Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / Andolsun yeminiyle vurgulanan ayetler
imanilmihali.com
Andolsun yeminiyle vurgulanan ayetler

Andolsun yeminiyle vurgulanan ayetler

Andolsun yeminiyle vurgulanan ayetler

And vermek yemindir, ahdi ortaya koymak ve söz vermektir. Bunu bir kul yaparsa telafisi, kefareti veya ceremesi daha az olur, anddan belki dönülebilir. Ama ahdi veren “ANDOLSUN” diye hitap eden Yüce Allah (cc) olursa, O’nun cayması, vazgeçmesi mümkün değildir. Bu nedenle Andolsun diye Kur’an’da vurgulanarak 299 yerde geçen emir, anlatım, ikaz ve tembihler iyi anlaşılmalı ve mü’minler için bu ayetler çok daha fazla önem taşımalıdır.

Bazı surelerin tamamının andolsun ile başlaması ve surenin tamamının aynı cümle ile sonlanması ise, konunun öneminin, Kur’an’ın hitap ve izah mükemmelliğinin, ayetlerin baştan sona Allah kelam ve uslubu olduğunun ispatıdır. 

“Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).” (Asr 103)

“ Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.” (Zariyat 51/1-6)

“Güneşe ve onun aydınlığına andolsun, Onu izlediğinde Ay’a andolsun, Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun, Onu bürüdüğünde geceye andolsun, Göğe ve onu bina edene andolsun, Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun, Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.” (Şems 91)

“Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı. Hayır; ileride bileceksiniz! Hayır, Hayır! İleride bileceksiniz! Hayır, kesin olarak bir bilseniz. Andolsun, o cehennemi muhakkak göreceksiniz. Yine andolsun, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz. Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz.” (Tekasur 102)

“Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür. Hiç şüphesiz buna kendisi de şahittir. Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır. Acaba o bilmiyor mu ki, kabirlerde bulunanlar çıkarıldığı ve kalplerdeki ortaya konulduğu zaman, işte o gün onların Rabbi kendilerinin her hâlinden mutlaka haberdardır.” (Adiyat 100)

“(Ortalığı) bürüdüğü zaman geceye andolsun, Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun, Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun ki, Şüphesiz sizin çabalarınız elbette çeşit çeşittir. Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz. Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah’a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz. Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez. Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir. Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir. Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım. O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer. Temizlenmek için malını hayra veren en muttekî (Allah’a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır. O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar). Elbette kendisi de hoşnut olacaktır.” (Leyl 92)

“Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.” (Mürselat 77/1-7)

“Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara, Andolsun (mü’minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara, Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere, Derken, öne geçenlere, Nihayet işi çekip çevirenlere (ki, mutlaka tekrar diriltileceksiniz). Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir. O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır. Onların gözleri (korku ile) inecektir. Şöyle derler: “Biz gerçekten gerisingeriye eski hâlimize mi döndürüleceğiz? Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı? Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür” dediler. Hâlbuki o, bir haykırıştan (sûr’un üfürülmesinden) ibarettir. Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.” (Naziat 79/1-14)

Andolsun diye ifade edilen ayetlerin çoğunluğu muhakkak ki ahiret ve kıyamet hayatına ve doğal olarak insanların hesaba çekileceğine dairdir ki ölümden sonra yeniden dirilme bahsi sözü zaten Yüce Allah’ın kudret ve ilmine getirir. Müteakip andolsun ile başlayan ayetlerde bu hakikati dile getirmektedir.

“Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilâhınız gerçekten bir tek ilâhtır.” (Saffat 37/1-4)

“Tan yerinin ağarmasına andolsun, On geceye andolsun, Çifte ve teke andolsun, Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır).” (Fecir 89/1-4)

“Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf 50/16)

“Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.” (Kaf 50/38)

“Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Andolsun, sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan?” (Nisa 4/87)

Şeytanın insan için en büyük düşman olduğu ve cehennemin insan ve cinlerle doldurulacağına dair andolsun yemini de defalarca yer almaktadır.

“Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir.”(Secde 32/13)

“İblis, “Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. Allah, şöyle dedi: “İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum: Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım.” (Sad 38/82-85)

“Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” (İbrahim 14/7)

“İnkâr edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.” (Sebe 34/3)

“Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız.” (Hicr 15/92,93)

“Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar? Allah, kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.” (Ankebut 29/61-63)

Kainatın teşkilinden, zaman öncesine, insanın yaratılmasından şekil verilmesine kadar her bahiste vurgulanan andolsun kelamı o işin doğruluğuna vurgu içindir ki Yüce Allah’ın vurgusu daim, esas ve doğru olandır.

“Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir. Andolsun, Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır.” (Meryem 19/93,94)

“Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri, yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Andolsun, eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse, O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.” (Fatır 35/41)

“Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah’a andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.” (Nahl 16/56)

Kur’an, baştan sona, her kelime ve harfiyle, nokta sapılmadan ve ilave olmadan vahiy yoluyla tüm insanlığa ulaşmış din şeklidir, iman bahsidir, dünya ve ahiret rehberidir. Mukaddes Kur’an’a andolsun diyerek yapılan sayısız vurgu ise ayetlerin tamamının Allah kelamı, öğüt ve ikaz olduğuna yapılan vurgudur.

“Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?” (kamer 54/17)

“Andolsun, bir görünüp bir sinenlere, akıp gidip kaybolanlara, Andolsun, yöneldiği zaman geceye, Andolsun, aydınlandığı zaman sabaha ki, O (Kur’an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş’ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail’in) getirdiği sözdür.” (Tekvir 81/16-21)

“Andolsun, biz sana apaçık âyetler indirdik. Bunları ancak fasıklar inkâr eder.” (Bakara 2/99)

“Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.” (Al-i İmran 3/164)

“Andolsun ki, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Kur’an, uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir.” (Yusuf 12/111)

“Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkârda direttiler.” (İsra 17/89)

“… Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır…” (Maide 5/64)

“Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu.” (Nahl 16/36)

Rahmet Peygamberinin seçilmiş bir kul, elçi ve Peygamber olduğu, sadece vahyedileni aktardığı, dini yaşayarak gösterecek, örnek olacak kadar mükemmel ve yufka yürekli ama bir o kadar da gözü kara ve cesur olduğuna dair vurgular, kafir ve müşriklerin tüm inkar, iftira ve tereddütlerini de yere serecek kadar güçlüdür.

“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe 9/128)

“Andolsun, size yeryüzünde imkân ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkânları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!” (A’raf 7/10)

“Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Hâlbuki uzun yaşamak, onları azaptan kurtaracak değildir. Allah, onların bütün işlediklerini görür.” (Bakara 2/96)

“Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir.” (Bakara 2/130)

“Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.” (Bakara 2/145)

Dünya hayatının fani ve sınavdan ibaret olduğuna dair yapılan “Andolsun” eklemeleri ise dünya üzerindeki yaşamın sadece bir köprü olduğunun yeminli izah ve alametidir.

“Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.” (Al-i İmran 3/186)

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara 2/155)

“Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.” (Al-i İmran 3/123)

“Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır. Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.” (Al-i İmran 3/157,158)

“Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.” (Al-i İmran 3/195)

Şeytan, şirk, şirk dinine esas hususlar da sayısız kez vurgulanmış ve özetle insanların tümüne, tüm zamanlar için şeytanlardan uzak durması öğütlenmiştir.

“Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular…” (Maide 5/17)

“Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” dedik. İblis’ten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.” (A’raf 7/11)

“Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.” (İsra 17/70)

İmanın varlığı, gereği, olmazsa olmaz bir kıymet ve takva nimeti olduğundan bahisle cennet ve cehennemin kimlere ve hak olarak sunulacağı sayısız kez andolsun ifadesiyle buyrulmuştur ki ahiret kadar oradaki hesap, tartı, helalleşme, akibet ve sonsuz hayata gerçektir.

“Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.” (A’raf 7/179)

“Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.” (Hud 11/118,119)

“Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.” (Yunus 10/13)

Yüce Allah yine yeminle kainattaki her bir zerrenin yaratıcısı, sahibi ve takipçisi olduğunu, hiçbir şeyin kendisinden gizli kalamayacağını anlatırken andolsun ifadesiyle vurgu yapmış ve hakikati akıllara kazımıştır.

“Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.” (Hicr 15/16)

“Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da.” (Hicr 15/24)

“Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık.” (Hicr 15/26)

“Yoksa, kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın, kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun, sen onları, konuşma tarzlarından da tanırsın. Allah, yaptıklarınızı bilir. Andolsun, içinizden, cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.” (Muhammed 47/29-31)

“Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.” (Mülk 67/5)

“Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.” (Müddessir 74/32-37)

Özetle; Kur’an’ın tamamı Allah kelamıdır ve tamamı önem arz eder. Lakin bazı ayetlerde yer alan yemin ve “andolsun” kelamı o ayetlere yapılan vurgu, inkarcıları susturma yolu ve yemindir. O halde bunlara belki daha fazla önem vermek en azından mahiyet ve mesajlarına çok daha dikkat etmek gerekir ki bunların çoğu gayba ve inanca yönelik hususlardır.

Dünyevi gözlerinden başka kalp gözü kapalı inkarcılara karşı kullanılan bu ifadeler kafir ve müşrikleri imana davet öncelikli olsa da mesajların mü’minler içinde bir ikaz ve hatırlatıcı olduğu muhakkaktır.

Bu nedenle kul için doğru olan ayet ve izah başlarındaki vurgulamalara daha fazla dikkat etmek ve hakikati tüm yönüyle ortaya koyan bu ayetleri olduğu gibi alıp kabul etmektir.

Rabbim, rahmetini gösteren bu vurgularla bizlere yardım ve kolaylık yapmakta, imansız yaşamın tehlikelerini buyurmakta, inançsız kafir ve müşriklerin, mürai ve münafıkların akibetlerini anlatmaktadır.

Yüce Rabbim bizleri iman yolundan ayırmasın. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Herşey boş değil dolu ama herşey fani

Herşey boş değil dolu ama herşey fani

Herşey boş değil dolu ama herşey fani Merhum Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirinden alınan bu sözde ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir