Anasayfa / ALLAH (cc) / Dertlerin hiçbiri, rahmete sığmayacak kadar büyük değildir.
imanilmihali.com
Dertlerin hiçbiri, rahmete sığmayacak kadar büyük değildir.

Dertlerin hiçbiri, rahmete sığmayacak kadar büyük değildir.

Dertlerin hiçbiri, rahmete sığmayacak kadar büyük değildir.

Yeis karamsarlık demektir ve karamsarlık tüm umutların geçici olarak felç olmasıdır.

Kalıcı karamsarlık ise hayalleri terk etmek, umutları tüketmek, gayesiz yaşamı kabullenmek ve yaşamak yerine zaman doldurmaktır. Bu halin sonu ise güzelliklere sırt dönmek ve hayata hep negatif pencereden bakmak ve güzelliklere düşman olmaktır.

Dinen bu durum tevbeyi inkar ettirecek kadar vahim bir haldir ve kurtuluş umudundan vazgeçilmesi demektir. Bu ise şeytanın en büyük emeli, Kur’an’ı vermek istediği manevi gücün inkarı demektir.

Allah, ancak kafirlerin umut keseceğini bildirmekle çağlar ötesinden en büyük ikazı yapmıştır ki başa gelen her ne olursa olsun deva ve medet mutlaka vardır ve bu kurtuluş Allah’tandır. O müsibet kendi hatamızdan da kaynaklansa, birileri o belayı başımıza sarsa da nihayetinde sınavdır ve kalıcı değildir.

Oysa şeytan başa gelen müsibetleri insanın hatalarına değil de Allah’ın (haşa) umursamazlığına veya zalimliğine bağlamak yalanıyla kulların içindeki iman ateşini söndürmek hevesindedir.

Çünkü karamsar insan hayata küser, kurtuluşu aramaktan vazgeçer ve harama teslim olur. Bu haldeyken de şeytanlara yem olur ve bir daha ışığı göremez hale gelir.

Bu yüzden mü’min Allah’a inancını ve umudunu asla kaybetmeyendir.

Karamsarlığa sebep sayısız felaketler yaşansa da, başa umulmadık felaketler gelse de, hastalıklar ve fevatlar yaşansa da, işsiz kalınsa, icralar gelse de umut daima vardır ve tüm bu müsibetler kötlüğe teslim olmak için asla mazeret değildir.

Bilinmelidir ki;

1. Allah asla zulmetmez.

2. Başa gelenler kendi inançsızlığımız ve hatalarımız sebebiyledir.

3. Hiçbir müsibet kalıcı değildir.

4. İman, özellikle müsibet anında kurtarıcı dosttur.

5. Denize düşüp yılana sarılanlar kurtuluşu reddedenlerdir.

6. Çünkü başımıza gelen belaları üretenler bilhassa (bize sağdan görünen) dost sandığımız düşmanlardır.

7. Bu düşmanların gayesi karamsar kılıp imanı terk ettirmektir.

8. İyi veya kötü başa her gelen her şey ve bunlardan kurtuluş için gayretlerimiz bir sınavdır.

Yani müsibetlerin sebebi şeytanlar ve kendi ahmaklığımız, yanlış tercihlerimiz, kurtuluş sadece Allah’ın dilemesi ve kendi gayretimizledir.

O halde karamsarlığa teslim olup, şeytanlara yanaşmak hata üstüne hata yapmaktır ki umutları tüketendir. Tevbe kapısı hep açıktır ve kurtuluş daima vardır ve ancak kafirler umudu ve tevbeyi reddeder.

Dertlerin hiçbiri, rahmete ve tevbeye sığmayacak kadar büyük değildir.

Bu nedenle, doğru tercih yapmak, doğru tercih yapabilmek için doğrusunu Kur’an’dan öğrenmek, gaflet ve yanılgıyla yanlış tercih yapsak da geri dönmek, tevbe ile af dilemek, umudu asla kesmemek lazım olandır. En büyük hata ise şeytana aldanmış olmakla kalmayıp, rahmetten uzaklaşarak şeytanlaşmaya razı olmaktır.

Şeytan; imanlı, fıkır fıkır kalplere hükmedemez ancak bu hissi yok edip veya sarsarak vesvese vermek suretiyle şüphe yaratır, zayıflatır, davet eder, süslü gösterir, belaları Allah’a yükler ve kulu kendi ağlarına çeker.

Şeytanlar karamsarlığa teslim olan zayıf imanlı kulları teslim alır.

İmanlı kul bu yüzden asla karamsar değildir, başa gelenleri sınav bilir, sabreder, Allah’tan ümit kesmez, yanlışlıkla dahi olsa şeytanlara meyletmeyi düşünmez.

Denize düşmenin sınav olduğunu bilenler, yardımın da Allah’tan geleceğini bilenlerdir ve asla yardım vaadiyle gelen şeytanlara (yılanlara) tutunmazlar.

Çünkü Allah’ın yardımı haktır, muhakkaktır.

Dünya bir sınav, müsibetler birer sınav sorusudur. O belalardan kurtulmak için müracat ettiğimiz yollar da ayrı bir sınavdır. 

Şeytanlar bela üretmekle, inancı ve umudu yok etmeye çalışanlardır. Mü’minler en belalı zamanlarda dahi Allah’tan vazgeçmeyen, umut kesmeyenlerdir.

Çünkü dertlerin hiçbiri, rahmete sığmayacak kadar büyük değildir.

Bu yazıyı okudunuz mu?

Allah nurunu tamamlayacaktır

“Kim, İslâm’a davet olunduğu hâlde, Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? Allah, zalimler topluluğunu hidayete ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir