Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / Cehennemin ateşi bu dünyadan götürülür
imanilmihali.com
Cehennemin ateşi bu dünyadan götürülür

Cehennemin ateşi bu dünyadan götürülür

Cehennemin ateşi bu dünyadan götürülür

Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi; “Cehennem dediğinde dal odun yoktur, herkes ateşini buradan götürür.”

Kefenin cebiyle, sevap biriktirmeyle, cennet hayalleriyle yaşayan sayısız insan vardır çevremizde ve tamamı, en küçük bir iyilikle cennetlere mazhar olmayı diler. Herkes bilir ve kabul eder ki cennetlere gidiş için amel ve niyet edilmesi gereken yer bu dünyadır.

Lakin kimseler cehennemi kendisine yakıştıramaz ve buradaki ihmal ve kötülükleri için azaba mahkum olmayı düşünmez ve affedilmeyi umarak o kötülükleri işlemeye devam eder.

Deyim cehennem ateşine dair ayetlerden esinlenmiştir ve bu ayetler şunlardır;

“Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.” (Enbiya 21/98)

“Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır.” (Cin 72/15)

“Ebû Leheb’in elleri kurusun. Zaten kurudu. Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı. O, bir alevli ateşe girecektir. Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu hâlde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).” (Tebbet 111/1-5)

Oysa cennete nasıl bu dünya işleri ve hisleri ile gidiliyorsa, cehenneme de bu dünya iş, niyet ve sözleriyle gidilir.

“Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini va’detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lânet etmiştir. Onlar için sürekli bir azap vardır.” (Tevbe 9/68)

Cehennemde kulun kendisini yakacak ateşin gereği, derecesi, kapsam ve süresi buradaki gaflet, delalet ve cehaletlerle belirlenir anlamındaki yukarıdaki söz tüm kulların kulağına küpe olmak zorundadır ki sadece iyilik için yaşamak yetmez, kötülükten de sakınmak gerekir. Hatta iman kötülükle mücadele etmek ve bu uğurda canı ortaya koymaktır.

Kötülüğe karşı çıkmak, İslam dininde iyiliğe koşmaktan çok daha değerlidir çünkü iyilik çoğu zaman kulun kendisi ve en fazla birkaç kişi ile ilgilidir ve ortaya konan cesaret ve gayret hayati değildir.

Oysa kötülüğe karşı durmak hem sayısız insana yardım etmek, hem Allah dostu olunduğunu ispat etmek hem de canı ve malı ortaya koymaktır.

“Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.” (A’raf 7/41)

İnsana verilen değer ve üstünlükleri, kainattaki varlıklara gösterilecek muameleyi, ayetlerin gereklerini, kalbin seslenişlerini layıkıyla yapmak dini yaşayabilmektir. Dilde kalan iman, şekilde kalan İslam, niyetten yoksun ahlak, riyaya bulaşmış amel kula bir şey katmaz, katamaz.

Hak ve adaletten yana olmayanlar, helalden harama geçenler, haramilere destek ve güç verenler, kötülüklerden sakınmayanlar, iyiliklere koşmayanlar, merhamet bilmeyenler, aldatanlar, israf edenler, hak yiyenler bu dünya zamanlarını odun toplamakla, dal toplamakla geçirenlerdir ve onlar kefen ceplerine işte bu odunlardan yaktıkları ateşi koyacak olanlardır.

Bu ateşlerden korunmak için, cehenneme mazhar olmamak için, cennetlere varabilmek içinse namusu, ahlakı, salih ameli, ihsanı, tevekkülü, zikri, salat’ı, Kur’an’ı, tevazuyu, şükür ve duayı, tevbeyi, istiğfarı velhasıl Allah’ın tüm emir, yasak ve öğütlerini yerine getirmeye çalışmak, kalbi dinlemek ve dünya süslerine aldanmamak, şeytanlarca kandırılmamak gerekir.

Nefis, cehennem ateşlerini yakan, şeytanlar o ateşleri körükleyendir. O ateş kalplerdeki fitne ve fesat devam ettikçe yanacaktır. O ateş ancak Rabbin dilemesiyle söner ve şeytanlarla oturup kalkanlar için böyle bir ihtimal olmayacaktır.

Adalete ve hakka düşman olanlar, eziyet ve zulüm yapanlar, yalan ve iftira edenler, haram ve küfürde yarışanlar, şirke batıp kişi ve makamlara tapanlar için o ateşin odunları kırdıkları kalpler, yedikleri haklar, döktükleri kan ve gözyaşları, boşa geçirdikleri veya fitneye harcadıkları zamanlardır.

Helal ve temiz olanı, güzeli, tevazu ve itidal içinde yaşanılanı emreden Allah, azan ve sapanları, haddi aşanları, büyüklenenleri sevmeyen, ezilenleri ezenlerin üzerine çıkarmayı dileyendir. Hz. Peygamber’de ezilenlerle, yoksullarla, muhtaçlarla birlikte olandır.

Çünkü bu dünyada biriktirilecek şey para ve mallar değil iman, amel ve ibadetlerdir.

Cehennemin ateşlerine odun kötülükler ise cennetin ferahlıklarına sebepler de iman, İslam ve ihsandır.

Kefenin cebine mal ve servetler değil iyi veya kötü, hak veya değil, tüm niyet, teşebbüs ve ameller girecektir ve orada zerrece haksızlık yapılmadan herkes karşılığını muhakkak bulacaktır.

Oraya cehennem ateşleri götürmek istemeyenler için yapılması gereken, zalim ve kafirlerle bir olmamak, şeytanlara uymamak, aldanmamak, kötülüğe bulaşmamak, kötülükle mücadele etmek, tevbe ile imana sarılmak ve hayırlarda yarışmak, Kur’an’ı kalbe yerleştirmektir.

Cehennem odunlarının şahı olan servetler ve makamlar ile yanmamak için, infak etmek, yardım etmek, paylaşmak ve güçleri hayırlarda harcamak, o servetlerin riskinden, vebalinden kurtulmak, o gücü ve paraları Kur’an istikametinde kazanmak ve harcamak doğru olandır.

Cehennem için odun biriktirmek, servet yığmak, malla övünmek, kibirle büyüklenmek, hak yemek, adalete düşman olmak, Allah’ın emir ve yasaklarını yok saymaktır. 

Ve Yüce Allah, niyetleri bilen, kalplerin özünü bilendir. O’nu kandırmak mümkün değildir.

Cehennem hak, vebal büyük, azap fenadır.

“Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.” (Al-i İmran 3/192)

Bu yazıyı okudunuz mu?

Bilim kurgu filmleri ve siyonizm

Bilim kurgu filmleri ve siyonizm

Bilim kurgu filmleri ve siyonizm Siyonizmin nasıl bir dünya hayal ettiğini, yeni dünya düzeni ile ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir