Anasayfa / BAŞ YAZILAR / Ayetler zamanı tasvir eder
imanilmihali.com
Kur’an’ın yaşamı tasviri

Ayetler zamanı tasvir eder

Kur’an’ın yaşamı tasviri

Yaşam bize verilen ama bizim farkında dahi olmadığımız en büyük nimettir ki içerisinde güzellik ve veraset vardır. Bu güzelliğe göre ve bizler için tanzim edilmiş sınav alanından çok daha önemli bu veraset kelimesi yaşam sonrası dilimde cennetlere yerleşebilme umududur. Düşünülsün ki insan Kitap’a mirasçı olmayı reddetmiş olsaydı hepimiz diğer canlılar gibi muhtemelen ruhsuz ve bilinçsiz yaşayacak ve ölüp gidecektik. Belki sorgumuz olmayacaktı ama bahşedilen hayat sadece ecele kadar olacak ve ahiretten nasibimiz olmayacaktı.

Kutsal miras dediğimiz bu şey, ilahi katta var olan hakikatin ve düzenin tesis ve devamına itikad, o düzenin tek sahibi Yüce Allah’a sadakat ve gelmiş geçmiş tüm söz ve davranışların hak ve adil olarak sınav gereği yapılageldiğine şahitliği içerir ki bir ucu cennet mükafatı, diğer ucu sonsuz hayatın bahşedilmesidir.

Kur’an bildirir ki gelmiş tüm Peygamberler bu hakikati hatırlatır ve doğru yola davet eder. Kutsal Kitapların ortak mesajı da kurtuluş için bu ortak çağrıyı kalplere yerleştirmek ve gereğini yapmak zorunluluğudur.

Dinde ve yaratılışta her şey adildir ve olanla olacaklar aslında ayetlerde gayet net resmedilmiş, tehlikeler ve korunma çareleri listelenmiş, daha güzel işler yapanların belirlenmesi için var edilen hayat ve ölüm ile güzel ve çirkin kesin olarak ayrılmıştır.

Geçmişten geleceğe izah

Fıtrat esnasından ( insanın yaratılışı öncesi) başlamak üzere Kur’an bizlere İblisin ahdini anlatarak yaşamın temelini gösterir ve sınavın neden, nasıl yapılacağını açıklar.

Kur’an, isyanları, helakları, yüceltmeleri, sapmaları, şeytana uymaları bir bir kısaslar halinde özetleyerek bizlere geçmiş hataları gösterir. Yine Kur’an en nadide şahsiyetlerin nasıl tevhid eri olduklarından, nasıl iman edenlerin galip geldiklerinden övgüyle bahseder.

Cihad ve hicret edenlerin övüldüğü, cihaddan kaçan münafıkların yerildiği, küfür ve şirk cephesinin eziyetlerinin anlatıldığı ayetlerle Kur’an bize geçmişteki yanlışları tek tek gösterir.

Sonra örnek bir şahsiyet olan Hz. Peygamber’i överek bizlere emsal sunan Kur’an, O’nun eceliyle dini terk etmememizi ister ve bize ilkeler miras bırakır. İman, ibadet, salih amel ve ahlak olarak kısaca özetlenecek bu ilkeler bütününe sıkı sıkıya bağlı kalmak gereği anlatılır ve söz ahir zamana getirilir.

Ahir zaman Kur’an’a göre iç açıcı değildir. Peygamberimizin de hadislerinde bahsettiği bu durum iman edenlerin sayısının azalacağı bir döneme işaret eder ki bu zaman diliminde insanların çoğu şeytan denen en büyük düşmanın çoktan kölesi olmuş, paraya ve kişilere, nefislere ve şehvetlere tapar hale gelmiştir.

İftiraların, fesatların, kötü zanların, gıybetler sokaklarda kol gezeceği bu ahir zamanda doğruluk ve dürüstlükten ayrılmayanların mükafatının daha çok verileceği açıklanır.

Kur’an gaybın ötesini de tanıtır

Hala anlamayan ve inanmayanlar için Kur’an, gaybın da ötesine geçerek bizlere ahiret sorgusunu, helalleşmeyi, hesap ve mizanı, cennet ve cehennemi anlatır ki bu sahneler gerçekten imanlı kalplere huzur ve güven, iman yoksunlarına azap ve endişe vericidir.

“Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.” (İsra 17/71)

Nitekim sonsuz hayat ile birlikte insanlığın ilk günden beri yaşayageldiklerinin manasının anlaşılır olacağını ve en büyük mükafat olan Yüce Allah’ın cemalini görme lütfuna sadece iman edenlerin, cennetlere konulanların, cennetlerde en yüksek mertebelere yükselenlerin ereceği anlatılarak imanla yaşayıp ölenlere korku olmayacağı, sayısız ve akla gelmeyen pek çok mükafat ve nimetin daha var edileceği müjdelenir.

Öte yandan imanı zayıf, şeytana tutsak, dünya heveslerine köle insanların ise inkar ve cehaletleri ile bu nimetlerden yoksun kalacağı ve azaplarla yatıp kalkacağı resmedilir.

“O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.” (İbrahim 14/48)

Tüm izahların şeffaf, basit, tutarlı olduğu ayetler, zaman değişse de ilkelerin ve doğruların değişmeyeceğini gösterir ki kalp ve akıl bütünleşmesi ile kolayca bulunabilecek doğru yolun önündeki engellerin insanların hür iradesiyle ve isteğiyle kaldırılması istenir.

Allah’ın kuldan rızası

Yüce Allah, ayetleriyle bildirerek diler ki, o sevdiği insan kendisine severek, samimiyetle, huşu ile tabi olsun. Şeytanlara tabi olmasın, riyaya bulaşmasın, şirke tutsak olmasın ki o insandan razı olsun. Çünkü bu hayattaki en yüksek kazanç Allah rızasına mazhar olabilmektir.

Şefaat, af, cennetler, Allah’ın cemalini görebilmek gibi tüm nimetler bu rızaya mazhar olabilenler içindir ve bunun ilk şartı da önce kulun Allah’tan ve O’nun verdiklerinden razı olmasıdır. Nefsin terbiyesi bahsinde anlatıldığı gibi kul Rabbimizden razı olmadıkça, Rabbimiz o kuldan razı olmaz.

Bizlerin Yüce Allah’tan razı olmamız ise O’na güvenmemiz, sevmemiz, sadakatle bağlanmamız ve sınırlarına riayetimizdir.

Kur’an bu süreci özetlerken örnekler verir, örnekleri değişik yerlerde defalarca tekrarlar ve en mühimi kişi ve yer isimleriyle asla uğraşmaz ki evrenselliği ve kalıcılığı zarar görmesin.

Bu nedenle Kur’an, beşeri tüm yazılı kaynaklardan çok öte, emsalsiz, ilahi en büyük nimettir. Ya Kur’an olmasaydı? dediğimiz anda kıymeti daha çok anlaşılacak bir hediyedir.

Yüce Allah’ın rahmetinin eseri Kur’an, bu kadar sevecen ve rahmet doluyken insanın cehalet, gaflet ve ihaneti ise anlaşılır gibi değildir. Kur’an bunun böyle olacağını buyurmuş, Allah’ın cehennemi dolduracağına yemininden, insanların çoğunun iman etmeyeceğinden, Kur’an’ın dışlanacağından bahsetmiştir. Kur’an yine Hz. Peygamberin ümmetinden Kur’an’ı dışladıkları için şikayetçi olacağından da bahsetmiştir.

Yine ve daha acı olarak ayetler, şeytanın kandırdıkları ile birlikte konuşmalarını aktarırken yalan ve haksiz vaadin sonuçlarını çok güzel izah etmiş ama akılsızların imansızlıkları ve şeytanları ile ilelebet o ateşlerdeki acılarını anlatmıştır.

“Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.” (Bakara 2/166)

Son söz;

Cennetleri dolduracağım ahdi bulunmayan Yüce Allah, imanın karşılığını veren, az sayıda da olsa iman edenler ile sonsuz hayatı teşkil edendir. O zaman ve yeri bilmemiz mümkün değildir. Lakin sonsuzluk kelimesi bizler için yeterlidir ve sonsuza kadar ateşlerde yanmak veya cennet meyveleriyle nimetlenmek diye sadece iki seçeneğimiz vardır.

Bu hayat işte bu iki seçeneğe göre yaşanmalı ve akibetin tarlası olan bu dünyada sadece Allah’a teslim olarak nefes alınmalıdır.

Kur’an’ın yaşamı tasviri anlayana çok şeyler anlatır.

Dünya fani, ahiret yurdu bakidir.

Kur’an, ortada, okunmayı ve anlaşılmayı beklemektedir.

İman en büyük nimetlerdendir.

Kur’an en büyük şefaatçi veya şikayetçidir.

Rabbim bizleri Kur’an’dan ve doğru yoldan uzak eylemesin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Peygamberi şirke alet etmek nasıl olur

Peygamberleri öldürmek

Peygamberleri öldürmek Dinler tarihi aynı zamanda insanlık tarihidir ve hiçbir ümmet Peygambersiz kalmamış, vahiyden kısmetsiz ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

64 − 54 =