imanilmihali.com
Çağrı

Çağrı

Çağrı

Ey insanlar!

Allah vardır, Bir’dir, her şeyi gören ve bilen, her şeye gücü yetendir. O’ndan başka ilah ve O2ndan başka Yaratan yoktur. O, hayatı ve ölümü hangimizin daha iyi işler yapacağını görmek için, dünya hayatını kimin şeytanlara aldanıp kimlerin imanda sabit kalacağını görmek için süsleyen, sınav kılandır.

Dünya hayatı süslü bir oyun ve eğlenceden ibaret bir imtihan alanıdır, geçicidir, dönüş Rabbimizedir. Dünya hakkaniyet ve adalet üzerine kurulmuş, kâinattaki denge kader ile nizama bağlanmış, her şey ilahi irade ile tespit ve şekillenmiştir. Yaratan’ın izni ve bilgisi olmadan bir yaprak yere düşemez, bir kuş uçamaz, bir anne doğuramaz.

Ahiret var, hesap ve mizan var, bu dünya yapılan ve yapılmayan, denilen ve denmeyen, gizli kalan veya açık olan her şeyin, her niyet, amel veya düşüncenin bir karşılığı vardır ve hesap zerrece haksızlık yapılmadan, hiç bir şey gizli ve noksan kalmadan yapılacak, kimse kimseyi kurtaramayacak, kimse kimsenin günahını üstlenemeyecek, evlat annesini, baba oğullarını o gün utanç ile görmezden gelecektir.

Ebedi hayat ahiret yurdunda azap dolu ateşler içinde veya mis kokulu gölgeler altında esenlikler diyarında yaşanacaktır. Bunun nasıl şekilleneceği, ahiretin tarlası durumundaki dünya hayatındaki davranış ve sözlerimize, niyet ve fikirlerimize bağlıdır. Ebedi esenlik ve kurtuluş ancak Allah’ın rızasını kazanmak ve O’nun şefaatine mazhar olmakla mümkündür. O’ndan başka sığınılacak liman, O’ndan başka kurtaracak, O’ndan başka Veli yoktur.

Ey insanlar!

Dişi cin İblis ve askerleri, Allah’ın izni ve sınav olsun diye belirli süreye kadar kötülük yapmaya ve insanları ayartmaya yeminli tağut tayfasıdır. Lakin şeytan Allah’ın dilediği kimselere yanaşır, Allah’ın verdiği kadar kötülük yapabilir ve şeytanın imanlı kalpler üzerinde sultası yoktur. Size şeytanlar bulaşıyorsa bilin ki Yüce Allah’ın izniyledir ve siz çoktan ahiret yurdundan vazgeçmişsiniz demektir.

Şeytanlara kanmamak, aldanmamak için Kur’an gözlerinizin önünde ve okunmayı, anlaşılmayı beklemektedir. Kur’an’ı bir kez anlayarak, ana dilde tamamen okuyan, derin derin düşünebilenlerin kalplerine iman dolmaması ve şeytanlara aldanması mümkün değildir.

Ey iman edenler!

İman, bu dünyada Kur’an hikmetinden sonraki en büyük nimettir ve iman etmeyen hiçbir kimse cennete giremeyecektir. Müslüman olmakla mü’min olabilmek arasındaki fark iman edip etmemektedir ve Müslüman olmakla yetinmek Kur’an nimetine haksızlık etmektir.

Hz. Peygamber Allah’ın son peygamberi, İslam kıyamete dek baki kalacak tek, son ve mükemmel din, Kur’an bilen bilmeyen herkesin dünya hayatında da, ahiret sorgusunda da tabi olacağı tek Kutsal Kitap’tır. İslam’dan başka din, Kur’an’dan başka Kitap ve Hz. Peygamber’den başka muteber kutsal yoktur.

Allah’ın dini tektir, değişmez. Değişen toplumların azgınlık durumlarına göre artan veya azalan haram ve helallerdir. Lakin eski kitap ve Peygamber iletileri tahrif edilip değiştirildiği için muteber değildir. Çünkü insan zalim, cahil ve nankördür. İşine gelmeyen vahiyleri işine gelir hale getirmek için Allah’a, dine ve Peygamber’e yalan söyletmekten çekinmez ve elleriyle ayet imal eder, hadis ve sünnet üretir.

Ey şeytan tohumları!

Hurafe, örf, kabulleri din diye tezgâhlayanlar, uydurma hadis ve sünnetleri din diye kakalayanlar, arap milliyetçiliğini dine zorla dayayanlar, İsrailiyat ile siyonizmin zehirli Yahudi oyunlarını dine sokmaya çalışanlar, meal ve tefsirlerle oynayıp dini sözde ılımlılaştırmaya çalışanlar, Allah’ın hükümlerini ve ayetlerin manasını değiştirenler, dini siyaset ve menfaatlere alet edenler, dini baskı ve zorlama aracı yapanlar, küfür cephesi ile el ele dinin altını kazanlar, dincilik yapanlar, münafık ve mürailer, müşrik ve kafirler, zalimler, sünneti Allah’ın farzları üzerine çıkaranlar şeytanların kardeşleridir.

Şefaat sadece Allah’ın razı olduğu kullara aittir ve tümden ve sadece Allah’a aittir. Hiç kimse Allah’ın razı olmadığı kullara şefaat dilenemeyeceği gibi en kutsal Peygamberlerin kendileri dahi şefaate muhtaçtır. Çünkü din günü ve hesap sadece Allah’a aittir, din tümden ve sadece Allah’ındır.

Şeytanlarla bir olmak, nefsin helal olmayan açlıklarına yenilmek, sınav olsun diye var edilen şehvet ve arzuların haram olanlarına dalmak, şeytan işi pisliklere bulaşmak, Kur’an ile men edilen şeylere dadanmak en basitiyle küfürdür ve tevbeyi gerektirir. Her günahın bir bedeli vardır ve günahları temizleyen sadece Allah’tır.

Allah’a iş, oluş, yönetim ve kudrette eş ve ortaklar atamak, Allah’ın YANISIRA birilerini veya bazı varlıkları da ilahlaştırmak şirk demektir. Şirk ise afsızlığa mahkûm tek günahtır. Şeytan asla inkar etmez, askerleri de. Çünkü o gerçeği gözleriyle görmüştür. Ama o insan denen zalim, cahil ve nankör varlığı kandırarak kendisini, parayı, kişileri, dünya süslerini de ilahlaştırmasını sağlar ve bu sayede insana sayısız ilahlar verir. Bunun adı ise şirktir ve afsızlık demektir.

Şeytanlar aldatır, kandırır ama zorlamaz. Çünkü bilirler ki zorlama ile yapılan günahın vebali zorlayanadır. Bunun yerine fısıldar, süslü gösterir, kandırır, nefsi güdüler. Bu durumda da insan kimseleri suçlayamaz ve yediği haltın vebalini sonuna dek üstlenir.

Ey müslümanlar!

Kanmamak için Yüce Allah insana akıl ve ruh vermiş, şuur ve vicdan nasip etmiş, en büyük nimet olan Kur’an’ı nasip ederek hakikatleri, olmuş ve olacakları kıssalar ile açıklayarak dünya yaşamının sınırlarını çizmiş, kendi emir ve yasaklarını tebliğ etmiştir.

Dinen ergenliğe adım atan, on beş yaşına erişen her insan dinen mükelleftir. Sevap ve günah kazanmaya başlar ve o andan itibaren bilmemek mazeret değildir, bilmek ve gereğini yapmak farzdır. Dinen mükellef olan insanların ise yapması gereken ilk şey dinin tek kaynağı olan Kur’an’ı anlayarak okumak ve öğrenmektir. Bu Allah’a ilk ve en büyük borcumuzdur. Anlamadan papağan gibi okumanın, hiç okumamanın,  bazı yerleri binlerce kez okuyarak tamamını hiç okumamanın vebali çok büyüktür.

Diğer yandan Kur’an canlılar için, sınava tabi kullar için, henüz eceli gelmemişler içindir. Ölüler için değil, kabirler ve türbeler için değildir. Kur’an içerisinde dualar barındırsa da dua kitabı değildir. Kur’an sihir ve büyü kitabı hiç değildir. Ayetel Kürsi ve Amener Resulü gibi ayetler dahi kulu belalardan kurtaramaz, onlar bir duadan ibarettir veya kağıt parçasıdır. Kurtaran veya belalara müstahak kılan sadece Allah’tır.

Hakkaniyet ve adalet dünya nizamının temeli, ahiret mutluluğunun anahtarlarıdır. Kul veya kamunun haklarını yiyenler, yetim ve dulların, öksüzlerin, güçsüz ve masumların haklarına musallat olanların şunu çok iyi bilmesi gerekir ki tüm haklar er yada geç sahiplerine geri dönecektir. Bu dünyada olursa ne ala yok ahirete kalırsa ise boynuzlu hayvanın boynuzsuz ile helalleşeceği o günde hakların iadesi sevapların günahlarla takası şeklinde olacaktır ki o gün herkes bir damla ateşten korunmak için tüm dünyalıklarını fidye vermek isteyecek ama kabul edilmeyecektir. O halde hak yemek, en büyük günahlardandır.

Haram ve günahlar tatlı, gerçekler acıdır. Haramlar tatlıdır çünkü yorulmadan, kolayca elde edilir, zevk verir, büyüklenmeye sebep olarak nefsi okşar ama sonu bela, akibeti fenadır.

Ey Allah dostları!

Zulüm Kur’an’ın savaş açtığı tek illettir ki şirk dahi bir zulüm olduğu için afsızlığa mahkûmdur. Mazlumlara, zavallılara, yaşlı ve yoksullara, güçsüzlere ve hastalara, fakirlere, masumlara zulmedenler Allah’a savaş açanlardır ve o zulümlerin misli onlara ateşler olacak geri dönecektir.

Zulme sessiz kalmak şeytanlarla işbirliği etmek, zulme ortak olmaktır. Doğrusu ve güzeli zulme el ile, olmazsa dil ile hiç olmazsa kalp ile karşı koymaktır. Zulme verilen destek ise Allah’ın öfkesine mazhar olan tek suçtur. Firavuna verilen desteğin, ölüm korkusuyla dahi olsa Allah’ın öfkesine mazhar olduğunu bildiren ayetler Müslümanlarca çok iyi okunmalı ve anlaşılmalıdır.

Allah zalimlere süre verendir. Böyle yapması, zalimlerin azgınlıkları artsın, cehennemlikleri hak olsun diye, belki tevbe eder de kurtulurlar diye, o zalimlere uyacaklar da belli olsun diyedir. Zalimlerin lüks ve servetler içinde yüzmesi de bu sebepledir.

Aldatmak ve kandırmak, kibirleri okşamak, harama daldırmak, haksızlığa sevk etmek, yalan ve iftirayla birlikte şeytanın en büyük silahları ve huyudur. Aldanmak ise Kur’an’ı bilmemek, Allah’a kul olmamak, aklı işletmemek, imana sarılmamak, dua ve tevbeyi reddetmektir k sonu dipsiz karanlıklardır.

Ey imanlı kullar!

Dua ve tevbe Yüce Allah’ın insana bahşettiği en büyük nimetlerdendir ve dua tüm kapıları Allah’ın izniyle açan hikmet kapılarıdır. Duaların muhatabı sadece Allah’tır. O’ndan başka dualara cevap verecek ve duyacak yoktur. Tevbe bilinen ve bilinmeyen tüm günahlara perde çeken, temizleyen nimettir ve fakat içten ve samimi olmak zorundadır. Dil ucuyla yapılan tevbelerin hükmü yoktur.

Yemin Allah için, doğruluk üzerine, imana dair ve güzellik hedefli olarak yapılması gereken, kötülüğü terk ve iyiliğe yönelme andıdır. Kötülüğe, şerre, zarar ve ziyana, itaatsizliğe, küfre ve şirke, şeytanlara dair yeminler edilmez, edilmemelidir.

Zekât, kulların ihtiyaç fazlası olan servet, mal ve imkânlarını muhtaçlarla paylaşması, aslen kendi cüzdanlarında duran ama onların olan hakları kendi rızasıyla iade etmesidir. Bu sayede kâinat güzelleşecek, haklar yerine oturacak, din erdirici olacaktır. Servet biriktirmek ve başkalarına ait olan hakları muhafazaya devam etmek ise vebali üstlenmektir ve hakkaniyete zarar verdiği gibi, haramdır ve dine düşman olmaktır.

Tevekkül kenara konan paralara veya rızık ve makam sağladığı varsayılan kişilere değil sadece Allah’adır. Rızkı, medeti, şifayı ve nimeti veren sadece Allah’tır. O bu nimetleri az veya çok ama tek başına verendir. O cimri değildir. O diler ki rızkı bol verdiği kulları kendi elleriyle fazlasını muhtaçlara ulaştırsınlar.

Cihat, Allah ve iman yolunda, Kur’an istikametinde olmak kayıyla, iyilik ve güzelliğe hizmet eden her türden mücadele ve gayrettir, sadece savaşmak demek asla değildir. İlim üreterek de, nasihat ederek de, zekât vererek de, küfürle ve şirkle savaşarak da, hakkı savunurken şehit olarak da, güzel eserler üreterek de, teknoloji ve bilimde icat ve keşifler yaparak da cihat edilir.

Akıl ve bilim, ortak insanlık değerleri, vicdan hürriyeti dinin ana temalarıdır. Aklı işletmemek ise Allah’ın üzerimize pislik atmasına sebep cehaletlerdir.

Ey sapmış ve aldanmışlar!

Yalan ve iftira, açık-ayıp aramak ve özel hayatları irdelemek, gıybet etmek, karalamak şeytanın imana düşman halleridir ve bunlara tamah edenler şeytanın askerleri olduğunu bilmelidir. Kötü ve aşırı zan dahi bu durumdadır ki Allah zulme uğrayanın feryadı dışında kötü sözün açıklanmasını asla istemez. İstemez çünkü o kendisince malumdur ve cezayı verecek olan da kendisidir. Lakin insan ayıp ve günahları ile insandır ve temiz bir hayata başlamak herkesin hakkıdır. O kişiyi gerçek dahi olsa kötülemek ve karalamak umut ve çabalarını baltalamak, iyileşme umutlarını yok etmektir. Bu durumda doğan vebal buna sebep olanlaradır.

Akılları karıştırmak için şeytan hilesi ile itham etmek, adaleti saptırmak, baskı ve zorlama yapmak ise dünya dengelerini ve ilahi nizamı temelden sarsan adiliklerdir.

Tevhid sadece Allah diyebilmek ve Allah’tan başka dost tanımamaktır. Şirk ise şeytanları ilahlık mevkine getirip ilahi nizam ve kudreti paylaştırmak, Allah’ın hükmünü boşa çıkartmaktır. Bu sebeple Tevhid Allah’ın dini, şirk şeytanın dinidir. Pek çok küfür veya basit günah gibi düşünülen şey aslında şirktir ve kul ayetlerden doğrusunu öğrenmek zorundadır.

Kişilere veya paraya tapmak şirkin en yaygın modelidir ki o kişilerin rızasını aramak, o kişilerden medet ve rızık beklemek şirktir. Parayı ahiret hesabının da önüne geçirmek, sevap biriktirmek yerine para biriktirmek, Allah’ı sevmek yerine parayı sevmek, tevekkülü Allah’a yaslamak yerine paraya bağlamak şirktir.

Ehliyet ve liyakat dinin ve beşeri yaşamın değer ve kıymetidir. Ehil olmayanların o işe talip olması bile haram, işin o kimselere verilmesi misliyle haramdır. Kâfir bile olsalar iş ehil olanların hakkıdır, liyakat yerine sadakati öne çıkarmak ise haksızlıkların en mühimi ve vebali en fazla olanıdır.

Gayri Müslimlerin dahi adalet önünde hakları ve hukukları vardır ki adaletin tecellisi masumiyetin korunmasına, suçluların ise cezalandırılmasına bağlıdır. Allah adına dimdik ayakta tutulması emredilen adaletin taraf tutarak, kayırarak, baskı vesilesi yapılarak kötüye kullanılması ise Allah’a savaş açmaktır.

Ey Müslümanlar!

Tesettürle, namazla, hac ibadeti ile yetinmek Müslüman dahi olamamaktır. Mü’min olmak ise ibadeti noksan da olsa Allah’tan başkasına meyletmemek, teslim olmamaktır. Müslüman başkalarını azarlamak yerine kendisini hesaba çeken, haset ve kin yerine gıpta eden ve kötü söz yerine nasihat edendir.

Kulları din dışına aforoz etmek (tekfir) vebali çok yüksek günahlardandır. Çünkü imanı veren ve bilen sadece Allah’tır. yetmiş yıl başınızı secdeden kaldırmasanız dahi hak yiyor ve zulmediyorsanız varacağınız yer ateştir ve zaten sizin İslam’la irtibatınız da yoktur.

İman ediyorsanız ve fakat ibadetiniz noksan ise Allah inşallah sizleri affedecektir.

Başı açık diye, tarikatlara üye değil diye, dincilik yapmıyor diye, batıl fanatikliğinizle tekfir ettiğiniz müslümanların vebalini ahirette elbette ödeyeceksiniz. Yenen haramlar, işlenen gizli günahlar, muta nikahı gibi gecelik eğlencelere uydurulan sözde kılıflar şeytan kandırmacalarından başka şeyler değildir.

Servetle şımarıp, büyüklenmeleriniz, fakir ve muhtaçları aşağılamanız sizi müşrik kılmaktan başka bir işe yaramaz. O haram servetlerle yüzdüğünüz her dakikanın misliyle ateşlere muhatap olacağınızı biliniz.

Kamunun, yetimin hakkına uzanan eller ateşlere davetiyedir. Peygamberimizin, düşman ganimetinden bir yeleği çaldığı için cehennemlik olmakla itham ettiği sahabe kulaklarınıza küpe olmalıdır. Kızım Fatma olsa hırsızlık yapanın elini keserim diyen bir Peygamberin ümmeti olarak hırsızlığa, hırsızlara ettiğiniz biatlar akibetinizi içinden çıkılmaz hale getiren müsibetlerdir.

Atatürk ve silah arkadaşlarına, dava arkadaşlarına gösterdiğiniz düşmanlık imansızlığınızın resmi olduğu gibi, ahde vefasızlığınızın da, dini bilmemenizin de, tarih ve kültür anlayışsızlığınızın da, küfür cephesinin oyununa geldiğinizin de resmidir.

Aranızdaki münafık, mürai ve siyonist yahudileri, arap milliyetçilerini ayırt etmeden ve elemeden imana varamazsınız.

Türklük ve İslam arasını ayırmaya çalışan mason çocuklarını tanımadan, dinci münafıkların oyunlarını anlamadan, siyonizmin kalan tek hedefinin Türklük ve İslam’ı bitirmek olduğunu anlamadan esenliğe varamazsınız.

Cihadın sevabı sadece başaranlara değil, başaramasa da Allah yolunda mücadele edenlerindir. Çünkü Allah amellerden ziyade niyetlere önem ve öncelik verendir. Doğru taraf ise sadece Allah dostlarının tarafıdır.

Hz. İbrahim’i yakmak için Nemrut’un hazırladığı dev ateşi söndürmeye ağzındaki bir damla su ile giden karıncanın şu sözleri bu hayatınıza düstur olmalıdır; “Bu bir damla su ateşi söndüremese de tuttuğum tarafı belli eder!” Yani mesele doğru tarafta, Allah tarafında olmaktır.

Ey cinler, iblis soyları, israiloğulları, beniisrail halkları!

Sizlerde aynı Kur’an’a ve islam’a tabisiniz, aynı Allah’a kulsunuz.

Sizi aldatan dişi cin İblis, ahiret nizamına dair yalanlarla, dünyada kuracağını söylediği yenidünya düzeni yalanlarıyla sizleri de insanlığı da dipsiz karanlıklara sürüklerken Hakk’tan vazgeçmenin bedelini çok ağır ödeyeceksiniz.

Uymakta olduğunuz akılsız, lideriniz sizi de cehennem ateşlerine sürüklerken gelin sizlerden iman edenlere uyun.

Cehennem de İblis’e uyan cinlerde ölümsüz kahırlara müstehak olacak, Rahmani cinler ise mü’minlerle birlikte cennetlere konuk olacaktır.

İblis’in şeytanlıklarını artık görün de hak yoluna dönün!

Ey İslam’a tabi olan insanlık!

Dinen müsterih olmak, imanla, Allah dostlarıyla kalabilenlerin hakkıdır.

Cennetler sadece iman edebilenlere, şeytanlara kanmayanlara aittir.

Allah cehennemleri ağzına dek dolduracağına ahdetmiştir ancak O’nun cennetleri doldurma gibi bir ahdi yoktur.

En büyük mükâfat Allah’ın rızasına erebilmektir.

Dünya hayatı fani, ahiret yurdu bakidir.

Mahşer günü kimseye zerrece haksızlık yapılmayacak, dünyada yapılan herşey eksiksiz olarak ortaya konacak ve hesap çetin olacaktır.

Yüce Allah rahmeti bol ancak azabı çetin olandır.

Allah, fitne ve fesat üretenlerin tuzaklarını başlarına geçirendir.

Hiçbir şey Allah’tan gizli kalamaz ve her şeyin hesabı mutlaka verilecektir.

Aldanmak ve bilmemek mazeret değildir.

Cahiliye arabistanında olduğu gibi kız çocuklarını diri diri toprağa gömmekle, dedelere gelin vermek arasında fark yoktur. On üç yaşında gebe bırakılan kızların ellerinden alınan hayatlarının vebali evvela o işe sebep olan anne ve babayadır.

İslam, huzur, barış, esenlik ve sadece Allah’a teslimiyettir.

İman cennetlerin tek anahtarıdır.

Allah sadece iman edenlerin dostu, velisi ve yardımcısıdır.

Medet, rızık, şifa, nimet, şefaat, din sadece Allah’ındır, O’ndan başka ilah ve hesap soracak olan yoktur!

Birilerinin farklı demesi, en yüksek mertebelerin aksini ispata çalışması, kamuoyunun, genel algıların, ekranlarda oluşturulmak istenen algıların aksini söylemesi gerçeği asla değiştirmez. Çünkü gerçek tamamen ve sadece Kur’an’dadır.

Kalpler Allah için atar, yaşam ve ölümler sadece Allah içindir. Müftüler fetvada verseler kalbe danışmak insanlık ve kulluk vazifesidir.

Ey kullar!

Kurtuluş ve esenlik sadece imanla Kur’an’a sarılarak, tevbe ile Allah yoluna geri dönmede, İslam’ı yeniden Kur’an mihverine oturtmaktadır. Zaman varken doğru ve lazım olan Kur’an ile aydınlanmak ve imanla kurtuluşu sadece Allah’tan dilemektir.

Şekli İslam, İslam olmamaktır. Gerçek İslam ise ayetlerin ruhuna kalplerde yer vermektir.

Namaz kulun miracı, ecel herkesin kendi kıyametidir.

Duanız olmaz ise Allah size kıymet vermeyecek olandır.

Yüce Allah’tan umarak bekleyecekleriniz, O’nun emir ve yasaklarına bu dünyada yaşarken verdiğiniz kıymet ve miktar kadardır. En büyük şefaatçi ise KUR’AN’dır.

Vakit tevbe ile Kur’an’a dönmek, gafletlerden uyanmak ve imana sarılarak Allah’ın affını ummaktır.

Yoksa vebal ve azap kötü, ateşler fenadır.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Herkesin imtihanı farklıdır

Herkesin imtihanı farklıdır

Herkesin imtihanı farklıdır Dünya yaşamının rastgele, tesadüfi, fizik olayları neticesi ortaya çıktığı iddiasındaki küfür cephesi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir