imanilmihali.com
cami

Cami avlusu

Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. (Maide 5/6)

Cami avlusu Müslümanların namaz öncesi ve sonrası muhabbet ettikleri, cenaze namazlarını eda ettikleri, dini sohbet ve toplumsal dayanışma mekanı, mübarek ve güzel yerlerdir. Buralar ticaret ve siyasetle, dünya işleriyle kirletilmemeli, avludaki huzur beşeri işlerle kirletilmemelidir.

CAMİ AVLUSU

Camiler biz Müslümanların Allah’ın evi kabul ettiği, içerisinde her türlü ibadetin hür ve huzur içinde yapılabildiği, temiz ve emniyetli yerlerdir. Camiler zikir ve tefekkür yuvası, Kur’an ilmi merkezleri, secde mekânları, istişare yerleridir. Camiler avlularında mü’minlerin din ve hayat üzerine muhabbet ettiği, cemaatin birbirine doğruluk ve dürüstlük aşıladığı, imanın güçlendiği yerlerdir. Ve camiler İslam’ı öğrenme, yaşama, sevdirme ve yaşatma yerleridir. Camiler dini gün ve gecelerde, ezan vakitlerinde dolup taşan kutsal mekânlardır.

Camiler aynı zamanda imam nikâhlarının kıyıldığı, selaların verildiği, hutbe ve vaazların okunduğu, dini yayınların sergilendiği, kandil ve mevlitlerde lokmaların döküldüğü, lokumların dağıtıldığı, Kur’an okunan ve okutulan, tertemiz yerlerdir.

Camiler kalbinde iman, içinde Allah korkusu olmayan şeytan evliyalarının kapısından içeri adım atamayacağı yerlerdir.

Camiler bayram sabahları dost, kardeş, komşu ve akrabalarla, müminlerle bayramlaşma yeridir.

Camiler, cenazelerimizin son kez ziyaret ettiği kabirden önceki son duraklardır.

Camiler bahçelerindeki teneşir taşı ile insana ölümü hatırlatırken, abdest çeşmeleri ile cenneti, selvi ağaçları ile hayatı, minareleri ile Yüce Allah’ı, kubbeleriyle Peygamber sevgisini anlatır.

Camiler namaz saatleri öncesinde dolar taşar, namaz zamanlarından sonra sessizleşir.

Camiler, belirli gün, gece ve ramazanlarda gece ve gündüz içerisinde müminlerin ikamet ettiği sıcacık iman yuvalarıdır.

Camiler inşallah hayırlara vesile olacak yardımların toplandığı, çocukların sevindirildiği, fakirlere ve dini mekânların giderlerine katkıların toplandığı, bağış, infak ve yardım yerleridir.

Camiler böyleyken avluları da böyledir.

Avlular dev ağaçların gölgesinde kurulu, sessiz, sade, ferah ve huzurlu bahçelerdir. Bir yanda abdest ve hacet yerleri, diğer yanda musalla taşı, yaşlı ve yorgun birkaç bank, uçuşan susamış güvercinler, aşınmış ama tertemiz parke taşlardan kurulu avlu Allah’ın evini ziyaret edenlerin ilk durağıdır.

Bu avlularda dertleşilir, sevinçler paylaşılır, güncel konular istişare edilir, haberler, gelişmeler ve güncel konular üzerine sevgi, dostluk ve kardeşlik söyleşileri yapılır.

Bu avlularda bir bardak su veya bir demli çay muhabbeti daha da güzel ve keyifli hale getirir.

Bayanlara ve Kur’an kurslarına tahsis edilen odalar yan tarafta misafirlerini beklerken erkekler ve özellikle yaşlılar günün çoğu vaktini bu avlularda geçirir. Bazı avlularda da türbe tarzı mezarlar huzur içinde uyurlar.

Hepsi iyi, güzel, dost ve samimi insanlardır. Kaderleri, istikametleri, kalpleri birdir. Hepsi kardeş, hepsi cemaattir.

Diğer ibadethanelerden farklı olarak camilerde çan sesleri, müzikler olmaz.

Din görevlileri zaman zaman cemaate buralarda iştirak eder ve sohbete katılırlar. Dinin ilmini almış bu insanlarla söyleşi daha bir güzel hal alır ve insanlar o konuşmalardan iyi şeyler öğrenir.

Velhasıl camilerde avluları da Müslümanların toplanma yerleri, Allah’ı anma ve secde etme mekânları, huzur ve doğruluğun aşılandığı, fani hayattan ziyade baki hayata yönelik iman, ahlak ve ibadet dolu yerlerdir.

Buralar milletin, halkın, en azından o toplumun aynasıdır. Temizliği ve düzeniyle, ululuk ve azametiyle, söyleşi seviyesiyle, cemaat sayısıyla dışarıdan bakana bir fikir verir.

Buralarda ticaret dâhil dünya hayatı geride bırakılır, kaygılar, tasalar, beklentiler, ızdırap ve sevinçler askıya alınır ve avludan tekrar dışarı çıkılana kadar dünyevi şeylerden ziyade ahirete ait meseleler görüşülür. Fani hayata ait hadise ve haberlerin konuşulması da caizdir lakin o avluların kahvehanelerden farkı seviyesi, üslubu ve mahiyetidir.

Buralarda tartışılmaz, küfredilmez, yüksek sesle gülünmez, başkasını rahatsız edici hiçbir hareket yapılmaz, ahlaksızlık ve çekememezlik gibi nefsin isteklerine burada izin verilmez. Dolayısıyla kötülük ve çirkinlikler avlu dışında kalır, güzellik ve izzet içeri girer.

Camilerin bakımlı ve temiz bulundurulması öncelikle görevlilerin ve doğal olarak bu görevlilerin bağlı olduğu kurumun daha sonra da tüm müminlerin görevidir. Devletin imkânları sınırlı olduğunda gönüllülük esasına göre cemaatten toplanacak yardımlarla o ihtiyaca merhem olunmaya çalışılır.

Camilerde bunlar yapılırken bir de yapılmaması gerekenler vardır.

Dünyada hiçbir ibadethanede kolay kolay rast gelinmeyecek tarzda maalesef bazı cami avlularının içinde ayrı bir bölüm olarak ticari mekânlar (PVC atölyesi gibi) vardır. Dahası vaaz, ezan ve namaz vakitlerinde o ticarethanedeki sesler kesilmez ve o işletmenin atık ve pislikleri etrafa yayılır. Yaydıkları koku ve verdikleri rahatsızlık hat safhadadır. Çünkü camilerde olması gereken sessizlik sadece namazdan on dakika önce ve on dakika sonra değil her zamandır. Çünkü oralar Allah’ın evidir ve insanlar oraya huzur bulmaya, dünyadan kopup Yaratan’ı ile baş başa kalmaya gelir.

Avlularda bazen aşırıya kaçan büfeler, çay ve tost ocakları, kantin türü yerler vardır. Avlu önleri ise çoğu zaman namaza icabet etmeyen ama çıkışta var güçleriyle ve seslerinin en yüksek dozuyla bağıran işportacılar, manavlar, balıkçılar, dericiler ile doludur.

Dilenciler cemaatin duygularını istismar edecek kadar çok ve cüretkârdır. O kadar ki namazdan yaklaşık bir saat önce avluya doluşur ve ayağı çıplak yavruları ortalıkta – adeta park misali- oynar ve bağrışırken, kendileri namaza gelenleri tek tek dolaşıp dilenirler. Cemaat namaz kılarken o avluda oynayan çocukların seslerinden kendisini namazına tam veremez.

Bazı münafık ve kafirlerin ayakkabı, ceket, cep telefonu çaldığı olur bazen. bazen de caminin bizzat halısını, kitabını, ses yayın cihazını veya klimasını. Ya da duvardaki tablo veya bakır hilal ve ay’ı. Bunlara burada söylenecek söz yok! Bu sadece hırsızlığın, ahlaksızlığın eseri değil aynı zamanda imansızlığın göstergesidir ve karşılığını Allah mutlaka verecektir.

Namaz saatleri dışında cami avlularının oyun parkı veya gençler için sohbet yeri gibi kullanılması da hoş değildir. Küfürlü veya en azından argo konuşmalar ve mekana yakışmayacak hafiflikte şakalaşmalar ne yazık ki avlularda yaşananlardır. (Üzülerek söylemek gerekir ki buralarda hem de musalla taşı üzerinde alkol alan kendisini ateist sanan serseri yitikler bile vardır.)

Avlularda değil ama cami içlerinde karşılaşılan en trajikomik olaylardan bir tanesi ise açık unutulan cep telefonları ve oturarak namaz için tahsisli dizi dizi dizilen sandalyelerdir. (Diyanet işleri başkanlığı oturarak namaz kılmanın yapılabildiği takdirde doğrudan yere oturarak yapılması gerektiğini söylemesine rağmen yerde oturmaktan ziyade sandalyede namaz kılanların sayısı azımsanamayacak kadar çoktur.

Sonuçta iyisiyle kötüsüyle camiler ve avluları adeta müminlerin hayata ara verip Allah’a sığındığı, huzur ve güven bulduğu mekânlardır. Buraların temiz ve maksada uygun tutulması ise herkesin görevidir.

Ancak!

Orada bulunmanın maksadı kulun Allah’ına kulluk etmek için secde etmesidir. O mekan bu görev için tahsislidir. Bunun dışındaki hiçbir maksat, yakıştırma, gösteriş ve riyakarlık caiz değildir. Orada bulunmanın tek nedeni vardır o da ibadet etmek, ahlak ve iman bakımından bazı kazanımlarda bulunmaktır. Bu maksadın dışında (zorunlu haller ve dini meseleler hariç) hiçbir maksat için camiye adım atılmaz.

İster camide ister avluda, gerek din görevlisi olsun gerek cemaatten herhangi biri olsun kimse partizanlık yapmaya, taraftar toplamaya çalışmaz.

Buralarda hırsızlık ve ahlaksızlık nasıl yapılamaz ise dedikodu, gıybet, iftira ve yalan laf söylenmez, konuşulmaz.

Buralarda ticaret ve alışveriş cami giderleri için düşünülse bile ibadete baskın çıkamaz.

Buralarda sessiz, ölçülü ve mesafeli olunur, aşırıya ve küstahlığa kaçılmaz, tartışılmaz ve hele kavga hiç yapılmaz.

Buralarda cemaatin dini uyguları, siyasi fikirleri suistimal edilemez.

Buralarda haksızlığa ve adaletsizliğe sessiz kalınmaz. Zulme seyirci olunmaz. Toplumun en zor anlarında, savaş zamanlarında, açlık ve kıtlık yıllarında olduğu gibi cami avluları birer sığınak görevi görür, bu duygu ve mana asla ihmal edilmez.

Dünyanın bilmem hangi ülkesindeki insanlardan ziyade önce kendi mahalle ve semtindeki insanların ihtiyaçları konuşulur, yardım toplanır ve infak edilir.

Buralarda dünya ve devlet meselelerinden ziyade din meseleleri konuşulur.

Buralarda hurafeler, uydurma rivayetler değil sadece Kur’an konuşulur.

Buralarda Kur’an kurslarında Kur’an öğretilir, İslam öğretilir, iman, ibadet ve ahlak öğretilir. Bu kurslarda Arapça öğretilmez. Dil kursuna gitmek isteyenin gideceği yer ilgili dershanelerdir. Hele bu kurslara gösteriş ve herkes görsün diye hiç katılınmaz. Buralarda ders verenler ise Müslüman olmanın mana ve mahiyetini öğretir, dini sevdirir, dini öğretir. Bunun dışında ki maksatlar o işi sevap veya mübah olmaktan çıkarır, Allah rızasından ziyade başkaca kişi ve toplum yararına menfaat sağlama, taraftar toplama boyutuna girdiği içinse hayırdan çok şer getirir.

Buralardaki vaaz ve hutbelerde hayırlar ve güzeller övülürken batıl, haram ve zulüm olan ahlaksızlık ve adaletsizlikler yerden yere vurulur. Esasa dokunmayan klişe söyleşilerden ziyade iman arttırıcı, imanın gereği olan hususlarda cemaatin aydınlanması sağlanır. Haksızlığa karşı dikilmek yerine zulme sessiz kalınmaz. Çünkü İslam akıl, inanç ve zulme karşı gelmek tabanlıdır.

Sonuç olarak; camiler ve avluları müminlerin hoş ve temiz ibadethaneleridir. Sadece ve sadece Allah rızası gözetilerek oralara gelinir ve oralar sadece Allah rızası için temiz ve dünyevi meselelerden uzak muhafaza edilir. Cematte din görevlileri de oralarda sadece Allah rızası için iş yapar ve ibadet ederler.

Riya ve gösteriş timsali insanların doğru olmayan söz, davranış ve haktan uzak tutumlarına müsaade edilmez. Oralarda insanların duyguları suistimal edilmez.

Apartman arasına sıkışmış, balkondan dışarı verilen hoparlörler ile çirkin görünümlü iki oda mescitler, yasal olmayan sözde dini kurslar, cami avlularında yer alan abartılı ve rahatsız edici ticari mekânlar en derin manadaki cami kavramına yakışmayan örneklerdir.

Buralar Allah’ın eviyse öyle davranmak gerekir.

Allah’ın huzurunda ne yapılırsa o yapılmalı, ne yapılamaz ise ondan uzak durulmalıdır. Bunun dışındaki hiçbir şey doğru ve yakışık değildir.

Oralara ahlaksızlığı, partizanlığı, suistimali, çıkar ve menfaati sokanlar, dini yanıltanlar, Allah’ın ayetlerini değiştirenler ve buna müsaade edenler ise o namaz vaktinden faydadan çok zarar görenlerdir.

CAMİ AVLUSU

Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. (Nisa 4/43)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

64 + = 66