Anasayfa / İMAN ESASLARI / Allah'a iman / Ben Allah’tan korkarım diyebilmek!
imanilmihali.com
Ben Allah'tan korkarım diyebilmek

Ben Allah’tan korkarım diyebilmek!

Ben Allah’tan korkarım diyebilmek!

Nefis, kolayı, kötülüğü, haksızlığı, zulmetmeyi, şehveti, hırs ve kibiri öngörür. Beden çoğu zaman nefsin tutsağı olarak teslim olur ve kul kötü biri olur çıkar. Beden de bir tek organ vardır ki nefse en çok o direnir. O organ kalptir.

Şeytan, imanı zayıf olanlara öldürmeyi, kandırmayı, riya ve göz boyamayı, çalmayı, hortumlamayı emreder. Kul, bazen şeytana arkadaş olur, kanar ve karanlıklar yolcusu oluverir bir anda. Bu şeytan insan veya cin olur fark etmez yapacağını yapar ve kulu bir kere aldatıp Hak yolundan çıkardı mı o kul bir daha Allah lütfetmedikçe iflah olmaz.

Nefsin ve şeytanın en sevmediği şey imandır. Çünkü imanlı gönüller hem şeytana uymaz, hem nefis iman sayesinde terbiye olur.

Bir kez imanlı olunca da kul Allah’tan korkar.

Öyle bir korkar ki nasıl can vereceğini, ahirette huzura nasıl çıkacağını düşünür yaşadığı sürece.
Nefsine ve şeytana yenik düşenler bu dünyayı kaygısız ve endişesiz yaşar gibi görünür ve bu dünya hayatı hiç bitmesin ister. Onlar için ahiret ve dolayısıyla hesap yoktur. Çünkü yenilmişlikleri, kolay yoldan haksız kazançları onlara kötülüğü normal gösterir ve gözlerini hakikate kaparlar. Kaparlar lakin hakikat apaçık ortadadır ve onlar görmek istemediği için değişecek te değildir.

Bu fani dünyada ondan kaçarak, bunun hakkını yiyerek, helal olmayan paralarla Allah izin verdiği sürece zevk içinde yaşar giderler. O kadar aldanırlar ve kendilerini o kadar aldatırlar ki ‘doğru yolda olmasam Allah bana bu rızkı vermez, yaptıklarıma sessiz kalmaz’ bile derler. Daha da ileri gidip ‘bu kazandıklarımı Allah vermedi ben kendim kazandım’ bile derler küfre yakışan sözleriyle.

Öte yanda kıt kanaat geçinen, namuslu, şeref ve haysiyeti ile tevazu içinde yaşayan çoğunluk vardır. Bunların tek temennisi esenliktir. Hem bu dünyada hem ahiret yurdunda esenlik kaynağının sadece Allah olduğunu bildiklerinden sadece O’na secde eder ve sadece O’ndan umarlar.

Bu imanlı kalpler attıkları her adımda Allah’ın sınırlarına riayet etmeye gayret gösterir, azgınlık, haddi aşma, gösteriş, yalan, iftira gibi pisliklerden uzak durmaya çalışırlar. Yaşadıklarını, duyduklarını Kur’an ve Peygamberimiz süzgecinden geçirdikleri için de imanları onları aldanmaktan muhafaza eder.

İmanlı gönüllerin bir şerle karşılaştıklarında sözleri “Ben Allah’tan korkarım” demektir.

Bu söz İslam’ın da, imanın da özetidir. Bu korku tertemiz, sıcacık, samimi kalplerin azaptan duydukları endişe değil fakat o çok sevdikleri Rablerine, Allah’a layık kul olamamaktan duyacakları hicap ve hayâdan ötürüdür. Onlar Allah’ı o kadar sever ve bir o kadar da korkarlar ki O’na Fatiha suresi ile verdikleri sözü tutamamaktan korkarlar.

Onlar, önlerine dünyalar serilse harama, haksıza, adil olmayana el uzatmazlar.

Çünkü onlar Müslüman, Mü’min, İslam’dırlar. Onlar Allah’a teslim olmuş imanlı gönüllerdir. Onlar Allah’tan korkanlardır.

Allah rahmeti ve şefkati ile kainatı kuşatmış, sevilmeye en layık olandır. Ama o aynı zamanda azabı en çetin olandır.

Allah’tan korkarım diyebilmek te O’nun sınırlarına, imanın çizgilerine riayet edebilmenin ilk şartıdır.

Unutmayın; iyi insan olabilmek bir ömür sürer ama kötü insan olmak on dakikadır.

Allah, kalplerimizdeki iman nurunu söndürmesin, Allah kalpleri kurum bağlamış nankörleri yeniden hidayete erdirsin, Allah zalim ve kâfirleri helak etsin, Allah mü’minlere ‘Ben Allah’tan korkarım’ diyerek son nefesini vermeyi nasip etsin inşallah!

Son söz; Allah’tan korkun ve bu korkunuza göre yaşayın. Bu korku sevginize engel olmadığı gibi Allah’ın sınırlarına riayet ettikçe göreceksiniz o sevgi her gün biraz daha büyüyecektir.

“Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, “Haydi gelsene!” dedi. O ise, “Allah’a sığınırım, çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler” dedi.” (Yusuf 12/23)

Yukarıdaki ayetler Hz. Yusuf Peygamberin hayatının konu alındığı Yusuf suresinin en ibret verici hikayelerinden biridir.

Yusuf Peygamber, ‘Allah’a sığınırım’ dediği anda o hanımdan başka evde kimseler yoktur, hanım razı ve isteklidir, kendi gönlü de (daha sonra izdivaç yapmışlardır) hanımdan yanadır, o işi yapsa belki çok daha rahat edecek ve nefsini körletmiş olacaktır, belki sayısız maddi imkana sahip olacaktır, o işi yapsalar hiç bir sorun olmayacak, kimse şikayet etmeyecek ve belki kimse anlamayacaktır.

Ama….O, soylu ve imanlı nefis,  O Allah’ın kendisine sayısız nimet ve yetenekler verdiği mübarek kul, yıllarca hapiste yatmayı göze alarak, iftira ve haksız suçlamaları göze alarak o işi yapmamıştır. Çünkü O, odada kimse olmasa da Rabbimizin her şeyi işiten ve bilen olduğunun farkındadır.

Şimdiki zaman vurguncuları, haksız kazanç sağlayıcıları, zorbalar, zalimler…Ey gafiller!

Kabirlerde azap çekmemek için,
Huzurda mahcup olmamak için,
Ateşlerde yanmamak için,
Cennetlerden mahrum kalmamak için,
Allah için, imanınız için, İslam için…

Allah’tan korkun!

Yusuf Peygamber size ibret-i alem olsun.

Allah’ın sevgisini, rızasını kazandıktan sonra, bu dünyada çile çekseniz, paranızı gasp etseler, canınızı yaksalar, canınızı alsalar ne yazar?

Allah’ın rızasını kaybettikten sonra, paranız olsa, kudurana kadar yeseniz, her gece bir başka kadınla sabahlasanız, onlarca pahalı eviniz olsa ne yazar?

Bu yazıyı okudunuz mu?

Yalan ve iftira

Yalan ve iftira

Yalan ve iftira Yüce Allah’ın, mübarek kelamı Kur’an’da lanetlediği şeylerden birisi elbette “yalan ve iftira”dır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir