Anasayfa / ALLAH (cc) / Allah’tan korkmak, kuldan utanmak
imanilmihali.com
Allah’tan korkmak, kuldan utanmak

Allah’tan korkmak, kuldan utanmak

Allah’tan korkmak, kuldan utanmak

Yüce Allah kitabı Kur’an’da defaten sadece kendisinden korkulmasını emretmiş, dünya ve ahiretin tek sahibi olarak buyurduğu sınırlarına uyulmasını farz koşmuş, salih ve selim bir hayat yaşayıp iman edenlere korkusuz bir ahiret vadederken, şirk ve küfür içinde, dünya servetlerine dalıp, Allah’tan ve ahiret hesabından korkmayan bir hayat yaşayanları da cehennem ateşleri ile ikaz ve ihbar etmiştir.

“ … Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.  Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (Maide 5/3)

“Kim Allah’a ve Resûlüne itaat eder, Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa, işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir.” (Nur 24/52)

“Görmedikleri hâlde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.” (Mülk 67/12)

“ … Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.” (Maide 5/44)

“Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah’ın vahiylerini tebliğ eden, Allah’tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah, hesap görücü olarak yeter.” (Ahzab 33/39)

Ama insan zalim, cahil ve nankördür. Tüm bu tembih ve öğütlere rağmen kötülük ve harama bulaşmaktan, zulüm üretmekten, bozgunculuk yapmaktan, günahın vebalinden dahi korkmayarak isyan etmekten çekinmez. Böyleleri içinse hesap çetin, azap fenadır. Çünkü korkulacak şey yoksulluk, zalimler veya ölüm değil … sadece AHİRET HESABI’dır.

“De ki: “Ben Rabbime isyan edersem gerçekten, büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım.” (En’am 6/15)

Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf 18/49)

“Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.” (Yasin 36/11)

“Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.” (A’raf 7/56)

Kötülük üreten şeytan dahi Allah’tan korkarken, arş’ı ve ilahi katı gören ve bilen iblis dahi Allah korkusu ile titrerken insanın bu aptal cesareti anlaşılır değildir. Dahası hesap günü dünyada kötülüğe destek ve güç veren şeytanlar ahiret yurdunda o kandırdıklarını terk edecek ve aptallıkları ile baş başa bırakacaktır.

“Hani şeytan onlara yaptıklarını süslemiş ve, “Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok, mutlaka ben de size yardımcıyım.” demişti. Fakat iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan), gerisingeriye dönüp, “Ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler)  görüyorum. Ben Allah’tan korkarım. Allah, cezası çetin olandır” demişti.” (Enfal 8/48)

Şeytanlara kanmayanlar, Allah dostlarından ve imandan vazgeçmeyenler, Kur’an ile yaşayıp ölenler, Hz. Peygamberin öğütlerine kulak tıkamayanlar ise cennetlerde refah ve esenlik içinde, güvenli ve korkusuz bir sonsuz hayata başlayacaktır.

“Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara 2/277)

“Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. Onlar, Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır.” (Rad 13/20,21)

“Onlar, görmedikleri hâlde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.” (Enbiya 21/49)

“Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.” (Yunus 10/62)

“ … Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir.)” (Maide 5/69)

Bu güven ve esenliğe ermek içinse yapılacak tek şey iman etmek ve bu imana uygun yaşamaktır. Bu becerilebilirse o vakit dünya ve ahirette inşallah korku da olmayacaktır.

“Hayır, öyle değil! Kim “ihsan”  derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.” (Bakara 2/112)

“Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.” (Tevbe 9/18)

 “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” (Maide 5/28)

“ … Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.” (Bakara 2/150)

Dünya korkularını kalplere salan şeytan ve soyudur. Şeytan ve askerleri bu halleri ile insanları ve cinleri Allah yolundan saptırmak için fakirlik korkusunu, zulmü, ölümü tehdit olarak kullanır ve dünya malına, nefse tabi olmayı süslü gösterir, kandırır, aldatır, rızka rıza göstermemeyi öğretir, nimet ve medeti Allah’tan başkalarından ummayı telkin ederek kulları şirke batırır ve şirk affedilmeyecek tek suçtur.

Şeytan bu hamlesiyle Allah’ı ve ahireti unutturur, gözleri dünyanın fani süslerine döndürür ve iman kaybolup, nefisler terbiyesiz bir hal alınca da kulun kalbi mühürlenir ve kurtuluş imkânsızlaşır. Müşriklerin, kafirlerin, mürai ve münafıkların durumu tam olarak budur.

Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayâsızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet vadediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” (Bakara 2/268)

Münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, “İnkâr et” der; insan inkâr edince de, “Şüphesiz ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım” der.” (Haşr 59/16)

“O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü’min iseniz, benden korkun.” (Al-i İmran 3/175)

Oysa Allah’ın ayetleri her yerdedir. Şimşeklerle korku ve ümidi tattıran, Kur’an ile tembih eden Yüce Allah, meleklerin de insanlar gibi kendisinden korktuğunu söylemekle bilinen ve bilinmeyen her şeyin tek yaratıcısı Allah’ı din adına tek hüküm sahibi yapar ki o Allah hayatı ve ölümü kimin daha iyi işler yapacağını görmek için yaratandır. Akıl ise bu ayetleri görebilmek, dini ve imanı bulabilmek, bunlarla sadece Allah’a yönelebilmek için bahşedilmiştir.

“Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.” (Rad 13/13)

“Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum 30/24)

“Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a secde ederler (boyun eğerler). Üzerlerinde hâkim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar. Allah, şöyle dedi: “İki ilâh edinmeyin. O, ancak tek ilâhtır. O hâlde, yalnız benden korkun.” Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İtaat de daima O’na olmalıdır. Öyle iken siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?” (Nahl 16/49-52)

Ahiret hesabı zerrece haksızlık yapılmayacak bir Yüce divandır ve o gün Allah zalimlerle, günahkarlarla asla konuşmayacak, cehennemi ağzına dek dolduracaktır. çünkü bu O’nun ahdidir. Cennetler ise sadece iman edip Allah’tan başkasından korkmayanların hakkıdır ve cennetler tehna olacaktır.

“Ona “Allah’tan kork” denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!” (Bakara 2/206)

“O gün günahkârları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz.” (Taha 20/102)

Kur’an, insanlığı işte bu azaba karşı uyarmak ve iman sahiplerini müjdelemek için bir öğüt olarak indirilmiştir. Bu haliyle Kur’an bir dua kitabı değil, ölüler kitabı hiç değil, bir nasihat manzumesidir ki insanlığa imanı, Allah’ın sınırlarını ve ahireti unutmamayı hatırlatır, tembih eder. Bu öğüdü alabilenler ise sadece Allah’tan korkanlar ve aldanmayanlardır.

Kur’an okumak, anlamak, anlayarak okumak bu nedenle her Müslümana farzdır ki öğüt almayı reddeden, öğütlerle kendisine çeki düzen veremeyenlerin şeytanın tuzaklarına düşmasi kaçınılmazdır ve halen dünyanın acınası haline sebep bu gaflet kahredici cehennem azaplarına mahkum olmak demektir.

“Tâ Hâ. (Ey Muhammed!) Biz, Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik. (O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir. (Taha 20/1-4)

Kur’an ile öğüt alabilenlerin durumu ise cennetler gölgelenmek, esenlik ve güven içinde sonsuz hayatı yaşamaktır. Burada her türlü nimet ve müjde vardır, bolluk ve güzellik hâkimdir, ateşten emin bir selamet ve hoşluk vardır.

“Eğer onlar ilâh olsalardı oraya varmazlardı. Hâlbuki hepsi orada ebedî kalacaklardır. Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler. Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükâfat hazırlanmış olanlar var ya; işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır. Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedî olarak kalırlar. En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, “İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar.” (Enbiya 21/99-103)

“Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır. Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse, o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan. (Taha 20/111,112)

“Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler.” (Neml 27/87)

Hz. Peygamber, tüm risaleti boyunca yukarıda bahsedilen bu korkuyu ve hakikati dile getirmiş, öğütleriyle Müslümanları imana çağırmış, dünyanın ahiretin tarlası olduğunu hatırlatarak ahiret hesabının unutulmaması için sayısız telkin ve davette bulunmuştur. Yüce Allah’ın tüm Peygamberlerinin de davet ve ihbarı bu çetin azap ve hesap gününe aittir.

“De ki: “Eğer ben Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım.” De ki: “Ben dinimi Allah’a has kılarak sadece O’na ibadet ediyorum.” (Zümer 39/13,14)

“Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.” (Şura 42/18)

“Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah’(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur.” (Mü’min 40/32,33)

Allah’ın korkusundan emin olmak kimsenin haddi değildir ki Hz. Peygamber dahi hesaba çekilecektir. Sıradan Müslümanlar dünyevi korkularına kulları, mevki ve makamları, servet ve şehvetleri kattıkları nispette mahzun olacak, acı ve yokluklara, hatta azap ve zulümlere sabırla göğüs geren Rahmani kullar ise korkusuz ahiret yurtlarına mazhar olacaktır.

Lakin bunun için evvela koşulsuz iman etmek ve sadece Allah’a teslim olmak lazımdır ki bu teslimiyet dille değil kalple ve amellerledir. Bu iman ise doğruluk ve adaleti, tevazu ve iyiliği, sabır ve şükrü, dua ve niyazı, zikir ve tefekkürü, tevekkül ve ibadeti zorunlu kılar, zulme karşı direnmeyi, küfür cephesi ile bir olmamayı, doğruluktan vazgeçmemeyi şart koşar.

“(Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman (sadece Allah’a teslim olan) olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.” (Zuhruf 43/68,69)

“Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.” (Ahkaf 46/13)

Çünkü Allah vaadinden dönmez ve Allah’ın vaadi gerçektir. O, şeytana uyanları cehenneme mahkum edeceğini, sadece iman edenleri cennetlerine koyacağını vadeden, isyan ve küfürde ileri gidenleri cehennem ateşlerine mahkum edeceğini bildirendir.

“Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.” (Lokman 31/33)

Kur’an, tüm bu bahiste en önde ve gözlerde, kalplerdedir, olmalıdır. Hakikatin tamamı, dinin tüm sınırları sadece Kur’an’dadır ve Allah kullarını Kur’an’da yazmayanlara dair mesul tutmaz. Ama ayetlerle bildirilenleri de kimsenin bilmeme hakkı yoktur, Kur’an okumama lüksü kimsede yoktur, bilmemek mazeret değildir.

Kur’an, zorlamadan, öğüt vererek, gayba ve görünmeyene dair kulları inanca çağırarak, ahiretin sonsuzluğunu ve hesabı anlatır, küfür ve şirk içinde ölmenin bedbahtlığını hatırlatır, azabın çetinliğini gözler önüne serer.

“Eğer biz, bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.” (Haşr 59/21)

“Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver.” (Kaf 50/45)

“O hâlde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver. Allah’a karşı derin saygı duyarak O’ndan korkan öğüt alacaktır. En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kâfir) ise, öğüt almaktan kaçınır. Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar.” (A’la 87/9-13)

Allah’tan korkmanın çerçevesi böyleyken, kuldan utanmak beşeri bir vicdan ve namus meselesidir ki Peygamberimizin dediği gibi “Utanmıyorsan yap” hadisi kullara öğüttür. Çünkü kalp ve vicdan nihai fetva makamıdır ve Allah’tan korkan kalplerin utanılacak bir şeylere bulaşması zaten söz konusu değildir. Buna rağmen Allah’tan korkmayan gafillerin hiç olmazsa toplumu teşkil eden kullardan utanması gerekir ki kuldan utanmak dahi imana hizmet eden güzelliklerdendir. Tevbe en büyük nimetlerdendir ve tevbe kapısı daima açıktır.

Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler.” (Tahrim 66/8)

Neticede yaşadığımız dünya fanidir, sınavdır, belirli süreye kadar var edilmiş bir tiyatro sahnesidir. Bu dünyada güzel ve temiz yaşamak insan ve kul olmanın gereğidir. Kur’an, Yüce Allah’ı, sınavı ve hesabı hatırlatan, öğüt veren en büyük nimet olarak gözler önündedir ve dünyevi arzulara, nefislere, şeytanlara uyanlar, Allah’tan başkalarından ve başka şeylerden korkanlar Kur^’an nimetinden feyz almaktan da uzaktır.

Kur’an’ı tanımayanlar için dahi yaşam ve hesap Kur’an iledir. Bu cihetle korkularını kişilere, varlıklara dayandıranlar için hesabın azap dolu olacağı şimdiden kesin gibidir. Bunun tam tersine Allah’tan korkarak O’nun sınırlarına uymaya gayret eden imanlı kullar içinse inşallah korku olmayacaktır.

Modern zamanların ahireti unutturan, ölüm korkusunu ahiret hesabı korkusunun önüne geçiren, fakirlik ve imkânsızlığı Allah’a küfür için (haşa) gerekçe göstermeye çalışan zihniyetinin şeytan oyunu olduğu alenen ortadadır. Maalesef şeytanın hükmü altındakilerin imansızlıkları da kesindir çünkü şeytanlar sadece imansızlara hükmedebilir. Bu Allah’ın ahdidir. İmansız olmak ise cennetlerden mahrum olmaktır ve cehennemlerde yanıp kül olamadan defalarca yanmaktır.

Bu hakikat akıl ve kalp sahibi kullara bir öğüttür, yanlış ve çirkin yollardan uzaklaşma ihbarıdır, kötülerin tarafından olanlara bir ikazdır, Allah dostlarıyla kenetlenmeye davettir. Çünkü Allah’tan korkmamak yapılabilecek en büyük hatadır ki Hz. Peygamber dahi, melekler dahi O’nun korkusuyla titrerken, dağlar, taşlar bu korkuyla yuvarlanırken insanın bu anlamsız korkusuzluğu sadece aptallık ve cehaletten kaynaklanmakta, şeytan bu boşluğu yakalayarak iman dolu kalplere nefret ve kin tohumları atmakta, ahiret hesabı ve Allah korkusu yerine akıllara ölüm ve servet-makam kaybı korkusunu yerleştirmektedir.

Oysa şeytanın sultası, hükmü ve yetkisi yoktur, kendisi de hesaba çekilecektir, kendisinin ebedi mahkum edildiği cehennem azabına ortaklar aramak gayretindedir. lakin İblis’in ahdinden habersiz KUR’ANSIZ Müslümanlar maalesef hala şeytan ve şirk cephesinin kölesi olduğunun farkında dahi değildir. Bu cehalet ve gaflettir ki kullar hile, tuzak, fitne, fesat ve kötülük peşinde, haram ve günah demeden servet yığma yarışında, bu servetlerle şımarma-büyüklenme gafletinde, liyakatsiz ve ehliyetsiz, haksız ve adaletsiz olduğu halde sahip olma gayreti içindedir.

Oysa hüküm kesindir ve Allah’ın vaadi değişmez. Çünkü din değişmez, fıtrat ve tevhid değişmezdir, Kur’an kıyamete dek baki tek ve en güzel öğüttür.

“ Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır. Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.” (Naziat 79/37-41)

Alalh’tan korkan, kuldan utanan kullar içinse inşallah korku ve endişe olmayacaktır.

Son sözümüzde şu olsun;

“Ey Allah’ın kulları Allah’tan korkun. O dehşetli ve kesin ahiret hesabında mahçup ve mahkum olanlar arasına katılmayın. Şeytanların adımlarını izlemeyin. Dünya fanidir, haksız ve adaletsiz, liyakatsiz ve ehliyetsiz, servet ve makamlar uğruna ürettiğiniz zulümler, şeytanlarla bir olup selim ve salih kullara çektirdiğiniz acılar ahiret hesabında kahredici azaplar olarak size geri dönecek, yediğiniz hakları sevaplarınızla ödeyeceksiniz. Ahiret yurdunun esenliklerine ermek ve bu belalardan kurtulmak için gelin imana dönün. Kur’an’ı dinleyin, kalbinize kulak verin ve kötülüklerden artık vazgeçin. Çünkü emin olun ki hesap çetin ve azap fenadır. Ve unutmayın ki Allah’ı sevmek evvela O’ndan korkmakla başlar !”

Rabbim doğru kullarını, kendisinden korkanları, kullardan utananları iki cihanda da bahtiyar eylesin.

Rabbim Allah’tan korkmayanlara hiç olmazsa kullardan utanmayı nasip etsin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din Allah’ındır

Doğrusunu daima ve sadece Allah bilir

Doğrusunu daima ve sadece Allah bilir Pek çok Müslümanın diline pelesenk olmuş bu sözün derin ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir