Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / Hutbe ve vaazlar / Çanakkale zaferi hutbesi şöyle olmalıydı
imanilmihali.com
Çanakkale zaferi hutbesi şöyle olmalıydı

Çanakkale zaferi hutbesi şöyle olmalıydı

Çanakkale zaferi hutbesi şöyle olmalıydı

ÇANAKKALE SAVAŞI VE İMANIN GÜCÜ (15 Mart 1919) 

Muhterem Müslümanlar!

Çanakkale savaşları, sebep ve sonuçları ile tarihin akışını değiştiren muazzamlıkta, kahraman milletimizin vatan topraklarını küfrana karşı savunmak için ölümü göze aldığı, bu güzel toprakları çiğnetmemek için yüzbinlerce şehit verdiği ama düşmana ‘Çanakkale Geçilmez’ dedirttiği mukaddes bir zaferdir.

Önce denizden ve geçemeyince daha sonra karadan yurt topraklarına musallat olan saldırgan düşmana karşı Türk Ordusunun gösterdiği bu başarı, kalplerdeki yurt sevgisi ve millet aşkından, düşmana göğüs geren her bir neferinin imanının kuvvetli oluşundandır. Çünkü Allah daima doğrunun yanındadır ve Allah kendisine yardım edenlere yardım eder.

İslam’ın sancağını, ezanın sesini, vatan topraklarının mukaddesatını ezdirmemek için canlarını ortaya koyan başta Mustafa Kemal Atatürk ve komuta heyeti olmak üzere, şehadet sabahını bayram sabahı gibi bekleyen kahraman askerlerimiz, cephe gerisindeki kadın ve çocuklarımız, geri dönmeyi düşünmeden cepheye koşmuş, Seyit Onbaşılar, Bigalı Mehmet Çavuşlar bu sayede destanlaşmıştır.

Bu zafer, Yüce Allah’ın Türk milletine doğruluk ve mertlikte sebatına karşılık bir mükâfatı, yayılmacı ve sömürücü düşmanın haksız ve gereksiz saldırısına karşılık bir cezasıdır. Bir nevi haçlı saldırısı gibi dünyanın dört yanından asker ve silah biriktirerek İslam’ın kalesi Anadolu topraklarına göz koyan, Çanakkale’de kan kusan düşmana bir avuç neferle, eksik ve eski silah ve yetersiz mermi ile karşı koyan ancak sabrı, cesareti ve imanıyla zafere erişen kahraman ordumuzun bu başarısı elbette Allah’ın dilemesiyle ve yardımıyladır.

“Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.” (Al-i İmran 3/13)

Muhterem Müslümanlar!

Allah yolunda Şehit olma isteği yani cihat, imanın en yüce mertebesidir ki erinden komutanına tüm askerlerimizin gönlünde taht kuran bu istek sayesinde havadan ve denizden aylarca ateş kusan düşmana karşı yılmadan direnen, az sonra şehit düşeceğini bildiği halde hücum edebilen dünyada başkaca bir ordu ve millet yoktur. Tabyalarda, Arıburnu ve Conkbayırı’nda, Anafartalar’da kendisinden sayıca kat kat fazla olan düşmana karşı şehadet arzusu ile direnen, açlıkla, ilaçsızlıkla da imtihan edilen Kahraman Türk evlatları orada sadece zulme karşı direnmekle kalmamış aynı zamanda cihana mertlik ve insanlık dersi de vermiştir.

Morfin olmayan hasta çadırlarında, az miktardaki morfini boşuna kullanmamak için öz oğlunu ölüme terk edebilen fedakar doktor babaların, morfinsiz diş çektirip bir dakika sonra koşarak cepheye geri dönen Mehmetçiğin, bir patates ve bol sulu çorba ile katıksız öğün edenlerin destansı hikayesidir Çanakkale.

Bunca yokluğa, saldırgan düşmanın acımasızlığına rağmen zulme yanaşmayan, intikam hissi taşımayan, bilakis merhameti her daim yüreğinde taşıyan, yaralı düşman askerini ateş hattından canını ortaya koyup cepheye taşıyıp su ve yemek veren, esir askerlere kardeş muamelesi yapan, kadın ve çocuklara dokunmayan, kin gütmeyen, düşman askerlerinin ölenlerine evlatlarımız diyen başkaca bir ordu yeryüzünde mevcut değildir.

Bu sayededir ki savaştan sonra hala tüm dünya Türk’ün muazzam savaş kudretine, mertliğine ve insanlığına şapka çıkartmakta, tüm dünya bu boğazların adalet ve hakkaniyet timsali Türk Milleti’nin elinde kaldığına şükretmektedir. Tüm İslam alemi halen Türk’ün bu zaferi ile umutlanmakta, inancını tazelemekte, kahraman Mehmetçik önünde saygıyla eğilmektedir.

Değerli Müslümanlar!

Ecdadımız, Mustafa Kemal önderliğinde, kaderin Türk milletine yüklediği mukaddes görev bilinciyle, Allah’a olan imanları, vatana olan sevdaları, cesaretleri ve fedakârlıklarıyla tarihin hiçbir döneminde inancından ve bağımsızlığından taviz vermemiş, zulme asla boyun eğmemiştir. İşte imanlı göğüslerin Allah aşkıyla şahlandığı bu destanlardan biri olan bu Çanakkale Zaferi, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla bir milletin omuz omuza vererek üstlendiği büyük mücadelenin adıdır. Çanakkale, kahraman Mehmetçiğin, imanından aldığı güçle bütün dünyaya “Çanakkale Geçilmez” diye haykırdığı, tertemiz alnından vurulup toprağa düştüğü yerdir. Yüreği sarsılmaz bir imanla dolu olanların, kalbi vatan aşkıyla çarpanların yedi düvele karşı bütün yokluk ve imkânsızlıklara rağmen kazandığı zaferdir Çanakkale.

Muhterem Müslümanlar!

Çanakkale Savaşı bize bir kez daha göstermiştir ki; kalbi imanla ve Allah aşkıyla çarpan kahraman milletin kahraman ordusu, komutanından erine kadar şehadet arzusu ve vatan aşkıyla cephelere koştukça Allah’ın şanlı yardımı gelecek ve düşman ne denli çetin olursa olsun galibiyet İmanlı Kalplerin olacaktır.

Çanakkale’de şahlanan bu muazzam ruhun idrakinde olarak bir ve birlik halinde Yüce Türk Milleti’nin Allah ve vatan aşkı etrafında birleşmesi sayesinde şehit ve gazilerimizin emaneti olan bu topraklar daima Türk kalacak, milletin hayır duaları eksilmeyecek, Türk halkının mukaddesat ve maneviyatı hep diri kalacak, gelecek nesillere de taşınacaktır.

Kurtuluş Savaşı’na da nüve teşkil eden bu kahramanlık destanının baş mimarı Gazi Mustafa Kemal ve dava arkadaşları Çanakkale savaşında şahit oldukları iman gücü ve esarete karşı koyma inancına güvenerek 1919’da Samsun’a çıkmış ve vatanı kirli düşman postallarından kurtarmıştır. Yani Çanakkale sadece 1915 yılının değil Türk Kurtuluş savaşının da aynı ruh ve inançla yaşanmasına sebep olan bir kahramanlık destanıdır.

Muhterem Cemaat,

Unutulmasın ki Allah daima doğrunun yanındadır, cihat zulme ve haksızlığa karşı Allah emridir, Allah imanlı kullarının dostudur ve Allah kendisine yardım edene yardım eder. Allah bizler için kıyamete dek İslam’ı tek ve son din olarak seçmiş, tüm İslam âlemini Kur’an etrafında bir ve birlik olmaya çağırırken, Hz. Peygamber vasıtasıyla nasıl mütevazi, doğru, dürüst ve örnek bir İslam yaşanacağını göstermiştir. Ve Allah nankörleri, cihattan kaçanları, malları ve servetleri kendisine cihattan daha sevgili gelenleri, düşmanla işbirliği edenleri, zalimleri, haksızları sevmez.

Fani dünya hayatının sahte zevklerine, yalan ve dolana feda edilen ömürler yerine doğru olan Allah yolunda sebat etmektir. Dağılıp, parçalanmak yerine doğru ve güzel olan hak ve adalette bir ve birlik olmaya çalışmaktır. Çanakkale’yi kazandıran ruh inanç ve kardeşlik ruhudur. Kardeşlik ruhu devam ettikçe, iman kardeşliği tesis edilebildikçe Türk’ün sırtı da yere gelmeyecektir.

Rabbim, vatanımıza ve milletimize bir daha işgaller göstermesin, bu millete bir daha İstiklal marşı yazdırmasın.

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. (Şehitler) Allah’ın nimetine, keremine ve Allah’ın, mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.” (Al-i İmran 3/169-171)

Bu vesileyle bu mübarek günde bir kez daha Allah yolunda canları ve mallarıyla cihat eden başta Mustafa kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, erinden generaline, kadınından erkeğine, gencinden yaşlısına tüm şehit, gazi ve merhumlarımıza Allah’tan rahmet dileyelim, ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun, Allah tamamından razı olsun.

Tüm kahraman askerlerimizin ruhuna El Fatiha.

Bu yazıyı okudunuz mu?

hutbe

Asr suresinin öğrettiği hakikatler hutbe

Asr suresinin öğrettiği hakikatler hutbe İLİ : GENEL TARİH : 17.02.2017 ASR SURESİ’NİN ÖĞRETTİĞİ HAKİKATLER ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir