Anasayfa / DAHA FAZLA / Nasihatlar / Annelere mektup
imanilmihali.com
Kur'an

Annelere mektup

Annelere mektup

ANNELERE MEKTUP…

Canım Annem,

Yüce Rabbim’in rahmeti, bereketi ve selameti üzerine olsun.

Evladın olarak beni dünyaya getirdiğin, besleyip büyüttüğün, ahlaklı ve vicdanlı bir insan yaptığın için sana da babama da müteşekkirim. Allah ikinizden de razı olsun.

Üzerimde çok hakkınız var. Ana olmanın sadece doğurmak demek olmadığını baba olduğumdan beri daha iyi anlıyorum. Çocuğun hasta olduğunda, aç ve yorgun olduğunda, canı sıkkın olduğunda analar ne hisseder şimdi daha iyi biliyorum.

Yüce Allah’ın verdiği güç, bereket, sabır ve imanla, babamın o azıcık maaşıyla soframızın nasıl bereketli ve evimizin nasıl huzurlu olduğunu, mütevazi ancak sakin ve sevgi dolu yuvamızın nasıl hoş anılarla dolu olduğunu hatırlıyorum. Soğuk akşamlarda soba başında, sıcak yaz akşamlarında arka bahçede nasıl eğlendiğimizi, çağın zehirli atıklarından uzak ahenkli bir yaşantımızın olduğunu, o yokluk günlerinde sizlerin nasıl sabırla kanaat getirdiğini, paranız yokken bile nasıl doğruluktan taviz vermediğinizi, kötülük ve kandırmalardan evimizi ve bizi nasıl korumaya çalıştığınızı hatırlıyorum.

Senin zayıf ışıkta kıldığın namazları, çektiğin tesbihleri, amcandan dinlediğin dini hikâyeleri, radyodan gelen dini sohbet esintilerini. Açık pencereden içeri dolan ezan sesini. İftar zamanları kulağının nasıl ezanda, gözünün minare ışıklarında olduğunu hatırlıyorum hayal mayal. Kestiğimiz kurbanları, döktüğümüz lokmaları, cuma günlerine verdiğiniz önemi, kandillerde okuduğunuz Kur’an’ları anımsıyorum. Getirdiğin mevlid şekerleri ne çok hoşuma giderdi? Aşure günleri yaptığın o sıcacık aşurelerden tabaklar dolusu yer ama doymazdım.

Yemeğe besmeleyle başlar, hamdolsun’la bitirirdiniz. Çok anlamazdım o zamanlar ama Allah’a teşekkür ettiğinizi hissederdim verdiği yemek için. Her sabah besmeleyle uyanır, her işe besmeleyle başlardın. İşin hep rast giderdi. Evden çıkarken Ayetel Kürsi okur gözün arkada kalmadan giderdin teyzeme. “Hırsız girmez, eve bir şey olmaz biz gelene kadar” derdin. “Allah korur evimizi.” Sokaktaki kedilere, köpeklere yemek ya da su verirdiniz zaman zaman. Bir kedi öldüren yedi cami yaptırsa vebalinden kurtulamaz derdin. Karıncaya basmaktan korkar, sineği öldürmektense kovalamaya çalışırdın.

Çeşmenin soğuk suyuyla alırdın abdestini çoğu zaman üşenmeden, üşümeden. Ne doğalgaz vardı o zamanlar ne çeşmede sıcak su. Sabahın köründe namaza kalkar, ardından kahvaltıyı hazırlar ve yatsı namazı sonuna kadar durmak dinlenmek demek bilmezdin. Okuman yoktu pek ama fotokopisi alınmış eski kâğıtlardaki duaları sık sık usanmadan tekrarlar durur, ölmüşlerine sevabını havale ederdin. Dedikodu yaptığını, çekiştirdiğini, parasızlıktan isyan ettiğini hiç duymazdım. Ne zenginlere ne sanatçılara kimseye özenmez, “Buna da şükür!” derdin. İyi hatırlıyorum sokakta bulduğun paraya bile el sürmez bir kenara koyardın sahibi sorar diye. Sadece kapının önünü değil neredeyse tüm sokağı süpürürdün her sabah. “Temizlik imandan gelir” derdin.

Komşunun bahçemize giren ağaç dallarındaki meyveleri helal olmaz diye koparmaz ama bizim bahçedeki meyvelerden komşulara göz hakkı diye tabak tabak dağıtırdın. Evde yemek paramız olmasa da okula lazım gelen parayı bulur buluşturur, “Öğrenmeye harcanan para helaldir” derdin. Kimseyle kavga etmez, kimsenin hakkına tecavüz etmezdin. Geceleyin gürültü ettiğinizi, sokağa çöp attığınızı, gözlerinizle insanları süzdüğünüzü hiç hatırlamıyorum. Ama Kur’an-ı Kerim’i okuduktan sonra nasıl özenle duvardaki torbasına koyduğunu iyi hatırlıyorum. tesbihini çektikten sonra öpüp kaldırdığını da. Yolda gördüğün ekmekleri ezilmesin diye nasıl kenara koyduğunu, ekmek israf olmasın diye nasıl türlü yemekler icat ettiğini. Tüm bunları babamla birlikte yaptığınızı, aile yuvasının mukaddesliğine zarar vermemeye nasıl özen gösterdiğinizi hatırlıyorum.

Tartışsanız da küs kalmadığınızı, bana ve ablama bir fiske bile vurmadığınızı. “Çocuk sevgiyle ve ilgiyle büyür” deyişinizi anımsıyorum. Paranız yokken beni harçlıksız bırakmadığınızı. Canım ister alamam başkalarına el açarım veya Allah korusun izinsiz alırım diye korkardınız. Kavgalarıma pek kızmazdınız, sokakta oynarken yaralanmalarıma da. Ancak defterimi vaktinden önce eskitince, üstümü yok yere kirletince, mendilim pisken cebime sokunca, saçlarım pis ve dağınık olunca kızardınız en çok. Yamalı ama temiz ve ütülü giymekten asla utanmaz, en büyük utanmazlığın yeni pantolon almak için yapılan ahlaksızlık olduğunu, israfın ne kadar kötü bir şey olduğunu söylerdiniz hep. Dürüst ve gururlu, fakir ama adaletli, merhametli ve sabırlı olmayı tembihlerdiniz.

Akşamları babamın işten dönmesini beklerken bana güzel hikâyeler anlatırdın. Her bir hikâyeden onlarca ders çıkarırdın. Bazen bu hikâyeleri o anda uydurduğunu düşünürdüm. Sırf bana bir nasihat olsun diye. Ben hasta olunca, canım sıkkın olunca nasıl üzgün olduğunuzu, beni sevindirmek için lüzumlu harcamalardan vazgeçip bizlere hediyeler aldığınızı. Yorganın kalın olanını, terliklerin yırtık olmayanını, elmanın daha güzel olanını ablamla bana verdiğinizi. Allah sizlerden bin kere razı olsun.

Şimdi bir baba olarak geriye dönüp bakınca neden böyle yaptığınızı daha iyi anlayabiliyorum. Bu sadece bir sevgi ve anne şefkati değil. Bu bir emanetin sahiplenilişi. Topluma faydalı ve düzgün insan yetiştirme gayreti, çocuğa örnek olma isteği. Bu Allah’ın bahşettiği evlat hediyesine sahip çıkma, bu mütevazi yaşayan bir Müslüman ailenin Türk kültürüyle bezenmiş mükemmelliği.

Bu; dini aklında değil kalbinde hisseden, hurafe ve gösterişlerden uzak olarak Allah’a yakınlaşmaya gayret eden basit bir ailenin hayatı. Bu Kur’an’a saygı duyan, Peygamber ismi anılınca yüreği titreyen bir ailenin Allah sevgisi. Sizler bu şekilde davranınca çocukların farklı olması, karanlıklarda kaybolması mümkün mü? Bugün ben iyi olmaya, doğru olmaya kararlı ve inançlıysam sayenizdedir. Ben bugün evlatlarımı adaletli ve imanlı yetiştirmeye gayret ediyorsam bu sizdendir. Ben bir aile reisi olabildiysem sizdendir. Yaptığım iyilikler sizden kötülükler bendendir. Çünkü siz iyi örnektiniz.

Ben sabretmeyi, dua etmeyi, şükretmeyi sizden öğrendim. Namazı, Kur’an’ı, dini sizden duydum dinledim ilk önce. Namus ve haysiyeti sizinle tanıdım. Çalmaktansa aç ölmeyi, rızkı Allah’ın verdiğini sizlerde gördüm. Şimdi sizin gibi yaşamaya, öğrettiklerinizi evlatlarıma öğretmeye gayret ediyorum. Sizin kadar başarılı olamasam da kararlıyım. Zaman çok değişti. Sokaklar eskisi gibi masum değil. Siz sokakta kaybolmuş çocukları gördüğünüzde işinizi bırakıp onu evine kadar götürürken, şimdi insanlar sokakta can çekişenlere bile dönüp bakmıyor sırf fakirler diye. İnsanlar şimdi çok meşgul. İnsanlar şimdilerde çok daha fazla para kazanma hastalığına tutulmuş halde.

Ne o eski ramazanlar var şimdi, ne iftar sofralarının lezzeti.

Ama durum o kadar umutsuz değil. Hala dini masum ve gösterişten uzak yaşayan, özü sözü bir olan, mazlumun yanında yer alan insanlar var. Ben onlardan olmaya çalışıyorum tüm kalbimle. Sahip olduklarım için şükretmeye, yoklukta sabretmeye, imanlı, ibadetli ve ahlaklı yaşamaya çalışıyorum sizler gibi. Nefsime, vesveselere yenik düşmemeye çalışıyor, sadece Allah’a sığınmaya gayret ediyorum. İlim öğrenmeye, yardım etmeye, muhabbet ve sevgi beslemeye çalışıyorum çevreme.

Kendime ve aileme, Kur’an’ı rehber, Peygamberimizin sünnetini ışık yapmaya çalışıyorum.

Şeytan işi pisliklerden uzak durup, yoksullara yardım etmeye gayret ediyorum elimden geldiğince. Temiz ve düzenli olmaya, nefsini, hırs ve kıskançlıklarımı yenmeye çabalıyorum. Düşününce de bunların sizlerin bıraktığı güzel izler ve kazandırdığı faydalı alışkanlıklar olduğunu görüyorum. Bu yüzden Allah sizlerden bir kere daha razı olsun. Emekliliğimi yaşadığım bu günlerde alnım açık, kalbim ferah, mazim tertemiz ise Yüce Rabbi’min izniyle sizdendir bunu iyi biliyorum.

Melik ve Muktedir olan, Rahman ve Rahim olan Allah’ın ilmini, kudretini ve hikmetini anlayabiliyor ve her çiçek yaprağında görebiliyorsam sizdendir.

Celal ve ikram sahibi, mülkün ve kudretin sahibi Yüce Rabbimin gölgesine sığınmaya gayret ediyorsam sizden aldığım terbiyedendir. Nefsimi temizleyecek ve kalbime imanı yerleştirecek olan sadece Yüce Allah’tır biliyorum ama sizlerin emek ve haklarını da inkâr edemem.

Allah’ıma bana hayat verdiği için, bana anne ve baba olarak sizleri bahşettiği için, bana evlatlar verdiği için, sizleri, bizleri ve evlatlarımızı karanlıklarda bırakmadığı için şükürler olsun. Şimdilerde hayat koşturmacasından başımızı kaldırıp sizler kadar masum ve içten olamadığımız için de inşallah bizleri affetsin.

Ecelim gelene kadar her zaman yanınızda olacağıma, sizi üzmeyeceğime, elimden gelenin fazlasını yapmaya çalışacağıma söz veriyorum. Babamı kaybettik yıllar önce sen hala hayattasın. Keşke babamda yaşasaydı da evlatlık görevimi daha çok yapabilseydim ona da.

Dualarımda ikinizi de zikrediyorum durmadan. Allah babamın günahlarını bağışlayıp, kabrini Kur’an nuruyla doldursun, sana kalan ömründe sağlık, huzur ve afiyet, vakti geldiğinde imanına yakışır kolay eceller nasip etsin inşallah.

Ben sizlerden kat kat razıyım, Allah’ta sizlerden razı olsun inşallah!

Ben hakkımı gani gani helal ediyorum sizlere, sizlerde bana edin.

Allah’a emanet olun!

Annelere mektup

Bu yazıyı okudunuz mu?

Dinen mükellef olmak ne demektir

Dinen mükellef olmak ne demektir

Dinen mükellef olmak ne demektir İslam dini içerisinde olup, aklını işletebilen ve fiziken bedeni olgunluğa ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir