Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Allah’ın yarattığını değiştirmek
imanilmihali.com
Allah’ın yarattığını değiştirmek

Allah’ın yarattığını değiştirmek

Allah’ın yarattığını değiştirmek 

“Allah, o şeytana lânet etti ve o da, “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi. “Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.” Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür.” (Nisa 4/118,119)

Konumuza esas yukarıdaki ayette anılan “Allah’ın yarattığını değiştirecekler” lafzıdır ki bunda saklı manaları girmeden evvela tefsirine (Merhum Elmalılı Hamdi Yazır, Nisa suresi 118-120 ayetler) bakalım;

“Öyle bir inatçı şeytan ki Allah onu lanetlemiş, hayır ile ilgisini kesip kendinden uzaklaştırmıştır. O da Allah’a yemin ederek demiştir ki elbette ben senin kullarından muayyen, mukadder bir nasib alacağım ve elbette onları haktan şaşırtıp saptıracağım, ve elbette onları kuruntulara düşüreceğim, yani dipsiz emeller, boş ümitler, yalan sevdalar, batıl düşünceler, idealler, umumcamalarla imrendireceğim, ve elbet onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını doğrayacaklar, bu şekilde Allah’ın helal kıldığını haram kılacaklar. Araplar bir dişi deve beş defa doğurur ve beşincisi erkek olursa kulağını dilerler ve artık ondan faydalanmayı haram sayarlardı. Bazı tefsirciler de demişlerdir ki, putlara ibadet için kurbanlık nişanesi olmak üzere hayvanların kulaklarını keserler ve bu, bir küfür iken ibadet zannederlerdi. ve muhakkak emredeceğim de Allah’ın hilkatini değiştirecekler. Yaratılışın şeklini veya sıfatını değiştirerek durumunu başka şekle sokacaklar, fıtratının kemaline götürecek yerde bozacaklar, çığırından çıkaracaklar. Tefsirlerde gelen misallere bakarak kadını erkek, erkeği kadın yapmaya çalışacaklar; kadın yerine erkek, erkek yerine kadın kullanacaklar; bıyıklarını sakallarını yolacaklar, yüzlerini boyayacaklar, kılıklarını değiştirecekler; kulak; burun kesip göz çıkaracaklar, erkekleri iğdiş edip hadım ağası yapacaklar, uzuvlarını yaratılış görevlerinin dışında kullanacaklar; nikâh yerine zina edecekler, temizi bırakıp pisliklere koşacaklar, menfaati bırakıp zararı seçecekler, ciddilikleri atıp eğlenceye heves edecekler, vazifeden kaçıp oyuna gidecekler; doğruluğu budalalık, eğriliği hüner sayacaklar; helâla haram, harama helâl, iyiye kötü, kötüye iyi diyecekler; hayır yerine şer işleyecekler, imar edilmesi gerekeni yıkıp, yıkılması gerekeni imar edecekler; kanun-ı ıstıfa (seçme kanunu)yı kötüye kullanmak sûretiyle yaratılışın zıddına alışkanlıklar edinecekler, yaratılış kanunu zıddına işler yapacaklar, ruhlarının yaratılışındaki selamet ve saflıklarını bozacaklar, hak kanunu “Allah’ın, insanları, kendisine göre yarattığı fıtratı” (Rûm, 30/30) olan kuvvetli dini, doğru yolu, Hakk’a tapmayı bırakacaklar; yaratılanı yaratıcı yerine koyacaklar, tevhidden çıkacaklar, batıl dinler ve fikirler arkasında koşacaklar, şuna buna tapınacaklar, şeytanlık peşinde dolaşacaklar, “Allah’ın yaratmasının değiştirilemez” (Rûm, 30/30) olduğunu bilmeyecekler, bilseler bile tanımayacaklar.

O inatçı melun şeytan lanetlenince Allah’a karşı bu beş sözü haliyle veya sözlü olarak yemin ile söyledi! Bu şekilde Allah’ın kullarına musallat olarak onlardan belli bir hisse almaya karar verdi ki, işte şirkin başı ve sapıklığın kaynağı budur.

Kâinat içinde insanlara düşman olan ve insanların kalbine nüfuz ederek onları hak ve hayırdan şaşırtan melun bir geçici kuvvet vardır ki, Allah’ın emrine ilk isyan eden ve insanların aklını şaşırtan odur. Ve o inatçı şeytan Allah’ın lanetini ve bu sözleri söylemek kötülüğünü üzerinde toplayan böyle bir melundur. Ve müşrikler dişiye tapmakla veya dişi durumuna düşmekle böyle bir şeytana tapmış olmaktan başka bir şey yapmazlar. Halbuki, Allah’ı bırakıp da şeytanı veliyyü’l-emr (amir) edinenler, Allah’ın emrini dinlemeyip şeytana itaat edenler, artık çok açık bir şekilde zarar ederler. Zira şeytan onlara devamlı vaadlerde bulunur, arzular verir, ağızlarının suyunu akıtır, fakat o melun şeytan onlara gururdan başka bir şey vaad etmez.

“Gurur”, insanın pek hoş bir şey buldum sanarak keyiflenip, sonra onun çok fena bir şey olduğunu anlayarak acı duyması, önceden yalan yere sevinip sonradan ciddi olarak yerinmesi, yani aldanmasıdır ki, şeytanın bütün vaadleri ve aldatmacaları hep böyle bir gururdan başka bir şey ifade etmez.” (EHY)

Allah’ın yarattığının değiştirilmesi, hem maddî alanda, hem fıtrat alanında, hem bedende ve tabiatta, hem gıdada/üründe gerçekleşebilir. Kainatta, bedende ve vahiyde ilahi iradeye aykırı, doğal dengeyi bozucu her türlü girişimi, bu çerçevede değerlendirmek mümkündür.

Daha açık söylemek gerekirse estetik ameliyatlardan, genetiği ile oynanmış (GDO’lu) bugday ve mısıra kadar, sünnetullah’tan dine kadar, uzaydan depremlere kadar, yaratıldığı vaziyetten başka hale, hiçbir zorlama ve mutlak gerekçe olmadan getirilen her şey bu kapsamdadır. Bu iblisin ahdidir ve asıl gayesi yeminindeki hedefe varmaktır.

Estetik ameliyatlara bakış

Modern zamanların güzelleştirme operasyonları (estetik ameliyatları) ruh ve ahlâk güzelliğinden ziyade, şekil ve görünüşe önem veren maddeci anlayışın teşvik ettiği bir musibettir. Zorunlu operasyonlar ve tıbbi müdahaleler elbette bu kapsamda değildir lakin dudakları, kalçaları, burunları güzel görünmek adına (!) değiştirmek; beğenmemeyi, olanla yetinmemeyi, başkalarının beğenisini arzulamayı, nefsi yüceltmeyi, bu uğurda emek, zaman ve para harcamayı, bedene eziyet vermeyi gerektireceği için mübah değildir.

Akl-ı selîm ve iman sahibi bir insan Allah’ın kendisine bahşettiği bedene razı olur. Çünkü aslolan beden değil ruh güzelliğidir ve organların yerli yerinde yaratılmış olması, faal olması, en uygun bir şekilde vücuda yerleştirilmesi insanın şükretmesine kâfidir. İnsan bunlarla yetinmeli, yaratılışa ters vaziyette vücudunu sun’î bir şekle sokmaya yeltenmemelidir. Dahası bu cazipleştirmedeki maksat ve mahiyet eğer helal sınırlarından çıkarsa tamamen tehlikelidir.

Bununla alakalı üç husus vardır ki;

İlki, bu işlem şeytânî bir vesveseden kaynaklanmaktadır. Burada emri dinlenenin İblis olduğu gözden asla kaçırılmamalıdır.

“ .. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.”

Gerek bu işlemleri yapan ve yaptıranlar, gerekse bugünkü şekliyle yüz ve diğer organlarda estetik ameliyata başvuranlar, Allah tarafından kendilerine verilen şekil ve güzelliği kabul etmeyerek fıtrata ve kadere itiraz etmekte ve ilâhî sanatı beğenmemektedir. İşte hiçbir mazeret ve ciddî sıhhî bir sebep yokken, sırf güzellik düşüncesiyle estetik ameliyatı yaptırmak bu yüzden asla meşru değildir.

İkinci husus, bu kimseler bedene eziyet verip, azap ve ıztıraba sokmakta, vücutlarını tehlikeye sokmakta, Allah tarafından kendilerine emanet olarak verilen bedene zulüm etmektedir.

Üçüncü husus da, bu ameliyat çok pahalıya yapıldığından büyük israfa yol açmasıdır. Üstelik bu israf hakikat ve öz için değil, görünüş ve şekil için yapılmıştır. Bugün birçok insan müzmin hastalıklardan kurtulmak için para temin edip ameliyat olamazken, sırf vücudu güzelleştirmek için estetik ameliyat olanlar milyonlarca para dökmektedir. İsraf da haramdır.

Ancak meşru ve mâkul bir mazeret varsa mesele farklılık arz eder. Doğuştan veya sonradan geçirilmiş bir kazanın izlerini silmeye çalışmak veya doğum sonrası ortaya çıkan kalıtımsal (şekli) hastalıklardan kurtulmaya çalışmak estetik ameliyat kapsamında olamaz çünkü niyet güzelleşme olsa da cazipleşme veya beğenmeme değildir, sadece zor ve çirkin görünümden uzaklaşmak yani normalleşmektir.

Aynı şekilde doğuştan kusurlu olan bir uzuv veya organı düzeltmek isteği de caizdir.

Kısırlaştırma, cinsiyet değiştirme gibi haller ise zaten hadsizliğin de hadsizliğidir.

GDO’lu gıdalar, klonlamalar, genetik müdahaleler

Allah’ın yarattığının değiştirilmesi elbette estetik ameliyatlarla sınırlı değildir ve modern tıbbın gereksiz ama hasımane olarak ürettiği, etkisi asla bilinemeyen sağlıksız gıdalar ve her türlü genetik müdahale bu kapsamdadır.

Mısır ve buğdaya mesela domuz geni verilmesi, koyunların klonlanması, gen transferleri gibi değiştirmeyi esas alan herşey bu kapsamdadır. İnsanlık artık GDO’lu gıdalar ile hedeflenenin, açlığın giderilmesi olmadığını ama ilahi sırlara ermek umudu olduğunu anlamalıdır. (Uzay araştırmalarının gayesi de aynen budur.)

Ortada zorunluluk yokken, bereketin ve emeğin yerine ilaçla müdahaleyi esas alan bu yaklaşımlar; yüksek maddi harcamalar gerektirmesi, pek çok kobayın ölümüne neden olması, insanları ve çevreyi zehirlemesi, yan etki olarak o havayı soluyan veya o suları içenleri hasta yapması, rızkı verene razı olmaması, olanı beğenmemesi nedenleriyle mübah değildir.

Manevi (Fıtri) değiştirmeler

Allah’ın yarattığının değiştirilmesi konusunda maneviyattan bahsetmeden geçmek elbette büyük haksızlık ve yanılgıdır ki fıtratta tüm insanlar Allah’a iman edeceğine söz vermiştir ve şeytan aksine çalışmaktadır. İşte ayette bahsedilen şeytanın emretmesi ile anılan şey fıtrata aykırı olarak insanlarda zuhur eden fıtri sapmalardır, inançsızlıklar, ateizmler, eşcinsellikler, bozgunculuklardır.

Adil ve güzel olanı kirleten herşey fıtrata aykırıdır ve şeytanidir.

“Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Rum 30/30)

Yaratılanı değiştirmekle kast edilen en mühim şey ise elbette dindir, yaratılış gayesi olan fıtrattır.

Allah’ın dini aleyhine küfre ve şirke sapan yolların tamamı bu kapsamdadır. Buna rağmen kullar şeytanın boyunduruğu altına girmeye pek heveslidir.

Tabiatı değiştirmek

Yüce Allah’ın sünnetullah’ı değişmez. Yani yaratılış kanun ve nizamı aynıdır, haktır, muntazamdır, hiçbir şey rastgele değildir, tamamı dengede ve ahenk içindedir. Bu nizamı bozan her türlü müdahale değiştirmek gayretlidir ve olanı en iyi kullanmak yerine olanı değiştirmeye çalışmak haddi aşmak, tüm dengeleri altüst etmektir.

Hayır ve şerri asla bilemeyecek olan insan mesela küçük depremleri engellerse büyük depremlerden nasıl kaçamaz ise kasırgaları mesela engelleyebilirse o kasırgadaki hikmetten mahrum kalır.

Zorla yağmur yağdırmaya çalışmak, rüzgar ve kasırgaların istikametini değiştirmek gibi tabiat kanunlarına has oluşumları yaratılış dışına çıkarmaya çalışmak eğer gayesi nezih değilse günahtır. Nezihlik ise gereklilik ve insanlık faydasıdır.

Bu uğurda ozon tabakasıyla , yeraltı sularıyla tehlikeli oyunlara girmek masumane değildir.

Özetle;

Yaratılışta varlıklara bahşedilenler güzeldir, tamdır, hikmete dayalıdır. Dünyanın, insanların, hayvan ve tüm canlıların şekli görünüş ve kabiliyetleri hep bir maksada ve hesaba göredir ki bununla yetinmemek, değiştirmek veya geliştirmeye çalışmak Yaratan’a isyandır.

Bu uğurda verilen emek ve zaman ve para haramdır. Cazipleşmek adına yapılanlar mahremiyet sınırları dışına çıkmaktır. Tıp yoluyla genetiği ile oynamak haddi aşmaktır.

Bu uğurda uydurulacak tüm bahaneler ise geçersizdir.

Zorunluluk varsa, toplum ve insanlığın faydası varsa, o iş akıl ile üretilecek bir tekamül kapsamında ise mübahtır ve hatta bu takdirde elzemdir.

Fıtrat dini İslam’ı değiştirmek ise tüm bu anılanların ardındaki gerçeği işaret etmektedir ve iblisin asıl gayesi tevhidi yok edip yerine kendi dinini getirmektir. 

Diğer tüm hallerde ise yapılan şey, şeytanın vesveselerine uymak, ahdine tabi olmak ve imandan uzaklaşmaktır.

Tüm bunların siyonizmin gayesi ve aracı olduğunu hatırlamak da ahdin mahiyetini ve maksadını gözler önüne zaten serecektir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah ile aldatmak

İnsanlığın bir kısmını daima, tamamını bir süre aldatabilirsiniz ama tamamını daima aldatamazsınız. Bu kaide en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir