Anasayfa / KUR'AN-I KERİM / Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri / Casiye suresi – Karşılaştırmalı meal
imanilmihali.com
Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Casiye suresi – Karşılaştırmalı meal

Casiye suresi – Karşılaştırmalı meal

Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri

CASİYE SURESİ

Ali Bulaç Rahman ve Rahim Olan Allah`ın Adıyla
Diyanet Vakfı Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
Elmalılı Hamdi Yazır Bismilahirrahmanirrahim
Süleyman Ateş Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla..
Yaşar Nuri Öztürk Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
Ali Bulaç 1- Ha, Mim.
Diyanet Vakfı l. Hâ. Mîm.
Elmalılı Hamdi Yazır 1-Ha, Mim,
Süleyman Ateş 1. Ha mim.
Yaşar Nuri Öztürk 1 Hâ, Mîm.
Ali Bulaç 2- Kitabın indirilmesi, üstün ve güçlü olan, hüküm ve hikmet sahibi Allah’tandır.
Diyanet Vakfı 2. Kitap, azîz ve hakîm olan Allah tarafından indirilmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır 2-Kitap indirilmesi o güçlü ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.
Süleyman Ateş 2. Kitabın indirilmesi, o üstün, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.
Yaşar Nuri Öztürk 2 Azîz ve Hakîm olan Allah’tan Kitap’ın indirilişidir bu…
Ali Bulaç 3- Şüphesiz, mü’minler için göklerde ve yerde ayetler vardır.
Diyanet Vakfı 3. Şüphesiz göklerde ve yerde inananlar için birçok âyetler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 3-Muhakkak göklerde ve yerde mü’minler için ayetler vardır.
Süleyman Ateş 3. Şüphesiz göklerde ve yerde, inananlar için ibretler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 3 Kuşkusuz, göklerde ve yerde, iman sahipleri için sayısız ayetler vardır.
Ali Bulaç 4- Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.
Diyanet Vakfı 4. Sizin yaratılışınızda ve (Allah’ın) yeryüzünde yaydığı canlılarda, kesin olarak inanan bir toplum için ibret verici işaretler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 4-Canlıları çeşit çeşit üreterek sizi yaratmasında da kesin inanan bir topluluk için çok deliller vardır.
Süleyman Ateş 4. Sizin yaratılışınızda ve (yeryüzünde) yaymakta olduğu canlılarda, kesin olarak inananlar için ibretler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 4 Ve sizin yaratılışınızda, her yana yaydığı canlılarda, kesinliği yakalayan bir topluluk için ibretler, işaretler vardır.
Ali Bulaç 5- Gece ile gündüzün ardarda gelişinde (veya aykırılığında), Allah’ın gökten rızık indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgarları (belli bir düzen içinde) yönetmesinde aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır.
Diyanet Vakfı 5. Gecenin ve gündüzün değişmesinde, Allah’ın gökten indirmiş olduğu rızıkta (yağmurda) ve ölümünden sonra yeri onunla diriltmesinde, rüzgârları değişik yönlerden estirmesinde, aklını kullanan toplum için dersler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 5-Gece ile gündüzün değişmesinde, Allah’ın gökten rızık (kaynağı yağmuru) indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgarları çevirmesinde (yönlendirmesinde) aklı olan bir kavim için bir çok deliller vardır.
Süleyman Ateş 5. Gecenin ve gündüzün değişmesinde, Allah’ın gökten rızık (sebebi) indirip onunla ölümünden sonra yeri diriltmesinde, rüzgarları estirmesinde düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 5 Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın gökten bir rızık indirip de onunla yerküreyi ölümünden sonra hayata kavuşturmasında, rüzgârların herbir yana sevkedilişinde de aklını çalıştıran bir topluluk için izler, işaretler vardır.
Ali Bulaç 6- İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar, Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler?
Diyanet Vakfı 6. İşte sana gerçek olarak okuduğumuz bunlar Allah’ın âyetleridir. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?
Elmalılı Hamdi Yazır 6-İşte bunlar Allah’ın ayetleridir. Sana onları hakkıyla okuyoruz. Artık Allah’ın ayetlerine inanmadıktan sonra hangi söze inanırlar.
Süleyman Ateş 6. İşte şunlar, Allah’ın ayetleridir, onları sana gerçek ile okuyoruz. Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi hadise (söze) inanacaklar?
Yaşar Nuri Öztürk 6 İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. Hal böyle iken Allah’tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise/söze inanıyorlar?!
Ali Bulaç 7- Gerçeği sürekli ters yüz eden, günaha düşkün olan herkesin vay haline.
Diyanet Vakfı 7. Vay haline, her yalancı ve günahkâr kişinin!
Elmalılı Hamdi Yazır 7-Her günahkar sahtekarın vay haline!
Süleyman Ateş 7. Her yalancı, günah yüklü kimseye yuh olsun!
Yaşar Nuri Öztürk 7 Yazıklar ve azaplar olsun günaha batmış her yalancı iftiracıya,
Ali Bulaç 8- Kendisine Allah’ın ayetleri okunurken işitir, sonra müstekbirce (inatla kibirlenerek) sanki işitmemiş gibi ısrar eder. Artık sen onu acı bir azabla müjdele.
Diyanet Vakfı 8. O, Allah’ın kendisine okunan âyetlerini işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onları duymamış gibi (küfründe) direnir. İşte onu acı bir azap ile müjdele!
Elmalılı Hamdi Yazır 8-Allah’ın ayetleri, karşısında okunurken işitir de sonra kibrinden hiç işitmemiş gibi ısrar eder. İşte onu acı bir azap ile müjdele!
Süleyman Ateş 8. O, Allah’ın ayetlerinin kendisine okunduğunu işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onları işitmemiş gibi (küfründe) direnir. Onu, acı bir azab ile müjdele.
Yaşar Nuri Öztürk 8 Ki Allah’ın ayetleinin kendisine okunuşunu dinler, sonra böbürlenmiş olarak inadında devam eder. Sanki hiç duymamıştır onları. Artık acıklı bir azapla muştula böylesini.
Ali Bulaç 9- Ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman, alay konusu edinir. İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.
Diyanet Vakfı 9. (O) âyetlerimizden bir şey öğrendiği zaman onlarla alay eder. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır!
Elmalılı Hamdi Yazır 9-Ayetlerimizden birşey öğrendiği vakit, onu alaya alır. İşte onlar için horlayıcı bir azap vardır.
Süleyman Ateş 9. O, bizim ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman onunla alay eder. İşte öyleleri için alçaltıcı bir azab vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 9 Ayetlerimizden birşeyin bilgisine ulaşınca, alaya aldı onu. İşte onlar içindir horlayıp yere batıran bir azap.
Ali Bulaç 10- Arkalarından cehennem (onları izlemektedir). Kazandıkları şeyler, onlara hiç bir yarar sağlamaz. Allah’tan başka edindikleri veliler de. Onlar için büyük bir azab vardır.
Diyanet Vakfı 10. Ötelerinde de cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah’ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara hiçbir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.
Elmalılı Hamdi Yazır 10-Peşlerinde cehennem var. Ne kazandıkları şeyler, ne de Allah’tan başka edindikleri dostlar, onlardan hiçbir şeyi (azabı) kaldıramaz. Onlara büyük bir azap vardır.
Süleyman Ateş 10. Ötelerinden de cehennem (onları beklemektedir). Ne kazandıkları ve ne de Allah’tan başka edindikleri veliler kendilerine bir yarar sağlayabilir. Onlar için büyük bir azab vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 10 Arkalarından cehennem! Kazanmış oldukları da Allah dışında edindikleri veliler de onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır. Çok büyük bir azap vardır onlar için.
Ali Bulaç 11- İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkar edenler ise, onlar için, (en) iğrenç olanından acı bir azab vardır.
Diyanet Vakfı 11. İşte bu Kur’an bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere gelince, onlara en kötüsünden, elem verici bir azap vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 11-Bu (Kur’an) bir irşattır. Rablerinin ayetlerin! inkar edenlere ise, en kötüsünden acı bir azap vardır.
Süleyman Ateş 11. İşte yol gösterici, bu(Kur’an)dır. Rablerinin ayetlerini tanımayanlar için çok çetin bir azab vardır!
Yaşar Nuri Öztürk 11 İyiye ve güzele bir kılavuzdur bu! Rablerinin ayetlerini inkâr edenler için, korkunç bir pislik azabı öngörülmüştür.
Ali Bulaç 12- Allah; kendi emriyle gemiler akıp gitsin ve O’nun fazlından ararsınız diye, sizin için denize boyun eğdirdi. Umulur ki şükredersiniz.
Diyanet Vakfı 12. Allah o (yüce) varlıktır ki, emri gereğince içinde gemilerin yüzmesi ve lütfedip verdiği rızkı aramanız için ve de şükredesiniz diye denizi size hazır hale getirmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır 12-Allah o (yüce) zattır ki, sizin için denizi emre amade kıldı, emriyle orada gemiler seyredip gitsinler diye; bir de (O’nun) lütfundan isteyesiniz ve gerek ki şükredesiniz diye.
Süleyman Ateş 12. Allah’tır ki denizi size boyun eğdirdi, ta ki gemiler buyruğuyla denizin içinde akıp gitsin de, siz bu sayede O’nun lutfundan payınızı arayasınız ve şükredesiniz.
Yaşar Nuri Öztürk 12 Allah size denizi boyun eğdirdi ki, içinde gemiler O’nun emriyle akıp gitsin, lütfundan istekte bulunasınız ve şükredebilesiniz.
Ali Bulaç 13- Kendinden (bir nimet olarak) göklerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
Diyanet Vakfı 13. O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lütfu olmak üzere) size boyun eğdirmiştir. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 13-Göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden bir lütuf olarak size amade kıldı. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için deliller vardır.
Süleyman Ateş 13. Göklerde ve yerde bulunan şeyleri kendisinden (bir lutuf olarak) size boyun eğdirdi. Elbette bunda, düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Yaşar Nuri Öztürk 13 Göklerde ne var, yerde ne varsa tümünü, O’ndan bir lütuf olarak size boyun eğdirmiştir. Bunda, derin derin düşünen bir topluluk için elbette ibretler vardır.
Ali Bulaç 14- İman edenlere de ki: ‘(Allah’ın) Onları kazandıklarıyla cezalandırması için, Allah’ın günlerini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar.’
Diyanet Vakfı 14. İman edenlere söyle: Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları bağışlasınlar. Çünkü Allah her toplumu, yaptığına göre cezalandıracaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır 14-İman edenlere söyle: Allah’ın cezalandıracağı günlerin (geleceğin)i ümit etmeyen kimseleri bağışlasınlar; çünkü (Allah) her kavmi kazandıkları ile cezalandıracaktır.
Süleyman Ateş 14. İnananlara söyle: Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları affetsinler ki (Allah), bir toplumu, yaptıklarıyle cezalandırsın.
Yaşar Nuri Öztürk 14 İman edenlere söyle: “Allah’ın günlerini ummayanları affetsinler ki, O, bir toplumu kazandıklarıyla cezalandırsın.”
Ali Bulaç 15- Kim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim kötülük yaparsa, artık o da kendi aleyhinedir. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.
Diyanet Vakfı 15. Kim iyi iş yaparsa faydası kendinedir, kim de kötülük yaparsa zararı yine kendinedir. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır 15-Her kim iyi bir iş yaparsa kendi yararınadır, her kim de kötü yaparsa kendi aleyhinedir. Sonra hep döndürülüp Rabbinize götürüleceksiniz.
Süleyman Ateş 15. Kim iyi bir iş yaparsa yararı kendisinedir, kim de kötülük yaparsa zararı kendisinedir. Sonunda Rabbinize döndürüleceksiniz.
Yaşar Nuri Öztürk 15 Kim hayra ve barışa yönelik bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kötülük yapan da kendi aleyhine yapmış olur. Sonunda Rabbinize döndürülürsünüz.
Ali Bulaç 16- Andolsun, İsrailoğullarına Kitap, hüküm ve peygamberlik verdik, onları temiz ve güzel şeylerle rızıklandırdık ve onları alemlere üstün kıldık.
Diyanet Vakfı 16. Andolsun ki biz, İsrailoğullarına Kitap, hüküm ve peygamberlik verdik. Onları güzel rızıklarla besledik ve onları dünyalara üstün kıldık.
Elmalılı Hamdi Yazır 16-Andolsun ki, Biz vaktiyle İsrail oğullarına kitap, hüküm ve peygamberlik vermiştik. Kendilerini temiz rızıklardan rızıklandırmıştık ve alemlerin üstüne geçirmiştik.
Süleyman Ateş 16. Andolsun biz, İsrail oğullarına Kitap, hüküm (hikmet, hükümranlık) ve peygamberlik verdik, onları güzel rızıklarla besledik ve onları alemlere üstün kıldık.
Yaşar Nuri Öztürk 16 Yemin olsun, biz, İsrailoğullarına Kitap’ı, hükmetme gücünü, peygamberliği verdik, onları temiz yiyeceklerden rızıklandırdık ve kendilerini âlemler üzerine imtiyazlı kıldık.
Ali Bulaç 17- Ve onlara bu emirden açık belgeler verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki ‘hakka tecavüz ve azgınlıktan’ dolayı ihtilafa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ihtilafa düştükleri şeyde kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Diyanet Vakfı 17. Din konusunda onlara açık deliller verdik. Ama onlar kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır 17-Bu emirden onlara açık deliller de vermiştik. şimdi ihtilaf etmeleri sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki düşmanlık ve ihtirasları yüzündendir. Muhakkak ki Rabbin onların ihtilaf edip durdukları şeyde kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
Süleyman Ateş 17. Ve onlara bu (din) iş(in)de açık deliller verdik. Onlar kendilerine bilgi geldikten sonra sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Şüphesiz, Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri şeylerde onlar arasında hüküm verecektir.
Yaşar Nuri Öztürk 17 Onlara, iş ve yönetime ilişkin açık-seçik belgeler verdik. Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki azgınlık ve kıskançlık yüzünden ihtilafa düştüler. Hiç kuşkusuz, Rabbin, onlar arasında, tartışıp durdukları şeyle ilgili olarak kıyamet günü hüküm verecektir.
Ali Bulaç 18- Sonra seni bu emirden bir şeriat üzerine kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)larına uyma.
Diyanet Vakfı 18. Sonra da seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.
Elmalılı Hamdi Yazır 18-Sonra emirden (olan) bir şeriat ile seni vazifelendirdik; onun için sen o şeriata uy’da ilmi olmayanların arzularına uyma!
Süleyman Ateş 18. Sonra seni de buyruk(umuz)dan bir şeriate (bir hukuk düzenine) koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin keyiflerine uyma.
Yaşar Nuri Öztürk 18 Daha sonra seni, iş ve yönetimde bir şerîat/bir yol-yöntem üzerine koyduk. Artık ona uy! Bilmeyenlerin keyifleri ardınca gitme!
Ali Bulaç 19- Çünkü onlar, Allah’tan (gelecek) hiç bir şeyi senden savamazlar. Şüphesiz zalimler, birbirlerinin velisidirler. Allah ise, muttakilerin velisidir.
Diyanet Vakfı 19. Çünkü onlar, Allah’a karşı sana hiçbir fayda vermezler. Doğrusu zalimler birbirlerinin dostlarıdır; Allah da takvâ sahiplerinin dostudur.
Elmalılı Hamdi Yazır 19-Çünkü onlar, Allah’ tan gelecek hiçbir şeyi senden savuşturamazlar. Gerçekten zalimler birbirlerinin dostlarıdır. Allah ise, kendisinden korkanların dostudur.
Süleyman Ateş 19. Çünkü onlar, Allah’tan (gelecek) hiçbir şeyi senden savamazlar. Zalimler birbirlerinin velisidirler. Allah ise korunanların velisidir.
Yaşar Nuri Öztürk 19 Kuşkun olmasın ki onlar, Allah karşısında sana hiçbir yarar sağlayamazlar/Allah’tan gelecek hiçbir şeyi senden uzaklaştıramazlar. Zalimler birbirlerinin dostlarıdır; Allah ise takvaya sarılanların Velî’sidir.
Ali Bulaç 20- Bu (Kur’an), insanlar için basiret (nuruyla Allah’a yönelten ayet)lerdir, kesin bilgiyle inanan bir kavim için bir hidayet ve bir rahmettir.
Diyanet Vakfı 20. Bu (Kur’an), insanlar için basiret nurları, kesin olarak inanan bir toplum için hidayet ve rahmettir.
Elmalılı Hamdi Yazır 20-Bu (Kur’an) basiret nurları (insanların kalp gözünü açan bir nur) ve kesin bilgi edinecek bir kavim için de hidayet ve rahmetin ta kendisidir.
Süleyman Ateş 20. Bu (Kur’an), insanlara kanıtlar(sunmakta)dır; kesin olarak inananlara yol gösterici ve rahmettir.
Yaşar Nuri Öztürk 20 Bu Kur’an, insanların kalp gözlerini açacak ışıklardan oluşur. Gereğince inanan bir toplum için de bir kılavuz ve bir rahmettir o.
Ali Bulaç 21- Yoksa kötülüklere batıp-yara alanlar, kendilerini iman edip salih amellerde bulunanlar gibi kılacağımızı mı sandılar? Hayatları ve ölümleri bir mi (olacak)? Ne kötü hüküm veriyorlar.
Diyanet Vakfı 21. Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi ameller işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Elmalılı Hamdi Yazır 21-Yoksa o kötülükleri yapıp duran kimseler, kendilerini iman edip iyi ameller yapan kimseler gibi yapacağız, hayatlarım ve ölümlerin! bir tutacağız mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar.
Süleyman Ateş 21. Yoksa kötülükleri işleyen kimseler, kendilerini, inanıp iyi ameller işleyen kimseler gibi yapacağımızı mı sandılar? Yaşamaları ve ölümleri onlarla bir olacak öyle mi? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Yaşar Nuri Öztürk 21 Kötülüklere cesaretle dalanlar sanıyorlar mı ki, biz kendilerini, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlarla aynı tutacağız. Hayatları ve ölümler onlarla aynı mı olacak?! Ne kötü hüküm veriyorlar bunlar!
Ali Bulaç 22- Allah, gökleri ve yeri hak olarak yarattı; öyle ki, her nefis kazandıklarıyla karşılık görsün. Onlara zulmedilmez.
Diyanet Vakfı 22. Allah, gökleri ve yeri yerli yerince yaratmıştır. Böylece herkes kazancına göre karşılık görür. Onlara haksızlık edilmez.
Elmalılı Hamdi Yazır 22-Halbuki Allah, gökleri ve yeri hak ile yaranı. Hem de herkesi, hakları hiç yenilmeksizin, kazandığı ile cezalandırmak için.
Süleyman Ateş 22. Allah, gökleri ve yeri gerçek olarak yaratmıştır ki her can, kazandığıyle cezalandırılsın, kimseye haksızlık edilmez.
Yaşar Nuri Öztürk 22 Ve Allah, gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Ta ki her benlik, kazancının karşılığıyla, hiç kimse zulme uğratılmaksızın, yüz yüze getirilsin.
Ali Bulaç 23- Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah’ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağı ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah’tan sonra ona kim hidayet verecektir? Yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz?
Diyanet Vakfı 23. Hevâ ve hevesini tanrı edinen ve Allah’ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâla ibret almayacak mısınız?
Elmalılı Hamdi Yazır 23-Tanrısını hevesi edinen ve Allah’ın durumunu bilerek kendisini şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne de perde çektiği kimseye şimdi bir baksana! Artık onu Allah’tan sonra kim yola getirebilir. Hala düşünmez misiniz?
Süleyman Ateş 23. Keyfini tanrı edinen ve Allah’ın bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi ona Allah’tan sonra kim doğru yolu gösterecek? Düşünmüyor musunuz?
Yaşar Nuri Öztürk 23 Kendisinin ilahı olarak kendi duygu ve arzusunu almış kişiyi gördün mü? Allah onu bir ilim üzerine saptırmış, kulağı ve kalbi üzerine mühür basmış, gözünün üstüne de bir perde çekmiştir. Allah’tan sonra ona kim kılavuzluk edecektir. Hâlâ düşünüp ibret almıyor musunuz?
Ali Bulaç 24- Dediler ki: ‘(Bütün olup biten,) Bu dünya hayatımızdan başkası değildir, ölürüz ve diriliriz; bizi ‘kesintisi olmayan zaman’ (dehrin akışın)dan başkası yıkıma (helake) uğratmıyor.’ Oysa onların bununla ilgili hiç bir bilgileri yoktur; yalnızca zannediyorlar.
Diyanet Vakfı 24. Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman helâk eder. Bu hususta onların hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır 24-Hem dediler ki: “O hayat ancak bizim şu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder.” Halbuki bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece zannederler.
Süleyman Ateş 24. Dediler ki: “Ne varsa dünya hayatımızdır, başka bir şey yoktur. Ölürüz, yaşarız. Bizi zamandan başkası helak etmiyor.” Fakat onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zannediyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk 24 Dediler ki: “Şu dünya hayatımızdan başkası yok. Ölüyoruz, diriliyoruz. Bizi zamandan başkası helâk etmiyor.” Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Sadece sanıda bulunuyorlar.
Ali Bulaç 25- Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, onların (sözde) delilleri: ‘Eğer doğru söylüyor iseniz, atalarımızı (diriltip) getirin’ demekten başkası değildir.
Diyanet Vakfı 25. Onlara açıkça âyetlerimiz okunduğu zaman: Doğru sözlü iseniz atalarımızı getirin, demelerinden başka delilleri yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır 25-Karşılarında ayetlerimiz açık açık deliller halinde okunurken:(sözünüzde) doğru iseniz, haydi babalarımızı getirin!” demekten başka tutunacakları (bir delil) yoktur.
Süleyman Ateş 25. Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman: “Doğru iseniz, babalarımızı getirin” demelerinden başka bir delilleri olmamıştır.
Yaşar Nuri Öztürk 25 Ayetlerimiz, karşılarında açık-seçik mesajlar halinde okunduğunda, delilleri sadece şöyle demek olmuştur: “Doğru sözlüler iseniz atalarımızı getirin.”
Ali Bulaç 26- De ki: ‘Allah sizi diriltiyor, sonra sizi öldürüyor, sonra kendisinde hiç bir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi bir araya getirip-toplayacaktır. Ancak insanların çoğu bilmezler.’
Diyanet Vakfı 26. De ki: Allah sizi diriltir, sonra öldürür. Sonra sizi şüphe götürmeyen kıyamet gününde biraraya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır 26-De ki: “Allah size hayat veriyor, sonra sizi o öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde (bir araya) toplayacaktır. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
Süleyman Ateş 26. De ki: “Allah sizi yaşatıyor, sonra sizi öldürüyor. Sonra sizi, toplayıp duruşma gününe getirecektir. Bunda asla şüphe yoktur, ama insanların çoğu bilmezler.”
Yaşar Nuri Öztürk 26 De ki: “Sizi Allah yaşatıyor; sonra sizi öldürecek, sonra da o hakkında hiç kuşku bulunmayan kıyamet gününde biraraya getirecek. Ama insanların çokları bilmiyorlar.”
Ali Bulaç 27- Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Kıyamet-saatinin kopacağı gün, (işte) o gün, batılda olanlar hüsrana uğrayacaklardır.
Diyanet Vakfı 27. Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Kıyametin kopacağı gün var ya, işte o gün bâtıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır.
Elmalılı Hamdi Yazır 27-Göklerin ve yerin mülkü sadece Allah’ındır; kıyametin kopuş saati geleceği gün; o gün batıla sapanlar hep hüsrana düşeceklerdir.
Süleyman Ateş 27. Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. O sa’at başladığı gün, işte o gün (Allah’ın ayetlerini etkisiz bırakmağa çalışan) iptalciler hüsrana uğrayacaktır.
Yaşar Nuri Öztürk 27 Göklerin ve yerin mülkü/saltanatı Allah’ındır. Kıyamet kopunca, işte o gün, gerçekleri hükümsüz kılanlar hüsrana uğrayacaklardır.
Ali Bulaç 28- O gün sen, her ümmeti diz üstü çökmüş (veya toplanmış) olarak görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağrılır. ‘Bugün yaptıklarınızla karşılık göreceksiniz.’
Diyanet Vakfı 28. O gün her ümmeti, diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağırılır, (onlara şöyle denilir:) “Bu gün, yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız!”
Elmalılı Hamdi Yazır 28-Her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağırılır: “Bugün o yaptığınız amellerin cezası verilecektir.
Süleyman Ateş 28. (O gün) Her ümmeti (Allah’ın huzurunda) toplanmış görürsün. Her ümmet, kendi Kitabına (yaptığı işlerin tutanağı olan amel defterine) çağırılır: “Bugün yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız!”
Yaşar Nuri Öztürk 28 O gün tüm ümmetleri, toplanıp diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına davet edilir. Bugün, yapıp-ettiklerinizin karşılığıyla yüzyüze getireleceksiniz.
Ali Bulaç 29- ‘Bu bizim kitabımızdır; sizin aleyhinizde hak ile konuşuyor. Gerçekten biz yaptıklarınızı yazıyorduk.’
Diyanet Vakfı 29. “Bu, yüzünüze karşı gerçeği söyleyen kitabımızdır. Çünkü biz, yaptıklarınızı kaydediyorduk.”
Elmalılı Hamdi Yazır 29-İşte kitabınız, yüzünüze karşı hakkı söylüyor, çünkü Biz sizin yaptıklarınızı hep istinsah (kayd) ediyorduk.” denir.
Süleyman Ateş 29. İşte Kitabımız, aleyhinize gerçeği söylüyor. Çünkü biz, yaptıklarınızı yazıyorduk.
Yaşar Nuri Öztürk 29 Bu bizim kitabımız, karşınızda gerçeği söylüyor. Çünkü biz, yapıp-ettiklerinizin kopyasını çıkarıyorduk/yaptıklarınızı kaydediyorduk.
Ali Bulaç 30- Artık iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; Rableri onları kendi rahmetine sokar. İşte apaçık olan ‘büyük mutluluk ve kurtuluş’ budur.
Diyanet Vakfı 30. İnanıp iyi işler yapanlara gelince, Rableri onları rahmetine kabul eder. İşte apaçık kurtuluş budur.
Elmalılı Hamdi Yazır 30-İşte iman edip de yaraşıklı işler yapmış olan kimselere gelince. Rableri onları rahmeti içine koyacaktır. işte apaçık kurtuluş odur.
Süleyman Ateş 30. İnanıp iyi işler yapanlar; Rableri onları rahmetine sokar. İşte apaçık başarı budur.
Yaşar Nuri Öztürk 30 İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanların durumu şu: Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte açık zafer budur.
Ali Bulaç 31- İnkar edenlere gelince; ‘Size ayetlerim okunduğunda büyüklük taslayan (müstekbir olan)lar ve suçlu-günahkar bir kavim olanlar sizler değil miydiniz?’
Diyanet Vakfı 31. Ama inkâr edenlere gelince onlara: Âyetlerim size okunmuş, siz de büyüklenip suçlu bir toplum olmuştunuz, değil mi? denilir.
Elmalılı Hamdi Yazır 31-İnkar edenlere gelince: “Değil mi Benim ayetlerim karşınızda okunurdu da kibirlenmek isterdinizdi ve suçlu bir toplum idiniz?”
Süleyman Ateş 31. Ama inkar edenlere gelince (onlara da şöyle denir): “Ayetlerim size okunurdu, fakat siz büyüklük tasladınız ve suçlu bir toplum oldunuz değil mi?”
Yaşar Nuri Öztürk 31 İnkâr ve nankörlüğe sapmış olanlara gelince, onlara şöyle denecek: “Ayetlerimiz karşınızda okunurdu ama siz büyüklük taslardınız, suç işleyen bir toplum oldunuz, öyle değil mi?”
Ali Bulaç 32- ‘Gerçekten Allah’ın va’di haktır, kıyamet-saatinde hiç bir kuşku yoktur’ denildiği zaman, siz: ‘Kıyamet-saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)da bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz’ demiştiniz.
Diyanet Vakfı 32. “Allah’ın vâdi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur” dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz, (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır 32-Hem “Allah’ın va’di gerçektir ve o kıyametin geleceğinden şüphe yoktur.” denildiğinde, demiştiniz ki: “Kıyamet nedir, bilmiyoruz. Yalnız bir zandan ibaret sanıyoruz, fakat biz bu hususta kesin bir bilgi edinmiş değiliz!”
Süleyman Ateş 32. Allah’ın va’di gerçektir, (Duruşma) sa’at(inin geleceğin)de şüphe yoktur dendiği zaman: “Sa’at nedir, bilmiyoruz, (onu) sadece (bir kuruntu) sanıyoruz biz ona inanmıyoruz” demiştiniz ha?!”
Yaşar Nuri Öztürk 32 Hani, size, “Hiç kuşkusuz, Allah’ın vaadi haktır, kıyamet saatinde de şüphe yoktur” dendiğinde, siz şöyle demiştiniz: “Saat nedir, bilmiyoruz. Sadece bir şeyler var sanıyoruz; kesin bir bilgimiz olmadığı için inanmıyoruz.”
Ali Bulaç 33- Onların yaptıkları şeylerin kötülüğü kendileri için açığa çıktı ve alay konusu edindikleri onları sarıp-kuşattı.
Diyanet Vakfı 33. Yaptıklarının kötülükleri onlara görünmüş, alay edip durdukları şey onları kuşatmıştır.
Elmalılı Hamdi Yazır 33-Derken yaptıkları işlerin kötülükleri onlara yüz göstermiş (gözlerinin önüne serilmiş) ve o alay edip durdukları şey kendilerini kuşatıvermiştir.
Süleyman Ateş 33. Yaptıklarının kötülükleri onlara göründü ve alay edip durdukları şey onları kuşattı.
Yaşar Nuri Öztürk 33 Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş, alay edip durdukları şey kendilerini kuşatıvermiştir.
Ali Bulaç 34- Denildi ki: ‘Bugününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz gibi, biz de sizi bugün unutuyoruz. Barınma yeriniz ateştir. Ve sizin için hiç bir yardımcı yoktur.’
Diyanet Vakfı 34. Denilir ki: Bu güne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi biz de bugün sizi unuturuz. Yeriniz ateştir, yardımcılarınız da yoktur!
Elmalılı Hamdi Yazır 34-ve denilmiştir ki: “Sizin, bu gününüzün geleceğini unuttuğunuz gibi, Biz de bugun sizi unutacağız. Yatağınız ateştir ve sizin için yardımcılardan bir eser de yoktur.”
Süleyman Ateş 34. Ve (kendilerine şöyle) denildi: “Siz, bu gününüzle karşılaşmayı nasıl unuttunuzsa biz de bugün sizi unuttuk. Yeriniz ateştir. Hiçbir yardımcınız da yoktur!”
Yaşar Nuri Öztürk 34 Şöyle denilir: “Unutuyoruz sizi bugün! Tıpkı sizin, bugününüze kavuşmayı unuttuğunuz gibi. İşte böyle! Sığınağınız ateştir; hiçbir yardımcınız da olmayacaktır.”
Ali Bulaç 35- ‘Bunun sebebi şudur: Siz Allah’ın ayetlerini alay konusu edindiniz; dünya hayatı sizi aldattı.’ Böylece ne oradan (ateşten) çıkarılırlar, ne (Allah’tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilir.
Diyanet Vakfı 35. Bunun böyle olmasının sebebi şudur: Siz Allah’ın âyetlerini alaya aldınız, dünya hayatı sizi aldattı. Artık bugün ateşten çıkarılmayacaklardır ve onların (Allah’ı) hoşnut etmeleri de istenmeyecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır 35-Bunun sebebi, çünkü siz, Allah’ın ayetlerini eğlence yerine tuttunuz ve dünya hayatı sizi aldattı. 0nun için bugün ateşten çıkarılmazlar ve af dilemeleri de kabul edilmez.
Süleyman Ateş 35. Böyledir, çünkü siz Allah’ın ayetlerini eğlence yaptınız; dünya hayatı sizi aldattı. Artık bugün onlar ne ateşten çıkarılırlar ve ne de kendilerinden Allah’ı memnun etmeğe çalışmaları istenir.
Yaşar Nuri Öztürk 35 Bunun sebebi şudur: “Siz, Allah’ın ayetlerini eğlence aracı yaptınız, dünya hayatı sizi aldattı/gurura itti. Bugün ateşten çıkarılmayacaklar, özür dilemeleri de kabul edilmeyecek.”
Ali Bulaç 36- Şu halde hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah’ındır.
Diyanet Vakfı 36. Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi bütün âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
Elmalılı Hamdi Yazır 36-o halde hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve bütün alemlerin Rabbi olan Allah’adır.
Süleyman Ateş 36. Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve bütün alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
Yaşar Nuri Öztürk 36 Hamt; göklerin Rabbi, yerin Rabbi, âlemlerin Rabbi olan Allah’adır!
Ali Bulaç 37- Göklerde ve yerde büyüklük O’nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Diyanet Vakfı 37. Göklerde ve yerde azamet yalnız O’nundur. O, azîzdir, hakîmdir.
Elmalılı Hamdi Yazır 37-Göklerde ve yerde büyüklük O’na aittir. 0, öyle güçlüdür. öyle hikmet sahibidir.
Süleyman Ateş 37. Göklerde ve yerde ululuk, yalnız O’na aittir. O, azizdir hakimdir.
Yaşar Nuri Öztürk 37 Göklerde ve yerde ululuk/büyüklük O’nundur! Azîz’dir O, Hakîm’dir.

 

 

http://www.kuranikerim.gen.tr sitesinden alınmıştır.

 

Casiye suresi – Karşılaştırmalı meal

Bu yazıyı okudunuz mu?

Karşılaştırmalı Kur'an Mealleri

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal

Nahl suresi – Karşılaştırmalı meal Karşılaştırmalı Kur’an Mealleri NAHL SURESİ Ali Bulaç Rahman ve Rahim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir