Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Bilim kurgu filmleri ve siyonizm
imanilmihali.com
Bilim kurgu filmleri ve siyonizm

Bilim kurgu filmleri ve siyonizm

Bilim kurgu filmleri ve siyonizm

Siyonizmin nasıl bir dünya hayal ettiğini, yeni dünya düzeni ile kast edilenin ve yeni dünyada bizleri nelerin beklediğini anlayabilmek için bilim kurgu filmi izlemek yeterlidir.

Trilyonlarca dolar harcayıp, Holywood’u satın alan siyonist lobileri, yaptıkları filmlerle zihinlere algılar yerleştirmekte ustadır ve bugün tüm dünya onlara ve yaptıkları saçma filmlere neredeyse teslim olmuş haldedir.

Önce filmlerdeki kurgulara göz atalım.

Tüm filmlerde uzaydan gelecek bir tehdit, dünyayı yok etmeye kararlı medeni bir uygarlık ve yüksek teknolojiye sahip bir düşman kitle vardır ki … dünyanın kurtuluşu için bir olmak (Tek devlet olmak) ve bir kurtarıcı etfarında birleşmek (mümkünse ABD) esastır.

Filmlerde, daha dünyadan, insanlı olarak 1200 mil uzaklaşamayan insanlığın, yüzlerce yıl öteye giden seyahatleri konu edilir ki aya bile gidemeyen insanlığın (aya gidildiği kocaman bir yalandır) hedefi yakın uzayın dışına ve en erken on yıl sonra çıkabilmek iken izleyici Allah’ın ayetindeki “göğü delip gidemezsiniz” ikazını unutur ve filmi gerçek sanır.

Dünyanın uzaydan çekilen görüntülerinin tamamını servis edenler Nasa ve yahudi sektörlerdir ki dünyanın portakal gibi bir yaşam olmadığı er yada geç anlaşılacaktır.

Dış dünyadan gelenler nedense hep kötüdür. (Melekleri kötü olarak işlemek onların tabiatında vardır.) Dünyalılar ise iyidir ve gelen uzaylılar dünyanın kanını emmek için gelmektedir. (kendileri gayet masumdur)

Uzayda dünyaya çarpmak için gelen devasa göktaşları da ilginçtir. Evvela yörüngesel ilahi nizamın kusurunu ispat eder (!) sonra bir son savaş denen (Armageddon) gemiye binerek kahramanca dünyayı kurtaran Amerikalılar ile kendisini alkışlatır. Tüm dünya çaresizce o kurtarıcı kahramanın ter döküşünü izler ama sonunda o kahramanı alkışlar.

Avatar gibi filmlerde ise tabiattan beslenen, iri, cesur ve masum yerliler, insanlara karşı zaferler kazanır. Cahil cüheyla takımı Amerikalılar nihayet bir filmde yenildi diye sevinir ve alkışlarken aslında insanlığı yenen cinleri alkışladığının farkında dahi değildir.

Keza, Matrix filminde dünyayı korumakla görevli meleklere karşı savaşan matrix gerillalarını alkışlarız ki bunlar makineyi (kaderi) ve makineyi yapan mühendisi (Yüce Allah’ı) eleştirmekte, makineyi ele geçirmeye çalışarak kaderi yeniden yazmaya çalışanlardır… şeytanlar ve cinlerdir. Ama izleyici farkında dahi olmadan şeytanları alkışlamaktadır.

Zamanda yolculuklar normal gösterilir, önseziler, ilhamlar, vahiyler oradan oraya uçuşur, avatar çizgi filminde olduğu gibi su ve toprak bükücüler, örümcek adamlar, X-man’ler ekranları sarar.

Süperman türü bu filmlerin hedef kitlesi öncelikle çocuklardır ki sanal aleme ve oluşturulan algılara esir edilen çocuklar bu kabullerden ömür boyu kurtulamazlar. Dahası bu şeytancı para babaları beş dolara mal ettikleri çizgi romanları bir dolara satarak algılarını reklam eder, uzak ülkelere kadar ulaştırır ve kimse neden bu kadar ucuz diye düşünmez.

Bilim kurguların hayata yansımış bazı halleri de vardır ve havada uçan su kayakları, balonlar, uçan daire denemeleri vs. önce oyuncak, sonra prototip ve nihayet üretim olarak karşımıza çıkar.

Keza kostümler ve üzerlerindeki semboller verilmek istenen algıya uygun hazırlanır ve izleyicinin aklında daha uzun süre kalması hedeflenir.

İslam düşmanlığı da bu gayretlerden nasibini alır ve düşmanların formalarında, tuvaletlerde (Shirek 3) İslam’ı simgeleyen hilali görmek her zaman mümkündür.

Konumuza dönersek, tüm bunların görünebilmesi için evvela siyonizmin ve gayesinin bilinmesi gerekir ki özetle, şeytana hizmet edecek, şirk tabanlı, seçilmişler ve alttakiler felsefesine dayalı bir düzen kurmaya çalışan siyonizm, bunu beş yüz milyona düşürülmüş nüfusla, tepedeki elli bin kadar mutlu insan bazında gerçekleştirecek, diğerleri firavunun köleleri gibi mağara ve madenlerde, tarlalarda, inşaatlarda çalışacak, yahudi kırmaları ve devşirmeler, en iyimser olarak saraylarda hizmetçilik edecektir.

Bu senaryonun hayata geçmesi öncesinde ise büyük bir savaş kaçınılmazdır ve şeytan cephesinin savaş teknolojisine bunca kıymet vermesinin sebebi de budur.

Para, enerji, yiyecek sıkıntısı olmayan siyonist cephenin, bunca yatırımı, gayreti insani maksatlar uğruna sanmak enayiliktir ve öldürmek pahasına Nicole Tesla’dan HAARP teknolojisini çalanların gayesi tabiata hükmetmek, depremlerle vurmak, kasırgaları hedef ülkeye yönlendirmek, havadan ilaçlamalarla sözde ozon deliğini tamir etmeye çalışan kimyasal ilaçlamacıların hedefi insanları kanser yapmak veya kısırlaştırmaktır. Kyota protokolüne veya Paris İklim anlaşmasına imza atan ülkeler bunu kabul etmiş haldedir ve tam 143 ülkenin o anlaşmada imzası vardır. Yani kendi halkının kısırlaşması veya kanser olması için imza atan 143 lider vardır. Ülkemizde maalesef imza atanlar arasındadır.

Klonlamalar, karşıt madde arayışları hep gayba dair birşeyler öğrenmek, yaratılış sırlarına ererek ölümsüzlüğü yakalamak içindir ve tamamı küfür ve şirk kokuludur.

Her can ölümü tadacaktır ve siyonistler ölmemenin yolunu aramaktadır.

Uzaya insanlı gidilemez ama siyonizm denemektedir.

Meleklerin yardımı Allah’ın emriyledir ve uzay araştırmaları cennetlere ve Arş’a erişmek gayelidir.

Özetle, Bilim kurgu filmleri siyonizmin talimidir. Yapmak istediklerinin fikri hazırlığı ve yaşayan muhakemedir, sistemli tepki ölçme anketidir, insanları hazırlama ve taraftar yapma gayretidir.

Logolardan simgelere, isimlerden renklere kadar her alanda algıya çalışanlar, bu filmlerle muazzam bir algı yaratmaya da muvaffak olmuşlardır.

Lakin unuttukları şey, Yüce Allah’ın ilim ve kudretidir.

O, herşeye şahittir, imanlı kullara yardım edecek olandır, iyiliğin egemen olmasını kafirler istemese de sağlayacak olandır.

Şeytanın ahdi, insanı Allah ve iman aleyhine ayartmak, insanın yemini bu ahde sadık kalmak ve Allah’ın vaadi, imanlı kullar üzerinde şeytanın sultasının olmayacağına, iman edip salih amel işleyen kullara korku olmayacağına dairdir.

Bilim kurgu ile yüzyılı aşkın süredir hedeflenen ve filmleştirilenler ise işte bu iblisin ahdine hizmet edenlerin şeytani planlarıdır.

Açlık, hastalık, susuzluk, eğitim, huzur için harcanabilecek trilyonlarca doları savaşa, uzaya, filmlere ayıranların iyi niyetli olduğunu kim iddia edebilir? Bunların şeytana değil de Allah’a kul oldukları söylenebilir mi?

O halde, şeytanlara ve şeytancıklara aldanmamak, şeytana asker olmamak için, yeni dünya düzenine gönül vermemek ve siyonizmin Allah’a karşı açtığı savaşta yanlış tarafta olmamak, imana sarılmak ve Kur’an’a tabi olmak esastır.

Oluşturulmaya çalışılan algıların yer aldığı filmler, iman sahipleri için birer ibretlik ve ders çıkarılacak örneklerdir ki siyonizmin gayeleri bu filmlerden anlaşılır ve tedbir almak mümkün olur. Yok eğer mal gibi izlenir, birde alkış tutulursa, siyonizm damarlarımıza kadar işlemiş demektir.

Oysa esenlik ve kurtuluş sadece iman sahiplerinin hakkıdır ve Allah kafirler istemese de nurunu tamamlayacak olandır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Türk insanının en büyük iki gafleti

Türk insanının en büyük iki gafleti

Türk insanının en büyük iki gafleti Türk ve Müslüman olan Türk halkının çoğusu doğuştan sahip ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir