Anasayfa / İMAN ESASLARI / Cennete sadece iman edenler girecektir
imanilmihali.com
Cennete sadece iman edenler girecektir

Cennete sadece iman edenler girecektir

İman etmeden cennete giremezsiniz

Yüce Rabbimizin bizler için vadettiği cennete; iman edenler, mü’min olarak yaşayıp o hal üzere can verenler, Rablerine gönülden bağlananlar, Allah’ın emir ve yasaklarına riayet edenler, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ve hayatlarını salih amel uğruna harcayanlar girecektir.

İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele…” (Bakara 2/25)

“İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Bakara 2/82)

“İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Hud 11/23)

“De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir.” (Al-i İmran 3/15)

İnfak edenler, namaz kılanlar, öfkelerini yenenler, affedenler, iyilik edenler, kötülük yapınca hemen tevbe edenler, cihad edenler, sabredenler, yalana şahitlik etmeyenler, faydasız ve boş işlerle uğraşmayanlar, günah işlemede ısrarcı olmayanlar, Allah’ın ayetlerine karşı kör ve sağır olmayanlar, fani dünya hayatına aldanmayanlar… iman ve salih amel vurgusunun Kur’an’da geçen bazı örnekleridir.

“Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever. Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir. İşte onların mükâfatı Rab’leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedî kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların mükâfatı ne güzeldir!” (Al-i İmran 3/133-136)

“Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Al-i İmran 3/142)

“Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.” (Al-i İmran 3/185)

“İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.” (Nisa 4/13)

“Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler. Onlar,

“Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir. İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.” (Furkan 25/72-75)

Ve Allah kendisine ortak koşanlara cenneti haram kılmıştır. 

“Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu. Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” (Maide 5/72)

“Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.” (Ra’d 13/22)

“Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.” (Hicr 15/45)
Cennete inşallah nail olmanın en temel şartlarından birisi imanını ecele kadar muhafaza ve müdafaa etmektir.

“Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükâfatıdır.” (Ta’ha 20/75,76)

Hz. Peygaberimizin hadisleri de ayetleri açıklar vaziyettedir. Peygamberimizin de işaret buyurduğu önemli hususlar; mü’min kardeşini sevmek, haya ile yaşamak, Allah’a ortak koşmamak, imanıyla ölmek, gerisin geriye küfre dönmemektir.

“İman etmeden cennete giremezsiniz ve birbirinizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olamazsınız.” (Müslim, İman,93) (Tırmizi, Sifatu’l Kıyame, 56))

“Cennete yalnız ve yalnız mü’minler gidecektir.” (Zadu’l-Mead, 1/515;3/107)

“ Ebu Sa’îd İbnu Mâlik İbni Sinân el-Hudrî (radıyallahu anh) hazretleri demiştir ki: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: “Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır.” Ebu Sa’îd der ki: “Kim (bu ihbarın ifade ettiği hakikatten) şüpheye düşerse şu ayeti okusun: “Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz…” (Nisa, 40). (Tirmizî Sıfatu Cehennem 10, (2601)) Tirmizî hadis için “sahihtir” demiştir.

Câbir İbnu Abdillah el-Ensârî (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “İki şey vardır gerekli kılıcıdır” Bir zat: -Ey Allah’ın Rasûlü! gerekli kılan bu iki şeyden maksad nedir? diye sordu: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “Kim Allah’a herhangi bir şeyi ortak kılmış olarak ölürse bu kimse ateşe girecektir. Kim de Allah’a hiçbir şeyi ortak kılmadan ölürse o da cennete girecektir” cevabını verdi.” (Müslim, İman 151, (93))

“Ebu Hüreyre anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: “İman, yetmiş küsur -bir rivayette de altmış küsur- şubedir. Haya imandan bir şubedir.” (Buhârî, İman 3; Müslim, İman 57-38, (35-36); Ebu Dâvud, Sünnet 15, (4676); Tirmizî, İman 6, (2617); Nesâî, İman 16, (8, 110); İbnu Mâce, Mukaddime 9, (57)) Bir rivayette şu ziyâde vardır: “Bu şûbelerden en üstünü “Lâilâhe illallah” sözüdür, en aşağı mertebede olanı da yolda bulunan rahatsız edici bir şeyi kenara çıkarmaktır.”

“Hz. Enes, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın şöyle buyurduğunu anlatıyor: “Üç haslet vardır. Bunlar kimde varsa imanın tadını duyar: Allah ve Resûlünü bu ikisi dışında kalan herşeyden ve herkesten daha çok sevmek, bir kulu sırf Allah rızası için sevmek, Allah, imansızlıktan kurtarıp İslâm’ı nasib ettikten sonra tekrar küfre, inançsızlığa düşmekten, ateşe atılmaktan korktuğu gibi korkmak.” (Buhârî, İman 9, 14, İkrâh 1; Müslim, İman 67, (43); Tirmizî, İman 10, (2626); Nesâî, İman 3, (8, 96); İbnu Mâce, Fiten 23, (4033)) Nesâî’nin kaydettiği bir diğer rivayette “bu ikisi dışında kalan” tabirinden sonra şu ziyâde vardır. “Allah için sevmek, Allah için buğzetmek.”

“Hz. Enes (radıyallahu anh)’in rivayetine göre Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur: “Sizden biri, kendi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe gerçek imana eremez.” Nesâî’nin rivayetinde “…hayır şeylerden” ziyâdesi mevcuttur. (Buhârî, İman 6; Müslim, İman 71, (45); Nesâî, İman 19, (3, 115); Tirmizî, Sıfatu’l-Kıyamet 60, (3517); İbnu Mâce, Mukaddime 9, (66))

Cennet yurdu gönüllerimizde fıtrati bir heves ve arzu olarak yerleşmiş yaşam gayemiz ve yaratılış maksadımızdır. Yüce Allah yarattığı kullarının; sadece kendisine tabi olmasını, kendisini tanıyıp itaat etmesini, Peygamber ve kitaplarına saygı gösterilmesini, emir ve yasaklarından sakınılmasını, dinine sahip çıkılmasını, İblis’ten uzak durulmasını, kullarının imanlı yaşayıp imanlı ölmesini ve mü’minlerin hayatı boyunca boş ve gereksiz işler yerine iyilik ve hayır işleriyle uğraşmasını dilemektedir.

Tüm bunların sözlükte karşılığını tek kelime olarak ararsak karşımıza iman çıkacaktır.

İbadet, ahlak, muhabbet, doğruluk, adalet vs. hepsi muhakkak önemlidir. Hepsinin Allah katında muhakkak bir karşılığı olacaktır. Ama ilk ve en önemli nokta iman etmektir.

İman etmek ayet ve hadislerin satır araları okunduğunda karşımıza; gönülden, muhabbetle, korkarak, bu uğurda mücadele ederek, sabırla, ecele kadar, sadece Allah rızası maksadıyla… olarak çıkar.

Cennete kimlerin ne zaman gireceğini, cehennemde kimlerin ne kadar süre kalacağını bilen Allah’tır. Ahkam kesmek kimsenin haddi değildir.

Lakin ayet ve hadislerden çıkardığımız sonuç, Yüce Allah ve sevgili Peygamberimizin işaret buyurduğu gibi; cennete sadece iman edenler, salih amel işleyenler, Allah’ın emir ve yasaklarından sakınanlar girecektir.

Bunlarında ortak paydası Allah’a ve sistemine bütünüyle, kalben, tamamıyla, tam bir teslimiyetle, riyadan uzak imandır.

Çünkü iman her şeyin başı ve gereğidir. Çünkü iman bütün güzelliklerin pınarı, bütün kötülüklerin önüne çekilen duvardır.

İmana ilave olarak icra edilen tüm ameller umulur ki imana karşılık verilecek cennet yurdundaki yerimizi, süremizi vs. belirleyecek işlerdir.

Mü’min Allah taraftarı, Peygamber dostu, Kur’an sevdalısı olmak için önce ve önce iman etmek, imanına göre yaşamak ve imanını muhafaza etmek zorundadır.

Kur’an’da geçen iyi ve kötü amellerin her birini iman penceresinden değerlendirdiğimizde karşımıza çıkan sonuç iyiliklerin imanlılara has, kötülüklerin imansızlara has olduğudur.

İmanın kimde olduğunu bilen de sadece Allah’tır. Burada isim veya tanım vermek haddimiz değildir. lakin ayet ve hadislerin tarif ettiği kadarıyla sağlam bir iman sahibinin vesveselerden kurtulup ecele kadar iman üzere yaşayabileceği ve ancak o takdirdedir ki inşallah cennetlere konuk olacağı sonucunu çıkarırız.

İmanın ayet ve hadislerdeki tasvirinden çıkacak bir sonuçta sevgi ve muhabbettir. Dinde bu nedenle zorlama yok, tebliğ vardır. İçten gelen iman ve hakkaniyet duygusu sevgi ve muhabbetle daha çok yeşerir ve kalıcı olur. Bu iman etrafına güzellikler yayarak gelişir ve büyür. Bu sayede hem kalıcı olur hem etrafına güzellik saçarak amellerin en güzellerini işler.

İmanlı kalpler namazıyla, dua, tevbe, namaz, zekâtıyla, ahlak ve külliyen amel ve ibadetleriyle bu imana has yaşar ve ölürler.

Peki diğerleri? Bu olmazsa, yani iman gerçek, tam, samimi olmazsa ne olur?

Allah her şeyi duyan, bilen, görendir. O insana aklı ile beyni arası kadar yakın, şah damarından da yakındır. Karanlık sokak köşelerinde konuşan dört insanın beşincisi muhakkak O’dur.

O, kulunun her şeyini bilendir ve samimiyeti olmayan kula vereceği mükâfatta o kadar olacaktır.

Zaten imanında samimi ve inatçı olmayan insan kırılgan olacak ve ilk birkaç denemede iman duvarları şehvet, hırs, gaflet taarruzlarıyla yıkılıp gidecektir.

Bunlar en iyimser tanımla imana teslim olamayan, dünya hayatından vazgeçemeyen, tereddüt eden, sorgulayan, erteleyen kalplerdir.

Samimiyetten uzak imanlı kullar mizan günü en azından şefaate ihtiyaç duyacak, belki belirli süre cehenneme veya Araf’a konuk olacak, cennet hayalleri ertelenecek ve belki bir miktar azap görecektir. Sırf bu cehennem korkusuyla gelen endişeli bekleyiş bile azabın kendisi değil midir?

İmansız kâfirler için diyebilecek sözümüz zaten yoktur. Onlar azabı muhakkak yaşayacak ve Allah’ın dilemesi hariç orada ebedi kalacaklardır.

Sözün kısası; “iman etmeden kimse cennete giremeyecek” yada başka bir deyişle “Cennete sadece iman edenler girecektir”.

Bu sadece kelimesi önemlidir. Çünkü imanın sadecesi Allah’a eş koşmamaktır. Cennetin sadecesi ise “iman etmek”tir.

Bu sadece’ler yanına gereksiz, boş ve samimiyetsiz bir şeyler koyarsanız Allah’ın sadeceler sistemine isyan etmiş olursunuz. Ve kimse bilmese de Allah bunu mutlaka bilir!

Cennete talip ve istekli iseniz, dua ve ibadetleriniz, amel ve niyetleriniz hep buna yönelikse önce iman edin. Yalnız sözle değil kalple, tüm benliğinizle iman edin. İman tasdiktir. Ahdetmek, söz vermektir. İman, Fatiha suresine içten bağlanmaktır.

Bu sayede umulur ki hidayete kavuşur bu imanı amellerinize yansıtacak hale gelirsiniz.

Yok, imanınız samimi değilse zaten yol göstericiniz kalbiniz değil aklınız ve nefsiniz olur ki sadece gördüğünüzü doğru kabul eder, sadece size söyleneni yapar, yalnız et ve kemik olarak yaşar…cennet hayalini hep hayal olarak yaşarsınız. Akibetiniz de karanlık olur.

Allah herkese samimi iman nasip etsin. Amin.

Cennete sadece iman edenler girecektir

Bu yazıyı okudunuz mu?

Fetva-i Azam (En büyük Fetva)

Fetva-i Azam (En büyük Fetva)

Fetva-i Azam (En büyük Fetva) Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla! Değerli Müslümanlar, Allah Bir’dir, ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 + 6 =