Anasayfa / Ayet açıklaması / Bakara 154 ncü ayet, şehitler
imanilmihali.com
Bir ayet bir açıklama

Bakara 154 ncü ayet, şehitler

Bakara 154 ncü ayet, şehitler

“ŞEHİTLER”

Bir Ayet Bir Açıklama

Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz. (Bakara, 2/154)”

AÇIKLAMA;

Doğrusunu Allah bilir.

Hayatı ve ölümü yaratan Allah’tır ki böyle olması kimin daha iyi işler yapacağının ve kimin iman edeceğinin bilinmesi için gerekli olan sınav gereğidir. Her nefis ölümü tadacak, Allah’tan başka herşey ölecek ve hesap ve mizan vakti mahiyetini tam bilemediğimiz bir zaman ve şekilde tüm yaratıklar yeniden dirilecektir.

Sıradan insanlar gerek kaza veya hastalıktan, ister cinayet, yaşlılık veya başka nedenlerle olsun ölecek ve hesap vakti dünyada yapageldiklerinden hesap verecektir.

Şehitler yani Allah yolunda mücadele edenlerin durumu ise biraz farklıdır ve kul şayet gerçekten Allah yolunda, Allah için, Allah adına cihat etmekteyse ki bu savaş zulme, çirkine, batıla ve şeytanlara karşıdır, has niyetle yapılıyor ve iman gereği olmaktan öte ganimet, mevki, makam gibi bazı beklentiler de taşımıyorsa, kafire veya müşrike karşı, zalime ve teröriste karşı, düşmana ve mütecavize karşı yapılıyorsa şehadet mertebesinden söz edilebilir.

Vatan, namus, iman, İslam, hürriyet gibi toplumsal ve ahlaki vasıflar için, dini ve manevi değerler için canını Allah yolunda ortaya koyanlar elbet bu hareketlerinin karşılığını da alacaktır ki onların durumu sıradan ölenlerden farklıdır.

Ayet bunu işaret etmekle, onlara bir yandan cennet mükafatını müjdelemekte bir yandan da berzah ötesine geçtiklerinde diğerlerinden farklı olduklarını buyurmaktadır.

Şehadet için şart olan has niyet taşımayanlar içinse kullar ve tüm beşeriyet şehit yakıştırması yapsa da o kul şehit olmaktan uzaktır. Yani kulun şehadete erip ermeyeceğini takdir eden de Allah’tır. Öte yandan kamu malı talanı gibi devlet malından en ufak aşırma yapan sayısız kahraman sahabenin bile şehadetten mahrum olmak bir yana cennete giremediğini bildiren Hz. Peygamberdir. Yani Allah yolunda mücadele demek olan cihadın sadece bedeni bölümüne iştirak etmiş ama diğer zamanlarda ve diğer fikri, manevi, ibadeti, ameli boyutlarda cihada iştirak etmemiş veya şirke bulaşmışlar için bu mertebenin çok ta garanti olmayacağı aşikardır.

Gerçekten şehadet mertebesine ererek rahmete mazhar olanlar ise bizlerin bilemeyeceği tarzda mükafatlandırılacak ve ebedi hayatta şanslılar arasında olacaklardır. Ancak unutulmamalıdır ki niyet sadece Allah, istikamet sadece Allah, gözetilecek rıza sadece Allah olmak zorundadır.

İLGİLİ AYETLER;

Al-i İmran 3/169 -171
Al-i İmran 3/157
Ahzab 33/23
Tevbe 9/52
Tevbe 9/111
Nisa 4/74
Nisa 4/69
Hac 22/58
Muhammed 47/4

İLGİLİ HADİSLER;

Bedir Savaşı Sırasında Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurdular:

“–Her kim, bugün düşmandan yüz çevirmeyip sebât eder, şehit düşerse, Cenâb-ı Hak elbette onu cennete koyacaktır. Bugün şehit olanlara Firdevs Cenneti hazırdır. Hücûm ediniz, hamle ediniz!” (İbn-i Hişâm, II, 267-268)

“Sizden biriniz, karınca ısırmasından ne kadar acı duyarsa, şehit olan kimse de ölümden ancak o kadar acı duyar.” (Tirmizî, Fedâilü’l-cihâd, 26/1668; Nesâî, Cihâd, 35; İbn-i Mâce, Cihâd, 16)

Ebû Katâde -radıyallâhu anh-’tan rivâyet edildiğine göre, bir gün Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashâb arasında ayağa kalktı ve:

“Allâh’a îman etmek ve Allah yolunda cihat, amellerin en fazîletlisidir.” diye hatırlattı. Bunun üzerine bir adam kalkıp:

“–Ya Rasûlallah! Şayet Allah yolunda öldürülürsem, bu benim günahlarıma keffâret olur mu?” diye sordu.

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ona:

“–Evet, şayet sen sabrederek, ecrini sadece Allah’tan bekleyerek, cepheden kaçmaksızın düşmana karşı koyup Allah yolunda öldürülürsen, günahlarına keffâret olur. Ancak borçların bunun dışındadır. Bunu bana Cibril söyledi.”buyurdu. (Müslim, İmâre, 117; Tirmizî, Cihâd, 33/1712)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir