Anasayfa / İMAN ESASLARI / Bolluktaki hikmet
imanilmihali.com
Bolluktaki hikmet

Bolluktaki hikmet

Bolluktaki hikmet

Zenginlik fani hayata dalmış basiretsiz kullarca; çokça mal ve servete sahip olmak, ihtiyaçları karşılamada sıkıntı çekmemek, dünyevi istek ve arzuları karşılarken sınırsız serbestiye sahip olmak olarak tanımlanır. Bu kişiler kendilerini zengin addederken servet ve lütuf sahibi Allah’ın keremini unutur ve o zenginliği bileklerinin hakkıyla kazandıklarını sanırlar. Ve bu densizler kendilerini zengin, Rabbimizi fakir ve cimri diye tanımlarlar. Oysa tüm mülk ve servet, tüm lütuf ve kerem Rabbimize aittir. O nimeti dilediğine, dilediği kadar verendir.

“Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye hakkıyla lâyık olandır.” (Fatır 35/15)

Servet bazılarının dediği gibi para veya pul değildir. Gerçek zenginlik rahmet ve lütufa mazhar olabilmektir ki başta Peygamberimiz bu anlamda en zenginlerdendir.

“Kuşluk vaktine andolsun, Karanlığı çöktüğü vakit geceye andolsun ki, Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da. Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır. Şüphesiz, Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın. Seni yetim bulup da barındırmadı mı? Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi? Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi? Öyleyse sakın yetimi ezme! Sakın isteyeni azarlama! Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat.” (Duha 83)

Mü’minler para ve servetleri az veya çok olsa da Allah yolunda harcayanlar, emaneti gerçek sahibine teslim edenler, refah dağılımını mazlumlar lehine dengelemeye çalışanlardır. Zengin küstahlar ise paraya tapan, paraya sahip olmak için herşeyi göze alan ve para kendi malıymış, içinde yoksulun hakkı yokmuş gibi cimrilik ederken öte yandan lüks ve israf denizinde hayasızca yüzenlerdir. Oysa zenginlik mesuliyet, fakirlik ibadettir.

“Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.” (Al-i İmran 3/134)

Bazı zenginlerin bu halleri nedeniyledir ki geçmişte azap onları yakalamış ve muhtemel yakın gelecekte de yakalayacaktır.

“Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar.” (Mü’minun 23/64)

Paraya sahip olmayı kendi becerileri sanan bu gafiller, rızkı ve nimeti, medet ve başarıyı kendilerinden bildikleri için zaten azabı hak etmiş olanlardır. Dahası o serveti muhtaç ile paylaşmadıkları için de zaten helakleri haktır.

“Allah; “Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz” diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve, “Tadın yangın azabını!” diyeceğiz.” (Al-i İmran 3/181)

İster zengin ister fakir olsun tüm kulların Allah’a karşı sayısız borcu ve sözü vardır ki adalet bunların başında gelir. Bir kimse zengin olduğu için adaletten kurtulabiliyorsa, fakir zengin korkusuna yalan şahitlik yapıyorsa, fakir üç kuruş para için davasından vaz geçiyorsa sıkıntı büyük, hem de çok büyüktür.

“Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın).” (Nisa 4/135)

Zenginlerin mala bu kadar çok tapıyor olması ölümden korkmayı da doğal olarak beraberinde getirir ve bu cihaddan, mal ve serveti iman yolunda harcamaktan alıkoyar. Bu grup insanlar kalpleri mühürlü haldedirler.

“Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.” (Tevbe 9/93)

Oysa Allah fakirleri dilerlr ve Allah yolunda yaşamaya devam ederlerse elbet ama mal ve servetle ama ihsan ve lütufla muhakkak zenginleştirir ki lütufla zenginleşenin zaten dünya malına çok da ihtiyacı yoktur. Çünkü asli zenginlik iman ve ahiret azığıdır.

“Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar…” (Nur 24/32,33)

Şımarık zenginlerden özellikle elebaşları olanlar Kur’an’da lanetle anılmakla kalmamış aynı zamanda azapla ihtar edilmişlerdir. Onların dünya malına düşkünlükleri isyan ve ihanetlerini artırmış, şirk deryasına batırmış, ahiretten beklentilerinin olmamasına neden olmuştur. Onlar, mal ve evlatlarının bir gecede yok olup gideceğinden habersiz, dünyanın geçici bir mekan olduğundan habersiz yaşarken rızkı ve nimeti verenin sadece Allah olduğunu unutanlardır.

“Biz, hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, “Biz, sizinle gönderileni inkâr ediyoruz” demişlerdir. Yine, “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir” demişlerdi. Ey Muhammed, de ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Sebe 34/34-36)

Bu şımarık zenginler imansızlıklarına bahane olarak alışılagelmiş kabulleri, kurulu sistemleri, rant odaklarını, çıkar sahalarını bahane gösterir, bu sistem bozulmasın diye sayısız zulüm ve çirkinliklere imza atarlar. Ahiretin ve paylaşımın emredildiği Kur’an’ın inkarı ise onları zaten hem bu dünyada hem ahirette yokluğa sevk edecek olandır.

“İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. (Gönderilen uyarıcı,) “Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlar, “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz” dediler.Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu!” (Zuhruf 43/23-25)

Oysa Allah bazılarına verdiği sınırsız nimet ve zenginliği eşit olarak herkese dağıtmak yerine, dünya sınavının gereği olarak bazısına az ve bazısına az verendir. Bu şekilden maksat zenginin kendi rızası ile muhtaca yardım elini uzatmasıdır ki sınav hayata geçebilsin ve o zengin gerçek kazananlardan olsun. Çünkü para sadece zenginler arsında dolaşmak için bahşedilmiş bir nimet değildir.

“Allah’ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah’a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) hâline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir)…” (Haşr 59/7)

Öte yandan bir hatırlatma da muhakkak para ve servetten şu an için nasibini umduğu kadar bulamamış olanlaradır ki önemlidir;

Ey fakirler, sabretmenize karşılık kazanacağınız zenginlikler çok daha fazla, sabrettiğiniz için cennetlerdeki mevkileriniz çok daha yüksek, parasızlığınıza rağmen terk etmediğiniz Allah yolunun size kazandırdıkları sayılamayacak kadar büyüktür. Sakın harama ve zalime meyletmeyin. Sakın Allah’tan umut kesmeyin ve doğru yoldan ayrılmayın. Ayrılırsanız, kişilere taparsanız, para az olursa yaşayamam sanırsanız bilin ki açlıktan ölmek bile zalimlere el açmaktan yeğdir ve gerçek zenginlik iman zenginliğidir. Haksız ve haram yere sahip olacağınız üç kuruş menfaat sizi bu dünyada birkaç sene daha nefes alır hale getirebilir ama ahiret yurdunda fakirliğin sevabından da, sabrın selametinden de, Allah’a teslimiyetin nimetlerinden de mahrum kalırsınız. Yetinmeyi, sabretmeyi, helalden vaz geçmemeyi, olanı paylaşmayı terk etmeyin ki cennetlerdeki mevkiniz çok ama çok yüksek olsun inşallah.

Velhasıl zenginlik kazanımı itibarıyla Allah’tandır ve mesuliyeti çoktur. Paylaşmak, değer ve amel üretmek, o parayı hayırlarda harcamak gibi pek çok mesuliyet zengine o para ile birlikte verilmiştir. Allah her kulunu gücü nispetinde sınar ve herkes verilen nimetlerden mutlaka hesaba çekilecektir.

Zenginler o servet nimetini nasıl ve nereye harcadığından, fakirler ise o parasız kahır günlerinde Allah’tan umut kesip kesmediğinden muhakkak hesap verecektir.

Karar nefisleri küçülten veya büyüten, açlıklarının önündeki setleri kuran veya kaldıran insana aittir.

Servet ve mallar, evlatlar ve kabiliyetler hep dünya sınavı için bahşedilmiş olanlardır. Ahirette ki dirilişte ne zenginlik ne fakirlik olacaktır. Oradaki zenginlik lütuf ve keremler, fakirlik azap ve rahmetten mahrumiyet şeklinde tecelli edecektir.

Karar ve tercih sizin.

Ama yol yakınken, serveti verenin Allah, servet hikmetinin dağıtmak, mal hikmetinin paylaşmak, kabiliyet nimetinin değer üretmek olduğunu anlamak kişiyi yüceltirken, buna nankörlük etmek ve kibir kişiyi asla içinden çıkamayacağı karanlık çukurlara mahkum eder.

Son söz; sanmayın ki o haram ve haksız kazancınızla sonsuza dek zengin kalacaksınız, sanmayın ki o fakirlerden sakındığınız paralar size gelecekte huzur ve sağlık sağlamaya yeter, sanmayın ki bu dünyada zenginleştirilmeniz ahirette de zengin ve sevilen olacağınız anlamındadır.

Lütuf ve kerem sahibi Allah’a iman ediyorsanız, Kur’an’a, Peygambere ve İslam’a tabi iseniz…muhtaç ve fakirlere yardım edin, paylaşın, toplum için güzel ameller üretin. Kendinize sakladığınız, hele israf ve lüksle tükettiğiniz her bir kuruş alnınıza kurşun gibi çakılacak, o mallar boyunlarınıza ateşten halkalar olarak asılacaktır.

Ve ey zenginler unutmayın ki acı ve azap yerine zenginlikle denendiğiniz için şanslısınız ve iman etmeniz daha kolay.

Bu sınava bu şekilde tabi olma nimetinden de  mutlak ahesaba çekileceksiniz ama hiç değilse kanlı gözyaşı dökmüyor, açlıktan ve soğuktan titremiyor, ilaçsız, yemeksiz yaşamak orunda kalmıyorsunuz. Bunun değerini bilip fakirleri anlamaya çalışıp, ilahi iradenin temennilerine boyun eğin. Yoksa haliniz haraptır.

Şımarık zenginlerden veya şımarık elebaşlarından olursanız sizi kurtaracak ta yoktur.

Yetim malına, hanımların mallarına, haramlara, kamunun emanetlerine, mazlumların mallarına da sırf bu şaşalı yaşamı sürdürebilmek adına sarkıyorsanız ne diyelim Allah sizi daha beter eylesin.

Hele bu servet ve malları Allah düşmanlığı için harcıyorsanız, cehennemlerdeki yeriniz tasavvur edilemeyecek kadar kötüdür. Ve oradan asla ve inşallah hiç çıkamayacaksınız.

Rabbim zengine de fakire de akıl, şuur ve itikad nasip etsin.
Rabbim zenginleri ıslah etsin.
Rabbim fakirlerin iman ve sabrını artırsın.
Rabbim dünya sınavında bizlere ayetleri ile yol göstersin ve bizi dünya şatafatına mahkum olmaktan kurtarsın.
Rabbim bizleri üç dilim kuru ekmekle mutlu olan bahtiyar kullarından eylesin.
Rabbim nefsimizi, kalbimizi, imanımızı, aklımızı terbiye eylesin.
Amin!

Bolluktaki hikmet

Bu yazıyı okudunuz mu?

İslamofobi kimin suçu

İslamofobi kimin suçu

İslamofobi kimin suçu İslamofobi ya da İslamiyet korkusu denen illet, siyonizmin yakın zaman önce doğu ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir