Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / DİNİMİZ / Din amaç değil araçtır
imanilmihali.com
din samimiyet ister

Din amaç değil araçtır

Din amaç değil araçtır. Mü’min, dini Kur’an’dan öğrenen, Allah rızası için tatbik etmeye gayret eden, dini esenliğe giden yol olarak ve Allah’ı bulabilmek için vesile görendir. Din amaç yapılınca da ortada ne iman kalır ne has niyet.

Din amaç değil araçtır

Kur’ansal düşüncenin temel kabullerinden biri şudur: Din amaç değildir araçtır ; amaç insandır, insanın mutluluğudur. Din, kulun Allah’ı bulabilmesi içindir. Yaratılışı anlamak, sınavı idrak edebilmek için din hayatın rehberi, kaidesi ve dizgisidir. Bu yol kulu aklın ve kalbin ışığında Allah’a, imana ve tevhide götürür.

Din amaç değil araçtır çünkü din araç değil amaç yapılırsa yol Allah’a çıkmayacağı gibi, inanca riya ve gösteriş karışır ki bu haliyle din saadet ve esenlik getiremez, çıkar aracı olur. Din, erdeme götürücü işlevini layıkıyla yapması için gaye olmaktan çıkarılmalıdır. Amaç yapılmış bir din, Allah’a götürmek yerine, Allah’a giden yolu tıkar. Çünkü bizzat kendisi tanrılaştırılmış, yolun sonu haline getirilmiştir. Yani amaç yapılan din nefsin dinini yaratır, hak dine mani olur ve beşerileşir. Dahası her türlü ikrah yani zorlama ve takiyye devreye girerek hak yolu yani sırat-ı mustakimi kapatır.

Özünde, Yaratıcı’nın, insan daha mutlu olsun ve cennet ahlakına erişebilsin diye gönderdiği din, ne yazık ki tarih boyunca, insanı perişan etmenin aracı olarak kullanılmıştır. Bunun temel sebebi, dindeki tanrısal iradenin yerine, insanın ihtiras ve egosunun geçirilmesidir. Ne yazık ki bu ıstırap verici saptırmanın temsilcileri, bizzat dinin temsilcileridir. Kur’an’ın mucize devrimlerinden birinin çerçevesini veren Bakara suresi 213. ayet bu gerçeği söze büründürmektedir. Tabiî ki, anlamak niyetiyle okuyanlar için. Kur’an’ın ifadesiyle tedebbür edenler, yani okuduğunu enine boyuna, derinliğine düşünenler için..

Dinlerin, tanrısal iradenin amaçladığı hedeflerden, insan çıkarlarına doğru kaydırılması, dini inkâr edenler veya dine düşman olanlar tarafından işlenecek bir suç değildir. Bunu ancak, dini temsil edenler, hatta dinin koruyucusu rolünde sahneye çıkanlar yapabilir. Bunun içindir ki dindarlara dinsizlerden veya ateistlerden gelen zarar hiçbir zaman yıkıcı olmamıştır. Dindarları yıkan zararlar daima din içindeki riyakâr unsurlardan yani dincilerden gelmiştir. Ve gelmeye devam edecektir.

Kur’an’ın afsızlığa mahkum ettikleri dinsizler değil müşriklerdir

Bu yüzden olsa gerek, Kur’an, din konusunda ateizm veya dinsizlikten değil, şirkten yani Allah’ı ve dini kabul edip de Allah’ın yanına ikinci, üçüncü dereceden dokunulmaz unsurlar ilave eden zihniyetten şikâyet etmektedir. Bu şikayet ve ayrıntıları için Kur’an’a müracat edilmelidir.

Küfür tek millettir ve batıl çoktur. Hak ise bir tanedir ve adresi doğrudan Allah’a, sadece Allah’a çıkar.

Dindar ile dinci arasındaki fark ta buradadır ve dindarın has niyetle dini bir araç olarak kullanıp, Allah rızasına erişebilme isteği, dincide dini amaç yapan bir nefsaniyete dönüşür, egolara hapsolur ve dünyevileşir.

Ahireti değil de dünyayı hedef alan bu beşeri din ise amaç olduğundan şekle bürünür ve özü terk eder. Çünkü bu amaç nefsi tatmin ve inancı başkalarına ispat içindir. Bu maksatla silah ve kandırmaca vasıtası olarak seçilmiş ve hırsla şehvetlere kurban edilmiştir.

Dinin siyasetten spora, makam hırsından zenginleşmeye kadar uzanan geniş yelpazede neye alet edilirse edilsin varacağı nokjta bu nedenle hüsrandır. Çünkü amaç haline gelen din tatmini ve az ile yetinmeyi gerekli kılar. Bu haliyle de ufkun ötesini göremez, hakikate ulaşamaz halde mahzun kalır.

Oysa araç olan din yeni ufukların, kalp seyehatlerinin, ruhi miraçların vesilesidir. Hikmet, hidayet ve nimettir. Kul bu sayede Allah’ı bulur ve asla tam olamaz. Nihayetinde Allah rızasına mazhar olabilmek, hesap ve mizanda aklanmak ve cennetlere gidebilmek istek ve emeli kulu din ile yüceltir ve yükseltir.

Araç halindeki dinin kulu yükseklere taşıması mümkün, amaç edinen dinin aşağılara batırması gayet normaldir. Çünkü ayetlerin işaretinin tam anlaşılması, dinin noksansız ifası, ibadetlerin makbul seviyede yapılabilmesi, niyet ve amellerin salih tutulabilmesi her zaman mümkün olmadığından araç olan din yedek mekanizmaları ile kulun yükünü hafifletme özelliğine sahipken, amaç edinilen din bu kolaylıkları sağlayamayan çakma yazılıp programları gibi sığ ve dardır.

Özetle;

Kul için din Allah’ı bulma yolu, kalp kapılarından geçip cennetlere uzanma imaknıdır. Bu haliyle din, Yüce Allah’ın insanlara bahşettiği bir yaşam şekli ve kurallar bütünüdür. Din asıl şekli ve mahiyetiyle bir araçtır.

Din araç değil de amaç haline gelirse kulun en uç kutuplara uzanarak dünyadan vazgeçmesine veya aksine ahireti unutmasına sebep olur. Beşerileşen, tamama ermiş kabul edilen, aracı ve silah olarak kullanılan, pislik ve nankörlüğe müsait bu amaç edinilmiş din kula faydadan çok zarar verir ve Allah ile aldatmanın da kapılarını sonuna kadar açar.

Mü’min, dini Kur’an’dan öğrenen, Allah rızası için tatbik etmeye gayret eden, dini esenliğe giden yol olarak görendir.

Rabbim bizleri, beşeri, sahte, nefsani, batıl, şeytani dinlerden uzak eylesin.

Rabbim bizleri dincilerin, şeytanların oyunlarından uzak eylesin.

Rabbim bizi kendisine varan yollara kılavuzlasın. Amin.

Din amaç değil, araçtır

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi?

Kur’an İslam’ına dönüşün hala vakti gelmedi mi? Derin Asr-ı Saadet özlemiyle yanıp tutuşurken, tevhid yolunda ...

1 yorum

  1. Avatar

    Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina muhammed.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir