Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Biyolojik siyonizm : chemtrails ve GDO
imanilmihali.com
Biyolojik siyonizm chemtrails ve GDO'lar

Biyolojik siyonizm : chemtrails ve GDO

Biyolojik siyonizm : chemtrails ve GDO

Siyonizmin tezgahları; önce bir tehdidin var olduğuna dünyayı inandırmak (mesela hiv virüsü yani AİDS) , sonra bir miktar insanın ölmesine (mesela 100 – 500 bin) müsaade etmek ve daha sonra aniden bir aşı veya panzehir bulmuş vaziyette ortaya çıkarak daha çok insanı KENDİ İSTEKLERİYLE VE BEDELSİZ KOBAY HALİNDE aşılayarak daha çok insanın ölmesine imkan sağlamak şeklinde çalışır.

Gaye; halen 7,4 milyar, 2040’da 9,1 milyar ve 2100 yılında 11,2 milyar olacak dünya nüfusunu 500 milyona düşürmektir. Yanlış duymadınız 500 milyon.

Sıradan cahil insanlar için bu tehdit bir şey ifade etmese de bu bir insanlık katliamıdır ve dünya rezerv ve gıdalarının ancak bu nüfusa yeteceğini hesaplayan siyonistler lüzumsuz insanların ölmesini ve ürememesini temine çalışırlar ki yazımıza konu chemtrails’ler (kimyasal rotalar) bunun en gerçek ve aleni uygulamalarıdır.

Biyolojik savaş maddelerinin 1925 Cenevre protokolü (132 ülke) ile savaşlarda kullanımı ve 1972 yılında imzalanan (Ülkemiz dahil 143 ülke) biyolojik silahlar sözleşmesi ile biyolojik maddelerin üretim, kullanım ve depolanması yasaktır. Buna rağmen yaşanmakta olanlar bize aksini söylemekte ve bahanesi de küresel ısınma ve ozon tabakasının delinmesidir.

Paris İklim anlaşması ve Kyoto protokolüne imza atan ülkeler aynı zamanda topraklarında ve havasahasında kendilerinin veya birilerinin sözde küresel ısınmayı engelleme adına ilaçlama yapmasına müsaade etmektedir. Oysa ortada ne yırtık vardır ve ne de delik. Maksat başkadır.

Dünya lider ülkeleri (siyonizmin egemen olduğu ülkeler) dünya nüfusunu azaltma projesinin ürünlerini sergilemekte ve ancak bunları yasaklayan anlaşmalara imza atmamakta ve araştırmalarını gizleyerek ve daha ziyada Afrika insanlarını kobay kullanarak biyolojik silah geliştirirken, karşı ve koruyucu tedbirleri de (kendileri için) üretme gayretindedir. Bunun göstergesi ise sözde insaniyet namına ve dünyayı kurtarmak reklamlarıyla kısırlık yapan veya öldüren biyolojik savaş maddelerinin üretilmesi için bütçelerinden milyar dolarlar harcamalarıdır. Yani bu medeni ülkeler Afrika insanlarını kurtarmak için milyarlar harcamaktadır!!?

Ebola, zika virüsleri bu mahiyette laboratuvarlarda üretilen ama her nasılsa Afrika’da ortaya çıkan ve ansızın bir hafta içinde ortadan kaybolan virüslerdir. İlginç olan şudur ki her ikisinin de PATENTİ ABD’ye aittir.

Bağışıklık sistemini çökertecek hiv virüsü (AİDS) ise yaygınlaşmakta olan eşcinselliği önlemek bahanesiyle ama asıl onları öldürmek hedefiyle 1977 yılında ortaya çıktı ve milyar dolarlar harcanan proje ile sayısız insan hayatını kaybetti.

Biyolojik terör denilen öjenik operasyonlar ile insan ırkının genetik ıslahı esas alınır ki bunun adı katliamdır.

İnsan öldürmenin 3 ila 50 yıl arasında cezası varken GDO’lar ile toplu öldürmelerin cezası hapis değil yakanılsa dahi para cezasıdır çünkü tamamı aynı takımdadır. Chemtrails’lar ise halen ispat edilemeyen bir suçtur ve cezası dahi yoktur. neticede kimse hemen ölmemekte, kanser olsa da sebebin bu olduğu anlaşılamamakta, kısır kalsa da buna dayandırmaya kimsenin gücü yetmemektedir. En zehirli araştırmaların sahipleri bile bir süre sonra bu ürünü gizli birilerine satarlar ve faaliyet aynen devam ederken bir anda merdiven altına iner.

Yakın zamanda bu biyolojik taarruzlarla dünya nüfusunu azaltma gayretleri artmış, düşüklere, az doğurganlıklara, erkek sperm sayısız azlığına, kısırlığa sebep olan bıkkınlık, tembellik ve üşengeçlik veren GÖKYÜZÜNDEN MENŞEİ BELİRSİZ UÇAKLARLA SALINAN GAZLAR ile insanlık nüfusu kendi iradelerinin dışında azaltılmaya, hastalıklar artmaya ve ölümler sık yaşanmaya başlamıştır.

Soya fasulyesi ve mısır içinde (Genetiği değiştirilmiş organizmalar = GDO) kısırlık yapan ve sperm öldüren maddelerin varlığı artık malumdur. Rockefeller önderliğindeki genetik mühendisliğinin bu havadan spreyleme tekniği ile çok geniş alanlar etki altına alınmakta ve insanlar bunun farkında dahi olamamaktadır.

Çünkü ‘siyonizm için on emir’ arasında ilk sırada yazan şey : DÜNYA NÜFUSUNU 500 MİLYONUN ALTINA DÜŞÜRMEK VE DOĞAYLA (Doğal yolla ve istense bile) DEĞİŞMEYEN BİR DENGEDE TUTMAKTIR.

Uçakların motorlarından çıkan veya yakıt tankından sızan yakıt dumanı (contrail) diye kapatılmaya çalışılsa da atmosfere sayısız uçağın sprey şeklinde (Chemtrails) aerosol bıraktığı da artık malumdur. Bahane ise ozon tabakasını dikmek ve küresel ısınmaya çare bulmaktır. Lakin bu inandırıcı değildir çünkü ortaya çıkan sülfür gibi maddeler ile chemtrails denen ilaçlama sonrası ortaya çıkan alüminyum, baryum ve stronsiyum farklıdır. Uçakların ardında bıraktıkları doğal izler ise hem çabuk uçucudur hem de düzensiz ve seyrektir.

Chemtrails’ler henüz teknik olarak bilinmediğinden yasal kısıtlamaya tabi tutulamamakta ve etkileri de tam anlaşılamamaktadır. Medeni ve aydın ülkelerde dahi kullanılan bu biyo savaş maddeleri halen belli bir kesimin elinde zehirlemeye ve öldürmeye devam etmektedir. Hem de insanlığın haberi olmadan ve rızası alınmadan!

Yan yana uçan iki uçaktan birinin bu dumanı çıkartmaması, gökte sayısız izin aynı anda belirmesi, izin mesela beş dakika aradan sonra yeniden başlaması ise bize gösterir ki bu motordan değil aerosol spreyleyen bir mekanizmadan gelmektedir.

HAARP denen iyonosfer ısıtıcısı; ozon tamiri, yağmurların artırılması ve doğal kasırgaların önlenmesi için geliştirilmiştir. Bunun kullanımı ile yapay bulutlar meydana getirilmekte, bulutlar başka yerlere transfer edilmekte, kuraklıklar yaratılmakta, ülkemizde yaşanan ani kuraklık ve donlarda bundan kaynaklanmaktadır. Lakin gaye tamir değil de nüfus ve ırkın ıslahı olduğu için havadan püskürtülenlar acaba masum ve yasal zararsız maddeler midir? Yoksa kısırlık verici laboratuvar mahsülleri mi?

Spreyleme (Chemtrails) ile ortaya çıkan maddelerden sadece biri olan alüminyum mevcut kabullerde zararsız veya az zararlıdır ve bu yüzden hayatımıza kadar içecek ve gıda muhafazası şeklinde girmiştir. Oysa alüminyum alzheimer, beyin sorunları ve meme kanserine doğrudan etki eden bir maddedir. Bunların hala yasal olarak kullanımda olması ise tehlikenin vardığı noktayı göstermeye yeterlidir.

Chemtrails izleri; gece ve yağmurda olmamakta, beş saat havada asılı kalmakta, sonra dağılıp bulut şeklini almakta, sonra kaybolmaktadır. Havanın sisli gibi oluşu da bir süre sonra geçmekte ve cinayet izleri tamamen kaybolmaktadır. Bunu yapan uçakların kabin içleri incelendiğinde ise görülür ki oturaklar yerine monte edilmiş sıralı tanklar ve her tanka bağlı sayısız hortum ve motorlar vardır. Dahası pilot kabini içinde chemtrails açma ve kapama düğmeleri dahi mevcuttur.

chemtrails 1 chemtrails 2

chemtrails 3 chemtrails 4

chemtrails 5 chemtrails 6

chemtrails

Detay için ilgilenenleri internet aramasına ‘chemtrails’ yazması yeterlidir.

Kimyasal spreyleme operasyonları (Chemtrails) ile hedeflenenin önemini anlamak için 50 kg şarbon sporunun kapalı bir stadyumdaki 75.000 kişiyi öldürebileceğini söylemek yeterli olacaktır. Keza, 1754 ve 1767 yılları arası İngilizlerin çiçek aşısına bandırılmış battaniyeleri kızılderililere vererek toplu ölümlerine neden olduklarını da bilmek kafidir.

Virüs üretme ve servis etme, chemtrails veya GDO yoluyla hastalık yaymak için kullanılanların virüsden çok kimyasal nitelikli olması ise meselenin bir başka yönüdür ve fakat imal eden ülkeler gizli ve sinsi bir insanlık dışı işbirliği içinde, dünya sağlık örgütüyle kolkola, halen sessiz kalmayı tercih etmektedir. Karşı çıkan aydınlar ise yeterince ikna edici olamamaktadır. Çünkü siyonizm çok ama çok güçlüdür.

GDO ve chemtrails aynı anda ve değişik usuller tatbik edilerek kullanılır ki bunda da hedef;

1. İnsanları doğrudan etkilemek

2. Evcil hayvandan insana geçen hastalıklar üretmek,

3. Tarım ürünlerini etkilemek suretiyle dolaylı yoldan yine insana tesir etmektir.

Akılların karışmasını engellemek adına kısaca denebilir ki dünya devletleri biyolojik silah üretmeye asla ara vermemiştir. Nükleer bombaların dehşetli ve kalıcı etkisi ile terk edilmesiyle ve kimyasal silahların ispatlanabilir halleriyle gözler teşhisi zor ve maliyeti düşük biyolojik silahlara dönmüş, hem bir savaş maddesi hem de nüfus azaltma projesi olarak hayata geçirilmiştir.

Bunun kullanımı ve aptalların kandırılması için gerekli olan bahane ise ozon deliği ve küresel ısınma olarak bulunmuş, araştırma ve gayretler bunu önlemek adına yapılırken insanlık, biyolojik silahlarla öldürmek yerine chemtrails’ler ile üzmeden, fark ettirmeden ve hemen öldürmeden ama kısırlığa mahkum edilmiştir.

Siyonizmi hafife alanlar bu makaleyi de elbette inandırıcı bulmayacak ve hatta internet sorgulaması dahi yapmayacak olan aptallardır.

Tıpkı deprem bombalarında, ikiz kuleler saldırılarında, Irak işgalinde vs. olduğu gibi bahaneleri ve kılıfları önceden hazırlayan siyonizm, kamuoyu ve maddi-askeri-medya gücü ile işleri lehine çevirmekte ustadır ve gerçekleri komplo teorisi haline hemen çevirir. Akılını kullanmayanlar ise kanar ve aldanırken oyuna geldiğini anlamadan ecele teslim olur. Bu sayede sadece kendisinin değil evlatlarının da geleceğini salaklığı ile çöpe atar. Vebal ise boynunda asılı kalır.

chemtrails 10 chemtrails 9

chemtrails 8 chemtrails 7

chemtrails 11

İncelenirse uçakların orjinal üretimlerinde dahi bu tür bir ilaçlama düğmesinin olduğu, sıradan uçuşlarda bile bu ilaçlamanın yapılageldiği anlaşılacaktır. Yani hava sahasından geçen her uçak o ülke için potansiyel bir tehdittir. Tabi anlayana ve tedbir almak isteyene.

Resimlerin çok daha fazlası internet ortamında gerekçe ve açıklamaları ile mevcuttur.

Siyonizmin nihai gayesinin insanları köleleştirmek veya tümünü yok etmek olduğu hatırlanırsa ve seçkin ırk siyonların diğerlerini köleleştirme gayreti akıllarda canlı tutulursa siyonizmin sadece dini alanda mücadele etmediği, bu yüzden başarılı olduğu ve para ve enerjiye bu yüzden bu denli ihtiyaç duydukalrı da anlaşılacaktır.

Şimdilik Afrika ülkelerinde bolca ve Asya kıtasında (özellikle Afganistan) nadiren kullanılan bu maddeler hem spreyleme hem GDO suretinde halka sunulmakta ve halk bunları rızasıyla veya mecburen kullanmaktadır.

Artan kanser vakalarının (bugün ülkemizde her beş ölümden birisi kanser kaynaklıdır) bize sunduğu gerçek bu saldırının ülkemizde de yoğun şekilde yaşandığıdır.

Allah, tuzakları ortaya çıkaran, en çetin tuzak kurandır.

Allah, aklını kullanmayanlar üzerine pislik atandır.

Allah, yeryüzünde bozgunculuk yapanları cehennemden çıkarmayacak olandır.

Mü’min kanmayan, aldanmayan ve gerçeğin peşinde koşandır.

(DEVAM EDECEK)

İlginizi çekebilir; Genetik siyonizmi

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah ile aldatmak

İnsanlığın bir kısmını daima, tamamını bir süre aldatabilirsiniz ama tamamını daima aldatamazsınız. Bu kaide en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir