Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Aşırı dünya sevgisi bütün kötülüklerin başıdır
imanilmihali.com
Aşırı dünya sevgisi bütün kötülüklerin başıdır

Aşırı dünya sevgisi bütün kötülüklerin başıdır

Aşırı dünya sevgisi bütün kötülüklerin başıdır

Yüce Allah, sonsuz yaşam için varis seçtiği insan denen varlığı dünya imtihanı ile sınayan, kimin dahi iyi işler yapacağını ve kimlerin iman edeceğini görmek için hayatı ve eceli yaratandır. Bu nedenle dünya denen yaşam alanı sadece bir imtihan yeridir ve fanidir. Asli hayat ve ebedi yırt ise ahiret yurdudur.

“Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.” (Hadid 57/20)

“İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi..” (Bakara 2/212)

Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.” (Al-i İmran 3/14)

Dünya süsleri imtihan içindir ve nefsi dürtüleyen, şeytanlara teslim olmayı kolaylaştıran bu süsler inkar ve isyan sevdalıları için dünyayı araç değil amaç yaparak ahireti yok eder.

Ayetler bize, dünya süsleriyle övünenlerin acınası halini, övünmelerinin beyhude olduğunu açıkça anlatır ve kadınlar, oğullar, altınlar, atlar ve ekinler ile verilen örnekler de gösterir ki rızıkta önde olanlar ve inkarı seçenler için caydırıcılar bir hayli fazladır. Keza bu sayılanlar kulların ahir zamanda en çok nerelerde kanacaklarının da ihbarıdır.

Dünya malı ancak ecele dek yararlanma içindir ve sonra tüm bu süsler burada kalacak ahirete sadece amel ve niyetler gidecektir. Sevap olarak kazanılanlar ahiret için umut, dünyalık olarak kazanılanlar umutsuzluk vesilesi olacaktır.

Bu düşünce dünyadan vazgeçmek demek değildir. Bilakis Yüce Allah dünyayı o denli mükemmel yaratmıştır ki, bu rahmet ve şefkatin bir eseri olarak zorunlu imtihan alanını dolduran ayetlerin her biri bu dünyada sınav olanların nimetlerden bolca yararlanmasına imkan tanır.

Sınırlı ve helal olmak kaydıyla hırslar, şehvetler, sevgiler hep yücedir. Zararlı olan aşırı düşkünlük, tapma derecesinde sevme ve ilahlaştırmaktır. Nitekim para, kişi, makam ve dünya malını ilahlaştırmak ahir zamanın en moda şirk illetidir.

“Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.” (Kehf 18/46)

Yüce Allah kullarından “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” (Bakara 2/201) diye dua etmemizi ister. Yani kul her iki cihanda da huzur ve esenliği arayacak ama ahiret için daha fazla çalışacaktır.

“(Musa dedi ki) Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. Ahiret ise ebedî olarak kalınacak yerdir.” (Mü’min 40/39)

“ .. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz, hâlbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor..” (Enfal 8/67)

Hata, dünyaya aşırı meyletmekte, ahireti unutmakta ve dolayısıyla tüm tembihleri göz ardı ederek şeytanlara uymaktadır. Bu ise imtihanın ruhuna aykırı, ilahi iradeye ters ve yaratılıştan beklenen gayeye zıddır.

Bu da ayetin işaretiyle gösterir ki dünyaya aşırı meyletmenin sonu hüsrandır, ateştir. Çünkü iş asla sevmekle sınırlı kalmaz, o sevgi uğruna ilahlaştırmayı, o ilaha yaranmak için her şeyi göze almayı gerektirir ki şeytanlar tam bu anda devreye girer.

Şeytan zaten süslü olan dünya malını daha da süslü göstermede gayet hünerlidir ve Kur’an’a mesafeli olanlar servetleri ile avunur ve ata kabullerinde olduğu gibi servetlerinin kendi bileklerinin hakkı olduğunu düşünür, ahirette de aynı şekilde nimetleneceklerini sanırlar. Oysa rızkı az veya çok dilediğine veren sadece Allah’tır. Mallar, evlatlar, nimetler hep bu şekildedir.

Tamamı imtihan vesilesi olan bu nimetleri sevmek, kolaylıklarını kullanmak hak ise de asıl hak o servetleri helal kılmak, o servetlerde hakkı olan muhtaçları unutmamak, o servetler ile şımarmamaktır. Şeytanlar işte bunları unutturup kulu o servetlere köle ve teba yaparlar. Bu ise Kur’an’ı değil parayı ilahlaştıran bir kalp yaratır ve o kalp hidayete kapılarını kapatır.

Zekat, kırkta bir değil ‘ihtiyaç fazlasının’ muhtaçlara iadesidir. Makamalr geçicidir. Evlatlar ve kadınlar Allah emanetidir. Zinetler geçicidir. Tevekkül; bankadaki üç kuruşun değil sadece Allah’ın hakkıdır.

“Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.” (İsra 17/18)

“ .. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.” (Nisa 4/77)

“Allah, rızkı dilediğine bol verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir.” (Ra’d 13/26)

Emeği, emeli, ameli dünya için olanların ahiret yurdu azaba mahkumdur. O servetlerle büyüklenenlerin, ezenlerin, kamuya ve yetime dadananların, makam ve nüfusları sadece ve yanlış olarak dünya menfaatleri uğruna kullananların akibeti karanlıktır.

Salih amel, ahlak , ibadet ve imandan yoksun bu düşkünlerin ‘dinde zenginleşmek yasak değildir’ yalanlarının ve ‘hediyeleşmek sünnettir’, ‘akrabayı korumak ve kollamak (!) sünnettir’ lafızlarının Kur’an filtresinden geçirilmesi ve niyetlerin bir an önce düzeltilmesi lazım gelendir.

Servet uğruna, makam ve nüfus hırsıyla hak yiyen, adaletten sapanların ise sonu malumdur.

Medenileşme, akıllanma, aydınlanma hep bu merkezde düşünülmeli, Kur’an ile esenliğe yürüyüş dünya malı ve nimetlerinden istifade ile ahirete olmalıdır. Ecele kadar verilen süre kullar için ziyanda geçmemesi (Asr suresi) salih amel ve ahlak üretmek için geçmesi gereken süredir. Bu zamanı beyhude şeytani hırs ve kibirler üzerinden harcamak ise gaflettir, delalettir.

“Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.” (Bakara 2/86)

“Dünya hayatını ahirete tercih edenler, (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir sapıklık içindedirler.” (İbrahim 14/3)

Yüce Allah’ın emri sahihtir ve O dünyaya sırt dönmeden sevmeyi ama abartmamayı, asıl ve daima ahiret için yaşamayı emreder. Peygamberimizin hadisleri de bunları işaret eder;

“Dünyaya, burada kalacağınız kadar, ahirete de, orada kalacağınız kadar çalışınız!”

“Dünyanızı ıslaha, düzeltmeye çalışınız! Yarın ölecekmiş gibi de ahiret için amel ediniz!” [Deylemi]

“Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışınız!” [İbni Asakir]

“Sizin hayırlınız, ahireti için dünyasını, dünyası için ahiretini terk etmeyen ve insanlara yük olmayandır.” [Deylemi]

“Dünya malından ayrılınca üzülmek, buna kavuşunca sevinmek ve azgınlık yapmak, insanı Cehenneme götürür.” [Tirmizi]

“İlim, Allah rızası için değil, dünya menfaati için öğrenildiği ve ibadetler, dünya menfaatlerine alet edildiği zaman fitneler zuhur edecektir.” [A.Rezzak]

“Dünya, ahiretin tarlasıdır.” [Deylemi]

“Dünya, ahiretin köprüsüdür.” [Deylemi]

Anlaşıldığı üzere beden nasıl ruhun bineği ise dünya da ahiret yolcularının bineğidir ve bu binek doğru yere doğru şekilde taşımalıdır.

Dünya çalışma, imtihan yeridir, ahiretin tarlasıdır. Kefenin ceplerine doldurulacak iman, amel ve niyetler burada kazanılır ve ahiret yurdunda amel etme, sevap kazanma, iman etme şansı yoktur. Dünyanın maksadı budur. Burada verilen nimetler hem Allah’ın rahmeti hem imtihanın şartıdır ve fanidir.

“Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma…” (Kasas 18/77)

Dünya mükemmel, dünya hayatı kışkırtıcı ve caydırıcıdır. Dünya hayatı da mutlak manada kötü değildir. Ahiret için çalışanlara her türlü imkanı sağlayan çok verimli bir tarladır. Yeter ki niyetler ve kalpler selim olsun.

Dünya nimetlerine düşkünlük kadar dünya nimetlerini terk de pistir, çirkin ve yanlıştır.

Dünya hayatını çirkinleştiren insanların hasis ruhları ve anlamsız hırslarıdır. Bu hırs nimetlerin paylaşımında adaletsizliği, yükselmek için hakların yenmesini, sessiz ve çaresiz olanların zulmedilmesini, güçsüzlerin ezilmesini, Kur’an’dan habersiz yaşayanların köleleştirilmesini zorunlu kılar.

“Dünyaya sövmeyin; çünkü mümin için ne güzel bir binektir. Hayra onunla erişilir, şerden onunla kurtulunur.” [Deylemi, İbni Neccar]

Aşırı dünya sevgisi günahların en büyüğü ve başıdır. Yüzyıllarca Müslümanlara içkinin tüm kötülüklerin başı olduğunu avaz avaz bağıranlar dünya malını putlaştırmaktan asla bahsetmemekle günahların en büyüğüne de imza atmıştır ki bilinci geçici köreltmekle suçlanan içki (şarap)’nin aksine dünya sevgisini putlaştırmak şirk ve şirretlik demektir, şeytana köle olmaktır. Bu haliyle dünya malını putlaştırmak ilahi nizam ve iradeye isyandır.

“Dünya sevgisi bütün günahların başıdır.” [Beyheki, İbni Ebiddünya]

Asr, suresi bizlere salih amelsiz ve ve has niyetsiz geçen her an ziyanda olduğumuzu hatırlatır ki insan dünya sınavında nefes aldığı sürece iyilik ve hayra hizmetle vakit geçirmeli, faydasız işlerden uzak durmalı, boş işlerle uğraşmamalıdır. Her an bir iş ve oluşta olan Yüce Allah gibi kullar da bir amelden diğerine geçerek zamanla yarışmalı, sevap ağacının meyvelerinden olduğunca çok toplamaya çalışmalı, rızıkla yetinmeli ve bolca şükretmelidir.

“Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükâfatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.” (Al-i İmran 3/145)

“Ahiret işi sana kolay gelir, dünya işi zor gelirse, bil ki sen iyi hâl üzeresin. Ahiret işi zor, dünya işi kolay gelirse, bil ki durumun kötüdür.” [Beyheki]

Helal kazanç kutsal, zekat mübarek, haksız kazanç haramdır.

Lüks ve israf, cimrilik ve hayırlara harcamama illeti şeytanın silahlarıdır. ‘İhtiyaca evet israfa hayır’ bilinci, muhtaçla ‘yardımlaşma ve paylaşma’ onuru, ‘cömertliğin aşırısına kaçmadan infak’ mü’minin şiarlarıdır.

Yiten dünya mallarına üzülmek de beyhudedir ki o malın zaten gerçek serveti kulun kendisi değildir. Bu ecelle gelen kayıplar için de, servet iflaslarında da geçerlidir. Bu sevgi engin olup taşarsa isyan ve inkar kapıda belirir ve feryadlar kulun mahfına sebep olur.

Bu dünya sorumlu ve sınırlı yaşamanın, kurallara uymanın yeridir. Sınırsızlık ve haram – helal ayırt etmeyen sorumsuzluk ise kafirlerin huyu ve göstergesidir. Yani yetime, hakka, kamuya dadanmak zulümlerin en beteridir.

“Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz. Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz. Malı da pek çok seviyorsunuz.” (Fecr 89/17-20)

“Dünya mümine zindan, kâfire Cennettir.” [Müslim]

Dünya kahır ve çile yeridir ki hüzün olmadan sadece servet ve ferahlıkla kalpler hidayete eremez. İmtihan bu nedenle yokluk ve kıtlıklarla yapılır. Zaten bol olan nimetler değil, kalpleri imana sevk eden yokluk ve muhtaçlıklardır ki kul rızkı ve nimeti veren Maliki’ne tevekkül ve dua ile yönelebilsin.

Kazancın helal olması dünya imtihanının olmazsa olmazıdır ki aşırı düny asevgisinden kaynaklanan hırs evvela bu düsturu ortadan kaldırır ve kulu hesapsız yaşama sürükler.

Dünyada başa gelenlere üzülmek de nafiledir çünkü cüzi iradelerle ortaya çıkan kul emelleri ilahi irade ile şekillenir. Veren ve alan Allah olduğu için de şikayet edilecek bir şey ve birileri zaten yoktur.

Vahiy ve akıl, dünya ve ahiret gibi iki ayrı alemdir ve din beşeri ve vahyi unsurların tamamıdır. Bu da demektir ki kul her iki cihanda da adam gibi yaşamalı, beşeri-dünyevi işlerde sıradan ahlak, yasa ve nizamı, ahireti-imani meselelerde Kur’an’ı rehber edinmelidir. Çünkü din Allah’ın, Kur’an Allah’ındır. Doğru ve gerçek O’ndadır.

Netice

Netice olarak denebilir ki dünya sevilecek bir yerdir. Mahlukatıyla, oluş ve imkanlarıyla, nimet ve güzellikleriyle harikadır. Dünya hayatı ise fani bir süslü eğlencedir ve imtihandır. Pis olan nankör insandır.

Dünyaya aşırı meyledip takılmak, ahireti unutmayı ve dünya malı için herşeyi göze almayı gerekli kılarken, kalpleri şeytanlar için açar.

Ahiretin azığı ve tarlası olan dünya hayatı kısadır, boşa geçen her an ziyandır ve iman sahipleri için her varlık ve oluş bir sevap kazanma vesilesidir.

Allah dünyalık isteyene dünyalık verir lakin onların ahiretten nasibi olmaz, ahiretlik isteyene ise hem dünyada hem ahirette verir.

Kafirlerin servetleri ve cakaları, gösterişle büyüklenmeleri mü’minleri üzmemelidir ki bu az bir yararlanmadır ve Allah ezilenleri ezenelrin üzerine çıkarmaya ahdetmiştir. O büyüklenenlerin yeri ise cehennemdir.

“Kâfirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. (Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. Sonra onların barınağı cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!” (Al-i İmran 3/196,197)

O halde dünya hayatı sevilmeye layık, tapılmaya layık değildir. Asli mekan ahiret yurdudur ve yaşam iman imtihanıdır.

Aşırı dünya sevgisi bütün kötülüklerin başıdır çünkü kalplerdeki Allah sevgisinin yerini dünya malının putları ile doldurur, Allah’ın sınırlarını, emir ve yasaklarını unutturur, imanı hapseder, haram hırs ve şehvetleri körükler, helallerle yetinmeyi engeller, büyüklenmeyi ve ezmeyi şart koşar.

Rabbim kullarını dünyaya aşırı meyletmekten ve haram helal ayırt etmeden yemekten uzak eylesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir

Allah’tan başkasına dayanan her ümit dipsizdir Yüce Allah, hayatın, ecelin, mülk ve kudretin, dinin, beraat ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir