Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Çağdaş münafıkların özellikleri
imanilmihali.com
Çağdaş münafıkların özellikleri

Çağdaş münafıkların özellikleri

Çağdaş münafıkların özellikleri

“Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.” (Nisa 4/145)

Münafıklık, Allah’a ve sistemine kalben iman etmediği halde dille iman ettiği iddiası ve yalanıyla ortalıkta dolaşan, dincilik yapan, şekli İslam’ı gayet güzel kullanan, ağzından Allah adını düşürmeyen ama hareketleriyle mazlumun yanında olmayan, dinin özüne saygı duymayan, ibadette kusur etmese de riyaya bulaşan, ibadeti çıkar meselesi yapan, dini amaç edinen, inkar etmeyen ama inkardan beter zarar veren, müşrikliğe bulaşmayan ama Allah’a imanda zaaf gösteren menfaatçiliktir.

Yani münafıklar, mü’min ve dindar görünüşlü ama mü’minlere sokulup yüreklerinde patlayan sahtekar ve yalancı dinciler, rezillerdir.

İslam’ın münafıklarla asıl tanışması Medine’de olmuştur ki orası dinin güçlenmeye başladığı, henüz dine girmemişlerle yahudilerin bol olduğu yerdir ve cihatlar o yıllara tekabül etmektedir.

Dine karşı açık düşmanlık sergilemeyen ama gizliden çirkinlik ve insafsızlıklara imza atan münafıklar kıyamete kadar da var olmaya devam edecek ama zamana uyarak kabuk ve usül değiştirecektir.

Medine’de inen ‘Münafikun’ suresinin ilk 6 ayeti münafıkların genel durumlarını anlatmak için kafidir.

“(Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, “Senin, elbette Allah’ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz” derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah, o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder. Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah’ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür! Bu, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar. Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar! O münafıklara, “Gelin, Allah’ın Resûlü sizin için bağışlama dilesin” denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün. Onlara bağışlama dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.” (Münafikun 63/1-6)

Çağdaş münafıkların özellikleri denilince işte bu modern münafıklar kast edilmektedir ki onların ortak özellikleri özde değişmez.

Çağdaş münafıkların genel özellikleri

* Allah adına yemin eder, Allah ile aldatırlar. İman edenlerle alay ederler. Allah’a, Kur’an’a, Peygambere iman etmezler. İman edenleri Allah yolundan çevirirler.

* Dine, Peygambere, Kur’an’a yalan söyletirler. Kalplerinde hastalık vardır. Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar.

* Yalancıdırlar, yalanı meslek edinirler, yalan yere yemine derler, korkak ve tuzakçıdırlar.

* Birbirlerinin dostlarıdırlar. Küfür ile iman arasında bocalarlar.

* Fitne ve fesada, haset ve iftiraya meyillidirler.

* Adalet ve haktan yana olmazlar, kendilerine dokunan meselelerde feryad ederler.

* Allah adını ağızlarından düşürmezler, arap örflerini din diye savunurlar.

* Samimi görünürler, zaman zaman içlerindeki özlem ve gerçeği ifşa ederler. Paraya ve kişilere ilah gibi taparlar.

* Müslümanların en mahremine kadar sızarlar. İnsanları ve idarecileri yönlendirmeye çabalarlar.

* Dış görünüşleri aldatıcıdır, iç yüzleri yüzlerinden okunur. Korkak ve güzel kalıplıdırlar, ağızları güzel laf yapar.

* Münafıklar kötülüğü emreder ve iyiliğe engel olurlar. (Tevbe, 67)

* Münafıklar, insanların namuslarını lekelemekten uzak durmazlar. (Nur, 11)

* Münafıklar kötü söz yayarlar. Zann ile hükmeder ve boş zannın-sözün peşinden koşarlar. (Hucurat, 6)

* Münafıklar, ikiyüzlüdür. İki dillidir. İki kalplidir. (Bakara, 14) Kalpten inanmadıkları halde, inandık derler.

* Münafıklar, ahidlerini bozarlar. Sözünde durmazlar. (Tevbe, 75)

* Münafıklar namaz kıldığında gösteriş yapar. Allah’ı çok az zikrederler. Nefislerinin oyuncağıdırlar.

* Dünya hayatına dalanlar, amelleri boşa gidenler ve ziyana uğrayanlardır.

* İbadetinde gösterişten uzak durmazlar. (Nisa, 142)

* Münafıklar kibir sahibidirler. Ortalığı karıştırır, bozgunculuk yaparlar. Mü’minlerin kötülüğünü isterler, kuruntularla avunan, şeytana uyanlardır. Büyüklük taslarlar, aşağılarlar.

* Bağışlanma dilemekten bile uzak dururlar. (Münafikun, 5)

* Münafıklar, kalbinde olmayanı diliyle söyler. Dilinde olanı ise kalbine yerleştirmezler. (Fetih, 11)

* Münafıklar, düşmanlık yaptığında zalimce, ilkesizce davranırlar.

* Aşırıya gider, insafı terk ederler. (Bakara, 178, 194; Maide, 94)

* Münafıklar, şeytanın oyununa gelir ve Allah’ın bağışlayacağı zannıyla kendilerini avuturlar.

* Daha zamanım var diye kendini kandırırlar. (Hadid, 13)

* Münafıklar, yapmadıkları şeylerle övünürler. Önce kendini sonra çevresinde olanları kandırırlar. (Al-i İmran, 188)

Anlaşıldığı üzere münafıklar hem dine hem iman düşmandır ve iman ettiklerini dilleriyle, Müslüman olduklarını hareket ve kıyafetleriyle ispata çalışırlar. Oysa kalpleri hep başka şeyler söyler.

Münafıklar ile ilgili hadisler

Rasulullah (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:
“Dört huy var ki, onlar kimde bulunursa o tam bir münafık olur. Bu huylardan birisi kendisinde bulunan kimse ise, o huyu terk edene kadar münafıklıktan bir huy taşımış olur. Bu huylar şunlardır:

Konuştuğu zaman yalan söyler.
Söz verdiği zaman sözünü tutmaz.
Kendisine bir şey emanet edilince ona hiyanet eder.
Birisi ile çekişmeye girince hak yer, haddini aşar.”
(Buharî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî)

*****

İbnu Amr İbni’l-As, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hıyanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, husumet edince haddi aşar.”
(Buhari, İman 24, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

*****

Ebu Saîd (radıyallahu anh) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) zamanında bir kısım münâfıklar, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gazveye çıktığı vakit ondan ayrılıp geri kalırlar ve Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a muhalefet edip kaldıkları için rahatlarlar, sevinirlerdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Medine’ye dönünce de gelip andlar, yeminler içerek özürler beyan ederlerdi. Bir de isterlerdi ki, yapmadıkları şeylere övgüye, medh’u senaya mazhar olsunlar. Onların bu hali ile ilgili olarak şu âyet nazil oldu: “Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın sakın onların azabtan kurtulacaklarını sanma, elem verici azab onlaradır” (Âl-i İmrân, 188). Buhari, Tefsir, Al-i İmran 16, (6, 51); Müslim, Sıfatu’l-Münafikin 7, (2777).

*****

İbnu Abbas (radıyallahu anhûmâ): “Allah bir adamın içinde iki kalp yaratmadı…” (Ahzâb, 4) meâlindeki âyet hakkında şunu söylerdi: “Bir gün, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) namaz kılmak için kalkmıştı, namazda bir hata yaptı. Cemaatte onunla namaz kılan münafıklar derhal: “Bakın, bunun iki kalbi var, bunlardan biri sizinle, biri onlarla (Ashabıyla)” dediler. İşte onların bu sözü üzerine bu âyet nazil oldu.” Tirmizî, Tefsir, Ahzâb, (3197).

Özetle

Çağdaş münafıkların özellikleri asli ataları ve hocaları ile aynıdır ama zamana ve coğrafyaya göre teknik değiştirir, etken kabullere ve egemen güçlere göre yön ve tarz değiştirir, zamanın adamı olurlar.

Tek düşünceleri menfaat ve statüleri olan bu kimseler dini silah gibi kullanmakta hünerlidir ve yeri geldiğinde en dindardan daha dindar dahi görülebilirler. Küfür ve isyanlarını riya ve gösterişle maskeleyen bu hainler dine en çok zarar veren dincilerdir ve dini para karşılığı satarlar. Akibetleri karanlık, yerleri cehennem olan bu gafiller, milyonlarca müslümanı kandırmaya da maalesef muktedirdir.

Müslüman ve mü’minlerin görevi ise kanmamak, aldanmamak ve Allah ile aldatılmamaktır.

Kalp en yüce fetva makamıdır ve Kur’an en gerçek yol göstericidir. Sözlerin ve davranışların içine her zaman yalan karışabilirse de imana ve kalbe yalan karışamaz ve imanı-niyetleri bilen sadece Allah’tır. Bu yüzden münafıklar dünyada kandırabilmekteyse de ahiret hesabından kaçamayacaklardır. Çünkü Allah onları kesin olarak bilendir. Kul ise ancak şüphe edebilen ve temkinli yaklaşandır.

Mü’min, söze değil öze bakandır ve dediklerine rağmen hak yola hizmette kusuru bulunanlar için şüphe etmek gerekir. Şüphe varsa da o işin terki gerekir.

Münafıklık bulaşıcıdır ve evden eve dolaşır, haneleri kurutur, önce ibadet, ahlak ve amele sonra da imana sızar. Bu seviye ıslah olamama sınırıdır ve akibet kesinleşir.

Kafirin her zaman tevbe hak ve imkanı vardır ama münafık menfaati için yaşadığından tevbeyi aklına dahi getirmez ve yalanının esiri olur. Bu arada toplumu da peşinden bataklığa sürükler.

Gerçek iman sahipleri ise dünya süslerine mesafeli olan, dünya için değil ahiret için yaşayan, özü sözü bir, mütevazi insanlardır. Kur’an ve sünnete tabi, güvenilir, yalan bilmez bu güzel insanlar ile münafık dinciler arasındaki farkı her zaman anlamak mümkün olamasa da dualar ile feyz istemek ve münafıklardan – tıpkı şeytandan olduğu gibi – Allah’a sığınmak doğru olandır.

Dini amaç ederek paraya ulaşmayı gaye edinen bu münafıkların derdi artık bu zamanda savaştan kaçmak veya hicretten çekinmek değil, zamana uyarak servet biriktirmek, konfor putuna tabi olmak, liyakatsiz oldukları halde işlere talip ve sahip olmaktır.

Çağdaş münafıkların özellikleri bu nedenle anlaşılmak ve uzak durulmak zorunda olanlardır.

Anlaşılamıyorsa müracat için kaynak Kur’an’dır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Tuzak kurmanın dindeki yeri

Tuzak kurmanın dindeki yeri

Tuzak kurmanın dindeki yeri Tuzak, avlanmada kullanılan bir yakalama çeşididir ve sözde kurnazlıkla hayata geçirilir. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir