Anasayfa / Global siyonizm / Büyü ve cadılık kültü
imanilmihali.com
Büyü ve cadılık kültü

Büyü ve cadılık kültü

İblisin İsrailoğulları oyunu, Filistin toprakları ile sınırlı kalmayacak, Avrupa’ya göçlerle birlikte kabala mistizmi o topraklara da ulaşacak ve yaşamı felç edecekti. Sonrasında kan ve korku dolu uzun yıllar ortaçağ Avrupa’sının kaderi olacaktı.

Değişen zamana bağlı olarak şeytanlar çağa ayak uydurmuş ve başlarını Ortadoğu’dan göç ettikleri ve kendilerine uzun yıllar eziyet eden Roma topraklarına çevirmişlerdi. Kültür ve inançları değişmemek kaydıyla İsrailoğulları artık Yahudi toplumu olarak anılıyor ve değişik usullerle kendisini aşıyordu.

Şeytanların işte bu yüzyıla verdiği bir büyük tahribat büyü kültü ve cadı avı şeklinde ortaya çıkan sihir ve cinlerle irtibat fenomenidir. Bir diğer oyun da bu av adıyla yaşanan devasa kadın katliamıdır. İblisin ortaçağda Mısır ve Ortadoğu’dan İsrailoğulları ile taşıttığı büyüler, bilhassa kâhinler ve kadınlar üzerinde o kadar etkili oldu ki bu putlaştırma işi pek çok cadı doğurdu. Bu büyüden korkan kilise ve halk ise karşı reaksiyonla büyücülerin üzerine çullandı.

Ortaçağ başından Rönesans’a kadar cadılar, büyünün efendileri olarak anıldılar. Reform dönemindeyse çoğu hunharca öldürüldü. Bu arada milyonlarca kedi de öldürüldüğü için Avrupa farelere teslim oldu ve veba milyonlarca can aldı. İncil’in “Bir cadının yaşamasına izin veremezsin” ayeti Kilisenin cadı avının temelini oluşturmaktaydı. Batıda 1480-1750 arası dönemde yaşanan cadı avları, 40-50 bin kişinin cadılık ithamıyla öldürülmesiyle sonuçlandı. Avrupa’da cadılıkla suçlananların ¾’ü kadın ve bunların çoğu yoksul ve yaşlıydı. Protestan ve Katoliklerce hunharca sergilenen bu işkence ve katliamlar, cadılığı şeytandan öğrendiği ve şeytandan güç aldığı iddia edilen cadılar üzerine acımasızca uygulandı.

1486 yılında “Cadı Çekici” adıyla basılan bir kitap o günleri bizzat cadı avcılarının ağzından anlatırken gerçekleri de gözler önüne seriyordu. Kitap o dönemde yaşanan işkenceleri, şeytan avlarını en ince detayına kadar anlatıyordu. Cadı avcıları o tarihte bir meslek olmuş ve itibar sağlamıştı. Cahil ve yobaz halk bunları kahraman sanıyordu. Onların şüphelendiği insanlar bile yakılarak öldürülüyordu. (Bedende anormal bir ben olması, kiliseye muntazam gitmeme alışkanlığı, aşırı şehvetli olma hali, ormanda bir bayanın tek başına gezmesi cadı sanılması ve bu mahkemelerde yargılanması için yeterliydi.)

Kitaba göre cadılar yeryüzünde şeytanın temsilcileriydi ve cadılar gücünü şeytanla ilişkilerinden hatta cinsel ilişkilerinden alıyordu, eğer kurban kadınsa, şeytan erkek görünümünde (incubus), kurban erkekse, şeytan kadın görünümünde (succubus) ilişki kuruyordu. Cadılar en çok 30 Nisan, 31 Aralık, 31 Ekim, 2 Şubat, 23 Haziran, 1 Ağustos geceleri toplanıyorlardı.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Onurlu yaşam, insan olabilmek

İnsan olmak, kurtulmayı düşünmek için kafidir. Hürriyetler, haklar, temel ihtiyaçlar noktasında her insan bir evrendir, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

6 + 2 =