Anasayfa / İMAN ESASLARI / İman damlaları / Aydınların ilahi vebali
imanilmihali.com
Aydınların ilahi vebali

Aydınların ilahi vebali

Aydınların ilahi vebali

Vebal; külfet, sorumluluk, yetkisi ve kabiliyeti varken gereğini yapmamaktan kaynaklanan kötü sonuç olarak tanımlanabilir. Dini manada ise vebal; kötülük doğuran kasıt ve ihmallerden kaynaklanan günahların yükünü üstlenmektir.

Aydınlar ise; alimler, ilim ve bilim adamları, liderler, kanaat önderleri, bilgi ve yetki sahibi kişiler, yanlışı değiştirme, hiç olmazsa işaret etme hak-yetki-sorumluluğunu taşıyan kimseler, akıl sahibi kişiler, topluma etki edebilen kesimlerdir.

Dini manada sayısız yorum farkı vardır ki bunlar mezhep, tarikat, tekke vs. diye anılır. Yani Kur’an ve hadislerde alenen bahsedilmeyen hususlara ait yorumlar, istişareler, rivayetler, akıl yürütme gayretlerini yorum olarak ele almak lazım gelir. Bu yorumlar doğru kişilerce ve has niyetle yapıldığı sürece fayda sağlar.

Çünkü sokaktaki insan çoğu zaman Kur’an’ı kendisi anlayarak okumaz, başkalarından dinler. Sokaktaki insanın dini dinlediği, başkasının söylediği kadardır. Dinlenen şey doğru ve tam ise sorun yoktur elbet ama sıkıntı, dinlenen şeylerin gerekli niteliklerinin bulunmamasındandır.

Dini yorumlar din adamlarına bırakılamayacak kadar değerli ve topluma mal olmuş meselelerdir. Bu yüzden aydınlar kavramına din adamı olsun olmasın yetkili ve bilgili kesimin hepsini sokmak gerekir. Yine denmelidir ki din ile yakın temasta olmayan aydınların iddia ve tezleri de din eleğinden geçirilip ele alınmalıdır. Yoksa din dünyevi ve insan icadı, akıl ile bulunabilen bir mahiyet kazanır ki ilahi ve vahyi özelliğini bir anda kaybeder.

Aydın insan bir din adamı ise vebali çok daha fazladır. Çünkü maaşı, üniforması, işi din ile uğraşmak, Kur’an’ı tanıtmak, sevdirmek ve cemaatin hayatına yansımasına vesile olmaktır. Bu nedenle din adamı doğrusunu öğrenmeli, katıksız ve yorumsuz olarak halkı aydınlatmalı, din adına yapılan sahte ve yanlışlara müdahale etmelidir. Keza din adamları dinin sokaktaki adama belki de tek nüfus edeni olarak genel anlamda dini dış saldırı ve tehlikelerden, kişilerden korumakla mükelleftir.

Aydın insan din adamı değilse de dinle alakalı yorum ve katkılarda bulunmakla mükelleftir. Bana ne? gibi mazeretler dini sadece dini kesimin eline bırakır ki o noktadan itibaren dinin iman boyutu devredeyken ilim, sosyal yaşam ve akıl boyutu devre dışı kalır.

İlimin sadece fizik, matematik olmadığı, sanat, tarih, sosyoloji gibi pek çok sözel konuyu da kapsadığı dikkate alınırsa bilim adamlarının dine el atmaları bir lütuf değil görevdir. Din adamlarının da bilim adamlarını reddetmek ve gereksiz müdahale ile suçlamak yerine yapması gereken bilim adamları yardımıyla dinin yaşama yansımalarını resmederek cemaati daha doğru ve hızlı eğitime tabi tutmaktır.

Gaye, din adına kondurulan yaban dikenlerinin temizlenmesi, dinin modern çağa uyarlanması, gelecek nesillerin refah ve huzur içinde yaşamasının temini, daha da ileri gidersek dinin onlarca yıl sonra yaşanacak halinin tasvir edilmesidir ki bu amaca hizmet için din ve bilim adamları ortak çalışmak zorundadır.

Einstein ‘Dinsiz bilim felçtir, bilimsiz din de kördür.’ diyor. Yani din ve bilimin ortak gayede buluşması insanlık adına elzemdir.

Yaşadığımız yüzyılda İslam âleminin yaşadığı mutsuzlukların sebebi bilimle uğraşan kesimin kendisini dinden soyutlaması, din adamlarının da gönüllü bilim adamlarını dine karıştırmama gayretidir. Ülkemizi ele alacak olursak, pek çok aydın ekonomi, siyaset, spor, sanat ile uğraşırken ilahiyat kökenli olmayan aydınların neredeyse hiçbiri dinsel konulara temas etmez.

Ortaçağ Avrupa’sında yapılan reform ve Rönesans hareketlerinin temelinde din ve bilim adamlarının ortak çalışması vardır. Reform hareketi bile sadece din adamlarınca değil aydınların neredeyse tamamınca yürütülmüştür. Bu dini mezhepleştirmek (Protestanlık, ortadoksluk vb.) olarak algılanmamalı, dinin toplum hayatına akseden uygulamalarını bilim penceresinden gözlemleme ve varsa iyileştirici tedbirleri tavsiye etme şeklinde anlaşılmalıdır.

Söz gelimi zekât ya da infak konusunun esas ve usulleri din adamlarınca ve gerekli dini yayınlara, istişarelere, içtihatlara uygun olarak belirlenir. Burada din adamı olmayan aydınların görevi ise; bu paylaşımın toplumun gerçek ihtiyaç sahiplerine nasıl dağıtılması gerektiği, ne zaman ve nasıl ulaştırılmasının daha faydalı olacağı gibi noktalarda yardım etmektir. Yine zekâtın dağıtılmasında devlete ait görevlerin tespiti, ekranlardan yayını, toplumu teşvik ve reklamlama sistemleri, duyurular, sağduyu çağrıları vs. aydınlara düşen görevdir.

Aksi olursa yani bilim adamlarının katkısı olmadan din adamları yalnız bırakılırsa zaten sınırlı kadrolar nedeniyle güçlükle yürütülen hizmetler içinden çıkılamaz ve rastgele dağıtıma tabi olur ki arzulanan bu değildir.
Toplumun aydınlanması esas ise, akıl ve bilgi herkese lazımsa dini konularda da duyuru, eğitim ve tebliğler aydınların tamamınca yapılmak zorundadır.

Toplumsal barış ve huzur anlamında ise aydınların görevi azımsanamayacak kadar çoktur. Tarihsel gerçekler, yaşanmış tecrübeler, diğer ülkelerde yaşananlar bilim adamlarınca halka duyurulmalı ve alınacak dersler doğrultusunda belirlenecek ilkeler devlet yönetimlerine egemen kılınmalıdır.

Yine aydınlarca dinin uygulanmasından kaynaklanan suistimal ve ihmallerin belirlenmesi, takip ve deşifre edilmesi kaçınılmaz görevlerdir. Benzer şekilde toplumun kötü alışkanlıklarının yok edilmesinde kullanılacak önemli faktörlerden olan din bahsini aydınların kullanması kaçınılmaz olarak gereklidir.

Aydınların din adına yapacağı yorumların muhakkak en önemli noktası dine uygun ve iyi niyetli olmasıdır. Bunun aksi dini içinde çıkılamaz noktalara götürür ki niyet bu değildir.

Aydınların en büyük görevi ise haddi aşmadan ve yanlış yapmadan; halkı aydınlatmak, dinin gereğini vurgulamak, dinin içindeki yaban otlarının temizlenmesi, dincilerin (sahte, art niyetli, yobaz din adamlarının) ifşası, din üzerinden halkı sömürenlerin tespiti, din adına yapılan yanlışların düzeltilme teklifleri oluşturmaktır.

Din adamları da bu gayretleri desteklemeli ve teşvik etmelidir. Kıskanılacak bir şey yoktur. Din sadece bir kesimin değil tüm halkın rehberidir ve dikenlerden ayıklanması herkesin görevidir.

Günümüz İslam’ının en büyük sıkıntısı buradadır. Aydınlar laiklik kisvesi altında dinsizliğe meyletmiş, din adamları din adına laikleri dinsiz görmeye hazırlanmıştır. Sonuç bilim ve dinin farklı eksenlere kayması, aklın ve kalbin ortak noktada buluşamamasıdır.

Laik olmak dinsizlik değil, bilimsel olmak, dine zarar gelmesini engellemek, dinin toplum hayatında daha refah ve huzurlu yaşanmasına imkân sağlamak gayretidir. Din işlerinin bağımsız, etki altında kalmadan yaşanmasını temin de laiklik kavramının içindedir. Yine laikliğin gayesi dini hurafe ve uydurmalardan temizlemek ve has kılmaktır.

Laiklik savunucusu aydınları dinsizlikle suçlama gayretinin ardında yatan gerçek yazık ki dinci tayfanın çıkar endişeleridir. Aydın kesimin dine yardımdan ziyade kuyusunu kazma girişimleri ise dini tanımadıkları için yaptıkları yanlışlar manzumesidir. Art niyetli aydınlar elbet olacaktır. Ancak genel aydınlanma süreci uygun işletildiği takdirde halk o yanlışı zaten hemen tespit ve imha edecektir.

Bilimi ve aklı inkâr eden, Arapçaya gömülü, bilim adamlarından muaf din ise Allah ayetlerinin insan bedeninde, kâinatta görülmesini engelleyecek ve din kitaplarda yazılı cümlelerden ibaret olacaktır. Oysa din yaşayan hayatın ta kendisi, hakikatin ta kendisidir. Hayat mucizelerle, ayetlerle dolu bir hazinedir ve bunların keşfi bilim ile gerçekleşebilir. Keşfedilecek her yeni ayet ise imanları daha çok artıracak ve dine sadakat elbet artacaktır.

Din adamlarının iyi ve kötü tasvirlerinin, mutlak doğru ve yanlış olarak tanımlanması da bilim adamlarınca yapılacak görevlerdendir. Söz gelimi zararlı akım ve ideolojilerin foyasını ortaya çıkarmak bilim adamlarının görevi, bunların din dışı olduğunun ilanı din adamlarının görevidir.

Yani bir ortak çalışma söz konusudur ve bu iki kesimden birisinin elini çekmesi dini saldırılara hassas hale getirecektir.

Toplum dini işlerde din adamlarına uyacak, dini hakikatlerin keşfine dair aydınları esas alacaktır ki hurafeler ve abartılar yerine bilimsel gerçeklerle tanışsın.

Kur’an’da geleceğe yönelik yapılan tasvir ve teknik bilgilere yönelik yapılan açıklamaların anlaşılır hale gelmesi bilim iledir. Bu nedenle; Kur’an’da çok önceleri bahsedilen gemilerin yüzmesi, gezegenlerin yörüngesinin olması, Cebelitarık denizindeki iki suyun birbirine karışmaması, doğum süreç ve şekli gibi konularda bilim adamlarının yoğunlaşması gereken meseleler bu bahsedilenlerin ispatı şeklindedir.

Kur’an sadece bir dua kitabı veya ölüler kitabı değil yaşam rehberidir. Bu mukaddes kitap tarihsel, bilimsel, sanatsal, coğrafi, ahlaki, sosyal pek çok alana ait misaller ve öğütlerle doludur ki bunların tamamen anlaşılması din adamlarınca kaldırılamayacak kadar büyük bir yüktür ve bilim adamlarınca muhakkak desteklenmelidir.

Tehlike kasıtlı ve cahil aydınların dine yapacağı zararlı empozeler, yobaz din adamlarının ise aklı ve bilimi inkâr eden yaklaşımlarıdır ki asıl sorun buradadır.

Ötekileştirme ve güvensizlik toplumun her kesimine yansıdığı gibi bu konuya da yansımıştır ve adeta bir tekelleşme süreci yaşanmaktadır. Halk ise iki arada kalmış halde dinini has yaşayamaz durumdadır.

Dış kaynaklı, taraflı, Siyonizm etkisinde, misyonerlik etiketli veya darwinizm, kapitalizm, satanizm, komünizm gibi ideolojik kökenli pek çok saldırı altındaki dine zarar vermek isteyenler sadece gayri müslimler değil, sadece yabancı yurttaşlar değil aynı zamanda bizzat ülkenin Müslüman görünümlü aydın kesimidir. Hatta din adamı elbiseli bazı kimselerin de bu saldırılarda kusur ve kabahati vardır. Bu akımların çoğu aydın geçinen taraflı ve hain yazarların, ticaret adamlarının, kanaat önderlerinin eseridir. Çoğu mason teşkilatlarına üye bu kesimin din adına veya dine alternatif olarak yaratmak istedikleri model din dışı ve batıl bir ihanet odağıdır.

Keza bazı din adamlarının da bilimi ve aklı inkâr ederek din adına içtihat kapısını kapatmaları, reformist yenilikleri reddetmesi, dini hurafe ve yalanlara boğması, sahte hadisler ile dini istismarlar yürütülmesi gayretleri adeta başka dinlerin ayetlerini İslam’a sokma çabaları gibi algılanmaktadır. Nitekim Mesih beklentisi, ahlaksız da olsa yöneticiye mutlak itaat gibi konular bizzat din aydınlarının topluma dayatmalarıdır. Yine ilahiyat kökenli bazı din adamlarının dini sulandırma gayretleri, Kur’an hükümlerini yumuşatma çabaları dini değiştirmek adına zararlı işlerdir.

Siyonizm etkisindeki ülkemiz bu ihmal, hata ve gayretlerle çok yakında “protestan İslam” ile tanışmak zorunda kalacaktır.

Oysa hakikat şunu emreder ki İslam son ve asıl dindir. İlave veya çıkartmaya gerek kalmayacak kadar açık ve sadedir. En cahil insanın bile anlayacağı mahiyettedir. Muhkem ayetler zaten malumdur, müteşabih ayetler ise alimlerin izahına muhtaçtır ki başta Peygamberimiz zaten büyük bir kısmını izah etmiştir. Bu esasları değiştirmekten ziyade yapılması gereken bu ilkelerin toplumsal yaşamda uygulanabilir hale getirilmesini temindir. Bu görevde sadece din adamlarına değil tüm aydınlara aittir.

Bilimin İslami olanı olmayanı diye bir şey söz konusu değildir. Bilim nerede ve kim tarafından ulaşılırsa ulaşılsın bilimdir. Mutlaktır. İspatlanabilir ve doğrudur. Tartışılır olan bilimin İslami hayata yansıtılma şeklidir.
Sosyal yaşam devreye girdiği andan itibaren de sorumluluk aydınların tamamına doğal olarak geçer.

21 nci yüzyıl Türkiye’sindeki aydınların görevlerini ihmal etmeleri bu yüzden affedilemeyecek kadar büyük bir suçtur. Rakı ve balığa dalmış çoğu aydının din adına ahkam kesmesi nasıl zararlı ise, iyi niyetli bilim adamlarının dine katkılarını reddeden ve suçlayan dinci zihniyette o denli zararlıdır.

Aydınların din ile alakalı olmayan kesimi hatta bazı siyasi partilerin laik geçinen üyeleri dini tanımadıkları ve icaplarına uymadıkları için reddetmekte, hafife almakta ve gereksiz bir afyon gibi görmektedir.
Aydınların din ile alakalı kesimi ise medeniyeti, modernleşmeyi dine aykırı kabulle, toplumsal hayata haksızlık etmektedir.

Üzerinde mutabakata varılması gereken nokta ortak yanlışlardan kaçınmak gereği ve İslam’ın bu çağda, bu coğrafyada, bunca saldırı ve tehlike altında nasıl salim ve has yaşanabileceği noktasıdır.

Dinimiz İslam pek çok saldırı altındayken aydınlar arası bu çekişme ve inatlaşmalar en çok Siyonist zihniyete hizmet etmekte, din toplumu kalkındırma görevini icra edememektedir.

Toplumsal ahlaksızlıkların temelinde, ibadetlerde yaşanan riya ve gösterişte, teknolojik gerilikte, işsizlikte, fakirlikte hep bu kavganın izleri vardır.

Sonuç olarak; din adamları dini has, tam ve doğru ilke ve esasları halka öğretmek, sevdirmek, yaşanmasına rehberlik etmek, din adamı olmayan aydınlar ise dinin toplumsal hayata yansımasını en güzel ve uygulanabilir şekilde yansıtma imkanını araştırmakla mükelleftir.

Yine tüm aydınların görevi dindeki yobaz hurafeleri, yaban dikenlerini ve veba mikrobu yayan sahte dincileri ayıklamak ve dini has hale getirmektir.

Din; bilim ve vicdan işidir. Kalp ve akıl ancak birlikte iyi ve güzeli bulabilir.

Dinin hayata egemen olmasının koşulu ilahi buyrukların modern çağla paralel olarak yaşanması, devlet ve toplum hayatındaki ahlaki bozuklukların din yardımıyla bertaraf edilmesidir.

Tüm aydınların görevi dine yapılan saldırıların önündeki perdeleri kaldırmak, dostu düşmanı tanıtmak ve dini korumak adına alınabilecek tedbirleri el birliği ile almaktır.

Modern zaman bağlamında Siyonizm etki ve saldırısı altındaki İslam’ın kurtuluşu dini ve bilimsel tüm tedbirler alınması şartıyla mümkündür. Kıskançlık etmek, tekelleşmek, konu sahalarını kalın çizgilerle ayırmak, yersiz ve yanlış müdahaleler yapmak dine faydadan çok zarar verir.

Basın ve medya ağırlıklı, eğitim ve fen merkezli aydınların gayesi de benzer şekilde Allah’ın ayetlerinin hayatta karşılaşılan ispatlarını belgelemek ve halka anlatmaktır.

Vazgeçmek, ertelemek, üşenmek olmayan bu yolda bilen bildiğini, gören gördüğünü anlatmalıdır ki bilgi yayılsın. Saklanan bilginin kıymeti yoktur. Hakikat ise Kur’an’a uygunluk şartına bağlıdır.

Kur’an’a uygun olmayan dini veya din dışı hiçbir şeyin hükmü ve geçerliliği yoktur.

Dine alternatif veya din yerine bazı kesimlerce dillendirilen akımlar ise (komünizm, emperyalizm, astronomi, içsel enerji, fal, büyü, sihir, tarot, materyalist düşünce, darwinizm gibi ) siyonizmin kandırma öncesi ısındırma gayretleridir.

Mü’min, Kur’an rehberliğinde aklını ve kalbini kullanan insandır. Okunan ve duyulan her şey buna göre sorgulanmalı, medya ve basında çıkan haberler bu elekten geçirilmelidir.

Cep telefonu, internet, bilgisayar çağında Kur’an’ın mumla okunması nasıl hak değil ise, gençlerin din dışı yanılgı ve akımlara kanmasına seyirci kalmak ta o denli hak değildir.

İslam’ın yeniden yapılanması şarttır ama bu Kur’an rehberliğinde olmak şartıyla. Tüm aydınlar bu maksada hizmet etmeli, işbirliği ile tüm kitap ehli mü’minler toplumu, sapılmak üzere olan Allah yoluna yeniden sokmalıdır.

İslam gayedir, olması gerekendir. Kainattaki, insandaki, Kur’an’daki ayetleri görebilmek ve anlayabilmek için kalp ve akıl gözüyle bakmak şarttır.

İslama tabi Türk halkının aldanması, esir alınması, benliğini kaybetmesi, dinden uzaklara düşmesi durumunda vebal din adamı olsun olmasın tüm aydınlarındır.

Bu vebal çok ağırdır. 

Bu vebal ağır olduğundandır ki alimlerin yeri cennetlerdir. Tabi ki sahip olunan bilgi faydalı işlerde kullanılmak şartıyla. 

Rabbim bizleri imanlı, akıl-ruh ve şuura uygun hareket eden halis kullarından eylesin.
Rabbim hak din İslam’ı her türlü tehlike ve saldırılardan muhafaza eylesin.
Rabbim kasıtlı, hain, satılmış aydınlardan bizleri muhafaza eylesin.
Rabbim kalp ve beden gözlerimizi açsın.
Rabbim bizleri dinimizi daha iyi tanımak ve yaşamak lütfuna erdirsin.
Amin.

Aydınların ilahi vebali

Bu yazıyı okudunuz mu?

İman, mü’minin her şeyidir.

İMAN ETMEK İÇİN İLK ADIMLAR

İMAN ETMEK İÇİN İLK ADIMLAR İnandığımızı iddia ederken yerine getirmediğimiz mükellefiyetler veya hepten inanmadığımızı beyan ...

1 yorum

  1. Avatar

    Elinize sağlık. Alimler, aydınlar gerçekten iyiniyetli ve dürüst olsa halkın hali bu olmazdı. Aynen katılıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir