Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Amel defteri kapanmayan üç kimse kimdir
imanilmihali.com
Öldükten sonra amel defterleri kapanmayan üç kimse kimdir

Amel defteri kapanmayan üç kimse kimdir

Amel defterleri kapanmayan üç kimse

Öldükten sonra amel defterleri kapanmayan üç kimse kimdir denildiğinde akla ilk gelen devam eden iyilik, ilim ve terbiye edilmiş evlattır. Bu üç husus Peygamberimizin hadisi ile bildirilmiştir.

Doğrusunu Allah bilir.

“İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.” (Müslim, Vasiyyet 14. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vasâya 14; Tirmizi, Ahkâm 36; Nesâî, Vasâyâ 8.)

Hazreti Peygamberimizin yukarıdaki hadisinden anlaşıldığı üzere dünya sınavı ecel ile birlikte biter. Kul yapıp ettiklerini amel defterinde aynen yazılı bulur ve hesap sorucu olarak nefisler yeter. Amel defterlerinin sağdan verildiği kimseler müjdelenirken, soldan verilenler ise kahrolur.

Ayetlerde kulun amel defterinin ecelden sonra da açık olduğuna dair bir mana ve işaret yoktur. Yukarıdaki hadis dışında bir dayanak da bulunmamaktadır.

Hayrı devam eden iyilik

Konuya Kur’an penceresinden bakarsak, hadiste ilk sırada bahsedilen “sadaka-i câriye”, yani hayrı devam eden iyilik, kulun yaşarken ürettiği ve ecelinden sonrada devam eden iyiliktir. Bununla okul, hastane, vakıf, cami gibi bir tesisin veya bir fon, birikim, eğitim imkanı, kurs gibi bir yöntem kast edilmektedir. Vefat edenin bundan haberi olmasa da her şeyi bilen ve gören Yüce Allah’ın sonsuz şefkat ve rahmeti ilave sevaplara yol açmasa da inşallah o kulun o iyiliği yapmakla kazanmış olduğu sevapları artıracak ve dolayısıyla kula fayda sağlayacaktır.

Ama burada da şart iyiliğin tam teşekkülü ve niyetidir, helal olmasıdır. Aşağıdaki ayet aslında iyiliğin, iyilik olabilmesi için gerekli şartları da ifade eder.

“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.” (Bakara 2/177)

İlmin kıymeti

Hadiste bahsedilen ikinci husus olan “istifade edilen ilim”, insanların kendisinden sürekli faydalandığı ilimdir. Bununla bir keşif (icat değil), ilim, yazılı eser, burs gibi ilme ve bilime olumlu katkı sağlayan, dinin ve Allah’ın kainat ve bedendeki ayetlerini göstermeye yarayan, aklı kullanmayı mümkün kılan, faydalı ilimler üretmek için öğrenci yetiştiren ameller anlaşılır. Lakin buradaki kırmızı çizgide yukarıdaki gibi has Allah sevgisi ve temiz niyettir.

Aşağıdaki ayetten anlaşıldığı üzere bazı salih ameller bakidir ve bunlar Allah katında daha değerlidir. Baki olmakla kast edilen de devamlı olan, devam eden, fayda ve sevap üretmeye devam edendir.

“ .. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.” (Kehf 18/46)

Salih evlat yetiştirmek

Üçüncü sırada kast edilen “Sâlih evlat” ise terbiye edilmiş, hakka inanan, imanlı, ahlaklı ve namuslu evlattır ki ana babaların asli görevi Allah emaneti olan bu evlatları Kur’an istikametinde iman, ibadet ve ahlakla terbiye etmektir. Nitekim hadiste buyrulduğu gibi bir babanın en büyük mirası terbiye ettiği evladıdır.

Burada da kulun kendisinin ve doğal olarak evladının fasık veya kafir olmaması, hayır ve hasenat ile nefes alması, hak ve adalete saygı göstermesi, dürüst ve helal yollardan hayatını idame etmesi esastır ki kafirler için amel defterlerine ecelden sonra yazılacak bir tek satır bile olmayacaktır. Çünkü onların tüm sevinç ve mutlulukları sadece bu dünya içindir.

“Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler. Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla ancak, dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor.” (Tevbe 9/84,85)

“İnkâr edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Al-i İmran 3/116)

Öldükten sonra amel defterleri kapanmayan üç kimse konusuna tesir eden asıl mesele ise muhakkak ki çığır açma konusudur. Açıklayacak olursak kul yaşarken iyi veya kötü anlamda bir şeyler üretebilir ve bununla sevap veya günah kazanır. Eylem veya amel küçük, sınırlı, zayıf ve geçici ise iş bu kadarla kalır lakin amel uzun soluklu ise, başkalarını da etkiliyor ve örflerle alışkanlıkları menfi veya müspet etkiliyorsa sevap ve günah da o derece kalıcı ve büyük olur.

Daha açık söylersek söz gelimi ahlaksızlığı veya hırsızlığı, dilenciliği, talan veya şiddeti özendiren, buna imkan sağlayan, kolaylaştıran maksatlara hizmet eden kötülükler kötü bir çığır açar ki bu huy değişmedikçe o ilk sebep olanın günahları da devam eder. Dahası o kötü çığırdan etkilenenlerin tamamının günahından da o ilk çığır açana günah vardır.

Aksi durumda ise kul şayet iyilik ve ihsan üzerine bir çığır açmışsa, ahlakı, imanı, hayrı özendiren, kolaylaştıran, Kur’an’ı hayata egemen kılan bir uygulamayı hayata sokabilmişse hem kendisi sevap kazanacak, hem de sonraki zaman ve mekanlarda o işi yapanların sevaplarından da inşallah nasiplenecektir. Çünkü Allah herşeyi duyan ve bilendir.

“Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara 2/277)

Kıssadan hisse

Özetleyecek olursak, kulun amel defterine kendisinin yazdıracağı şeyler çoğu zaman ve sıradan insanlar için ecele kadardır. Lakin iyi veya kötü anlamda bir çığır açtıysa, imkan yarattıysa o iş devam ettiği sürece etkilenmeye de devam edecektir. Hayra ve güzelliğe salih amel, iyilik, evlat, hayır kurumlarını, kötülüğe ahlaksızlık, hırsızlık, yalancılık gibi halleri, şerre ise hizmet eden kurum ve uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıkları saymak mümkündür.

Her şeyi bilen ve gören Yüce Allah mü’minlerin dostudur. Onları korkuya ve azaba koymayacak ancak kafirleri azabıyla cezalandıracaktır. O, kalplerin özünü bilen, amelin hayra mı şerre mi hizmet için üretildiğini de en iyi bilendir.

Bu cihetle sevap ve salih amel uğruna dökülen terler inşallah hayır ve müjdelerle karşılık bulacak ama küfre, şirke ve şerre hizmet gayeli amel ve niyetler kulu azaptan kurtaramayacaktır.

Kafirler için tevbe imkanı her zaman vardır ve kafirlerin hayır ve hasenatı da niyet temiz ise manalıdır.

Çünkü iyilik maksat ile eda edilendir. Yani işin salih amel olmasının ilk şartı kulun onu yapmaya niyet etmesidir. Bu nedenle hiçbir şey Yüce Allah’tan gizli kalamaz ve amel defterlerinin kapanıp kapanmayacağını da, kimlerin ecelden sonra nasipleneceğini de bilen sadece Allah’tır.

Lakin bizler umarız ve inanırız ki kulun yaşarken yaptığı bir şey devamla etkilemeye devam ettiği sürece o kulun da ondan nasibi olacaktır. Bu nedenle dünyada yaşarken yapılan kötülüklerden ölmekle kurtulmak mümkün değildir. Keza yapılan iyiliklerin karşılığı da inşallah sadece yaşarken alınanlar olmayacaktır.

Tesis, kurum, olanak veya evlat anlamında kulun yaşarken yapageldiklerindeki mana, o işten hasıl olacak sevap veya günahın devamlılığını da, büyüklüğünü de etkileyecektir. Lakin bu hüküm ve biliş sadece Rabbimize aittir.

Son söz

Yine unutmamak lazım gelir ki çığır açacak denli çok sayıda insanı kapsamasa bile, birisi veya birilerine iyilik veya zulüm anlamında yapılan iyilik ve kötülüklerin vebali mağdurun mağduriyeti veya iyilikten nasiplenme devam ettiği sürece devam edecektir. Yani kötülük yaparken bile haddi aşmamak, iyilik yaparken ise bilakis büyük salih amellere imza atmak lazım gelir.

Yine unutmamak gerekir ki kullar yenilen haklarını helal etseler de kötüler kurtulamayacak Allah’ın hakkı baki ve saklı kalacaktır. Bu hakların karşılığı ise ahiret yurdunda alınacaktır.

Rabbim bizi kötülük üretmekten, kötü çığır açmaktan muhafaza eylesin, bizlere baki iyilikler üretme imkanı nasip etsin. Amin.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

1 yorum

  1. Avatar

    vakıfların bu maksatla kullanılmasına karşı değilim ancak son zamanlardaki haberler malesef iç açıcı değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

21 − = 19