Anasayfa / AHİR ZAMANLAR / Betonlaşan islam
imanilmihali.com
Betonlaşan islam

Betonlaşan islam

Betonlaşan islam

İslam, Allah’ın değişmeyen dinidir ve bakidir, sondur, tamdır. Kur’an Allah korumasındadır ve Allah katında din de sadece İslam’dır. Hz. Peygamber, O’nun kulu ve elçisidir, yaşayan Kur’an’dır. Tebliğ ve daveti layıkıyla yapıp, aramızdan ayrılandır.

İslam, değişmeyendir, değişmeyecek olandır. Çünkü eski veya noksan değil, tam ve evrenseldir.

Kıyafette, zihinlerde, uygulamalarda, icma, fıkıh, kelam ve ilmihallerde bunu ölesiye savunanlar vardır ve fakat aynı kişiler aklı inkar ederken nedense betonlaşmaya asla karşı çıkmazlar, çıkamazlar.

Birer dırar mescidi olma yolunda hızla ilerleyen modern zaman camilerinin mimarileri, süsleri, ışıklandırmaları dudak uçurtan seviyededir ve tüm İslam ülkeleri adeta cami yapma, gösterişli cami ile raklem yapma yarışındadır. Keza bu ülkeler yine en iyi müslüman ülke olma yarışındadır.

Peygamberin camileri, Kur’an kursları, aş evleri ile alakası olmayan bu durum İslam’ın nasıl şekilciliğe soyunduğunun ama içinin nasıl boşaltıldığının da resmidir.

İki hurma dalı, bir şilte ile yetinen Asr’ı Saadet camileri (mescitleri) yerine bugünkü şatafatlı camilerin, her türlü teknolojik sistemle donatılmış vaziyette hem de iki adımda bir inşa edilmiş olması ve maalesef cuma ve teravih namazı hariç dışında boş kalması, her birinin altında ticarethanelerin boy göstermesi, duvarların süslerle, aydınlatmaların pahalı avizelerle yapılıyor olması gayet düşündürücüdür.

Her mahalleye bir adet, her köye belki dört adet cami yapmak, İslam’ı yeşertmek için asla kafi değildir ve gösteriş/reklamdan ibarettir. Bunları süslemek, ezan sesleri kilometrelerce öteden duyulacak hale getirmek caiz ve mübah değildir.

Kıyafetteki tutuculuğun binde biri nedense mescitlere nasip olmamıştır ve bu bile din istismarının delilidir. Ağaç dalından ve şilteden ipek halılara, altın kaplama avizelere uzanan mescit safahatı dindeki şekilciliğin vardığı noktayı göstermek anlamında gayet mühimdir.

Yine Asr-ı Saadet’de toprakta namaz kılanların sayısının, modern zaman halılarında namaz kılanlardan daha kalabalık olması da bir diğer göstergedir.

Şekilcilik, dinin altını oyan illettir. Türbana, tesettüre bayrak diye sarılanlar, ibadeti yeterli görenler, mescitlerin süslenmesine ve İslam’ın betonlaşırken içinin boşalmasına ses çıkarmayanlar dinde samimiyetten söz edemez.

Hele ki camilerin altındaki ticarethaneler ve buralarda konuşulanlar (gıybet, küfür, dedikodu, yalan vb.) dini ticarete alet etmenin ve dine hak ettiği değeri vermemenin adıdır.

Cami önündeki seyyar satıcıların namaz saatlerinde dahi susmayan çığlık ve naraları ise camilerin geldiği noktayı gösterir.

Aynı şekilcilik ve betonlaşma kabirlerde de kendisini gösterir ki sanki malikane yapar gibi inşa edilen kalın mermerli, kat kat, resimli, renkli, yüksek, manzaralı mezarlar, kabirleri doldurmuş haldedir.

Türbelerde de durum farklı değildir ve boyasından yapı malzemesine kadar, aydınlatmasından ses düzenine kadar buraların geldiği imari durum dudak uçurtan cinstendir.

Anlaşılan odur ki zihinler daha konforlu, daha rahat ve daha serin yerleri seçmek eğilimindedir, lüks ve şatafata fazlaca önem vermektedir, betonlaşan İslam’ın kolaylıkları herkese tatlı gelmektedir.

Ama o beton yığınların altında cereyan eden ibadetler acaba huşuyu yakalayabilmekte midir?

Acaba modern dünyaya uyan ve bilimin ürettiklerinden nasiplenen bu camiler içinde yaşama dair bilimlere riayet edilmesini öğütleyen birileri var mıdır? Yoksa akıllar hala kenara mı konmaktadır?

Camilerin süslenmesinde tüm kabul ve içtihatları, tüm sünnetleri yerle bir edenler, acaba neden diğer dini alanlarda içtihat kapılarını kapatmaktadır?

Türbeleri daha fazla kimsenin ziyaret etmesini dileyenlerin maksadı nedir?

Betonlaşan, süslenen İslam’ın süslü ve devasa camilerinden kimler, ne paralar kazanmaktadır?

Diyanet işleri başkanlığının binası ve camisi dahil, ülkedeki camilerin muazzam heybeti ve cami sayısı acaba iman ve ibadete huşu sağlamaya kafi midir?

Bu betonların altında seslenilen, yönelinen sadece Allah olarak kalabilmiş midir?

O ticarethaneleri, cami avlularına pislik yuvası olarak yerleştirenler, cami projelerine işyerleri ekleyenler, bu işyerlerini ucuza kiralayanlar kimlerdir? Namaz vakti kapı önüne yığılan o din tacirleri sattıkları karpuzun adeta helal kesim olduğunu iddia edecek kadar yüzsüzse buna sebep nedir?

İslam alemi bu sorulara samimi cevaplar bulmalıdır ki tehlike büyüyerek devam etmektedir.

Çünkü İslam, tüm yönleri ve yeryüzünün tamamını Allah’a has kılan, yeryüzünü ibadethane kabul edendir, tüm amelleri ibadetten sayandır. Camilere ayetlerin yazılmasını yasaklayan Hz. Peygamber’den bugün altın kaplamalı harflerle hadis yazar hale geldiysek ortada ciddi bir sorun vardır.

İki dal ve bir döşek ile tesis edilen mescitlerden bugünkü pahalı ve gösterişli camilere geldiysek sorun büyük demektir.

Camilerin önü, bahçesi ticarethanelerle doluysa bunda bir yanlış var demektir.

Betonlaşma modern çağın gereği olabilir, uzun ömürlü sağlam yapılar için şart olabilir lakin bu dine aykırı hal ve uygulamalara sebep değildir. Mütevazi, küçük, sade ve sadece ibadete has kılınmış mescit ve camiler, gösterişli, elli kilometreden görünen camilerden yeğdir.

İslam’ın içi doldurulmalı, anlaşılırlığı sağlanmalı, sevdirilmeli, tanıtılmalı ve uygulamadaki yanlışlar anlatılmalıdır. Oysa yapılan hem de İslam adına, İslam’a aykırı yanlışlardır.

Mescitlerden kabirlere kadar bir dizi yanlış yaygınlaşıyorsa tanıtım ve bilgilendirme de bir yanlış var, akıl kenara konmuş ve birileri bundan çıkar sağlıyor demektir.

Oysa Kur’an, ibadetin teravih ve cuma namazları hariç evlerde, tenhada, gösteriş ve reklamdan uzak kılınmasını ister. Huşu ister. Toplu ibadetlerin sevabının fazla olacağı emri varsa da huşu da bir emirdir ve gösteriş için cumaya gitmek en beter riyadır.

Betonlaşan İslam, ibadet ve ahlakı yüceltmek için vesile ve kolaylık olmalıdır.

Ama görünen odur ki İslam betonlara gömüldükçe, içerisindeki samimiyet kaybolmakta, ahiret işlerinin konuşulacağı camiler, dünyevi meselelerin konuşulduğu kahve bahçelerine dönüşmektedir.

Helak edilen kavimlerin gösterişli binalar yaparak, övünerek nasıl isyana kalktıkları ve bu nedenle nasıl helak edildikleri malumdur. O halde bu gösterişli, şaşalı camilerle yapılmak istenen nedir?

Camiler; sade, temiz, mütevazi olmalıdır ki içerisinde ibadet edenin aklı dağılmasın, gözü kaçmasın, huşu kaybolmasın, dünya servetleri ile aklı boş yere dolmasın.

Gürültüler, cep telefon zilleri, klimalar, aydınlatmalar, yaldızlı oymalar, süslü ayetler, dekoratif çiçekler, renkli cam süslemeleri ise huşuya düşmandır ve istenen miraç o namazlarda yakalanamaz.

Dahası bu süslemelerin pek çoğu israiliyat ve hristiyanlık kaynaklıdır ki sandalyede kılınan namazlar da dinde yeri olmadığı halde hristyanlıktan geçmiştir.

Kur’an ve sünnet bu yüzden süse, gösterişe karşıdır ki türbeden mezara, mescitten tüm dini mekanlara kadar her yerde tevazu esastır, tasarruf şarttır, helal olmak şartı vardır.

En kutsal ibadetlerden, ibadethanelerden dahi rant çıkarmak peşinde olanlar, oralardan dükkan kapmak gayesindekiler ise durumlarını yeniden değerlendirmelidir.

Çünkü din, rant değil kulluktur, reklam ve gösteriş değil huşudur, maddi değil manevi kazançtır.

Ahiret sevapları ve esenlik için kılınan namazları, kimsenin dünyevi pisliklerle kirletmeye ve huşuyu bozmaya hakkı ve yetkisi yoktur.

Çünkü ibadet de, kulluk da sadece Allah içindir ve camilerde başkasının adı anılamaz.

Çünkü din de din günü de sadece Allah’ındır.

Ve Allah, pahalı ve gösterişli camileri değil, göz yaşı ile tenhada secde eden imanlı kalpleri sever.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Miraç kandilinde neler yapılmalı

Miraç kandilinde neler yapılmalı

Miraç kandilinde neler yapılmalı Miraç Kandili, dualar ve ibadetlerle rağbet ve bereketi arttırdığına inanılan, Peygamber ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir