Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kalbin sesi / Cennet ve cehennemin katları kimler içindir
imanilmihali.com
Cennet ve cehennemin katları kimler içindir

Cennet ve cehennemin katları kimler içindir

Cennet ve cehennemin katları kimler içindir

>> Doğrusunu daima ve sadece Allah bilir. <<

Kur’an, Cehennem’in yedi kapısının olduğu bildirir ve bu ayetin; “cezalandırma, azgınlığın çeşit ve derecelerine göre olacağı için Cehennem’in yedi kapısı veya tabakası vardır” şeklindeki tefsîr daha çok kabul görmüştür.

“Onun (Cehennemin) yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır..” (Hicr, 15/44).

Bu kapı veya tabakalar ise: cehennem (büyük derinlik), laza (alevli ateş), sair (pılgın ateş, ateş yakmak), sekar (haşlayıcı hararet, kırmızı ateş), haviye (dibi görünmeyen çukur, uçurum), hutame (mahvedici, kalbleri saran ateşli kaygı), Cahim (şiddetli yanan kızgın ateş) şeklindedir.

(NOT; azabı sadece ateş olarak görmek de uygun değildir ki diğer azap türleri; Soğukla azap, Yılan akrep gibi hayvanların sokması, Başına topuzlarla vurmak, Aç bırakmak, Zakkum yedirerek bağırsakları parçalamak, Vücutları büyültülerek azabın şiddetlendirilmesi, İrinli su içirmek, Gayya kuyusuna atmak, Uçurumlardan yuvarlamak, Zifiri karanlıkta azap, Büyük azap veren pis kokulara maruz bırakmak, Azapların her gün katlanarak çoğaltılması, Sonsuza kadar azap edilmesidir.)

Yine cennetin İbn Abbâs (r.a.)’dan gelen bir rivayette, yedi tabakası olduğu haber verilmektedir. Bunlar; Firdevs, Adn Cennet’i, Nâim Cennet’i, Daru’l-Huld, Me’va Cennet’i, Daru’s-Selâm ve İlliyyûn’dur. Bu tabakalardan her birinde, müminlerin yaptıkları iyi işler karşılığında girecekleri veya yükselecekleri derece veya mertebeler vardır.

Buraya kadar mevcut fıkıh ve kelam ilmindeki bilgileri yazmakla yetindik ve yazı konumuz bunlardan ziyade temsili bir izaha aittir. Cennet ve cehennemin katları kimler içindir?

Bir kez daha doğrusunu daima ve sadece Allah bilir diyerek devam edersek;

Cehennemin katları;

1. En üst ve zemine yakın kat; Sıradan ve kusuru olan, ibadetleri noksan, zekatları eksik, salih amelleri zayıf, imanları tahkiki ve tafsili olmayan müslümanlar, gözlerle günah ve haram işleyenler, diğer dinlere mensup olup ta şirke bulaşmayanlar, ibadet ve tesettür ile yetinenler,

2. Bir alt kat; Büyük günah işleyen, haramdan sakınmayan, büyüklenen ve aşağılayan, ezen müslümanlar, eziyet edenler, işleri zorlaştıranlar, adak ağacından medet umanlar, nazar boncuğu ile korunma bekleyenler, İslam’ı şekilcilik yaparak yaşayanlar, tesettür ve ibadetle yetinenler,

3. Bir alt kat; kafirler, inkarcılar, yalanlayanlar, dine yalan söyletenler, uydurma hadis üretenler, şeytan işi pisliklere dalanlar, uğursuzluğa inananlar, fal ve gayba dalanlar, sihir ve büyü ile eşler arasını açanlar, cinlere tabi olanlar, Kur’an’ı mişnalarla yer değiştirenler, Peygamber üzerinde tartışmasız kişiler (şeyhperestler) atayanlar, kişilik ve iradelerini mürşide terk eden müridler, türbelerden medet v eşifa umanlar,

4. Bir alt kat; zalimler, hak yiyenler, adaletsiz olanlar, kötü yönetenler, bozguncular, cana kıyanlar, tacizciler, kız çocuklarını diri diri toprağa gömenler, Hz. Nuh ve Hz. Lut (as)’un hanımları, masum kadınlara iftira atanlar, tefecilik (riba) yapanlar, mafyalar, caniler, uyuşturucu tacirleri, vatan hainleri, müridleri yoldan çıkaran çıkarcı mürşitler, zenginlere adaleti biraz daha eşit (!) dağıtanlar, arsa açmak için orman yakanlar, hayvanlara eziyet edip öldürenler, yeryüzünün sularını-havasını-toprağını kirletenler,

5. Bir alt kat; DİNCİLER, Münafık ve mürailer, aldatan ve kandıranlar, dini (tarikat, cemaat, hizip, fıkra, mezhep vs) bölenler, Allah’a iftira edenler, kamu malına, yetim ve komşu hakkına sarkanlar, rüşvet alanlar, iltimas geçenler, yolsuzluk yapanlar, çoklukla-servetle övünenler, büyücüler, tecavüzcüler, bebek katilleri, kafir ve müşriklerle oturup kalkanlar, adaletsiz kadılar, evlatlarını saltanatın bekası uğruna öldürenler, işi ehil ve liyakatli olana değil de sadık (!) olana verenler,

6. Bir alt kat; Teslis inancındaki veya Allah’a oğul, kız yakıştıranlar, kötü çığır açanlar,

7. En alt dip kat; şeytan ve müşrikler, peygamberleri öldürenler, riya ve gösterişle dindarları kandıranlar.

Cennetin katları;

1. En alt kat; Allah’ın razı olduğu sıradan mü’minler (kalpten iman edenler), kendilerine iyilik edenler, şefaatle cennete girebilenler, zekatı kırkta bir uygulayanlar, namazı aksatarak kılanlar, namuslu kalanlar, diğer dinlere mensup olup ta iman edenler, farzları yerine getirenler, Allah’tan korkanlar, DİNDARLAR, dinen reşit olmadan vefat edenler,

2. Bir üst kat; Salih amel, ahlak da ileri gidenler, gaziler, vatan uğruna mücadele edenler, Allah’a ve civarına iyilik edenler, ibadette devamlı ve huşulu olanlar, hayratları devam edenler, yalana müracat etmeyenler, aldatmayanlar, kanmayanlar, samimi olanlar, adaletle yönetenler, dünyada acılar ve hastalıklarla boğuşup sabırla sebat edenler, sefaletle yaşayıp rızıkla yetinenler, helalle yetinip harama el uzatmayanlar, Allah’ı sevenler,

3. Bir üst kat; alimler, tecdit erleri, içtihat ile dine nefes aldıranlar, faydalı keşif yapanlar, değer üretenler, örnek ahlak sahipleri, cihat erleri, dine hizmette ileri gidenler, hakkaniyeti savunanlar, imanlarının emri olarak hicret edenler, Allah için seven-Allah için nefret edenler,

4. Bir üst kat; Peygamber hanımları, Hz. Meryem, Firavunun karısı, can kurtaranlar, suçu bağışlayanlar, zulme direnenler, tabiata ve yeryüzüne olumlu katkı sağlayanlar, akıl ve ilmi aşkla buluşturanlar, ulusları ve dini kurtaranlar, güzel ve iyi çığırlar açanlar, haksız yere öldürülenler,

5. Bir üst kat; Sıddıklar ve şehitler, salihler, veliler, sahabelerin has olanları, iman ile Allah’a koşulsuz teslim olabilenler, zulme karşı isyanda canını kaybedenler, tevhid erleri, takvaya sarılanlar, Allah’ın sınırlarını aziz bilenler, mazlumlar, nerede zulüm varsa oraya cihat için koşanlar, gönül kapılarını Allah’a açmaya vesile olan din alimleri (Mevlana, Şems, Yesevi, Yunus Emre, Tabduk Emre vs.)

6. Bir üst kat; Bildik bilmedik tüm Peygamberler,

7. En üst kat; Peygamberimiz, diğer 3 Büyük Peygamber ve Allah dostu Hz. İbrahim (as) Peygamber.

Burada yazılanlar mizansen olarak misal verilmiş hal ve amellerdir ki doğrusunu daima ve sadece Allah bilir.

Lakin cennet ve cehennem tabakalar halindeyse ve katlar arası yükselme mümkün ise ve takva Allah katında üstünlük derecesi ise kulun akibeti de amel defterlerine ve niyetlerine bağlı olarak farklı olacak, günah veya sevabın büyüklüğü ve etkisi sonsuz yaşamın seviye ve mahiyetini etkileyecek, yenen haklar sahiplerine iade edildiğinde durumlar değişecek, Allah’ın rahmet ve şefaati her şeyi örtecek, o gün bazı yüzler gülecek bazı yüzler kararacaktır.

Ayetlerden anladığımız kadarıyla cehennem ağzına dek dolacak, cennetler tenha kalacaktır çünkü Allah cehennemi insan ve cinlerden dolduracağına (cehennemin dolacağına) yemin etmiştir ve O’nun cennetleri doldurmakla ilgili ahdi yoktur.

Gayba ait bilgi daima ve sadece Allah’tadır. Burada (haşa) gayemiz örnekleme yaparak, mü’minlere, iman ve ibadet durumlarını gözden geçirmeleri için öğüt vermekten ibarettir. Çünkü ecel veya kıyamet saniye kadar yakındır ve ecel halinde iman asla kar etmez. O halde, Kur’an mü’minleri için saadet ve kurtuluş iman ve salih ameldedir, hak ve adalettedir, tevhid ve takvadadır.

Bunların kalplerde bulduğu veya bulamadığı yer ve kıymet ise, cennet ve cehennemdeki akibeti ve katmanı belirleyecek veyahut A’raf’a zorlayacaktır.

İman, Yüce Allah’a koşulsuz inanmak ve teslimiyettir, güvenmektir. İman edenlerin elbet cehennemden çıkıp cennete geçeceğini bildiren Peygamberimizdir ve yine şayet hadis doğruysa cehennemin yarıdan çoğu kadınlardan teşkil olacaktır.

O halde korkmak ve kendimizi hesaba çekmek zamanıdır. Kimse yerli veya kadın veya Arap olduğu için cennete veya cehenneme gitmeyecektir. Her kul aksine iman ve ibadetine, niyet, teşebbüs ve ameline, ahlak ve namusuna, salih ameline bakılarak, şahitler huzurunda yazılı ve ispatlı vaziyette, zerrece haksızlık yapılmadan hesaba çekilecektir.

Burada maksadımız sadece iyilikleri ve kötülükleri mukayeseli olarak sıralamak ve cehalet ve samimiyetlere o nispet oranında kıymet vermeyi öğütlemektir.

Akıl ve kalp iyi ve güzeli emretmeli, yanlışlardan sıyrılmayı nasihat edebilmeli, Kur’an’a dönüşün yolunu her kim ve ne tıkıyorsa ondan kurtulmayı başarabilmelidir.

Kimin nereye gideceğini, hangi katta olacağını ve orada ne kadar kalacağını bilen sadece Allah’tır ama bir gerçek vardır ki iman edip salih amel işleyenler için korku olmayacaktır.

Rabbim hakkımızda hayırlısını ve güzelini nasip etsin. Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Meşru olan her şey caiz demek değildir

Meşru olan her şey caiz demek değildir

Meşru olan her şey caiz demek değildir Meşruluk; insanoğlunun kendi elleriyle yazdığı yazılı ve sözlü ...

5 Yorum

  1. Avatar

    Bu site kiminse kaynaksiz delilsiz uydurmus!!

    • Avatar

      Sevgili Tuba, yazıyı okumuş olman güzel ancak yorumun için aynı şey söylenemez. Evvela ilk satırımızı atlamışsın ki orada yazan şey ; Doğrusunu sadece ve daima Allah bilir’dir. Dahası anlatımın ortasında yer alan ifade şudur ki; “Burada yazılanlar mizansen olarak misal verilmiş hal ve amellerdir ki doğrusunu daima ve sadece Allah bilir.” Bu da demektir ki bizler haşa boyumuzu aşan işlere asla girmeyiz ve gaybın anahtarlarını sadece Allah’a teslim ederiz. kaldı ki site mahiyetinde tüm heves ve gayretimiz ziyaretçilerimizi de bu Hak yola davet etmektir.

      Öte yandan orada hikaye edilenler kısmen ayetlere uygun ve kısmen de fıkıh ilminden çıkarılan ifadelerdir. İman bahsi ise elbette ve daima ön plandadır ki salih amel ve iman olmadan kimse (Allah aksini dilemedikçe) cennetlere kesin olarak giremeyecektir. Bunu bize bildiren ayetlerdir.

      Nihayet, kaynaksız ve delilsiz şeklindeki yorumunuz gayet insafsız. Çünkü sadece bu yazıda değil tüm yazılarımızda bizler ayetten başkasına meyletmeyen, dini sadece Allah’a teslim eden bir inancı sergilemeye çalışıyoruz ki mehaz olarak verdiğimiz ayetleri sure ve numarası ile belirtiyor, kıssa veya rivayetlere değinmiyoruz. Yine bu kapsamda kişilerce yapılan yorumlardan ziyade ayetleri esas alıp, kendi yorumlarımızda mehaz göstermiyoruz.

      Bu sebeple yazıyı şimdi bir kez daha ve bu istikamette okursanız oarada anlatılan şeylerin ahkam kesmek olmadığını ama iman ve salih amelin kıymetini anlattığını daha iyi görürsünüz.

      Allah, inanç, hidayet ve dirayetinizi artırsın.

  2. Avatar

    DİĞER DİNLER MENSUP OLSA DA CENNETE GİDENLER DİYORSUNUZ BU SÖYLEMİNİZ NE KADAR YANLIŞ BİLİYOR MUSUNUZ? ALLAH’TAN KORKUN İMANIN ŞARTLARINDAN BİRİ DE PEGAMBERLERE İMANDIR (BÜTÜN PEGAMBERLERE) . HZ. MUHAMMED(S.A.V.) ‘E İMAN ETMEYEN NASIL MÜSLÜMAN OLABİLİR VE NASIL CENNETE GİDEBİLİR. ALLAH YAHUDİ VE HRİSTİYANLARI SÖYLEDİKLERŞİ YALANDAN SOLAYI LANETLEMİŞTİR.(TEVBE SURESİ) LÜTFEN YAZINIZI DÜZELTİN. HZ.MUHAMMED (S.A.V) GELDİKTEN SONRA ONA İMAN ETMEYENLER CEHENNEMLİKTİR

    • Avatar

      Sevgili kardeşim yazıyı dikkatle okursanız diğer dinlere mensup oluğta şirke bulaşmayanlar sözü vardır ve bu cümlede zaman yoktur. Elbette bizler İslam’ın nuzülünden sonra diğer dinlerin tahrif olduğunu Kur’an’dan öğrenmiş insanlarız ve yine biz o dinlerin artık muteber olmadığını bilenlerdeniz. Lakin böyleyken bile hüküm sadece Allah’ındır ve Allah dinden ve ibadetten evvel imana ve niyetlere bakar. Yani cennette kimlerin olacağına karar veren sadece O’dur.

      “İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.” (Nisa 4/13)

      Kaldı ki cennete girebilmenin ilk şartı imandır ve şayet bir müslüman iman edemiyor veya etmiyorsa yeri diğer dinlere mensup iman etmiş kafirlerden de beterdir. Yani cennetlere girmek için sıradan müslüman olmak kafi değildir, aslen ve öncelikle iman etmek gerekir.

      Diğer din mensuplarının İslam’dan sonraki halleri nafile ise de aralarında Allah’ın rızasına kavuşabilenler elbette vardır çünkü Allah merhametlidir ve onları imanları için olmasa bile salih amelleri için her an affedebilir. O halde bize düşen herkesi İslam’a davet etmek, nasihat etmek, doğrusunu anlatarak göstermek ve fakat başkalarını din adına zorlamamaktır. Ve yine bizler için en büyük yasak Allah’ın yetkisini kullanmaya kalkmamaktır.

      Zaten izahatın başında DOĞRUSUNU DAİMA VE SADECE ALLAH BİLİR deyişimizdeki kasıtta budur.

      Ayrıca Hristiyan ve Yahudileri de ayırmak ve bilhassa Yahudiler içindeki Musevi ve siyonistleri de ayırmak gerekir.

      Kısaca bu hüküm konusu çok naziktir, dikkatli olmak gerekir. Hiçbir kulun cennetlikler veya cehennemlikler konusunda ahkam kesmesi olası ve doğru değildir.

      Rabbim iyi niyetinizi ve yorumunuzla yazdığınız açıklama/düzeltme isteğinizi sevaplarınıza eklesin, imanınızı ve sebatınızı daha da artırsın. Amin.

    • Avatar

      Benim veya bizlerin Allah’tan korkması hakkındaki ifadenizi ise teessüfle karşılıyoruz çünkü bizler sadece ve sadece Allah diyenlerden, Hz. Peygamber’in sahih hadis ve sünnetlerini dinden sayanlarız. Bu nedenle hakkımızı da iade edin ve gayretlerimizi açıklama yoluna giderken bizlere haksızlık ve kötü söz cihetine gitmeyin. Bizlerin rehberi Kur’an’dır ve iman için site olarak verdiğimiz bu mücadele, imansızlara saldırmaktan bir an olsun çekinmeyen şeytanlara karşı cihattır. Çünkü herşey Kur’an’dadır, din ayetlerle tamamlanmıştır, Hz. Peygamber dahi dini Kur’an’dan öğrenmiştir. Cennetlere kimin gideceği ise ancak ayetlerle bellidir ve hüküm sadece Allah’ındır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir