Anasayfa / ŞİRK VE KÜFÜR / Cehennem hayatı bu dünyadan başlar
imanilmihali.com
Cehennem hayatı bu dünyadan başlar

Cehennem hayatı bu dünyadan başlar

Cehennem hayatı bu dünyadan başlar

“Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti. Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar. Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.” (En’am 6/42-45)

Ayetin bize ilk hitabı Peygamberlerine yani davete uymayan halkların, cehennem azabının dünyaya ait olanıyla sıkılması, sarsılması, darlandırılması ve bu sayede iman dönmelerinin, tevebeye yeltenmelerinin beklenmesidir ki bu dünya azabı aslen yoksulluk ve darlıkladır. Bu yoksulluk ve darlık ahir zaman İslam toplumları için de birşeyler ifade etmelidir.

Lakin, azap geldiği zaman bile bunu tabiata, tesadüfe bağlayıp azap olduğunu anlamayan, bela olduğunu fark etmeyen o denli çok toplum vardır ki azap ve bela üzerlerine çökerken dahi tevbe etmemişlerdir.

Kabe’ye düşen yıldırımlardan İslam aleminin hiç ders almaması gibi!!!!

Azap ve belada dahi tevbeye yanaşmamanın ise doğal sonucu dine ve imana tamamen düşman olup, basiretsizlik ve afsızlığı kabuldür ki kalpler katılarşır, akıllar mühürlenir ve helak – azap kaçınılmaz bir son olur.

Şeytan daima baş roldedir ama zorlamaz, kendisini öne çıkarmaz ve nefislerle, egolarla oynayarak insanlara pis ve çirkini süslü gösterir.

Davet ve tebliği unutmak, aykırı davranmak, tevbeye yeltenmeden Peygamberi inkar etmek azaba gebedir. Azap ise önce sanal bir refahlık ve şımarıklıkla gelir ki hak olmayan bu bolluk belanın ayak sesleridir. Nitekim o toplumlar için de öyle olmuştur. Halk, imansızlıklarına rağmen kavuştukları bu nimetlerle eğlenip, sevinip, büyüklenip, haram şehvetlerde zevklenirken azaba yakalanmış ve helak olmuştur.

Hayat ve esenlik umudu kalmayan, ahiretten de ümidini bu sayede kesenler için acı son bu azapla gelmiş, dünya cehennemin ilk adımları olmuştur. Ve şer o helakle birlikte toprağa gömülmüş, o azgın halk yerine yenisi getirilmiştir.

Zalimlerin sonu böylesine hüsran ve acıya adaydır ki modern zaman İslam ülkeleri ve tüm dünya o kafir ve müşrik halklardan çok daha helake adaydır. özellikle İslam aleminin oturup yeniden düşünmesi lazım gelir ki kişisel bazda da kulların kendisini hesaba çekmesi, imana dönmesi, dünyevi süslerle sattıkları benliklerini iman karşılığı geri almaları lazım gelir.

Çünkü cehennem hayatı bu dünyadan başlar ve vebal ile azap, perdenin (berzahın) her iki yanında yaşayan iki kardeştir. Yani dünyada vebal ve acı ve bela, ahirette azap vardır ve kötü niyet, teşebbüs ve amellerin karşılığı bu dünyadan başlayarak devam eder, ahiret yurdunda zirveye ulaşır.

Azap sadece kişiler için aynı zamanda toplumlar içindir. 

Ahirete iman etmeyenler, ölümü son olarak görenler, nasılsa diye şefaat umanlar bilmelidir ki azap daha ölmeden başlayacak ve siz ölseniz de kurtulamayacaksınız.

Çünkü Allah ve Kur’an’ın tek savaşı zulümledir ve her türlü haksızlık ve adaletsizlik, sevgisizlik, şiddet, haram, baskı, eziyet, hile, tuzak, fitne, fesat vb. zulümdür. Zulümlerin şahı ise inanca ve tevhide olan zulümdür ki küfür ve şirk bunun sözlüklerde yer alan adıdır.

İnancın dindeki adı imandır ve helakleri engelleyen, saadeti getiren, esenlik vaddeden önce imandır. İbadet, ahlak ve ameller sonraki işlerdir ve ilk adımda iman yoksa gidilecek yer asla cennetler olamaz.

Cehennemlere götüren yollar ise bu dünyadan başlar ve acı dikenli yollar üzerinde selameti bulmak asla mümkün değildir.

O halde, kainatı ve bedeni iyi okumak, ansızın ortaya çıkan refah ve yoklukları iyi tercüme etmek, azap ve bela riskine ihtimal vermek imanın testidir, tevhidin sorgulanmasıdır.

Servetlerle şımaracak dereceye gelenler, büyüklenip ezenler, sonrasında ansızın azapla ellerindekinin tamamını, özgürlükleri dahil yitirenler çok daha dikkatli olmalıdır. Toplumlar tevbeyle aralarına koydukları mesafe ne kadar büyükse azaba o denli yakındır. 

Kur’an, helak örnekleriyle, azap ve müjde kıssalarıyla doludur.

Cennetlere gidebilmenin ilk şartı, cehennemlik olmamaktır.

Cennetlere gitmek için önce (nefis olarak) ölmek gerekir.

Bela ve azap şeytana uyan zalimler içindir.

İman, şeytanlardan koruyan tek nimettir.

Ayetin tercümesini ahir zaman için yapmak, mü’minlere çok ama çok şey anlatacaktır. 

Bu yazıyı okudunuz mu?

Peygamberin davetine karşı çıkan müşriklerin gerekçeleri

Peygamberin davetine karşı çıkan müşriklerin gerekçeleri

Peygamberin davetine karşı çıkan müşriklerin gerekçeleri Muazzez Nebi, vahye muhatap olduktan sonra ve yakından başlayarak ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir