Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Beşeri meselelere dini cevaplar
imanilmihali.com
Beşeri meselelere dini cevaplar

Beşeri meselelere dini cevaplar

Beşeri meselelere dini cevaplar

Beşeri meselelere dini cevaplar bahsinde ilk akla gelen Kur’an’ın emir ve işaretleri ile insanlığın bugünkü beşeri kabuller arasındaki farkın nereden kaynaklandığı sorusu olmalıdır.

Hani bir müslüman bunu nasıl yapar diyorsunuz ya o insanın müslüman olduğundan emin misiniz? Veya dünyada neden huzur ve asayiş değil de zulüm ve şiddet egemen diyorsunuz ya? Zenginler neden daha aç gözlü? İnsan nasıl cana kıyar? Maaşı yüzünden annesini öldürenler insan değil ! diyorsunuz ya işte bu gibi beşeri meselelere verilecek elbet ve pek çok dini cevap vardır.

Küfür cephesi doğal olarak bu sistemi tersine işletir ve her dini meseleye beşeri bir cevap bulurken aklı ve bilimi de alet ederek sözde pozitif bilim tutkunlarını da kendisine aşık eder. Akılcılığı öne çıkararak, maneviyatı yok sayarak ve sanki Kur’an yüzyıllar öncesi bunu söylememiş veya aksini söylemiş gibi bir hava da yaratarak ilahlığa soyunur ve dini demodeleştirme gayretiyle dindar kesimi hayatın dışına itmeye çalışır.

Oysa hakikat tam tersine din merkezlidir ki tüm savaşlar ve belalar, tüm kardeşlik ve anlaşmalar hep din ile mümkün olmuş, Kur’an ayetleri bilime ışık olmuş, Kur’an geleceği ve ahir zamanı pekala tasvir etmiş, beşeriyetin varacağı noktaları ve insanların nasıl kabuk değiştireceğini bile çok önceden duyurmuştur.

İrdeleyecek olursak gemilerin yüzmesi, yağmurun oluşması, gökyüzü, dünya ve uzay bilimleri, gezegenlerin uzayda yörüngelerinde yüzüyor olması, burçlar, yıldızlar, ay ve güneş takvimleri, tuzlu ve tatlı suyun birbirine karışmaması gibi pekçok fiziksel gerçek Kur’an’ın çok önceden duyurduğu mucizevi hakikatlerdir.

Ahir zamana gelinecek olursa da toplumsal alanda ve maneviyat penceresinde yaşanacakları dahi din ikaz ve ihbar etmiş, tedbirlerini bile göstermiştir. Münafıkların halleri, şirk dininin kahrı, kafirlerin paraya ilah diye tapmaları, irtidat eden sözde müslümanların kafirlerle işbirlikleri, insanların çoğunun şeytana uyarak dinden çıkacağı gibi ihbarlar mucizevi olarak Kur’an’ın duyurduklarından birkaçıdır.

Siyonizmden israiliyata, arabizmden eşcinselliğe, kardeş kavgalarından dini bölmeye, ticari ahlaktan evlilik hukukuna kadar her meselede ana ilkeler Kur’an’da vardır ve bakidir, evrenseldir. Özel maddeleri içermemesi, kişi ve zaman isimlerini zikretmemesi Kur’an’ın zayıflığı veya tartışılabilirliği değil bilakis zaman ve coğrafya ötesi oluşunun ispatıdır.

İnsanlığın tüm kazanımları, sınırları, emel ve hayalleri Kur’an’dadır ve dünya geçici olma sıfatıyla akıl ve ruh bahşedilen insanın sınırlarını zorlaması arenasıdır. Aynı zamanda bu dünya yaşamı kalplerin de imtihan yeridir ve görünen alem ile görünmeyen alem arasında bir şahaser olan insan maalesef çoğu zaman haddini aşmak şehvetine teslim olmakta ve azıcık aklı ile tüm kainat ilmine sahip olduğunu sanmaktadır.

Kötü niyetli ve şirk kokulu ellerce de bu zaaf kötüye kullanılmakta, tüm dünya mesela aya gidildiği yalanına kandırılmakta, yıldızlara seyahat edilebileceğini farz etmektedir. Hollywood sektörünün yahudileşmiş kimliğiyle bu inançları körüklediği muhakkak olsa da insanlar zaten görmediği şeyden ziyade görebildiklerine inanma meyilinde olduklarından ve egoları onlara çok yüksek hayaller fısıldadığından kontrol tamamen küfür cephesinin eline geçmektedir.

Dahası bu maddeci cephenin elindeki maddi imkanlar maneviyatçılarda mevcut değildir ve ilim ve teknolojiyi dilediği istikamette sevk edebilen küfür cephesi hem gerçekleri hem de algı ve kabulleri şeytani istikamette değiştirmeye muktedirdir.

Ortadoğu’da ve İslam aleminin tamamında yaşanan talihsizlikler basit ve sıradan bir cehalet veya petrol savaşı değildir. Aksine sistemli ve hevesli bir yok etme operasyonudur ve malesef hedefte ülkemizde bulunmaktadır.

Dindarlıkla alakası olmayan dincilerin, din adına verdiği hükümlerin din dışılığı melez çocuklar doğurmakta, İslam bir türlü ayağa kalkamamaktadır. Dindar kesimin ise konuşmak yerine susmayı tercih etmesi ortalığı siyonizmin ve israiliyatın egemenliğine terk etmekte ve dünya kan ağlamaktadır.

Kur’an’ın demode gösterilme çabalarında hayal bile edemeyeceği zaferler kazanan siyonizm şeytana kahkahalar attırırken, mazlum dünya nüfusu inim inim inlemektedir. Anlaşılmaz bir kaderci zihniyetle olup bitene sabır gösteren insanlık ise sabrın zulme sessizliği kapsamadığını nedense Kur’an’dan okumak ve anlamaktan fersah fersah kaçmakta ve cihadı terk etmektedir.

Ana inanç esas ve ilkelerini unutmuş, Peygamber sünneti diye sadece sakal ve fistana sadık islam alemi Peygamberimizin davet ve mücadelesine aykırı halleri ile Peygamberimizin bile kemiklerini sızlatmaktadır.

Paraya, kapitalizme, emperyalizme, antidemokratik yaklaşımlara, adaletsizlik ve hukuksuzluklara, eşitsizliğe, köleleşmeye, davarlaşmaya, yok sayılmaya bile sessiz kalmak durumundaki zavallı insanlık beşeriyete teslim olurken ilahi sistemin temeline dinamit koymakta, dini terk etmektedir.

İlahi dini beşeriyete teslim eden bu hal, aslına aykırı bir din ve sistem doğurarak semavi dinlerin de öncesine dönme ve şeytanı egemen kılma ideolojisine kadar uzanarak semavi kitapların tümünü devre dışı bırakma ve onun yerine hahamlarca kaleme alınmış, şeytanın şahitliğinde yazılmış, putçu ve sihre dayalı sapık inançları din diye yutturmak gayesindedir.

Özet tam olarak budur ki siyonizm adı altında ki masonluk onun koludur, işlenen şeytani entrikaların temeli Tevrat’la alakasız hale gelen kabala, talmud ve sözde tevrat kaynaklı haham yazıtlarıdır ki tümü sihir ve büyü kokuludur. Yeni dünya düzeni diye yutturulan bu sahte sisteme kanan maalesef pek çok insan vardır ve din aksini söylese de paraya ve kula tapar durumdaki insanlık teslimiyeti Allah’a değil ama şeytanlara göstermekte sakınca görmemektedir.

Siyonizm anılan bed fikirlerin sembolleşmiş genel adıdır. Bunun yanında pekçok sapık ve İslam’a aykırı inanç ve seziş daha vardır ki burada tek tek saymak mümkün değildir. Kıstas odur ki Kur’an’a uygun olmayan tüm fikir, niyet ve ameller şeytanidir, tüm aykırı kabuller batıldır.

İslam alemi ve ülkemiz üzerine oynanan oyunları sadece yeşil kuşağa veya petrole bağlamaya hevesli sözde aydınların vebali elbette büyüktür. Meselenin; İslamı ve Türklüğü ortadan kaldırmak, şeytan imparatorluğuna Kudüs başkentli bir yeni dünya düzeni kurmak olduğunu telaffuzdan bile korkan sözde aydın kesim bu vebali elbet ödeyecektir.

Din adamlarının vebali çok daha büyüktür ki onlar Kur’an’a bizlerden çok daha hakim olmakla, dine yön gösterici bulunmakla, dindarları eğitmek göreviyle çok daha büyük vebal altındadır.

İslam alemi şeytanlarla uğraşacağına beş yaşında kızlarla evliliği, hala orucu bozan şeyleri, zekatın kaçta kaç olduğunu tartışmakta, tartıştırılmaktadır. Oysa hastane köşelerinde bebek doğuran onüç yaşındaki kızları, erkeklere tecavüz eden yobazları, kamu malını talan eden hırsızları anan yoktur. Oysa Ortadoğu kan gölüyken neden İsrail’in adı anılmaz diyen yoktur.

Medya ve ekranların kimler tarafından ele geçirildiği ve oluşturulmaya çalışılan algı operasyonu çok iyi anlaşılmalıdır ki iman elden gitmek, İslam unutulmak üzeredir.

İslam alemi bugün bir avuç iman sahibine kalmış haldedir ve müslüman dünya şirkin pençesinde bocaladığının farkında bile değildir.

Kısas Allah’ın emriyken adını anan yoktur, miras hukuku, şahitlik mekanizması gibi hukuki sistemlerde Kur’an’ın adını anan yoktur. Onun yerine sözde batı hukuku ve insan hakları esas alınarak ve bu süslü laflarla kitleler kandırılarak İslam alemine hücum edilmekte, hak sadece güçlüden yana geçerli kılınmaktadır.

Oysa Allah mazlumun yanındadır ve diler ki ezilenler ezenlerin üzerine çıksın. Bu gaye sadece bu alem için de değildir. Bilakis ve daha çok ahiret yurdu için geçerli bu kaide olacak olan, hak olandır ve cennetlerde bugün ezenlerin, haksızların, zalimlerin hiçbirinin gölgesi bile olmayacaktır.

Şirk ve küfürle servetlerle şımaranların hepsi cehennem yolcularıdır ve yerleri çoktan ayrılmıştır. Gaybı bilen Allah bunu bilen, ayetleriyle duyuran, hesap soracak olandır.

Mazlumların sükuneti ve kötü söz etmemesi kuralı ise zulme uğramama halinde geçerlidir ki feryat haksızlığa uğrayanın hakkı ve görevidir. Oysa İslam alemi savaş arenası olmuşken bir tek güçlü ses ülkemizden çıkmakta, diğerleri süt dökmüş kedi gibi köşesinde uyumaktadır.

Ilımlı İslam, modern İslam, dinler arası diyalog gibi İslamsızlıklara imza atan bazı sözde İslam ülkeleri ise petrol gelirlerini yatlarda yabancı kızlarla harcarken İslam’ın kanlı gözyaşlarının kokusunu rüyasında bile görmemektedir.

Laikliği dinsizlik, dinsizliği laiklik gören kocaman bir kitle ise laikliğin Allah’ın emri olduğunu idrakten uzak yaşamakta, örflere, kamu yararına, zamana verilen kıymeti anlamamakta, Allah’ın emrinin adalet ve eşitlik olduğunu ama yönetim şekli emretmediğini bilmemektedir.

Kur’an ilkeler dinidir, isimler veya şekiller dini değil. Bu nedenle beşeri meselelerin çözümü de tanımı da Kur’an’dadır ve Kur’an evrenseldir.

Peygamberi ve Kur’an’ı inkar eden bir hristiyanlık, şeytanı baz alan siyonizm hak din İslam’ı elbet yenemez lakin olur ki bu yolda nice müslüman canı yanacaktır. Para ve makam gücüyle kişisel ve toplumsal bazda borusunu öttüren bu küfür cephesi şimdilik erk sahibi olsa da çok yakında inşallah dengeler değişecek ve Kur’an’a dönebilen İslam alemi ve diğer dinlerin iman edecekleriyle tüm insanlık belalardan kurtulacaktır.

Bu tasvir de Kur’an’da mevcuttur lakin okumaktan ve okusa da anlamaktan aciz İslam alemi arapçaya mahkum edildiği için Kur’an’ın şefaatinden bile mahrumdur ve ahirette gülemeyecektir. Din sınıfının da sessizliği tercih etmesiyle ortalık şeytanlara kalmakta ve din elden kaymaktadır.

hak din İslam elbet kazanacak ve kaybolmak yerine dünyaya egemen olacaktır ama bunda gayreti ile katkıda bulunanlar gülerken seyirci kalanlar nasipsizlikle hatta ceza ile muhatap olacaklardır.

Ezan, namaz, oruç ve kurban arasına sıkışmış İslam artık imanı teşhis ve tedavi etmek zorundadır ki bu Kur’an ile mümkündür. Uydurma hadislerle, rivayet ve hurafelerle, örflerin etkisiyle beşerileşmiş İslam bir an önce Kur’an’a dönmelidir. Yoksa vebal büyük azap fenadır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Din ve Fıtrat

Allah’ın tek dini ama iki din tarifi, insanın tek doğru ama iki yaşam şekli vardır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir