimizin, şefkat ve anlayıştan yoksunluğumuzun, paraya tapmamızın, merhametsizliğimizin, cahilliğimizin sorumlusu sadece biziz ve bizler çokluğumuzla iblisin emrindeyiz.

Sözde iblise karşı Rabbimiz safındaki milyarlarca insan yaptığı haksızlık ve yanlışların farkında bile olmayarak kendi kuyusunu kazarken, hakikat menşei Kur’an’dan fersah fersah kaçmakta ve batıla yenik düşmektedir.

Firavun misali son iman, son tevbe fayda etmeyecektir.

Tevbe; zaman varken, amel işleyecek nefes varken, gönülden ve isteyerek yapılırsa tevbedir.

Dua; samimi, çıkarsız, bağışlanmak için göz yaşı döküp, Rabbimize el açmaktır.

İman; batıla savaş açıp, fakirlik, ölmek, acı çekmek pahasına inançtan vaz geçmemektir.

Ölmek; imanlı ölene yakışandır.

Allah’ın rahmetinin gölgeleri her yerdedir. O’nun % 99’unu ahiret yurduna sakladığı rahmetinin % 1’i bile dünyayı hala ayakta ve diri tutmakta lakin iblis tüm enerji ve gayreti ile dünyayı ancak bu hale getirebilmektedir. O halde gerçek ve güçlü olan kimdir?

Rabbimiz bir dilemesi ile kötülük ve kötüleri yok edebilecekken neden onlara müsaade etmektedir?

Cevap şudur; Allah zalim ve adaletsizler hakkında kararını çoktan vermiştir. Ama bekler ki belki tevbe edip düzelirler. Bekler ki tevbe etmezlerse azgınlıkları iyice artsın. Bekler ki azanlara uyan çömez azgınlar da iyice beli olsun.

O’nun rahmeti yaşam, dünya ve iman edenler üzerinedir.

Allah’ın rahmetinin gölgeleri asla zalim ve hainler üzerine değildir ve olmayacaktır da. Buna rağmen o hain cahiller hala nefes alıyorlarsa, hala musibetlere mahkum olmuyorlarsa Rabbimizin bağışlayıcılığı ve erteleyişi nedeniyledir.

Aslolan Hak, Yaratan Allah’tır.

O’nun yanına, yöresine eş, ortak kondurmak, başkalarından medet ummak, kişilere tapmak cehennem ateşlerine davetiye çıkarmaktır.

Ateşe veya esenliğe çağıran iki davetçiden hangisine uymak akıl karıdır, kalp karıdır? Şeytana veya Hakk’a tabi olmanın hangisi sırat-ı mustakim’e götürür?

O halde azmalar, taşmalar, ahlak, kitap, adalet tanımamazlıklar nedendir?

Gerçek saadet ahiret yurdundayken bu dünya çıkarları için bedeni ve ruhu telef etmek nedendir?

Allah’ın rahmetine mazhar olmak için O’nu tanımak, bilmek, anlamak, saygı duyup itaat ve itikat etmek gerekir. Ancak o zaman rahmet tüm benlikleri ve dünyayı sarar ve kucaklar.

Allah’ın rahmeti olmasa bir damla su yere düşmez, bir kuş kanat çırpmaz, bir tek rüzgar esmez olduğu halde insanlığın bugün yaşadığı nankörlük insanlık tarihinin en zalim senaryosudur ve müsebbipleri muhakkak hesap verecektir.

O insanı sever, güvenir. Bu sevgiye, bu güvene layı olduğunu ispat edenler inşallah cennetlerde O’nun nur cemaline de mazhar olacaktır. Diğerleri ise ya toprk olup gidecek ya ateşlerde yanıp kül olacaktır.

İş, doğru tarafta olmak, bir an önce Allah yoluna dönmektir.

Bu yol, Kur’an ve muazzez Peygamberimiz yoludur.

İslam kalplerde yaşaması gereken sevgi pınarı ve teslimiyet rüzgarıdır.

Rabbim bizleri rahmet ve merhametinden mahrum etmesin.

Amin!

 

 

Allah’ın rahmetinin gölgeleri

Bu yazıyı okudunuz mu?

Tufan ve kıyamet arasındaki fark nedir

Tufan ve kıyamet arasındaki fark nedir

Tufan ve kıyamet arasındaki fark nedir Yüce Allah, kitabı Kur’an ile dinini tamamlamış, kıyamete dek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir