Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Cuma namazının hikmeti
imanilmihali.com
Cuma namazının hikmeti

Cuma namazının hikmeti

Cuma namazının hikmeti

Cuma namazının hikmeti riya ve gösterişte değil, cemaat ile iman kardeşliğinde buluşarak huşu ile Allah’ı zikredebilmektedir.

Cuma namazının hikmeti daha iyi müslüman olmak ta, takvada öne geçmekte değil, temiz kalple, has niyetle Allah’a yönelebilmekte ve iman kardeşinin derdine, sıkıntısına, sevincine ortak olabilmektedir.

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.” (Cuma 62/9,10)

Yüce Allah’ın cemaatle kılınmayı farz olarak buyurduğu tek namaz cuma namazıdır. Zamanla hutbesinin yeri ve şekli değiştirilen, rekat ve ezan (kamet) sayısı sonradan artırılan cuma namazı sahabeler döneminden itibaren toplu kılınmış, hutbeyi namazdan sonra olmak üzere bizzat Peygamberimiz veya vekil tayin ettiği kimseler vermiştir.

Cumanın sünnetlerini camide kılmak farz değil, hutbeyi dinlemek te farz değilken özellikle emevilerin sinsi gayretleriyle farzlaşmış ve dine girmiştir. Çünkü maalesef cuma namazları Allah’a topluca secde etmek maksadından uzaklaşarak siyasi arenaya ve para toplama vasıtasına dönüştürülmüştür.

Oysa cuma namazının toplu kılınmasındaki asıl gaye tıpkı farz olan Hac ibadetine benzer. Her ikisinin de kazası mümkünse de ve edası bazı şartlara bağlıysa da ikisi de Allah’ın kullar üzerindeki hakkıdır.

Açıklayacak olursak bu hak (haşa) Yüce Allah’ın namazımıza muhtaç olması asla değildir aksine namaza muhtaç olan kullardır. Lakin Yüce Allah diler ki iman edenler bir araya gelsin, birbirlerini tanısın, dertlerini anlasın, yardımlaşsın, müjdelensin, paylaşsın, değişik meslek ve mahallelerde oturanlar aynı kader ortaklığı yapsın ve mü’minler iman kardeşliği yolunda birbirlerine ısınsınlar. Sevmeyi, anlayışı, merhamet ve kardeşliği öne çıkaran bu maksat hac ibadeti için de asıl olandır.

Cumayı terk edenin (üç cuma kaçıranın) cennete giremeyeceği lafı gibi batıl ve tahrim yetkisi kullanmaya varan, tekfiri çağrıştıran haller doğru değildir. Bu laf Yüce Allah’ın rahmetine de sınırlama getirmekle büyük günahtır. Cuma farzdır, toplu kılınması da farzdır lakin ortamın ve usulün de ayete uygun olması şartı esas olandır. Yani o an orada Allah rızasından başka bir maksatlar güdülüyorsa o namazı öğle namazı şeklinde evde kılmak (doğrusunu Allah bilir) çok daha sevaptır. Hiç olmazsa içerisindeki huşu ve mana kaybolmaz.

Dolayısıyla Cuma namazının hikmeti cami minaresinde dolanan milyonlarca meleğin sevabını kazanmak, toplu namazla misliyle sevap kazanmak mıdır doğrusunu Allah bilir lakin ayetin izahı beşeri meşguliyetlerden uzaklaşmak, ezanla birlikte Allah’ı zikre koşmak şeklindedir. Bu zikre başkaca beklenti ve umutları dahil etmek ise namazı şüphesiz boşa çıkarır.

Usul yönünden kadın ve çocukların durumu fıkıh konusu olsa da doğru örneğin sahabeler döneminde Peygamberimizin uygulaması olduğu aşikardır.

Dikkat edilecek bir önemli konu da şudur ki İslamiyette sandalyede namaz yok, oturarak namaz vardır. Hristiyanlığı çağrıştıran bu eylem diyanet başkanlığınca da fetva ile men edildiği halde uygulama halen devam etmektedir.

Riya ve gösteriş cemaatle kılınan namazların en büyük belasıdır ki dostlar görsün, en önde kılayım gibi art niyetler ibadeti boşa çıkaran hususlardır.

Hutbe ve vaazların gayesi cemaate Kur’an ile öğüt vermek iken propoganda, kışkırtma, düşmanlık aşılama, vefasızlık, tehdit gibi kötü zan ve iftiralara varan haller nedeniyle hutbeler maksadından uzaktır. Oysa hutbe ve vaazlar ile arzulanan (cemaatin fazla zamanını almadan) Kur’an’ın değişik ayetlerinden örnekler vererek cemaati eğitmek ve imanı tazelemek, yanlışları düzeltmek, din ile alakalı anonsları yapmaktır.

Cami çıkışında toplanan dilenciler ve seyyar satıcıların durumu ise vahimdir ki asıl vahim olan hiçbir dinde görülmeyecek pislikteki cami avlusuna çöreklenmiş imalathaneler, kiralık işyerleridir. Çoğu cami avlusunda yeşilden eser olmaması da ayrı bir ayıptır.

Ezan sesinin (yaşlılar ve hastalar düşünülerek) kilometrelerce öteye ulaşması, yan yana camilerin birbirinden zamanca fasılalı olarak ezan okuması da hoş değildir.

Nitekim, cemaatin safları sık tutmasındaki gaye de kaynaşmayı sağlamaktır ki bunun ilk adımı namaza gelenlerin hoş kokulu, temiz kıyafetle gelmesidir. Delik veya kirli çorapla, pis kokularla yanındakinin dikkatini dağıtan kimseler sakatlanan namazın vebalinden de sorumludur ki cemaatin ileri gelenleri o kişiyi ikaz etmeli, terbiye etmelidir.

Cemaatin değişik haftalarda değişik camilere gitmesi hem iman kardeşlerini tanımak hem de riyadan kaçınmak hem de propogandadan kurtulmak için şarttır.

Velhasıl, Allah’ın rahmeti boldur ve eda edilen namazları inşallah kabul edecektir. Fakat kulun niyeti “Allah rızasından başka gayelere sekmemeli”, acele edilmemeli, namaz ve hutbe uzatılmamalıdır. Düşünülmelidir ki cemaatte sayısız ileri yaşta insan vardır ve onların abdestlerini uzun süre muhafaza etmeleri zordur. Dahası işyeri sahiplerinin de tüm cemaatin de zamanı kıymetlidir.

Nitekim Yüce Allah namazdan sonra kullarını nasip aramaya, nimet aramaya davet etmekte, beşeri hayatın gereklerini de unutmamaya çağırmaktadır. Huşu ile kılınan cuma namazı bereketi de beraberinde getirecek ve esnaf hileden inşallah uzak duracaktır.

Namazdan sonra nasip aramak sadece ticaretle alakalı da değildir. Akraba ziyareti, hayır ve salih amel arayışları, aile ile ilgilenmek veya memur ve işçiler için mesaiye iştirak etmek de nasip aramaktır.

Önemli olan öncesi ve sonrasıyla Cuma namazını Allah emrettiği için, Allah rızası için Peygamberimizin öğrettiği ve uyguladığı şekilde kılmak, cemaatle kaynaşmanın ve Allah’ı zikretmenin heyecan ve coşkusuyla şeytanlık ve kötülüklere son verip, kul olduğunu hatırlamaktır.

Cuma namazının kalplere huzur ve sevinç verdiği muhakkaktır lakin art niyetle kılınan veya art niyetlilerce art niyete kurban edilen namazlar bu huşu ve sevinci yaratamaz ve buna kimsenin hakkı yoktur ve kimse Allah’ı kandıramaz.

Çünkü cemaatle kılınması emredilen cuma namazı sadece Allah içindir ve buna uymak gerekir.

Cuma namazının hikmeti riyada değil özdedir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Hz. Hüseyin neden şehit oldu

Hz. Hüseyin neden şehit oldu

Hz. Hüseyin neden şehit oldu Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitleri sadece İslam’ın değil aynı zamanda ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir