Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Bunca kötülük nedendir hiç düşündünüz mü
imanilmihali.com
şirk bir dindir

Bunca kötülük nedendir hiç düşündünüz mü

Bunca kötülük nedendir hiç düşündünüz mü

Kötülük, iyinin, hakkın, hakikatin, gerçeğin, haklının karşıtı olan ne varsa içine alan devasa bir kavramdır. Tezatlar üzerine (gece-gündüz, hak-batıl, yokluk-bolluk vs.) ancak ibret-i ayet olarak yaratılmış hayatta kötülük elbet var olacaktır. Çünkü kötülük dünya sınavının caydırıcı yanı, yanlış cevabıdır ki insanlar yanlış cevaplar arasında doğruyu bulabilsinler.

Kötülüğün iyilikle dengeli olması kâinatın gereğidir ve ilahi ahenk sıfır hata ile kurulu ve hayat adil seçenekler dizisidir. Kul, kendisine adil olarak sorulan sorulardan doğru cevabı işaretleyecek ve sınavı ancak bu şekilde kazanacaktır. Yani kötülük olacak ama iyilik fıtrat gereği daha fazla olacaktır ki insanlar huzur, barış ve esenlik içinde yaşayabilsinler.

Dünyanın son yüzyılı ise yazık ki kara bulutlar ile kaplı, pislik, haksızlık, hainlik ve düşmanlıkların kol gezdiği, zalimin egemen olduğu, sebepsiz savaşların yaşandığı, kan ve gözyaşının durmadığı acı hatıralarla doludur. Ve bu acı hatıralara her gün yenileri eklenmektedir.

Kötülük objektif bir gözlemle şu soralar iyiliğe ve güzelliğe fark atmış haldedir. Peki neden ve nasıl kötülük hayata egemen olup, iyiliği bastırmıştır?

Öncelikle şunu bilmek gerekir ki iyi olmak bir ömürken, kötü olmak on dakikadır.

Nefis ve şeytan kolkola insanı kötülüğe çekmeye gayret ederken, sadece iman, tek başına kulu iyilikte tutmaya çabalamaktadır.

Allah zulmetmez. Bitkiler, hayvanlar, dağlar, denizler zulmetmez. Ama insan zulmeder.

Allah helak eder, azap eder, çetin tuzaklar kurar. Ve Allah gazap edince geriye iyilerden başkaca kimse kalmaz.

Allah rahmet ve merhamet eder. Rızık ve nimetini dilediğine az dilediğine çok gönderir.

Tabiat, yaratan değildir. Tabiat hazırlanmış dünya sahnesinin mükemmel işleyen ilahi kuralıdır ve sahibi, yaratanı, düzenleyicisi ilahi kudret yani Allah’tır.

Afet, müsibet ve helakler Rabbin emri, kaderin kazası olabilir ama insan eli değmiş, insanın katkısı olan hiçbir şey ilahi değildir. Bunun adı afet veya müsibet te değil bela ve zulümdür.

Tabiatın, insanlığın, hayatın bugün yaşadığı zulüm işte budur ve tamamen insan kaynaklıdır.
Rabbimizin etki, izin, irade ve ilmi elbette söz konusudur ama bu sorumluluğu insandan başkaca yanlara kaydırmaya mazeret teşkil etmez.

Özet, kötülük vardır, çoktur, sorumlusu insandır.

Neden peki kötü iyiye egemendir? Kötü, egemendir çünkü kolay ve kısa vadelidir. Güzeldir çünkü peşinden güç, makam ve para getirir. Çekicidir çünkü gözle görünen ve maddi olan bu hayatta birçok kazanım sağlar. Tatlıdır çünkü hak edilmedik şeyleri sunuverir. Basittir birkaç hamle ile bir iki günde sonuçlarını gösterir. İnsanı çeker çünkü kötü perde arkasında saklanarak bu dünyada maddi cezadan bir şekilde kurtulur. Aranan ve özlenendir çünkü bahşettiği haksız da olsa güzel ve tatlı hayatın idamesi için peşpeşe kötülüklere imza atmayı gerektirir.

Bu denli çekici ve güzel olan kötülük nefis ve iblisin kandırması, aldatması, cezbetmesi ile havuç misal tavşanların önüne konan bir hayal ve günaha sevk mekanizmasıdır.

Aklı, ruhu, bilinci, kalbi kullanmaktan uzak imansız gönüller işte bu zevklere aldanır ve bu dünyada ceza görmemelerinden de cesaret alarak sanırlar ki ahiret yurdunda da ceza olmayacaktır. Bu yüzden fütursuzca günah işlemeye, hak yemeye, zulmetmeye ve kötülük yapmaya devam ederler.

İyilik ise ahiret yurdunda esenlik vadeder, Allah rızası vadeder, cennetleri ve selameti vadeder. Ama iyilik bu dünyada çoğu zaman güç ve iktidar getirmez. Bu yüzden cazibesi düşük, çekiciliği az ve iknası zayıf olandır.
Oysa asıl iyilik, hak ve adil olanı yapmak, doğru yoldan ayrılmamak, Allah’ın ipine sarılmaktır.

Müslüman camiası iman eder, inanır ve Kur’an ile Peygamberin ardı sıra yürümeye gayrete derken kötülüğe nasıl yenilir dersek te cevabımız muhakkak bilgisizlik ve gaflet olacaktır. Kul, Kur’an ile tesis edilmiş dinini bilmeden, dinini arapça ile yaşadığı için, hurafelerle doldurulmuş hadislere mahkum edildiği için, dini ibadetten ibaret sandığı için, şirk ve küfrü tanımadığı için bu haldedir.

Dünyanın diğer milletlerinin gayesi açıktır. Türklüğü ve Müslümanlığı yok etmek. Bu zalimler güruhunun başını çeken siyon yılanı ise tüm zehiriyle milletimize saldırırken, sadece imanlı kalplere dokunamamaktadır. Ama yazık ki imanlı kalplerin sayısı her geçen gün azalmakta ve milletin helak olma gerekçeleri artmaktadır.

Adalet, hak, sırat-ı müstakim kavramlarından uzaklaşan toplum iyiliğin altın meyvelerinden uzaklaşmakta ve kötülüğün kan kokan zaferlerine tamah etmektedir.

Mü’minler ve Müslümanlar, iman gereği zulme ve haksızlığa elle, kalple, dille karşı koymalıyken bunu yapmayarak zalimlerden olmakta ve iyi taraftan kötü tarafa yer değiştirmektedir.

Kötülüğün gayesi açıktır. Anlayabilen, gözü ve kalbi mühürlü olmayan her kes siyon yılanının gayesinin bir adım ötesinin dünyayı dinsiz, şeytana tapar ve el yazısı – insan icadı – büyüye dayalı batıl dine mahkum etmek, iblise kul köle etmektir.

Bu gaye için paraları, güçleri, entrikaları, başlara koydukları yöneticileri, istihbaratları, medya organları, bankaları vs. her şeyleri vardır. Ve siyon tüm ulusları, tüm mekanizmaları teslim almış haldedir. Bir tek istisna vardır o da Türk ve İslam’ın hak’ça yaşandığı Anadolu toprakları, yani bu toplum, yani Türk milleti.

Komplolara inanma diyen zavallılar o tarafa hizmet eden hain gafillerdir. Çünkü sorgulamaz sadece inkar ederler. Oysa hakikat acaba öyle mi veya neden bu halde diye sorgulayarak tespit edilir. Hakikati reddeden ise batılın gayesine ortak olan en azından sessiz destek verendir ki kötü akıbetten aynı şekilde sorumludur.

Allah, kafirler istemese de nurunu tamamlamaktan başkasına razı olmayacak olandır. Demek ki iyilik elbet galip gelecek ve iblis ile yarattığı şer ve kandırdığı şeytanlar ordusu cehennemi boylayacaktır lakin o zamana kadar yapılacak bazı şeyler vardır.

Kötülüğün gayesinin para, güç, mevki, makam, kadın, seks, enerji olmadığı açıktır çünkü zaten bunların hepsi onların elindedir. Bu kadar sistemli, bu kadar kararlı ve bu kadar uzun süreli gayretlerinin gayesi bunlar değil yukarıda yazılan Türklük ve İslamiyet’i yok etmekle sonlanacak “şeytani yeryüzü devleti”ni ilan etmek arzusudur.

Bu ballı havuç Yahudilere üstün ırk diye yutturulan, sizi yeryüzüne egemen ve üstün kılacağız, tüm Yahudi olmayanlar sizin hizmetçileriniz olacak diye kandıran siyon yılanının emelidir. Aynı siyon Hristiyanlığı ele geçirmiş, dünya kapital sistemine tek başına sahip olmuştur.

Tüm insanlığın, Hristiyan ve Yahudilerin tek bir kurtuluşu ama iki seçeneği vardır.

İlk seçenek bihaber yaşayıp siyon yılanının zehri ile uyuşuk vaziyette ahirette cehennem ateşine ebedi mahkûm olmak, diğer seçenek bir an önce hak din İslam’a geçerek hak dostları ile birlikte siyon yılanına karşı savaşmak.

Kurtuluş kıyamete kadar Allah muhafazasında olan İslam’a tabi olmaktır.

İslam’ın seçilmesi, İslam’ın muhafızı olan Türk’lere de eziyet etmeyip destek olmayı gerektirir.

Bu iş kolay değildir elbet. Yani düşman üç beş değil, on binlercedir, düşman maske ile dolaşmakta ve sınır tanımadan en yakın veya en uzaktan müdahale edebilmektedir, düşman münafıkların hasıdır, düşman güçlü, vakit az, sabır zordur.

Bu zalimler atılacak adımları daha atılmadan bilme imkanına sahip, harcadığımız her kuruştan pay alacak kadar sistemli ve güçlü, bir katil kadar acımasız ve katıdır.

Bunlar ellerindeki tüm imkanlarla bir yandan kulları kandırmaya, bir yandan kanmışları elde tutmaya bir yandan kendilerine karşı olanları yok etmeye gayret etmekte ve insanları hayvan olarak görmektedir.

Kabala, Yahudi olmayanları hayvan görür ve Yahudi olmayanların karnındaki bebeklerle öldürülmesinde – onların malına el koymada günah yoktur der. İşte bu kitapla büyüyen Yahudi gençliği kalın duvarlar arkasında planlar yapar ve sabah akşam çocuklara zorunlu din eğitimi verirken tüm dünya gözünde de mağduru oynamaya çalışır.

Mesele elbet bir gün başlayacak silahlı savaş öncesi maddi ve manevi olarak hazır olmaktır. İnanmak ve şehit olmayı dilemek ilk ve en büyük adımdır. Sonra ikna, ter ve emek gelecektir ki bu gayeye hizmet eden herşey salih amel ve cihaddır.

Nitekim muzaffer olacaklar, cennetlere kavuşacaklar da işet bu Allah dostu olmayı seçenlerdir.
Kötülüğün yenilmesi ancak iyilerin ölümü göze alması ile mümkündür.

Kötülük sokaktaki üç beş çulsuzun, minik şirket veya devletlerin hatta uluslararası kuruluşların bile eseri değildir. Kötülük işte bu duvarlar arkasında gizlenen şer odaklarının Siyonizm adını verdikleri günah yelpazesinin adıdır.

Masonlar, gizli örgütlerin tamamı, Yahudi, Hristiyan olanlar, Türk’e düşman olanlar, İslam kanı akıtmakta sakınca görmeyenler, imanın gereğini yapmayanlar, Kur’an ile dost olamayanlar, Kur’an ile yeniden yapılanmaya razı olmayanlar, Allah kelamı Kur’an’ı anlayarak okumayı yani hakikati reddedenler siyon yılanının esiri ve ortağıdır.
Ama kaybedeceklerdir.

Kazanan, Allah dostları ve İslam olacaktır ki Türkler Allah’ın yeryüzündeki askerleridir.

Bu yüzden Anadolu bize nasip olmuş, bu yüzden Türk esir veya yok olmamış, bu yüzden bu millet İslam’ı yedi cihana yaymaya öncülük etmiştir. Bu millet has ve sahih İslam’ı yaşayarak batıl şeytan ordularının karşısına dikilecek olan ve insanlığın tek kurtuluşu iman ordusunun bel kemiğidir.

Bugün Türk’e düşman olanlar bir gün gelecek Türk’e dua edecek ve Anadolu’yu Türklere bahşettiği için Allah’a şükredeceklerdir. Çünkü iman ordusunun sancağı Türk’ler elinde yükselecektir.

Bu ordu ise gafil Müslümanlardan, sahte imamlardan, aydın soytarılardan değil has mü’minlerden oluşacak ve Allah’ın yardımıyla iblis orduları yenilecektir.

Sadece kafirler Allah’tan umut keser.

Allah kafirlere süre verendir. Böyle yapması onları onayladığı için değil, azgınlıkları artsın ve helakleri hak olsun ve bir de kendilerine uyacaklar belli olsun diyedir.

Rabbim artık yılanı göremeyen gözlere aydınlık ve açıklık versin.
Rabbim iman ordularını muzaffer kılsın.
Rabbim bizleri, kötülük, gaflet ve cahilliğe bu kadar yenik düştüğümüz için bağışlasın.
Rabbim Türk’ü ve İslam’ı ilelebet yaşatsın, muzaffer ve mübarek eylesin.
Amin!

Bunca kötülük nedendir hiç düşündünüz mü

Bu yazıyı okudunuz mu?

şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk

Dine yalan söyletmek – En büyük şirk Dine yalan söyletmek, küfür ve şirk cephesinin en ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir