Anasayfa / İMAN ESASLARI / Ahirete iman / Cennetlere ha deyince gidilmez
imanilmihali.com
Cennete sadece iman edenler girecektir

Cennetlere ha deyince gidilmez

Cennetlere ha deyince gidilmez

İslam gönül dini, muhabbet ve içtenlik dinidir. İslam samimiyet, teslimiyet ve huşu ister. İslam, kalp kırmamayı, hak yememeyi, zulmetmemeyi diler. İslam, kulları cenneti ahlaka daha yaşarken sahip olsun ister. İslam, Allah dini, Allah emri, Allah yolu, Allah rızasına ulaşan itikad ipidir.

Cennet ve cehennem, ahiret hayatının iki odalı evidir ki hangisine gideceğimiz bu dünyadaki amel ve niyetlerimize, İslam’a ne kadar sadık olduğumuza bağlıdır. Cennet ve cehennem için tek ölçü, Allah rızasına mazhar olabilmek adına yapıp ettiklerimizin yetip yetmeyeceğidir.

Cehenneme gitmek kolaydır. On dakika içinde cani, hain, lanet, bela, kötü, çirkin, vahşi, namussuz, kafir, müşrik, illet olabilirsiniz. Böylece cehennem biletinizi cebinize koyar, tövbe etmedikçe, Allah’ın başkaca dilemesi olmadıkça o biletle sağ salim cehennemlere de kavuşursunuz. Check – in yaptırmış olmanın da rahatlığıyla bu dünyada dilediğinizce at oynatır, hak hukuk tanımaz, dünya için yaşar ve dünya için ölürsünüz. Yani cehenneme gitmek istiyorsanız çok bir gayret göstermenize gerek yok.

Ama cennetlere gidebilmeyi, cennetleri görebilmeyi arzuluyorsanız iş biraz zor. Cennetler öyle birilerinin araya girmesiyle, birilerinin kefil olmasıyla, birilerinin iki kelime şefaati ile gidilecek hele kalınacak bir yer değildir.

Cennetler, bu dünyada vur patlasın çal oynasın yaşayıp, birilerinin himayesinde, on dakikada gidilecek bir yer asla değildir!

Cennetlere aday olabilmek için önce Allah’ın rızasına sahip olabilmeye, Allah’ı hoşnut edebilmeye çalışacaksınız.
Sonra Allah’ın sınırlarına harfiyen riayet edip, kötüşülten kopacak ve hayır ve güzelliklere koşacaksınız.
Sonra kalpten iman edip, iman edenleri kardeş bileceksiniz.
Sonra on dakika değil tam bir ömür, ecele kadar bu imanın gerektirdiği gibi yaşayacaksınız.
Sonra her işe Allah adı ile başlayıp, sık sık dua ve tövbe edeceksiniz.
Sonra salih amel, ibadet ve ahlakta kusur etmemeye çalışacaksınız.
Sonra zulmetmekten, hak yemekten vazgeçip mü’min, adam, insan olmaya çalışacaksınız.
Sonra her iş ve sözde akıl, ruh, şuur, kalp, vicdan ve merhamete müracat edecksiniz.
Sonra adil ve alçakgönüllü olacaksınız.
Sonra şeytan silahları olan para, kibir, haset, fesat, yalan, küfür, şirk gibi illetlerden arınmaya gayret edeceksiniz.
Sonra nefsinizi terbiye etmeye çalışıp, gözle bile harama bakmayacak, hele bir damla bile olsa harama el sürmeyeceksiniz.
Sonra kul ve kamu hakkı yemekten fersah fersah kaçacaksınız.
Sonra ibadetleri hiç olmazsa farzları, zamanında, devamlı bir şekilde ve gösteriş-riyadan uzak, dosdoğru yerine getirme azminde olacaksınız.
Sonra Kur’an’ı anlayarak okuyacak, Allah’ın ne dediğini anlamaya çalışacaksınız.
Sonra Kur’an’ı hayata rehber etmeyip, dua ve ölüler kitabı yapıp, bezlere sarıp, duvara astığınız için tövbe edecek, af dileyeceksiniz.
Sonra dini öğreniyorum diye, geçirdiğiniz Arapça kurslarına ayırdığınız beyhude saatler için Allah’tan af dileyeceksiniz.
Sonra iman ne demek, imanın tahkiki ne demek, nelere iman etmek gerekir diye düşünmediğiniz, öğrenmediğiniz, tüm iman edileceklere iman etmediğiniz, dini okumadan – sadece birilerinin size anlattığı kadarıyla yaşadığınız için pişmanlık gözyaşları dökeceksiniz.
Sonra birilerinden medet umduğunuz, rızkı ve bereketi o kişiden beklediğiniz için, Kur’an’ın değil de birilerinin helal ve haramlarını aynen kabullendiğiniz ve böylece onu rab edindiğiniz için, puta tapar gibi dünya malına ve paraya taptığınız için tövbe ve istiğfar edeceksiniz.
Sonra birilerinin size çuval çuval getirdiği patatesler, kömürler, avuç avuç dağıttığı paralar, haksız yere bağladığı maaşlar, velhasıl yediğiniz haksız ve haram lokmalar için kanlı gözyaşları dökeceksiniz.
Sonra Peygamberimizin örnek ahlakını destur edinecek ve o ahlaka yaklaşmaya gayret edeceksiniz.
Sonra tevhide yelken açıp şirkten, şeytandan uzaklaşacaksınız.
Sonra Allah dostu ve Allah düşmanı olanları tanıyacak, bunlara imanınızın emrettiği şekilde dost veya düşman olacaksınız.
Sonra sabredecek, şükredecek, dua ve istiğfar edecek, rızkı, nimeti sadece Allah’tan bekleyeceksiniz.
Sonra ana babaya, aile ve akrabaya, iman edenlere, yetimlere, mü’minlere saygı ve sevgide kusur etmeyecek, onları canınızdan parça bileceksiniz.
Sonra umutla, gözyaşıyla, kalp hıçkırıkları ile avuçlarınızı göğe açıp Rabbimize dua edecek ve yalvaracaksınız ki sizi hoşnut olduğu kullarından eylesin.

***

Demek ki cehenneme gitmek kolay, cennete gitmek zordur.
Demek ki Allah’ın rıza ve dilemesi her şeyin üstündedir.
Demek ki Şefaat sadece Allah’ın elindedir.
Demek ki iman etmeden kimseler cennetlere giremez ve iman cüzdanda, makamda değil kalptedir.
Demek ki cennetlere gidebilmek için önce cehennemliklerden uzaklaşmak gerekir.
Demek ki şirk, tevhidin düşmanı, şeytan, kişinin en kötü arkadaşı, küfür ve şirk, cennetin kendisine haram ettiğidir.

Allah herkesi ıslah, terbiye ve hidayet eylesin.
Rabbim sadece imanlı kullarını bağışlasın.
Amin!

Cennetlere ha deyince gidilmez

Bu yazıyı okudunuz mu?

Halis mü’min fani şeylere karşı zaafı olmayandır

Halis mü’min fani şeylere karşı zaafı olmayandır

Halis mü’min fani şeylere karşı zaafı olmayandır Fani olan her şey geçicidir, sahtedir, süsten ibarettir ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir