Anasayfa / DİNİMİZ İSLAM / İslam tarihi / Din merkezli insanlık tarihi
imanilmihali.com
Din merkezli insanlık tarihi

Din merkezli insanlık tarihi

Din merkezli insanlık tarihi

Dünya belki milyar belki sadece onbin yaşında. İnsanlık belki milyon yıldır var belki sadece 6.500 yıl. Ne kadar süre olursa olsun insan ırkı olarak bu dünyada ortak bir mazi paylaştık ve aynı akibeti paylaşarak ta yaşamaya devam edeceğiz. Belirlenen süreye kadar insanlık sıcak ve soğuk iklimlerde, yükseklerde veya ovalarda nefes almaya devam edecek. Geçmişten dersler alarak, daha güzel ve huzurlu yaşamaya gayret ederek.

Bugüne kadar yaşadıklarımız maalesef çok iç açıcı değil. Her türlü meziyet ve kabiliyetle yaratılmış insan tek başına gayet huzurlu ve barışçıl iken, ırkıyla bir araya geldiğinde değişiyor ve tanınmaz hale geliyor. Zaman ilerledikçe o barışçıl hali gidiyor, yerine açgözlü ve saldırgan bir ego geliyor. Tarih bunların sayısız örnekleriyle dolu.

Peki mazinin bu denli karanlık ve acı dolu olmasının sebebi milletlerin açlığı veya daha iyi barınma istekleri midir? Bunca savaş ve akan kanların sorumlusu enerji kaynakları mıdır? Şehitlikleri doldurmuş milyonlarca insanın ahirete intikali sadece siyasi akımlarla açıklanabilir mi? Devletler ve milletler arası çatışmaların sebebi sadece paraya sahip olma arzusu veya gücü elde etme hayali midir?

Tarihin kanla yazılmış olması, sayısız bilim adamının katledilmesi, masumların öldürülmesi, devletlerin helak olması, yangın ve radyasyonun ükleri esir alması, derelerden su yerine kanlar akması sadece güce, paraya, enerjiye dayanabilir mi?

Dünya tarihine alıcı gözle bakıldığında görülecek olan şudur ki tarihin tam merkezinde din oturmaktadır. Diğer tali sebepler çoğu zaman birer bahane, maske veya başlangıçtır. Dinle alakası olmayan nice acılar ve savaşlarda yaşanmıştır ama bunların tamamı bir çekirdek kabuğunu dolduramayacak kadar azdır.

İlk insan Adem (as)’ın oğulları arasında başlayan husumet ve kan dökme sevdası maalesef yüzyıllar geçtikçe artarak devam etmekte, semavi dinlerden önce putlar ve din adamları liderliğinde, semavi dinlerden sonra yöneticiler ve din adamları arasında, daha sonraları semavi dine tabi uluslar arasında savaşlar hep olagelmiştir. Peygamberlerin icra ettikleri, peygamberlere karşı icra edilen savaşlar ise saymakla bitmeyecek kadar çoktur.

Bilimsel gelişmeler ve keşifler de din kaynaklı olup ayetlerde yazılı olanı bulmak, yeni ülkeler keşfedip orada dini rahatlıkla yaşamak, ayetlerdeki ifadeleri veya aksini ispat etmek, uzayın derinliklerinde ilahi unsurlar aramak, bedendeki ayetlere bakarak aşı ve ilaç geliştirmek, ibadethaneler inşa etmek için hesaplar yapmak, aileyi ve ulusu korumak için sağlam kaleler inşa etmek, masum yerlileri yok pahasına öldürmek, ağaçları katlederek modern binalara yer açmak, dağları patlatarak taşlardan evler yapmak, helak olmaktan kurtulmak için mağaralar oymak veya sağlam malikaneler yapmak, dini kullanarak heybetli ihtişamlar sergileyebilmek için ve dinin üstünlüğünü (!) ispat için gösterişli katedraller inşa etmek gibi sayısız emeğin ardındaki gerçek aslında hep dindir.

Çünkü insan ilişkileri yani hayat dinin kendisidir ve dünyanın en birinci meselesi dindir.

Bu maksadın aleni ve şefaf olduğunu düşünmek saflıktır. Çoğu zaman örtülü veya sinsi vaziyette tezahür eden bu gaye ilk insanla başlayıp kıyamete kadar sürecek insanlık tarihinin vazgeçilmezidir çünkü şeytanın tohumlaması yani fısıltıları asla bitmeyecektir.

Dünya üzerinde kendisi gibi düşünmeyen, kendisiyle aynı ilaha tapmayan insanlara duyulan toleransın azlığı, insanları diğerlerine inanç ve ilkelerini zorla kabul ettirmeye yöneltmiştir. Bu ilkelerin bazısı akıl ile ama çoğu vahiy ile alakalıdır.

Peygamberleri öldüren kavimlerde bu işi sadece din adına yapıyor ve atalarından öğrendiklerine karşı çıkan bir insana karşı eylemde bulunuyorlardı. Putlara tapanlar bile kendi putlarına sayıgızsızlık edenleri ölümle cezalandırıyordu.

Velhasıl dünyanın tarihi çoğu zaman din nedeniyle kana bulanmış, çok kısa süreler hariç dünya tarihi dinle oluşturulması arzulanan barış ve refah ortamına asla ulaşamamıştır.

Dünyanın bugününün ve yarınının da farklı olacağını düşünmek saflıktır. Hangi lider ne demeç verirse versin, anlaşmalar ne söylerse söylesin, sınırlarda neler yaşanırsa yaşansın altında hep din vardır. Uzay araştırmalarının ardında da, mikrop ve virüs taramalarında da, teknolojik hamlelerde de, savaş sanayinde de, iletişim veya keşif gayretlerinde de, uzay derinliklerinde veya okyanuslar altında yapılan incelemelerde de ana faktör hep dindir, dini desteklemek veya reddetmek gayretidir.

Her tahrif edilmiş semavi dinin ilk hedefi diğer semavi dinleri boşa çıkarmak ama kendi dinini egemen kılmaktır. İslam ise tamamının Allah katından olduğunu (ama tahrif edildiğini) ispat eder. 

Yahudilik ve hristiyanlık bu işlerde başı çekerken, o dinin din adamları maalesef beşeri sınırları çokça aşarak şeytani hevesleri ve düşmanlık tohumlarını insanlığa şırınga etmekten çekinmemektedirler.

İslam dünyası kendi içindeki bazı yobazlar ve farklı mezhebe tabi olduğu için diğerlerini düşman ve din dışı sayan azınlık hariç bu oyuna çoğu zaman gelmese de müslümanların asıl kavgası kendi dinine tabi olanlarladır.

Diğer dinlere mensupların ilk hedeflerinin de İslam alemi olduğu düşünülürse müslüman camianın yüzyıllardır hem içten hem dıştan saldırı altında olması daha iyi anlaşılacaktır.

Tüm haçlı sefelerindeki ortak gaye hristiyan olmayan kim varsa tamamını yok etmektir. Bahanesi ve görünen maksadı ne olursa olsun cinayet demek olan bu eyleme maalesef krallar, din adamları, bilim adamları bile destek vermiş ve dünya yüzyıllarca savaş tehdidinden ve bunun yan sonuçlarından kendisini kurtaramamıştır.

Savaşa verilen ağırlık hijyen ve toplum sağlığına verilmediği, hurafeler gereği kediler cadı diye yakıldığı içinde Avrupa yıllarca veba tehdidi altında inlemiş, milyonlarca insan fare ısırıkları ile hayatını kaybetmiştir.

Cadı ve büyücülerin, kahinlerin sihir ve büyü sevdası, gaybdan bilgi almak hevesi de yine din kaynaklıdır ve bilgi alınmak istenen zaten insan dışı varlıklardır ki fizik kuralları ile açıklanamaz.

Velhasıl tarihin dünü de bugünü de karanlıktır. Amma Allah’ın izni ve lutfuyla yarını aydınlık olacaktır.

Bugün yaşanan bahtsızlıkların İslam ülkelerinde yoğunlaşması ise tabiki bir tesadüf değildir. Sadece müslüman ülkelerde yaşanmakta olan kaosun nedeni çok iyi araştırılmalı altındaki dini tecavüzler çok iyi görülmelidir.

İlk olarak şu açık ve net olarak bilinmelidir ki İslam, Allah korumasındaki Kur’an’da yazılı olan tek muteber dindir, kıyamete kadar baki kalacaktır. Diğer dinler Allah’ın dini olmakla beraber tahrif edilmiş ve muteberliklerini yitirmiştir. Hz. Peygamber son peygamberdir ve İslam aklı kullanmayı emreder.

Diğer semavi dinler bu hakikati en az müslümanlar kadar iyi bilmekte ve kendi dinlerini korumak, islamı yok saymak veya yalanlamak için sanal bir gayret gösterirken asıl ehdeflerinde bu muazzam güzellikteki Allah dinine tabi olanları yeryüzünden silmek istemektedirler.

Bu gayede tüm diğer dinler tam bir koalisyon halindedir ve İslam alemi dört yandan gelen saldırıların mahiyetini anlayamadığından ancak birbiriyle savaşabilmekte, galibiyet için bile mutlaka düşmanlardan birkaçından destek almak mecburiyetinde kalmaktadır.

Petrol, güç, para diye çıkılan bu tacizkar yollarda batının gayesi üç varil petrol asla değildir.

Hristiyan dünyası sömürgecilikle yıllarca kan emerek yaşamış ama artık sona gelmiştir. Yahudi alemi ise sözde yıllarca mazlumu oynamış (!) artık toparlanmak hevesindedir. Her iki dine tabi olanlar da gerçeği bildiği ama kabullenmediği için ilahi bir kıskançlıkla İslam’a girmek yerine başlarını dünyaya çevirerek inançsızlıklarının bedelini, imanlı İslam alemine, hak dine, Hak’ka ödetmek gayretindedir.

Tamamı İslam’dan intikam almak hevesindeki bu devasa grupla anlaşmanın, barış yapmanın yolu sadece onların İslam’a girmesidir ki Yüce Allah dilemedikçe bu yakın zamanda mümkün görünmemektedir.

İslam içindeki unsurların da özellikle siyasi destek ve para ile kendi dindaşına silah çekebilmesi yine bu diğer din mensuplarının kandırması ve kışkırtmasıyladır.

Olan masum yavrulara, ağaçlara, tarlalara, barış ve huzura olmaktadır. İnsanlık savaş ve şiddete verdiği para ve imkanları sağlık, eğitim ve tarıma verse, teknolojiyi savaş yerine barış ve huzura yönlendirse çok daha az maliyetle dünyadaki sorunlar biter, insanlık bugünden en az yüzyıl daha ilerde olurdu.

Ama şeytan onları kışkırtmakta, imkanları katletmeye yönlendirmekte, terörü ortam hazırlayarak büyütmekte, sonra maddi ve manevi olarak destekleyerek masumların üzerine salmaktadır.

Çözüm ve çare muhakkak aklı kullanmaktadır ama akıl kullanılamıyorsa da Allah o kimseye ve ümmete pislik atar ve atmaktadır da.

Ortadoğu maalesef bu dini oyunların merkezi halindedir ve Afrikanın bazı kesimleri ile birlikte bu coğrafya en çok kanın aktığı yerdir. İlginçtir ki bu topraklar sayısız peygamberlerin çıktığı, tüm semavi dinlerin hayat bulduğu mübarek topraklardır. Ama gelin görün ki peygamber ocağı bu yerler şimdilerde kan gölü halindedir ve Kabe’nin kendisi bile modern binalarla esir alınmış halde, paraya tutsak edilmiştir. O devasa otelleri Kabe etrafına koymakta sakınca görmeyenler ise sanılanın aksine kafirler değil müslüman geçinenlerdir.

Tarihin ve geleceğin asıl mimarının din kaynaklı olduğunun ve olacağının ispatı bu düşünceleri derinleştirmek mümkündür.

Ortadoğu özeline gelinirse de durum farklı değil çok daha nettir. Üç dinin ortak paydası ve insanlara barış ve refah için, birarada kardeşçe yaşamak için özel ve dini bir mana taşıyan Kudüs topraklarının Yahudileşmesi ve İsraile başkent yapılması için yüzyıllardır bir siyonist oyunu sürüp gitmektedir.

Bu oyun sona yaklaşmış ama çokça akacak masum kanları ihmal edilmiştir. Referandumlar, terör örgütleri inşaları, Suriye’nin bölünmesi, İran’ın düşman ilanı, Kuzey Kore’nin küstahlığı hep bu gaye iledir.

Dünya şahit olacaktır ki çok yakında İsrail Kudüs’ü kendisine başkent yapacak, dünya bir savaşın eşiğine gelecektir. Sonrası eğer planlandığı gibi giderse dünya savaşıdır. Görünen odur ki yaklaşık üç yıl sürecek ve beşyüzmilyona yakın insanın hayatına mal olacak bu savaştan sonra herşey çok daha farklı olacaktır. Bu plan tabiki siyonistlerin planıdır ve gayesi sınırları değiştirmek, yeni dünya düzeni için ortam hazırlamaktır. Hz. Süleyman’ın sarayının altında inşaatlar başlayalı çok zaman olmuştur. İsrail’e ABD senatosu 38 milyar dolar askeri yardımı vereli (hibe) bir yıl olmuştur.

İnsanlık şunu çok iyi düşünmelidir ki İşid gibi terör örgütleri bir gecede peyda olup, bir haftada nasıl tarihten silinmektedir? Bu onların bir proje olduğunun ispatı değil midir? Kuzey Irak’ta yaşananlar nedir? Filistin’in yıllardır başına gelenler tesadüf müdür?

Dünya hiç İsrail’de bir terör veya savaş duymuş mudur? Ortadoğu kaynarken birileri İsrail’in adını hiç anmış mıdır? Siyonistler başroldeyken oyuncu listesinde neden adları yoktur?

Bu soruların cevabı ; dünya tarihinin din ile şekillendiğidir.

Şeytan şeytanlığını, kul kulluğunu yapacak ve şeytani bu oyunlar bozulacaktır. Bunun da ilk adımı aynı dine tabi, farklı mezhebe tabi olsa da Müslümanların ortak çatı altında birleşmesi, şeytanlara karşı cephe almasıdır ki Kur’an’In tabiriyle bu iman kardeşliğidir. Bu birlik sağlanırsa İslam’ın bekası garanti edilecek, kan ve gözyaşı bitmese de azalacaktır.

Bu yapılmaz ve mezhepler bile diğerleriyle kavgalı yaşamaya devam ederse zaten sayıca azalmış müslüman sayısı azalacak, acı ve kan hep müslümanlara nasip olacaktır.

Din sabırdır ama zulme ve şiddete karşı sabır değildir. Allah kötü sözün açıklanmasını istemez ama mazlumun feryadının ayyuka çıkmasını ister hatta emreder. İslam’a karşı hamle yapan baltayı tutan ellere ses çıkarılmazsa o balta birgün gelip boynumuza inecektir.

Allah’a kul, Peygambere tabi, Kur’an mü’minleri hak ve adaletten, barış ve huzurdan yana olmak, şeytanlara karşı bir ve beraber olmak zorundadır. Yoksa siyonist yahudikler, cizvit papazları, ateistler ve daha niceleri İslam’ı hergün lime lime etmekte ve acı vermektedir.

Allah, kendisinin ve Peygamberinin galip geleceğine dair yemin etmiştir. Bu açıdan İslam’ın baki kalacağına eminiz. Ama İslam inananlar , kendi yolunda, Allah rızası için mücadeleyi emreder ki bunun adı cihaddır. Kalemle de, gönülle de, silahla da yapılabilen cihadın karşı tarafı din kardeşi değil din dışılardır. Kafir ve müşrikler güruhuna karşı mücadele etmek Allah’ın ricası değil emridir.

Olup bitenleri halen komplo teorisi olarak anmaya devam edenler, siyonistlere toz kondurmayanlar, papanın şeytanlığını fark edemeyenler, dünya liderlerinin bakışlarındaki İslam düşmanlığını sezemeyenler oturup bir kez daha düşünmeli ve Kur’an’a müracat etmelidir. Çünkü onların hali hal değildir.

Yüce Allah küfrün tek millet olduğunu, hak’kın tek, batılın çok olduğunu, insanların çoğunun iman etmediğini, fitne ve fesadın asla bitmeyeceğini, İslam’ın baki kalacağını, ahir zamanda işlerin zorlaşacağını ayetlerinde zaten buyurmuştur. Yine o müminleri Allah yolunda mücadeleye çağırmıştır.

O, cehennemini doldurmaya ahdetmiştir. O, yeryüzünde bozgunculuk yapanlarla konuşmayacaktır. O, zalimlere tanımsız azaplar müjdeleyendir. O, mü’minlerin dostu ve kurtaranıdır.

Başını dünyadan ahirete çeviremeyen zavallı insanlık, meseleri beşeri sanarak şeytana ve nefse tabi halde uçuruma sürüklenirken olup bitenin şeytan kandırmacaları olduğunun farkında değildir. Değildir ama bu asla bir mazerette değildir.

Siyonizmin gayesi şeytanı yeryüzüne ilah yapmak, hristiyanlığın gayesi yeryüzünde bir tek müslüman bırakmamaktır. Bu yüzden onlarla oturup kalkmak bile dinen yasaktır. Hal böyleyken İslam ülkelerinin bugün kankaları hep kafirlerdir. Bu kafirler birer yorumdan ve diyanetten öte gitmeyen mezhep ayrılıklarını kaşıyarak müslümanları birbirine düşman edenlerle aynı kişilerdir. Etnik ayrılıkları kaşıyıp kökenleri birbirine düşman edenler de bunlardır. Ama mesela neden Hollanda’da halklar veya dinler birbiriyle savaşmaz? Neden Almanya’da katolikler ve protestanlar birbiriyle savaşmaz? Ve neden İran ile sünni İslam alemi hep kavga içindedir?

Yahudiler Nazi Almanyasında şayet yakıldıysa ki yakılmadıkları artık bilinen bir gerçektir en büyük düşmanlarının Almanya olması lazım gelmez mi? Almanya halen ABD işgali altındayken neden refah ve huzur içinde yaşayabilmektedir de siyonizmin okları Ortadoğu ve Türkiye’ye dönmüştür?

Yahudilerden çıkma İsa (as) Peygamber nedeniyle Yahudi aleminin asıl düşmanı neden hristiyanlar değil de müslümanlardır? Neden yahudi ve hristiyanlar savaşmamakta ama hep kan ve gözyaşı İslam alemine nasip olmaktadır?

Cevap Kur’an’da, çözüm beyinlerde, doğru yol kaplerdedir. Vicdanlar elbet birgün hakikati hissedecek ve akıllar idrak edecektir. Ama görünen odur ki o zamana kadar daha çok müslüman kanı akacaktır.

Rabbim bizleri dinden ayırmasın.

Rabbim bizleri din düşmanları ile arkadaş eylemesin.

Rabbim bizleri aklını kullanan, kalbini dinleyen, Kur’an’dan ayrılmayanlardan eylesin.

Rabbim bizleri oynanan oyunları anlayabilenlerden eylesin.

Amin!

Bu yazıyı okudunuz mu?

Kur'an

DÛMETÜ’L-CENDEL OLAYI

DÛMETÜ’L-CENDEL OLAYI Dûmetü’l-Cendel, Tebük’e yakin, Şam’a beş gecelik mesafede bir yerdir. Hz. Peygamber Şam’da hristiyan ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir