Anasayfa / İMAN ESASLARI / Kadere iman / CÜZ’İ İRADE NEDİR?
imanilmihali.com
kadere doğru

CÜZ’İ İRADE NEDİR?

CÜZ’İ İRADE NEDİR?

Cüz’i irade nedir?

İnsanda gözüken fiilleri iki kısma ayırabiliriz. Bunlardan bir kısmı tamamen irademiz dışında meydana gelen fiillerdir. Kalbimizin atması, kanımızın dolaşımı, nefes almak vermek, göz kapaklarımızın açılıp kapanması, saçımızın uzaması gibi fiilleri bu kısma misal olarak gösterebiliriz. Bu tür fiillere “ıztırârî” (mecburi) fiiller denilir. Bu tür fiillere insanın iradesi müdahale etmediğinden dolayı, bu fiiller için herhangi bir mesuliyet veya mükâfat yoktur.
Fiillerimizin diğer kısmı ise, kendi irademiz ile işlediğimiz fiillerdir. Yemek, içmek, bakmak, konuşmak, yürümek gibi fiillerimiz bu kısma dâhildir. Burada tercih ve seçim hakkımız vardır. Helal şeylere bakabileceğimiz gibi, harama da bakabiliriz; helali yiyebileceğimiz gibi, haramı da yiyebiliriz; hayrı konuşabileceğimiz gibi, yalan ve gıybet de konuşabiliriz. Bu tür fiillere “ihtiyâri” (isteğe bağlı) fiiller denilir.

Cüz’i irade; “ihtiyâri fiiller” dediğimiz bu kısım fiillerdeki tercih kabiliyetimizdir.

Yaratılması cihetiyle ıztırâri fiillerde olduğu gibi, ihtiyâri fiilleri de yaratan Allah’tır. Fakat ihtiyâri fiil ve hareketlerimizde talebimiz-dileğimiz söz konusudur. İşte bu talebe“cüz’i irade” denir. Demek ihtiyâri fiillerde insan; talep edendir, Allah ise; fiili yaratandır.

İşte insan bu talebi sayesinde itaatkâr veya isyankâr olur. Başka bir ifadeyle, insanın iradesi fiilin vasfına, Allah’ın kudreti ise fiilin aslına taalluk eder.

Mesela, yazı yazma fiilinin aslını yaratan Allah’tır. Yazılan, sevap bir şey olabileceği gibi, günah bir yazı da olabilir. Birinci halde yazının faydalı olduğundan, ikinci halde ise zararlı olduğundan bahsedilir. İşte yazı yazma fiilinin faydalı ve zararlı olmasına insan karar vermektedir. İnsan neye karar vermişse, Allah da yazıyı onun kararına göre yaratmaktadır. Ve onu mesul eden de bu tercihi ve kararıdır.

Kendimizi ortasında bulduğumuz merdivenlerden aşağıya veya yukarıya çıkma şansımız varken tercihimizi dilediğimiz yöne kullanabiliriz. Merdiveni biz yapmamış olsak ta aşağı pisliklere veya yukarı güzelliklere doğru adımlayan biziz ve tercihimizi istediğimiz an değiştirip aksi tarafa yönelebiliriz.

Ama merdiveni ben yaptım da diyemeyiz, merdiven beni kendisi götürüyor da diyemeyiz.

Bu manevi merdiveni biz yaratamayız çünkü bu ilim, güç ve kudret biz insanda yoktur. Hatta bu merdivende şu an olduğumuz yere bile belki kendimiz gelmedik. Merdiveni de, bizleri bu merdivende var eden de Rabbimiz Allah’tır.
Merdiven bizi kendisi götürüyor da diyemeyiz çünkü isteyen ve adımlayan biziz. Merdiven bizi bizim istediğimiz yöne doğru götürür. Esas olan merdivenin değil bizim ne istediğimizdir.

Merdiveni biz yapmadık ve merdiven kendisi bizi götürmüyor. Biz gideceğimiz yönü irademizle belirliyor ve adımlıyoruz.

Örnekteki sokağımız dünya misafirhanesidir. Mekanın sahibi Yüce Allah. Üst basamaklar salih ameller, alt basamaklar günah bataklarıdır. Merdivenin kendisi ise Yüce Allah’ın güç ve iradesidir.

Adımlamak, Allah’tan o fiilin yaratılmasını istemektir. İşte bu cüz’i iradedir… Cüz’i irademizle Kur’an’ın başına oturduğumuzda ve Kur’an okumayı talep ettiğimizde, Allah da kuvvetiyle “Kur’an okumak” fiilini yaratmaktadır. Yani biz bu halde iken, üst basamaklara yönelmiş ve merdiven bizi o kata çıkartmıştır. Ağzımızın hareketinden tutun, okuduğunuz Kur’an’a kadar her şey Allah’a aittir. O’nun yaratması ve icadı ile meydana gelir. Bize düşen tek şey, bu vaziyetin yaratılmasını tercih ve talep etmemizdir. Bu tercih ve talep etmeye “cüz’i irade” denilir.

Eğer biz Kur’an’ın başına oturacağımıza, okunması haram olan bir kitabın başına oturmuş olsaydık, bu sefer cüz’i irademizle merdivenin alt basamaklarına adımlamak gibi, o fiilin Allah tarafından yaratılmasını talep etmiş olacaktık ki, Allah da imtihan dünyası olmasından dolayı bu kez bu fiili yaratacaktı.

Beşeri ihtiyari işlerimizde Allah’ın yaratması, bizim isteğimize, yani cüz’i irademize tabi olduğundan dolayı biz mesul olmaktayız.

Mü’mine düşen, cüz’i iradesini hayırlı işlerin talebi için kullanmak ve Allah’tan cennet amellerini yaratmasını istemektir. Bu istek ve arzu, halis bir niyet ile buluştuğunda, kulu cennete layık bir hale getirecektir.

Yüce Allah cüzi iradeyi hayırlı işler için bahşetmişken, onu fenalıklarda kullananlara yazıklar olsun.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kader olacaklar değil olanlardır

Kader olacaklar değil olanlardır

Kader olacaklar değil olanlardır kader mevzu biz insanları aşan, hikmeti Yüce Allah’da olan, Peygamberimizin dahji ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir